Yazı yazabilmek için gazeteci oldu; Mevlüt Soysal

Her gün köşe yazısı yazmak isteyince, ‘gazetede çalışırsan olur’ cevabını aldı, yazı yazmak için muhabir oldu, gazetecilik yaparken 4 kitap çıkardı, biri de yolda...

10:09:29 | 2018-07-07

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI 

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Her ne kadar jeoloji mühendisi olsa da bu kentte yaşayanların ‘gazeteci’ olarak tanıdığı, günlük köşe yazılarını keyifle okuduğu biri o. Aynı zamanda edebiyata tutkun bir isim... “Yazmadığım an yaşadığımı hissetmiyorum” diyecek kadar derin bir tutku. Günlük köşe yazılarının dışında roman/hikaye yazıyor, şiir yazıyor, şarkı sözü yazıyor, müzik yapıyor. Gerçek yaşam öykülerinden yola çıkarak yazdığı kitaplarla sadece Kocaeli’de değil artık Türkiye’de de tanınıyor. Birçok dergide ve blogda makaleleri yayınlanan, çeşitli tiyatro ve öykü yarışmalarında ödüller alan Mevlüt Sosyal, genç yaşına tam 4 kitap sığdırmış bir isim. ‘Tırnak İçinde’, ‘Tek Tanığım Gökyüzü’, ‘Dünün Birinde’ kitaplarının ardından ‘Temmuz’ adlı kitabını okurlarıyla buluşturan Soysal ile dünü, bugünü ve geleceği konuştuk.

 

Sevgili Mevlüt, aslında jeoloji mühendisi olduğunu biliyoruz. Peki, gazetecilik serüveni nasıl başladı?

Gazeteciliğe başlamam, edebiyata olan düşkünlüğümün sonucudur. Biraz erken bir tercihle jeoloji mühendisliği okudum. Üniversitenin son yıllarında sanatın pek çok dalına ilgi duymaya başlamıştım. Müzik yapmaya çalıştım, şiir/hikaye/roman/köşe yazısı yazdım. Yüksek lisans döneminde amatör bir müzik grubu kurduk, bir yandan da kendi özelimde yazılar yazıyordum. O dönem Kocaeli’de edebiyatla uğraşan kişilerle tanışma fırsatı buldum, onların çıkardığı dergilerde yazmaya başladım fakat uzun ömürlü olmadı. Dergiler, kısa süre sonra yayın hayatını sonlandırdı. Ben de yazılarımı yerel bir gazeteye götürdüm, birkaç hafta sonra yayınlanmaya başladı. Bir yıl gazetede yazı yazdım, sanatla alakalı röportajlar yaptım. Yazılarımı her gün yazmak istediğimi söyleyince, gazetede çalışmam gerektiği cevabını aldım. Yazı yazmak için muhabir oldum. Gazetecilik serüvenim böyle başladı. Sıkça karşılaştığım bir soru oluyor; ‘Neden jeoloji mühendisliği yapmadın?’ Şu var ki; bir kere daha dünyaya gelsem yine jeoloji mühendisliği okurdum ve yazar olurdum. Jeoloji sadece doğayı değil hayatı anlamaya ilişkin bir bilim. Mühendislikte öğrendiğim matematiği yazılarımda kullandım.

 

Kitap yazma fikri nasıl doğdu?

Çevreyi çok hızlı algılayan biriyim ben. Gördüğüm şeylerle ilgili hemen bir hikâye yazarım. 15 yıldır elimde çeşitli materyaller vardı. 2012 yılında, bir bölümü makale, bir bölümü de yayınlanmayan yazılarımdan oluşan ‘Tırnak İçinde’ isimli kitabım KYÖD aracılığıyla, KYÖD yararına çıktı. Amatör bir çalışma olsa da beni motive etti. Edebi mesele benim çok inat ettiğim, çok çalıştığım, sabahları erken kalkıp kafa yorduğum, düşündüğüm bir şeydi. 2013 yılında kafaya taktığım, biraz incelediğim çocuk istismarı üzerine kurgu yaptım ve yazmaya başladım. Şiddetin tüm unsurlarında iş istatistiğe dönünce, gerçeklikten uzaklaşılıyordu. Ben ise yaşanan acının çevresinde çok büyük bir etki bıraktığını düşünüyordum ve istatistiğe indirgenmesini doğru bulmuyordum. İstismara uğrayanın ve istismar edenin psikolojisi, buna çevrenin, gazetecinin, avukatın bakışı üzerine ‘Tek Tanığım Gökyüzü’ isimli kitabımı yazdım. Kitabı çıkarırken önceliğim iyi bir yayınevi olmasıydı. Kitabımı Türkiye’nin her yerine ulaştıracak bir yayınevi olmasını istedim ve Kaynes Yayınları’ndan çıkardım.

