Konak Hastanesi’nden yeni bir hizmet; DİYABET OKULU

Konak Hastanesi, sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde hayata geçirdiği ‘Diyabet Okulu’ ile hasta ve hasta yakınlarını bilinçlendiriyor

17:13:54 | 2017-12-13

Haber: Semra ÇELİK

İlimizin köklü sağlık kuruluşlarından Özel Konak Hastanesi, uyguladığı modern tedavi hizmetlerinin yanında sosyal sorumluluk projeleriyle de dikkat çekiyor. Kocaelililer’i, erken tanı ve korunmanın önemli olduğu hastalıklar konusunda bilgilendirmek için eğitim programları düzenleyen Özel Konak Hastanesi, son olarak ‘diyabet’ ile ilgili bilinçlendirme programı başlattı.

Konak Hastanesi Tıbbi Direktörü Uzm. Dr. Özlem Bilgin, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde ilk eğitimi verdikleri ‘Diyabet Okulu’nu, Kocaeli Life’a anlattı.

Hastane bünyesinde tedavileri yapılan diyabet hastalarının yanı sıra diyabet konusunda bilinçlenmek isteyen herkese açık olan Diyabet Okulu, ilk günden büyük ilgi gördü. Diyabet Okulu’nda diyabetin belirtileri, tedavi yöntemleri, diyabetle mücadelede yapılması gerekenler, kişisel bakım gibi elzem konular hastalara ve hasta yakınlarına uzmanlar tarafından anlatılacak.

 

Özlem Hanım, öncelikle diyabet nasıl bir hastalıktır? Biraz bahseder misiniz?

Diyabet hastalığı, vücudumuzda bulunan pankreasın ürettiği insülin hormonunun yetersiz üretilmesi, hiç üretilmemesi veya dokularda istenilen, beklenilen etkiyi gösterememesi durumunda ortaya çıkar. İnsülin, besinlerle aldığımız glikozun hücrelerin içine girmesini ve dokular tarafından yakıt olarak kullanılmasını sağlayan bir hormondur. Bu hormonun yetersiz düzeyde bulunması ya da hiç bulunmaması veya hücrede insülin direnci olması durumunda glikoz hücrenin içine giremez. Dolayısıyla hücreler glikozu yakıt yani enerji kaynağı olarak kullanamaz. Protein ve yağı yakıt olarak kullanmaya başladığı için de kişide kilo kayıpları ortaya çıkar. Hücreler bundan etkilenir ve kanda glikoz düzeyimiz yükselir, ‘hiperglisemi’ oluşur. Buna bağlı olarak da yüksek şekerin böbreklerden atılması sırasında çok idrara çıkma ve çok su içme şikayeti ortaya çıkar. Sonrasında da diyabetin erken ve geç şikayetleri ve komplikasyonları görülmeye başlar.

 

ERKEN TANI ÖNEMLİ

Bu komplikasyonlar nelerdir?

Ülkemizde diyabet tanısında uluslararası kabul edilmiş kriterler kullanılmaktadır. Diyabetin klinik bulgu ve belirtileri; ağız kuruluğu, polifaji, polidipsi, poliüri, kilo kaybı, bulanık görme, ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma, idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları, kaşıntı, ciltte kuruma ve yorgunluktur. Bu belirtilerden bir veya birkaçı görülmesi durumunda hekime başvurulmalıdır.

Diyabetin erken komplikasyonları arasında yakıt olarak yağların kullanımına bağlı ketoasidoz, hipoglisemi, enfeksiyonlar bulunmaktadır. Diyabet hastalığında önemli olan yıllar içinde kan şekerinin yüksek gitmesine bağlı olarak ortaya çıkan geç komplikasyonlardır. En çok etkilenen yapılar damarlar, sinirler, organ olarak da böbrek, göz, kalp diyebiliriz. Dolayısıyla en sık görülen komplikasyonlar arasında nefropati (diyaliz ve böbrek nakli) retinopati (körlük), kalp damar hastalıkları (diyabette en sık ölüm nedeni), nöropati (erkek hastalarda impotans, diyabetik ayak) bulunmaktadır. Uzun vadede ise ortaya çıkan komplikasyonlar kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle diyabet erken tanının önemli olduğu hastalık grubundadır. Diyabette erken tanı kadar, komplikasyonların tanısı da önemlidir.

 

Kaç tür diyabet vardır?

3 tür diyabet var. Tip 1, Tip 2 ve gestasyonel diyabet.

Biraz açıklar mısınız?

Tip 1 dediğimiz diyabet türü; çocuk ya da genç erişkin diyabeti diyebileceğimiz bir tip. Bu tip daha çok erken yaşlarda çıkar. Pankreas, insülini neredeyse hiç üretmez. Öyle olunca da çok erken yaşlarda bulgu verir. Bunun tedavisi de insülin hormonunun verilmesidir. Tip 1’de etken; virüsler, aşılanma, stres, kullanılan ilaçlardır.

Tip 2 diyabet; Tip 1’e göre 6-7 kat daha fazla görülür. Daha çok erişkinlerde, ileriki yaşlarda ortaya çıkar. Genetik geçiş bu tipte önemlidir. Yani ailede diyabet hastasının olması birey için risk faktörü oluşturmaktadır.

Gestasyonel diyabet ise; kadının, gebeliğinden önce şeker hastalığıyla ilgili hiçbir sıkıntısı yokken gebelik döneminde şeker hastalığıyla karşılaşması halidir. Bununla ilgili 24-28’inci haftalar arasında kadın doğum hekimleri tarafından gebelikte şeker yükleme testi yapılır. Gebelikte diyabeti olan bir bireyin ileride Tip 2 diyabete yakalanma riski yüksektir.

Diyabet nasıl tedavi edilir?

