kocaeli , 12-11-2019

Sonbahar kamp önerileri

Sonbahar; yeşilin yavaş yavaş sarıya, hatta kahve ve kızıl tonlara döndüğü, güneş ışıklarının eğilip ağaçların arasından süzüldüğü, doğada adeta renk cümbüşünün yaşandığı mevsim... insanı büyüleyen, seyrine doyum olmayan manzaraların mevsimi...

11:36:10 | 2019-11-07

HAZIRLAYAN: Gamze Kır Sapancı (@gamzenika) 

Akın Sapancı (@akinsapanci)

 

Sonbahar aynı zamanda kamp yapmak için de en ideal mevsim. peki, nerede kamp yapacaksınız? yanı başımızdaki kamp alanlarını, kamp hayatına dair tecrübe ettiğimiz her şeyi sizin için derledik. haydi alın çadırlarınızı, atın kendinizi doğaya ve bu görsel şölenin tadını çıkarın!

 

 

Yeşil-mavi: PÜRENLİ YAYLASI

Pürenli Yaylası’na giriş yaptığınızda sizi şirin mi şirin yayla evleri ve küçük bir gölet karşılayacak. Karşılaştığımız bir teyze ‘Ben kendimi bildim bileli bu göl var, atalarımızdan kalma’ diyor. Kışın yoğun kar yağışı ile oluştuğu da aldığımız duyumlar arasında. Şirin yayla evlerinin göle yansıması ise muhteşem bir fotoğraf karesi. Göl çevresinde çadırlar görmeniz mümkün fakat etrafında yayla evleri olduğunu ve özellikle yaz aylarında yaylacıların evlerinde olduklarını belirtmek isterim. Biz bu sebeple gölden devam eden yayla yolunu takip ettik, çok ıssız değilse ormana yakın, doğanın göbeğinde kamp yaparız diye düşündük. Yolun yukarısı ve aşağısı olmak üzere iki alanda da pek çok kampçının çadırlarını gördük hatta çocuk sesleri duyduk. Çadırımızı bir ağaç altına kurmaya karar verdik. Size tavsiyem hiçbir kamp gecenizi, insanlardan çok uzak alanlarda geçirmemeniz. Sonuç olarak doğadayız ve yabani hayvan konusunda emin olmak mümkün değil.

 

Ulaşım

Pürenli Yaylası, Sakarya Düzce istikametinde ilerlerken Dokurcun Köyü ayrımına geldiğinizde sol taraftaki yoldan devam ederek ulaşabileceğiniz bir yayla. Yaklaşık olarak 1400 metre rakımı olduğundan yolun belli bir kısmı zorlu geçiyor. Dokurcun ayrımından sonra dümdüz ilerleyip, taşlık bir yolda devam edeceksiniz. Akabinde sola dönerek tekrar bozuk bir yoldan ilerleyeceksiniz. Tabela olarak yayla isimlerinin yazdığı tek bir tabela gördüğümü anımsıyorum, bu sebeple yolunuzu önceden planlamanızı tavsiye ederim. Yaklaşık 11 km’lik taşlı bir yoldan yokuş çıkacaksınız. Öğrendiğimize göre bu yol kışın kapanıyor.

 

 

Pürenli Yaylası’nda ne var ne yok?

• Gölet etrafında veya yaylada özel konaklama tesisi, kamp tesisi gibi bir alan yok. Serbest bir kamp alanı. Ücretsiz. İstediğiniz en güzel yere çadırınızı atabilirsiniz. Göl çevresinde yayla evleri olduğundan ve özellikle hafta sonları günübirlikçiler geldiğinden, yayla tarafı bize çok daha cazip geldi.

• Pürenli etrafında herhangi bir alışveriş olanağı yok, alışverişinizi yukarı çıkmadan önce yapmanız gerekiyor.

• WC, duş yok.

• Çeşme ve temiz su mevcut. Çeşmeden içme suyunuzu da tedarik edebilirisiniz.