 

Tek Tanığım Gökyüzü çok ilgi gördü. Kaçıncı baskısını yaptı?

Tek Tanığım Gökyüzü isimli kitabım 3. baskısını yaptı, yeni bir kapak çalışmasıyla bir kez daha okuyucuyla buluştu. İçeriğinde de birtakım değişiklikler yaptım. Türkiye’de ulaştığı kitleler tarafından beğenilen bir kitap oldu. Bu durum da ‘Dünün Birinde’ ve ‘Temmuz-Bir Gazetecinin Üç Buçuk Haftası’ isimli kitaplarımı yazmam konusunda beni motive etti. 2016 yılında ‘Dünün Birinde’ isimli kitabımı okuyucuyla buluşturdum. ‘Dünün Birinde’, toplumların yüzyıllardır tartıştığı aşk ve sevgi kavramlarını baş döndürücü bir kurgu ve akıcı bir anlatımla irdelerken, ‘Mutluluk için hangisine ihtiyaç var?’ sorusuna da yanıt arayan bir çalışma oldu. Eylül ayında 2’nci baskısını yapacak. Geçtiğimiz şubat ayında da ‘Temmuz’ isimli kitabım çıktı. ‘Tek Tanığım Gökyüzü’ ve ‘Dünün Birinde’ ağırlıklı olarak edebi çalışmalardı, ‘Temmuz’da politik bir duruş var.

 

Temmuz, nasıl bir kitap?

İsminden dolayı 15 Temmuz’u anlattığı sanılıyor ancak öyle değil. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ‘15 Temmuz’ dolayısıyla düzenlediği tiyatro oyunu yazma yarışmasında yazdığım oyunla bağdaştırılıyor, alakası yok. O oyun da Türkiye ikincisi olmuştu. Benim için en zoru tiyatro oyunu yazmak oldu, teknik yanları fazlaydı ve beni çok zorladı. Temmuz’a gelince; ben Ergenekon, Balyoz sürecini iyi takip eden bir gazeteciydim. O dönem dramatik olaylar yaşanıyordu ve beni çok etkileşmişti ancak yaşananları derli toplu bir dosyaya dönüştürememiştim. Sonrasında bunu yapmadığım için pişman oldum. Bu dönemde ise yaşanmışlıkları kaçırmak istemedim.

Ben çevremdekilere 10 yıl sonra ‘Türkiye böyleyken sen ne yaptın?’ sorusunu sorarım. Bana da bu soru sorulduğunda yazdıklarım bir kanıt olacak. ‘Temmuz’da, yaşananlar karşısında ben ne yaptım, benim yaşadıklarım ve ülkenin yaşadıkları nelerdi, bunları anlattım. 320 sayfalık bir kitap oldu. Temmuz’dan geçmişe gidip Ergenekon döneminde benim de içinde olduğum hikayeleri anlattım. Bir günlük gibi ama ana nokta 15 Temmuz sürecinde yaşadıklarım oldu. Türkiye neredeydi, nereye geldi? O olay olduğunda ne yapıyordum? Kendi yalnızlıklarım, insanların ruh hali gibi konuları anlattım. Edebi açıdan güçlü bir kitap olmasının yanında 7-8 yıl sonrası için önemli bir materyal olma özelliğini de taşıyor. Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli olayının yarattığı iklimi kendi hikayemi anlatarak irdeledim.

