Türkiye’nin tek özel türbin üreticisi; DURSUN KÖSE

Ülkemizin hidroelektrik santralleri için türbin üreten tek özel şirketinin ilimizde faaliyet gösterdiğini biliyor muydunuz? Peki, bu şirketin sahibinin tanınmış iş adamı Dursun Köse olduğunu…

15:49:44 | 2018-03-19

RÖPORTAJ: Zeynep AKAR
FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Başarılı iş hayatı, mutlu aile yaşantısı ve pozitif kişiliğiyle tanınan Dursun Köse, şu sıralar yaptığı yeni atılımlarla gündemde.

Çalışmaya hayatına çocuk denecek yaşlarda başlayan; 25 yaşından sonra üniversite sınavına girerek inşaat mühendisliği diplomasını alan; hem okuyup hem ev geçindiren; üzerine bir de master yapan Dursun Köse iş hayatındaki heves ve motivasyonunu asla kaybetmeyen bir isim.

İnşaat-taahhüt, enerji ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren şirketleriyle, pek çok iş kolunda büyük projelere imza atan Köse, aynı zamanda Türkiye’nin türbin üreten tek özel firması Marbeyaz Makine Sanayi A.Ş.’nin de sahibi.

Dursun Köse ile Trabzon’dan Kocaeli’ye uzanan öyküsünü, Marbeyaz’ın kuruluş hikayesini ve güzel ailesini konuştuk.

 

 

Kimdir, Dursun Köse?

15 Mart 1971’de Trabzon Akçaabat Doğankaya Köyü’nde doğdum. Liseden sonra öğrenimime bir süre ara verdim, 1994 yılında eşim Neşe Hanım ile evlendim. İzmit’e ilk kez 1996 yılında okul dolayısıyla geldim. Kocaeli Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümü mezunuyum. Ardından da iş güvenliği alanında master yaptım.

Yani hem okuyup hem de ev geçindirdiniz…

Aslına bakarsanız, çalışmaya ortaokul son sınıftayken başlamıştım. İlk olarak Erzincan-Tercan Barajı’nın yapımında çalıştım. Hidroelektrik santrali idi. Daha sonra 1990 yılında, kendi firmamız olan Yapıtek İnşaatı kurduk. Merkezimiz Ankara’dadır. Yapıtek Grup 3 kardeş ve 2 kuzen olmak üzere toplamda 5 kişiyle kuruldu. Daha sonra çocuklar ve yeğenler de ilave olunca toplamda 20-25 kişilik bir sülale şirketi olduk.

Buna rağmen üniversitede okumayı aklınıza koymuşsunuz anladığım kadarıyla…

Bu sektörde, inşaat işlerinde ihalelere girmek için iş bitirmeniz olması; iş bitirme alabilmek için de mühendis olmanız gerekiyor. Bu yüzden geç de olsa okumayı başardım sayılabilir. İşin hem teorisini hem de pratiğini öğrenmeye çalıştım. 1994’te önce 19 Mayıs Havza Meslek Yüksek Okulu’nu kazandım. Orada 2 yıl okudum ve inşaat teknikeri olarak birincilikle mezun oldum. Sonra da Kocaeli Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği bölümünü bitirdim. En sonunda da iş güvenliği alanında master yaptım.

Yapıtek ne alanda faaliyet gösteriyor?

Biz grup olarak 3 ana sektörde faaliyet gösteriyoruz. Bunlardan birincisi inşaat-taahhüt işleri, ikincisi Trabzon’daki HES’lerimizle enerji alanı, üçüncüsü de sanayi sektörü. İnşaat sektöründe yaklaşık 38 yıldır hizmet veriyoruz. Yapıtek’ten sonra başka şirketler de kurarak bir inşaat grubu haline geldik. Şu an Ankara’da 7-8 şirketimiz var. Yapıtek İnşaat’la yüksek bütçeli projeleri hayata geçirdik. Güneydoğu’da çalışmalarımız oldu, Trabzon Havaalanı inşaatını gerçekleştirdik, HES’ler, limanlar yaptık. Kocaeli’de de iş yaptık. Yapıtek kurulduğundan beri iş neredeyse, ben de orada oldum.

