kocaeli , 15-11-2019

Sofrada doğru davranıyor muyuz?

11:10:55 | 2019-05-01
Serkan Yeşildağ
Serkan Yeşildağ      serkan@kocaelilife.com

Sofralar sadece karnımızı doyurduğumuz yer değil; sosyalleşmenin, aile bağlarını kuvvetlendirmenin ve hayata dair birçok şeyin paylaşımının yapıldığı özel yerlerdir. Günde üç öğünden hesap edersek, yılda bin kez, ortalama ömürde 70 bin kez, öyle veya böyle yemek yemeye programlanmışız. Üst üste koyduğumuzda, en az üç yılımızı sofralarda geçiriyoruz demektir. Her zaman söylediğim gibi; ‘Bu anları güzelleştirmek kendi sorumluluğumuzda.’ Yemeğimizi daha keyifli bir hale getirmek için büyük yatırımlardan daha çok küçük dokunuşlar ve özen gerekiyor. Yemeğimize gösterdiğimiz özen ise kendimize gösterdiğimiz saygıyla eşdeğer.

 

★ ★ ★

Sofrada doğru davranış kurallarının tarihi ise çok eskilere dayanıyor. Bu konuya ilk defa Milattan Önce 2400 yıllarında Mısır Kralı Ptah-Hotep’in oğlu için papirüslere yazdırdığı ‘Adab-ı Muaşeret Kuralları’nda rastlıyoruz. Yani yaklaşık 5 bin senedir; Herkese yemek servis edilmeden yemeğimize başlamamamız gerektiği; ağzımızda lokma varken konuşmamamız gerektiği;

ellerimizi, dirsekleri, kollarımızı masaya yaslamamamız gerektiği; yemek sonunda ‘Teşekkür etmek’, bir şey isterken ‘Lütfen’ demek gerektiği; ağzımızı yemeğe değil, yemeği ağzımıza getirmemiz gerektiği gibi konularda büyüklerimizden en az bir kere nasihat almışızdır.

 

★ ★ ★

Peki ya restoranlardan öğrendiklerimiz...

Restoranların hayatlarımızda daha etkili biçimde rol almaya başladığı son 50 yılda; ilk iş olarak peçetemizi açarak, kucağımıza yerleştirmemiz gerektiği; ilk önce misafirimizin siparişini vermesini beklememiz gerektiği; her gelen yemekte en dışarıdaki çatal ve bıçağı kullanmamız gerektiği; yemeğimiz bittiğinde çatalı ve bıçağı yan yana tabağımızın üstüne koymamız gerektiği; davet edenin hesabı ödemesi gerektiği; eğer bir terbiyesizlik veya saygısızlık olmamışsa mutlaka bahşiş bırakmamız gerektiği gibi birçok detay hakkında bilgi sahibiyiz. İçinde bulunduğumuz ay dolayısıyla çokça sofralarda bulunup çokça davetler vereceğimiz kesin. Bu sebeple bu bilgilerin hafızamızda tekrar tazelenmesi de bu bakımdan iyi olacak diye düşündüm. Ve Ramazan ayında adaplı bir yemekle sofralarınıza katkıda bulunmak istedim. Yeni bir tarifle karşınızdayım. Şimdiden afiyet olsun. Tatlı, bereketli, keyifli Ramazanlar. 

 

 ★ ★ ★

 

MACAR KEBABI

 

MALZEMELER

• 500 gram dana kuşbaşı eti 

• 1 su bardağı bezelye 

• 1 su bardağı patates (minik küpler halinde doğranmış)

• 4-5 adet tane karabiber 

• 1 yemek kaşığı haşlanmış mısır 

• 1 adet patlıcan (minik küpler halinde doğranmış)

• 1 yemek kaşığı zeytinyağı 

• 100 gram kaşar peyniri 

• 1 çay kaşığı karabiber 

• 1 tatlı kaşığı tuz 

• 1 diş sarımsak 

• 1 adet domates

 

 

Beşamel sos için malzemeler 

• 2 yemek kaşığı tereyağı 

• 2 yemek kaşığı un 

• 1,5 su bardağı süt 

• 1 çay kaşığı tuz 

• 1 çay kaşığı karabiber 

• 1 tutam muskat cevizi rendesi

  

YAPILIŞI

Küçük küçük doğradığınız patates ve patlıcanları kızartıp fazla yağını süzün. Sarımsak, bezelye ve mısırları dizdiğiniz fırın kabına kızarmış patates ve patlıcanları da ekleyip, karabiber ilavesiyle karıştırın. Alüminyum folyo ile kabın üzerini örtüp 10 dakika pişirdikten sonra folyoyu çıkararak, 5 dakika daha pişirin. Diğer yandan tavada etleri soteleyin. Beşamel sos için tereyağını eritip unu kavurduktan sonra azar azar süt ekleyin. Baharatları de ekleyip karıştırın. Kıvam aldıktan sonra ocağın altını kapatın. Sebzeleri fırından çıkardıktan sonra üzerine kaşar dizin, etlerle birlikte domates püresini de üzerine yayın. En son beşamel sosu da üzerinde gezdirip fırına verin. Kızarınca fırından çıkarıp servis edin. Biraz uzun oldu farkındayım ama yapmaya başlayınca ne kadar basit ve lezzetli bir yemek olduğunu göreceksiniz. Afiyet olsun.




ETİKET :   serkan yeşildağ köşe yazarı yemek gıda gurme macar kebabı sofra adabı

Tümü