• İnternet çekmiyor. Buraya gideceğiniz zaman mutlaka ailenize önceden haber verin, ciddi bir endişelenmeye sebep olmayın.

• Ateş yakma imkânınız var hatta civarda çok fazla odun bulma şansınız da var. Biz risk almamak adına odunu yol kenarındaki oduncudan almıştık fakat ormanlık alanda ciddi odun toplama imkânı olduğunu gördük.

• Göl çevresine ve orman yoluna doğru, yaylada yürüyüş yapma imkânı var.

 

 

Nelere dikkat etmeli?

• Pürenli Yaylası için mevsim tercihiniz bahar veya yaz olursa daha avantajlı olacaksınız. Sonbahar olmasına rağmen çok soğuk. Kış aylarında ulaşım mümkün olmayabilir.

• Mevsim ne olursa olsun, Karadeniz iklimi hâkim olduğundan ve yayla içinde yer alması nedeniyle özellikle akşam saatlerinde oldukça soğuk oluyor.  Uyku tulumlarınızı ve kalın kıyafetlerinizi almayı unutmayın.

• Pürenli çevresinde mutlaka yürüyüş yapın. Hatta yayla sakinleri ile sohbet etmek, yayla evlerini fotoğraflamak gibi aktiviteler de oluşturabilirsiniz.

• Pürenli Yaylası’nda herhangi bir yabani hayvan tehlikesi yaşamadık fakat sabah saatlerinde inekler otlamaya çıktığında başımıza gelenlere hala gülüyoruz. Kahvaltımızı yaptıktan sonra tam da keyif yapacakken, aniden ineklerin baskınına uğradık. Hem de ne baskın! Etrafta ne var ne yok yediler. Kovalanmaktan, ateşten asla korkmaksızın çöp, yiyecek ne varsa midelerine indirdiler. Bu anları uzaktan izleyenler bize akıl verdikten sonra aynı durum karşı tarafın başına geldi. Keyfinizi fazla uzatmadan tüm eşyalarınızı güvene almanız faydalı olacaktır.

• Yaylada güvenlik anlamında hiçbir sorun yaşamadık fakat gece uyurken çok fazla silah sesi geldi. Hatta karşılıklı atışmalar da oldu.

• Pürenli Yaylası’nda yeme içme keyfi ise bambaşka. Tüm malzemelerinizi alıp, ateş başında yemeğinizi pişirip, sabah ise harika bir kahvaltıyla güne başlayabilirsiniz.

• Gün doğumu sonrası hava hala serin olduğundan sabah da ateş yakmanız gerekecek. Sabah hem yürüyüş yapıp hem de odun toplamak da Pürenli’de harika bir aktivite.

 

 

 

Cennetten bir köşe: SÜLÜKLÜ GÖL

Sülüklü Göl konum itibariyle ormanların arasında kalan doğa harikası bir göl. Uzmanların incelemelerine göre yaklaşık 300 yıl öncesinde Tavşansuyu Köyü’nün yolu buradan geçiyormuş. Tektonik hareketler sonucu yol kesilmiş ve Sülüklü Göl oluşmuş. Gölün etrafını saran çam ve kayın ağaçları çok uzun olduğundan, ormanın ortasında kocaman bir göl görüntüsüyle sizi büyülüyor.

 

Ulaşım

Sülüklü Göl aslında Bolu Tavşansuyu Köyü’nün sınırları içerisinde kalıyor fakat Sakarya ile Bolu’nun sınırını belirlediği için bu iki güzel ilimiz tarafından paylaşılmış durumda. İzmit’ten gidişte Sakarya Akyazı üzerinden ilerleyip Dokurcun Köyü’ne vardıktan sonra 9.5 km’lik toprak yoldan Sülüklü Göl’e çıkıyorsunuz. Yol, taşlı ve dar olsa da yanı başınızda akan derenin sesi, daha girişte sizi tüm misafirperverliğiyle karşılayan doğa, tüm olumsuzlukları unutturuyor. Yolda ilerlerken karşınıza sincap çıkabilir, şimdiye kadar hiç görmediğiniz renkli kuşlar görebilir ve tertemiz havayı ciğerlerinize çekebilirsiniz. Sülüklü Göl’e çıkan yol biraz zorlu olsa da yolun sonunda sizi bekleyen cenneti gördüğünüzde asla pişman olmayacaksınız.