Bu arada evliydiniz… Neşe Hanım da sizinle birlikte şehir şehir gezdi mi?

Evet. Bursa’da oturduk, Zonguldak’ta oturduk, bir ara Kütahya’daydım. 1999’dan sonra firma olarak Kocaeli’de iş yapmaya başladık. Öğrenciliğim sırasında Derince 60 Evler’de ablamın yanında kalmıştım, bu yüzden Derince’yi çok severim. İş de vesile olunca yine aynı muhitte bir eve taşındık ve Kocaeli’de yaşamaya başladık. Ancak ne yazık ki evimiz depremde ağır hasarlı idi sonra da yıkıldı. Ondan sonra İzmit’in her yerinde yaşadık. Depremin ardından firma olarak burada iş aldık, Gölcük’ün alt yapısını yaptık. Bu proje 6-7 yıl sürdü. Daha sonra da eskiden Çelik Sanayi fabrikasına ait olan bu yeri aldık.

 

 

FABRİKADAN ÇOK ETKİLENDİM

Siz satın aldığınızda Çelik Sanayi kapanmış mıydı?

1998 yılında kapanmıştı. Çelik Sanayi, sektöründe dev bir firmaydı ve 1960 yılından beri faaliyetteydi. Açıldığı günden kapandığı güne kadar çalışan işçileri vardı, bu insanlar fabrikaya gönülden bağlıydı. Biz satın aldığımızda, kapatıldığı gün fabrikada içilen çayların bardakları, yarım söndürülmüş sigaralar bile masanın üzerinde duruyordu. Sanki aniden kaçarak terk etmişler gibiydi ve bu beni çok etkiledi. Bizden önce bu fabrika binasını 126 iş adamı gezmiş, bize kısmet oldu. Çelik Sanayi’de çalışmış ve şimdi de bizimle beraber çalışan arkadaşlarımız var.

Peki, Yapıtek olarak siz burayı ne amaçla kullanmak üzere satın aldınız?

Devlet, Trabzon’da 60’lı yıllarda köylere atölyeler kurmuştu. Bizim köyde de bir atölyemiz vardı. O atölyelerde basit marangozluk, imalatlar yapıyorduk. Çocukluğum hep bu atölyelerde geçti. 80’li yıllardan sonra inşaat işlerine girdik. Baraj yaptık, kendi HES’lerimizi yaptık. İnşaat ve enerji sektöründe zaten vardık. Çocukluğumuz atölyede geçtiği için ‘bizim asıl işimiz sanayi’ diye düşündük ve o hevesle de burayı aldık. Ne üzerine faaliyet göstereceğimizi bile planlamadık. Önce yeri aldık, fikir sonra oluştu. Burayı sanayi yapmamızın nedenlerinden biri de kendi inşaatlarımızda kullanacağımız materyali üretmekti. Mesela Trabzon Havaalanı binasının çelik işlerini burada yaptık. İnşaat ayağımızı da desteklemiş olduk.

 

GEMİCİLİK YAPACAKTIK

Şu anda fabrika Marbeyaz olarak devam ediyor… Marbeyaz ne zaman kuruldu?

Fabrika sahasını 2005 yılında Yapıtek olarak aldık, 2008 yılında da Marbeyaz Makine Sanayi A.Ş. adlı şirketimizi kurduk. Fabrikada 2008’e kadar Yapıtek İnşaat’ın küçük işlerini yaptık, daha sonra Marbeyaz olarak sanayi sektörüne girdik.

Marbeyaz adı nereden geliyor… Sanki denizcilik sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın adı gibi.

Doğru… Biz Marbeyaz’ı ilk önce gemicilik üzerine kurmuştuk. Burada yat ve tekne imalatı da yapacaktık ancak daha sonra önümüze liman yapıldı. Önümüzün kesilmesi bir yana, arkasına da yat ve tekne imalatı yapılamaz diye not düştüler. O iş kaldı ama hala bir hayalim var. Önümüzdeki sene burada kendim için küçük bir tekne yapacağım.

