Çünkü çamurla uğraşmak sizin işiniz değil

17:40:04 | 2017-04-07
Hatice Kocaman
Hatice Kocaman      hatice@kocaelilife.com

---Hatice KOCAMAN---


Ne olmuş yağmur yağıyorsa? Mutlu olmak başınıza felaket çöktüğünde hatırlanacak şey değil ki! Mutluluk, mutlak! Esas başınızda bir sıkıntı olmadığında değerini bilmeli bu duygunun. Hayat dediğin ufak tefek acıklı sahnelere, zaten hep gebe.

Öyleyse minik sıkıntıları dertten saymak, ayıp görülmeli. Çünkü üzüntü bir zehir gibidir.

Şöyle yapmalı; hayatı yaz ve kış diye ayırmalı.

Kışı hatırla. Bulutların ardından doğan güneş, ansızın başlayan yağmur, sonra kara dönen soğuk hava. Hepsi birbirinden keyifli ve tek başına mucize. Yaşantın da öyle; sen tek başına bir mucizesin, ruhun üflendi dünyadasın, bu gezegen de o ruh ve bedenin keyfini çıkar diye sana verildi. Zehrinden beslenerek değil, panzehrini tadında alarak mutlu olmaya bak. Aksini iddia etme, çünkü herkes yaşamaya bakar, ölmeye değil !

Kötü havada iyi vakit geçirmek de yaşama hevesindendir, yağmur yağarkenki hüznün acını beslese de eline aldığın kahve fincanın, acına dur demek için ruhuna terapi yapar.

Şu satırları yazdığım sırada yağmur yağıyor; kiremitler takırdıyor; sağanak şakırtısı duyuluyor; hava sanki yıkanmış ve filtreden çekilmiş gibi; bulutlar görkemli tütsüleri andırıyor. Bu güzellikleri görmesini biliyorum!

Hayır; bunun yerine, birisi kalkıp yağmurun açık alanlara zarar verdiğinden söz ediyor. Bir başkası, ortalık çamur içinde kalacak diye huysuzlanmakta... Bir üçüncü kişi, artık çimenlerde de oturulmaz, diye üzülüyor. Tüm bu yakınmalar, olanları ortadan kaldıracak değil ki!  Sohbete dalınca, evde otururken, kafede buluşurken, oralarda da aynı tekerleme... Oysa insan asıl şu yağmurlu, kasvetli günde karşısında neşeli yüzler görmek ister. Onun için, ağlamaklı havada güler yüz göstermeli ! Ölümler için ağıt yakınız ama güzelliklerini hatırlayıp, öleni yüceltiniz. Hava kötüyken sadece iç benliğinizdeki yaralı çocuğu besleyiniz ama iki şarkı bir kadeh şarapla.

Çünkü biz, içselliğimizin meyvesiyiz.

İkiz dizelerde Buddha der ki; ‘İncittiler beni, kırdılar beni, yendiler beni, aldattılar beni’ diyerek sızlanıp durma; içini olumsuzluklarla doldurursan sevgisizlik sona ermez.

Anlıyoruz ki sevgisizliği, mutsuzluğu aşkla yenebilirsin; nefretle, kösnül düşüncelerle değil!

Farkında olan ölmez, aymaz olansa çoktan ölmüştür!

Yağan yağmur diner, karlar erir sular birbirine karışır, görkemli tütsüleri andıran bulutlar da dağılır, yaz gelir. Herkesin yüzündeki ayrı bir gülümseme, çünkü yazken mutlu olmak daha kolaydır. Güneş size aşkı aşılayacağını bildiğinden, yakmak için kendindeki aşkı da harcar.

İçinizin ayrımındaysanız, dirençle, sebatla çaba gösterirseniz, en yüce dinginliğe, en büyük mutluluğa, Nirvana’ya ulaşırsınız.

Mutluluk; sebepsiz, süresiz fazla sorgulamadan kıymeti bilinmesi gereken acaip hafif duygu.

Schopenhauer’e göre hiçbir derdinin tasanın olmaması. Kendisi aranırken, beklenirken de hayatın geçiverme ihtimali oldukça yüksek.

Pembe panjurlu evde aranmaması gereken anlık, güzel kavram... Bazen kaldırımda oturup sigara içmek... Bazen salıncak... Bazen minik bir el... Küçük dokunuş, huzurlu bir hitap...

İçimizdeki kış ya da yaz, mutlak mutluluğu nasıl bulur insanoğlu? Apaçık iletişim, kalbini olması gerektiğinden fazla berrak duyguyla açarsa... Bazen işe yaramayacaktır ama kendine kızma ademoğlu.

Neden mi? Çünkü; duygularından sadece sen kendin sorumlusun. İletişimde bulunduğun hal ve ahvale ihanet etmiyorsan, hissettiğin kadarını verip sahip çıkıyorsan duyguna, mutlak mutluluğa erişmek üzeresin. Şunu da unutma; arzularını beyan etmeden önce, duygusal konfor alanını sakinleştirmelisin, çünkü arzuladığınla ne denli hizada olursan, o denli sakin hissedersin. Ve... senin olan her şey seni bulacak.

Söyleyeceklerim; cesur olun, risk alın, hiçbir şey deneyimin yerini alamaz. Sadece “ol”, oluştan zevk al, hissetme şekliniz çekiminizi gerçekleştirir, neyi hayal ediyorsanız onu yapabilirsiniz. Ve hazır olmayı beklersek, bir ömür boyu bekleriz. Yaşamınızda yer alan her kim ise, size öğrettikleri için teşekkür borçlusunuz. Kim olduğunuzu ve ne olduğunuzu, yaptıklarınızı sevin, kendinize ve hayatta gülerken hiçbir şey size dokunamaz.

Unutulmaması gereken; konfora olan şehvet, ruhunuzu öldürür izin vermeyin.

Özü; Altın bulmak umuduyla elinizi soktuğunuz kuyudan, vaktinizi çalmak dışında bir şey çıkmıyorsa, ellerinizi yıkayın ve dönüp gidin, bırakın varsa altın dibinde dileyenlerin olsun, çünkü çamurla uğraşmak sizin işiniz değil!!!




ETİKET :  

Tümü