 

 

Sülüklü Göl hakkında bilinmesi gereken önemli detaylar:

• Sülüklü Göl’de herhangi bir satış noktası yok. En son alışveriş yapabileceğiniz nokta Dokurcun Köyü, alacaklarınızı buradan alıp çıkmanız gerekiyor. Dokurcun Köyü yaklaşık 12 km uzaklıkta.

• Sülüklü Göl’e çıkan toprak yol 9.5 km’lik dar ve taşlı bir yol. Yağışlı zamanlarda çıkış biraz zor olsa da çıkışı engelleyen bir olumsuzlukla karşılaşmadık.

• Sülüklü Göl’de telefonlar çekmiyor. Bazı GSM operatörlerinin çektiği söyleniyor fakat biz denk gelmedik. Telefonların erişimsiz olması da kafa detoksu yapmanızı sağlayacak, doğanın tadını çıkarın :)

• Sülüklü Göl Milli Park alanı çevresinde kamp kurulabiliyor. Milli park olması sebebiyle girişler ücretli.

• Sonbaharda gece çadır şartları çok zorlu olmuyor. Hiç üşümedik, uyku tulumu yeterli olacaktır.

• Sülüklü Göl Milli Park’a girişte lavabolar mevcut, çok temiz olmasalar da iş görüyorlar.

• Temiz su için çeşmeler var.

 

• Kampta ateş yakmak serbest, doğaya zarar vermeden, kontrollü bir şekilde ateş yakabilirsiniz. Maalesef orman gezimiz sırasında çok fazla ağacın kesildiğini gördük, lütfen bu konuda duyarlı olalım ve doğaya zarar vermeyelim. Köyde odun satışı var ve çok ucuz. 1 çuval odun 15 TL. Ayrıca etrafta bolca kuru dal bulunuyor, ateş yakma konusunda sıkıntı yaşamazsınız.

• Sülüklü Göl çevresinde yürüyüş alanı var fakat yağış sebebiyle yürüyüş parkuru biraz daralabiliyor. Biz, göl çevresinde hemen hemen tam tur yapabildik.

• Sülüklü Göl’ün yukarısında bir de yayla var, sanırım 1000 metre yukarıda. Biz henüz keşfedemedik ama fotoğraflarına baktığımızda harika bir manzaraya sahip olduğunu gördük. Vaktiniz varsa mutlaka doğa gezisi yapın.

• Sülüklü Göl’de yabani hayvanlarla ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadık fakat bu demek değil ki yabani hayvanlar yok. Dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyoruz.

• Gece çok fazla tüfek sesi duyacaksınız, bu biraz rahatsız edici. Maalesef ‘yasak’ tabelalarına rağmen atışa devam ediyorlar.

• Sülüklü Göl günübirlik piknik yapmak için de ideal bir yer. En azından doğa harikası bir yerde piknik yapmış olmanın tadını çıkarın. Tercih sizin ama tavsiyem kamp kurmaktan yana :)

• Sülüklü Göl’de sülükten çok kurbağa ve balık var. Vakti zamanında göle atılan balıklar sülükleri yemiş ve sülük kalmamış diye söyleniyor.

• Sülüklü Göl’de balık tutmak yasak.