Gelelim, Marbeyaz’da neler üretildiğine…

HES’lerde kullanılan türbinleri üretiyoruz. İnşaatlarda kullanılan kule vinç makinelerini ürettik ve üretmeye devam ediyoruz. Barajlarda kullanılan kapak, boru, vana gibi çelik aksamları üretiyoruz. Özel projelerle her türlü çelik üretimini yapabiliyoruz. 2011 yılında artık HES’lerin tüm kısımlarını yani tünelinden inşaatına kadar her şeyini yapıyorduk, bir tek türbinlerini yapamıyorduk. Ülke olarak önceleri Avrupa’dan gelen türbinleri kullanıyorduk. 2000’li yıllardan sonra da Çin firmalarına türbin yaptırmak zorunda kaldık. Çin ucuz ama kalitesiz, Avrupa ise çok pahalıydı. Devletin bu konuda yerli firmalara verdiği teşvikler de olduğu için bu alana kaydık. HES’lerin çelik işlerini yaparken Norveç’te, Türkiye’ye iş yapan Rainpower adlı firmaya türbin parçalarını da yapmaya başladık. 8-10 projelerine parça ürettik. 2011’den itibaren de türbinleri komple üretmeye başladık. Tabii bu süreç uzun sürdü.

Biraz bahseder misiniz?

Önce İtalyan bir firmayla görüştük, bir süre onlarla çalıştık ama firma burada üretim yapmaya pek niyetli değildi. Daha sonra 2013 yılında Gilkes adlı 160 yıllık bir İngiliz bir firmasıyla tanıştık. Türbinin 3 çeşidi var. Pelton, Francis ve Kaplan. Gilkes, Pelton ile Françis tipindeki türbinleri yapıyor, ayrıca Pelton tipindeki türbinin dünyadaki ilk üreticisi olma özelliğini taşıyor. 2015 yılında Gilkes Sanayi A.Ş. adıyla, yüzde 50 ortak olarak bir firma kurduk. Artık türbinin tamamını burada üretebiliyoruz. İlk türbinimizi Trabzon’da kendi projemize yaptık, sonra Kastamonu için bir tane ürettik. Bunu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Belediyesi için ürettiğimiz türbinler izledi. Şimdi Konya’dan ve Artvin’den iki iş daha aldık. Bu türbinler içme suyu hatları üzerine basınç kırıcı veya maslak yerine yapılıyor. Hem İçme suyundaki basınç kırılmış oluyor hem de belediyelerin bir kısım elektriği karşılanmış oluyor. Şu anda diğer belediyelerde de bu tarz işlerin hazırlığı var, onlarla da çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca yurt dışında da birkaç projemiz var. Bu projelerde de belli bir aşamaya geldik.

Türkiye’de sizden başka türbin imal eden firma var mı?

Bir devlet firması olan TEMSAN var. Türbinde en önemli kısım, tasarım. Türbin hassas bir konu. Bir seri imalatı yok, her defasında yeniden tasarlanıyor. Seri imalat olarak 1 mw altında küçük bir türbin imalatını KOSGEB desteğiyle kompakt olarak ilk defa biz ürettik. Avrupa’da böyle bir türbin yok. Bu konuda Ar -ge çalışmalarımız devam ediyor.

Her HES için ayrı bir türbin üretiliyor. Sizin tasarımlarınızı kim yapıyor?

Türbinlerin tasarımını şu anda İngilizler yapıyor. Gilkes firması şöyle çalışıyor: Müşteriyle görüşüp anlaşmayı yapıyorlar; daha sonra tasarımlar İngiltere’de bir ofise geçiyor. Jeneratörünü dışarıdan sipariş veriyor, türbini Marbeyaz’a sipariş veriyor. Her iki firmanın işini de burası yapıyor. Daha sonra da üretim aşamasına geçiliyor. Gilkes’in İngiltere’de fabrikaları da var, oraya da işler yapıyoruz. Kayıtlarımıza göre türbin ihracatını ilk defa Marbeyaz olarak biz yaptık. Firma olarak teknik kapasitemiz çok yüksek, iyi yetişmiş mühendislerimiz var.

Dursun Bey, Marbeyaz’ın hedefi ne?