Diyabet hastalığının tedavisinde dört ana başlık önemlidir. Öncelikle uzman hekim tarafından düzenlenen ilaç ve/veya hormon tedavisi. İkinci olarak diyetisyen tarafından beslenmenin düzenlenmesi ve takibi. Üçüncü olarak egzersiz ve dördüncü olarak kişisel bakımların, düzenli uzman hekim kontrollerinin yapılması.

 

YÜZDE 50’Sİ BİLMİYOR

Bu kadar geniş çaplı bir tedavi süreci olunca kişilerin diyabet hastalığıyla ilgili bilinçlendirilmesi de önemli. Diyabet Okulu’nu da bu nedenle açtınız değil mi?

Konak Hastanesi’nin sosyal sorumluluk kapsamında verdiği birçok eğitim mevcut fakat diyabetin bizim için önemli tarafı şu; ülkemizde her iki kişiden biri diyabet hastası ama tanı almamış ve dolayısıyla tedavi görmüyor. Yani diyabet hastalığında tanı konulması oranı yüzde 50. Çünkü şeker hastalığı hakkında ülkemizde bilgi eksikliği mevcut. Kişi son döneme kadar hayatını bir şekilde idame ettiriyor ama artık diyabetin geç komplikasyonları dediğimiz böbrek, sinir, damar etkilenmesi, koroner arter hastalıkları, kalp krizi, böbrek fonksiyonlarında bozulma, gözlerde körlük, görme azlığı, erkeklerde cinsel işlev bozuklukları gibi belirtiler ortaya çıktıktan sonra hekime başvuruyor, diyabet tanısı alıyor ama geri dönüşümsüz komplikasyonlar oluşmuş olabiliyor. Diyabetin erken tanısı çok önemli. İkinci en önemli nokta da komplikasyonların tanısı ve tedavisi. Avrupa ülkeleri içerisinde diyabet sıralamasında Rusya ve Almanya’dan sonra üçüncüyüz fakat diyabet hızındaki artışa baktığımızda ilk sırada yer alıyoruz. Bunun nedenleri arasında ilerleyen teknolojiye uyumun getirdiği sedanter yaşam, artan çalışma koşulları nedeniyle stres ve fast-food beslenme şekli var.

Diyabet Okulu’nun amacından da biraz bahsedebilir misiniz?

Diyabet okullarında yapmak istediğimiz; hem diyabeti ve erken tanının önemini, tedavinin sadece ilaçla değil beslenme ve egzersizle olacağını anlatmak, hem de komplikasyonlar, korunma yolları ve takip şemaları hakkında bilgi vermek. Diyabet hastaları düzenli olarak kan şekeri ve hemoglobin A1C dediğimiz kan testlerinin ölçümü için hekime başvuruyor ama belirli periyodlarda nöropoti veya retinopati açısından nörolog veya göz hekimi muayenesinden geçmiyor. Biz eğitimlerde bunu da vurgulamak, anlatmak istiyoruz.

Ve eğitimleri sadece diyabetli bireylere değil, sağlıklı bireylere de veriyoruz. Şöyle ki; yapılan çalışmalarda ailesinde diyabet hastası olup hastalık hakkında bilgi sahibi olma oranı % 25, yani oldukça düşük. Böyle olunca kişi şeker hastası olduğunun farkında olmuyor. Bugün Tip 2 diye belirttiğimiz diyabet türü genetik, geçişli bir diyabettir. Yani bunu bilmek, beslenmenize, egzersizlerine dikkat edip her yıl kan şekerinizi ölçtürmeniz bile sizi diyabetten ciddi anlamda koruyacaktır. Belki genetik olarak kaçamayacaksınız ama komplikasyonlarından korunacaksınız.

 

İLGİ BÜYÜK OLUNCA…

Diyabet Okulu’na ilgi nasıl?

Hedef kitlemiz; sağlıklı bireyler, diyabetli bireyler, diyabetli bireylerin yakınları, çocuk diyabet hastalarının birinci derece yakınları. İlk eğitimimizi 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde yaptığımız için ilk grubumuzu sadece diyabet hastalarından planladık. Kontenjanımızı 50 kişi olarak belirlemiştik fakat başvuru sayısı 120’nin üzerinde oldu. 3 aylık periyodlarla yapmayı planladığımız bir eğitimdi ama başvuru sayısının fazla olması nedeniyle aylık periyodlara çektik.

 

ARTIŞ HIZI YÜKSEK

Diyabet Okulu için bir süre belirlediniz mi? Bu eğitimler ne kadar devam edecek?

Bir süresi olmayacak. Çünkü diyabet, günümüz yaşam koşullarında gitgide artan bir hastalık. Hatta 2040 yılında dünyada her 10 kişiden 1’nin diyabet hastası olması bekleniyor. Şu an ülkemizde 6 milyon civarı Tip 2 diyabetli, 1 milyon civarı Tip 1 diyabetli hasta mevcut ve biraz önce de bahsettiğimiz gibi diyabet artış hızımız çok yüksek. Gen tedavisi veya farklı bir tedavi yöntemi gelişmezse, bizler uzun yıllar diyabetle mücadele edeceğiz gibi görünüyor. Dolayısıyla hastalıkla mücadelede en önemli basamaklardan biri eğitim olunca, okulumuz uzun süre devam edecek gibi görünüyor.

Diyabet Okulu’na nasıl başvurabiliriz?

İnsanlarımız Konak Hastanesi’ne gelip danışmaya ‘Biz bu eğitime kayıt olmak istiyoruz’ dediklerinde, arkadaşlarımız yardımcı olur ve en kısa sürede ilk programa dahil ederiz. Çağrı merkezimiz 444 95 95 aracılığıyla da bize ulaşabilirler.

 




ETİKET :  

Tümü