• Sülüklü Göl için yeme içmeden bahsedecek olursak, ister yukarı çıkarken sağdaki alabalık tesislerinde yemeğinizi yersiniz, isterseniz kendin pişir kendin ye yaparsınız :) Tercih sizin. ‘Tavsiyeniz nedir?’ derseniz tabi ki kendin pişir kendin ye. Dokurcun Köyü’nden alışveriş yaparak, dilediğiniz akşam yemeğini yiyebilirsiniz.

 

 

KEREMALİ YAYLASI

Yaylaya vardığımızda bizi karşılayan Çamlıca Göleti, yağmurun da etkisiyle pırıl pırıldı. Gölet etrafında pek çok çadır olması da bizi mutlu etti. Şehirden bu kadar uzak bir noktada 2 çadırla kamp yapmak çok akıllıca olmayacaktı. Göletin hemen yanında bulunan bir evin balkonu yağmur sebebiyle kampçılar tarafından kullanıma alınmıştı. Biz de çadırımızı diğer evin önüne kurduk, yağmur şiddetlendiği anda balkona sığınma imkânımız vardı.

Keremali Yaylası, Keremali Dağları’nın 1543 metre yüksekliğinde bulunan bir yayla. Yaylada bulunan Çamlıca Gölü’nün boyu 600 metre, eni 100 metre ve derinliği ise 7-8 metre. Yaylaya çıktığınızda duyduğunuz tek ses kuş ve kurbağa sesleri. Öyle güzel bir sessizlik var ki hep söylediğimiz beyin detoksunu yapabileceksiniz. Sonbaharda tüm gece sağanak yağmur olmasına rağmen sabah güneşe uyandık. Doğanın içinde huzur dolu bir kamp macerası yaşamak için Keremali Yaylası listenizde olsun.

 

Ulaşım

Keremali Yaylası için Sakarya Akyazı merkezden önce Altındere, daha sonra Çamlıca istikametine doğru gitmeniz gerekiyor. Çamlıca merkezde Keremali Yaylası’nı gösteren tabelalar var ama siz yine de bir esnafa danışıp yol tarifi alın çünkü biz tabela ve navigasyonla gittiğimiz yolda kaybolup, merkeze geri dönmek zorunda kaldık. Hatta lastiğimiz de patladı ve lastik tamiri de yaptık.

Lastikçiye sorduğumuzda, Çamlıca’dan yaklaşık 12 km’lik zorlu, taşlık yoldan yaylaya doğru tırmanışa geçmemizi söyledi. Bu şekilde giden uzun bir yol. Yol üzerinde hiçbir tabela, yayla göstergesi yok. Bu zorlu yolculuk, 40-45 km’lik hızla yaklaşık olarak 50 dakika sürüyor. Keremali Yaylası’nın bitmek bilmeyen dağ yolu bir ara umudumuzu yitirmemize neden oldu. Böyle bir yaylanın var olmadığını bile düşünmeye başladık. Yol boyunca tek bir araç, tek bir insan görmedik, dolayısıyla kamp atabileceğimiz bir alanın varlığından şüphe ettik. Dakikalar sonra yolda bir motor ve 2 kişi gördük, doğru yolda olup olmadığımızı sorduk. Neyse ki doğru yoldaymışız ve az kalmış. Çamlıca Göleti’ni gördüğümüzde ise derin bir oh çektik.

 

 

Keremali Yaylası’nda ne var ne yok?

• Çamlıca Gölü ve yayla etrafında veya yaylada özel konaklama tesisi, kamp tesisi gibi bir alan yok. Ücretsiz, serbest bir kamp alanı. İstediğiniz en güzel yere çadırınızı atabilirsiniz. Göl çevresinde yayla evleri var fakat ev sahipleri yaz aylarında geldiği için yaylada in cin top oynuyor.

• Keremali etrafında herhangi bir alışveriş olanağı yok, alışverişinizi yaylaya gelmeden önce Akyazı’dan yapmanız gerekiyor.

• WC imkânı var fakat inanılmaz kirliydi. Maalesef insanların kötü kullanımı sonucunda harap edilmiş tuvaletler vardı. Tamamen kötü kullanıma bağlı bir kirlilik.