Hedef, hem jeneratör hem türbinin tasarımını ve üretimini komple Türkiye’de yapmak. Bu konuda çalışmalarımız var. Ülkemizin her alanda üretmeye ihtiyacı var. Çok genç ve zeki bir nüfusa sahibiz. İmkan verildiğinde bizim insanımızın yapamayacağı bir şey yok. Son yıllarda savunma sanayinde yüzde 60 yerlilik oranı sağlandı. Bu gurur verici bir şey. Biz de ülke ekonomisine küçük de olsa bir katkı sunmaktan mutlu oluyoruz.

Başka bir sektöre daha girmeyi düşünüyor musunuz?

Hayır, düşünmüyorum çünkü bu işi çok seviyorum. İçimde sürekli yeni işler yapma ve büyütme hevesi var. O motivasyonumuz var. Normalde burayı satıp bir iş yapmayabiliriz de ama çalışmak üretmek başka bir şey.

 

 

İş dışında neler yaparsınız?

Geçmişte Kocaelispor ve Trabzonspor’da yöneticilik yaptım ama şu anda hiçbir sosyal faaliyetim yok. Son 5-6 aydır sadece yürüyüş yapıyorum.

Futbolla hala ilgileniyor musunuz?

Yöneticilik yapınca, açıkçası futboldan biraz soğudum. Kulüp yöneticileri gerçekten takdir edilmesi gereken insanlar. İşlerinden ve ailelerinden ayırdıkları zamanları ve ekonomilerini kulüplere harcarlar ama kimseye de yaranamazlar. Eskiden maçların ayrı bir tadı vardı. Hakkeden kazanırdı. Sonradan iddia oyunları vs işin içerisine girince, futbol, futbol olmaktan çıkarak bahis oyunları dünyasına döndü. Biz Trabzonluların futbol hayatında 2 dönem vardır: 96 öncesi ve 96 sonrası.

Neden?

Son zamanlarda hep ‘2011 şampiyonluğumuz elimizden alındı’ diye konuşulur ama esas şampiyonluğumuzu 96 yılında ayak oyunlarıyla aldılar. O zaman telefon dinleme vs yoktu. Olsaydı kesin açığa çıkardı. Hatta bu yüzden yanlış hatırlamıyorsam, 2 veya 3 Trabzonspor taraftarı intihar etmişti. Sadece sahadaki oyun olsa ve hakkeden kazansa çok güzel bir faaliyet ancak gerçekte böyle olmuyor. Gücünü kullanan kazanıyor. İşte bu yüzden soğudum.

Dursun Bey, biraz da özel hayatınızdan bahsedelim. Neşe Hanım’la nasıl tanıştınız?

Neşe Hanım ile çocukluğumuzdan beri tanışıyoruz. Zeynep Hanım, ben bir ay bedelli askerlik yaptım ama askerlik halen devam ediyor (gülüyor). Evde sürekli bir komutan var gibi. Neşe Hanım’ın çok sert bir kişiliği vardır. Şaka bir yana, uzun yıllardır sorunsuz devam eden bir evliliğimiz var. Neşe Hanım, evlendiğimizden beri benim en büyük desteğimdir.

İki kızınız vardı, değil mi?

Evet, iki kızım vardı adları Bilçe ve Zeynep. Şimdi onlara bir de yeğenim eklendi, onun da adı, Aylin. Bilçe üniversite öğrencisi, Zeynep de lisede. Aylin daha 2 yaşında dünya tatlısı bir çocuk. Onunla zaman geçirmek çok güzel ama ancak hafta sonları görüşüyoruz. Kızlarla arkadaş gibiyiz. Bilçe doğduğunda ben hala öğrenciydim; ben mezun oldum, o okula başladı. Neşe Hanım, onlara karşı benden daha disiplinli olduğu için kızlar her istediklerini bana yaptırır. Birlikte çok eğleniyoruz.

Birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Kızlarla birlikte sinemaya gitmekten, horon oynamak ve evde beraber vakit geçirmekten keyif alıyoruz. Şu aralar onlara araba kullanmayı öğretiyorum. Neşe Hanım’la birlikteyken de doğaya kaçarız, bütün İzmit’in dört bir tarafını gezeriz. Beraberken sıkıldığımızı hiç hatırlamıyorum. Hiçbir şey yapamazsak, müziği açar birlikte horon oynarız.

 




ETİKET :   Marbeyaz Makine Sanayi A.Ş. dursun köse türbin gemi fabrika KOSGEB

Tümü