 

Peki, günün hangi vakitleri yazarsın?

Sabahları yazarım. Gazetede editörlük yapınca sürekli yazı görmekten algım düşüyor. Akşam yazmak zor oluyor. Sabahları erkenden uyanıp yazıyorum. 

 

4 kitap yazdın, tatmin edici bir okuyucu kitlen oluştu mu?

Ben bazı gerçekleri bilerek hareket ediyorum. Bu nedenle de motivasyonumu kaybetmiyorum. Kitap, Türkiye’de en az satan şeydir. Hele de şu dönemde, sosyal medya ve hayatın yorgunluğu algılamayı iyiden iyiye zorlaştırmışken... Biz elimizdeki telefondan dahi yazı okurken çevresindeki şeylere bakıyoruz. Kısa yazılar okumaya çalışıyoruz. Kitap okunmuyor. Böyle bakıp, geldiğim noktayı düşündüğümde istediğim yerdeyim.

 

Çok kitap okur musun, hangi yazarları takip ediyorsun?

‘Yazabilir miyim?’ düşüncesini bana tattıran Charles Bukowski’dir. 2003 yılında bir kitabını okuduktan sonra anlatım tarzı, gerçekçiliği, kuralsız dili beni etkiledi. 15 yıldır onu okuyorum. Sonra John Fante’yi çok beğenirim. Kaldı ki Charles Bukowski’nin okuduğu bir yazardır kendisi. Bir de Kafka’yı okurum. Bu 3 yazarı biraz tanıdığıma inanırım ama ‘dördüncüyü say’ deseniz sayamam. Yerli yazarlardan da Küçük İskender, Ertuğrul Özkök, Murathan Mungan, Sunay Akın okuduğum yazarlardır. Şunu da belirtmeliyim; eşim avukat Yağmur Soysal ile kitap dünyasını paylaşıyorum. O, benden daha hakim kitaplara.

 

Eşinden de destek alıyorsun yani…

Evet, Kafka’nın bir inanışı vardı, yazıları sekteye uğrayacağı için evlenmemişti ancak ben evlendikten sonra daha derli toplu ürünler ortaya çıkarmaya başladım. Eşim Yağmur ve kızım Dora ile güzel bir hayatımız var. Eşim kitaplarla daha yakın olduğu için ben de daha derli toplu yazılar yazdım. Kitaplarım ikimizin ürünü. Ben yazıyorum o editöryel kısmını hallediyor. Evlilik, yazmam açısında olumlu bir sürece döndü. 4 yılda, 4 kitap ve bir çocuk hayatımıza katıldı.

 

ÇOCUK KİTABI YOLDA

 

Yazmanın senin için anlamı nedir?

Yazmak veya üretmek benim için var olmanın karşılığı. Yazmadığım zaman yokluk hissediyorum, var olmadığımı hissediyorum. O yüzden sürekli yazarım. Şu anda da yazdığım şeyler var. Mesela bir çocuk kitabı yazdım. 9-10-11 yaşa hitap ediyor. Resimleri çiziliyor. Eylül, ekim gibi çıkacak.

 

Edebi ve politik kitaplardan sonra neden bir çocuk kitabı?

Çocuklar için de bir ürün ortaya çıkarmak istedim. Kitabın ismi henüz belli değil, dosya halinde. Çocukların kendi deneyimlerinden doğaya, sevgiye, spora ulaşmalarını anlatan bir kitap oldu. Ayrıca elimde iki roman ve öykü dosyası da var. Onları da ilerleyen zamanda okuyucuyla buluşturmayı hedefliyorum. ,

 

Son olarak kendini gelecekte nerede görmek istersin?

Şu an ‘gazeteci-mühendis’ olarak tanınıyorum ancak 5-10 yıl sonra ‘Yazar Mevlüt Soysal’ olarak tanınmak istiyorum.




ETİKET :   mevlüt soysal gazeteci kitap Tek Tanığım Gökyüzü Dünün Birinde Tırnak İçinde Temmuz 15 Temmuz yazar köşe yazarı

Tümü