• Yaz aylarında yayla sakinleri yaşadığından mescit var, hatta kapısı açık ve içeri girip orada kalan da olmuş belli ki.

• Çeşme ve temiz su mevcut. Çeşmeden içme suyunuzu da tedarik edebilirisiniz.

• İnternet verimli çekmiyor. Buraya gideceğiniz zaman mutlaka ailenize önceden haber verin, endişelenmesinler. Hatta bununla ilgili şahit olduğumuz olayı da aktarmak isterim. Geç saatlerde yaylanın uzaklarından gelen polis alarm seslerine çok bir anlam verememiştik. Gece saat 03.00 gibi siren sesleri artmaya başladı ve uzaktan aracın ışıkları belirdi. O saatlerde sadece bizim kamp ateşimiz yandığından olsa gerek, dağlardan göl yanına inen jandarma aracı, bize seslendi. Tabii o saatte bu anlattıklarım pek de hoş olmuyor. Panik halinde bize doğru geldiler ve bir isim söylediler. Biz de bizim haricimizde pek çok çadır olduğunu ve bir gezi grubunun da burada bulunduğunu söyledik. O saatte herkes uyurken çadırlara seslendiler ve aradıkları kişiyi buldular. Meğer ailesi ulaşamamış ve AFAD, jandarma, ne varsa haber vermiş. Sonrasında telefon görüşmeleri yapıldı ve merak giderildi. Bizim yanımıza kalan gecenin bir yarısı yaşadığımız macera oldu.

• Doğaya zarar vermeden, daha önce ateş yakılmış noktalarda ateş yakma imkânınız var. Hatta civarda çok fazla odun bulma şansınız da var. Biz risk almamak adına odunu yol kenarında oduncudan almıştık fakat ormanlık alanda ciddi odun toplama imkânı olduğunu gördük. Ormanda kesilmiş ve kırılmış odun mevcut. Diğer çadırların hepsi civardan odun topladılar.

• Göl çevresinde harika bir yürüyüş parkuru var. Bazen su içerisinden de geçebildiğiniz, yayla evlerini yakından gördüğünüz bu yolda mutlaka yürüyüş yapın.

 

Keremali Yaylası’nda nelere dikkat etmeli?

• Keremali Yaylası’nda sadece kamp yapmakla yetinmeden doğa ile baş başa muhteşem vakit geçirebilirsiniz. Yaylanın inanılmaz doğası sizi büyüleyecek. Sabah kuş sesleri ile uyanıp doğanın uyanışına tanık olabilirsiniz.

• Mevsim tercihiniz bahar olursa yağmur sonrası açan güneşin göle yansıması ile muhteşem fotoğraflar çekebilirsiniz.

• Akşam saatlerinde serin olduğundan dolayı uyku tulumlarınızı ve kalın kıyafetlerinizi almayı unutmayın. Gündüz açan güneş ise sizi ısıtacak.

• Keremali çevresinde mutlaka yürüyüş yapın. Göl çevresindeki yürüyüş alanı fotoğraf çekmek için müthiş manzaralar sunuyor.

• Gölde balık tutma imkânı varmış fakat biz denemedik. Av mevsimine uygun koşullarda balık tutulabiliyor.

• Keremali Yaylası’nda herhangi bir yabani hayvan tehlikesi yaşamadık. Gece çakal sesleri duyuluyor fakat uğramıyorlar. Kamp ateşi ve insan sesleri yabani hayvanların yaklaşmasına engel oluyor.

• Keremali Yaylası’nda akşam yemeğinin tadı ise bambaşkaydı. Tüm malzemelerinizi alıp harika sofralar kurup, manzara eşliğinde keyifle yiyebilirisiniz.




ETİKET :   gurme kaşif gezgin çift gezi yayla sonbahar kamp eğlence lezzet sülüklü göl kremali yaylası pürenli yaylası

Tümü