Cinsel sorunlarınızı terapiyle aşın

Op. Dr. H. Funda Ulay, mutlu bir birlikteliğin yolunun sağlıklı cinsel ilişkiden geçtiğini söylüyor, “Bilinmeli ki hiçbir cinsel sorun kalıcı değildir” diyor

16:28:37 | 2018-01-10

RÖPORTAJ: Eylem Selvi ARI FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı TİMUÇİN

 

Doyuma ulaşan, kadına da erkeğe de aynı derecede haz veren bir cinsellik, mutlu ilişkinin anahtarıdır. Sağlıklı bir cinsel ilişkinin olmadığı evliliklerde ya da birlikteliklerde zaman içerisinde sorunlar baş gösterir.

Çiftler birbirinden bedensel olarak uzaklaşmanın yanında zihinsel ve ruhsal bir uzaklaşma da yaşar. Sonrasında mutsuz kadınlar, mutsuz erkekler ve mutsuz çocuklar… Kimse mutsuz olmasın, kaderine razı gelmesin diye yola çıkmış bir hekimle tanıştıracağız bugün sizi.

İlimizin saygın ve güvenilir sağlık kuruluşları arasında bulunan Özel Aile Konak Hastanesi’nin başarılı kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. H. Funda Ulay. 24 yıldır mesleğini icra eden Funda Hanım, bu süreçte yaşadığı farkındalıkla herkesin konuşmaktan çekindiği bir alana el attı. Kadınlara hizmet verdiği süreçte gördü ki kadınlar, eşleriyle yaşadığı cinsel sorunları rahat bir şekilde kendisiyle paylaşıyor. Bunun üzerine ‘cinsel terapi’ konusunda uzmanlaşmaya karar veren Funda Hanım, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nden (CİSED) aldığı sertifika sonrası Gölcük Aile Konak Hastanesi’nde cinsel terapilere başladı.

Funda Hanım, “Terapi ve tedaviyle aşılamayacak hiçbir cinsel sorun yoktur” diyor. Gelin, ülkemizde sıkça görülen cinsel sorunları, nedenlerini ve nasıl aşılacağını Funda Hoca’dan dinleyelim.

 

Funda Hanım sizi tanıyalım mı?

20 Mayıs 1968’de Kayseri’de doğdum. Çocukluğum Ege’de geçti. Babamı çok küçük yaşlarda kaybettim. Babam, abimin ve benim doktor olmamızı çok isterdi, ikimiz de onun bu vasiyetini yerine getirdik. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Kadın doğum alanındaki ihtisasımı Ankara Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaptım. 1997 yılında da kadın doğum uzmanı olan eşim Numan Bey’le birlikte Gölcük’e geldik. Gölcük Devlet Hastanesi’nde 10 yıl çalıştıktan sonra Gölcük Aile Tıp Merkezi’nin kuruluşunda yer aldık. Bugün hayalimizi gerçekleştirdik ve Özel Aile Konak Hastanesi olarak yolumuza devam ediyoruz. 2007’den beri özel sektörde hizmet veriyorum. Özel Aile Konak Hastanesi’nde kadın doğum uzmanı ve cinsel terapist olarak çalışıyorum. 2 çocuk annesiyim. Artık buralıyım ve Gölcük’ü çok seviyorum.

Funda Hocam, cinsellik toplumumuzda hala tabu. Konuşabilme noktasına geldik mi?

Kutsal kitaplarda, tanrının kendi suretinden önce erkeği; Adem’i yarattığı, hemen sonrasında da birbirlerini tamamlasınlar diye erkeğin kaburga kemiğinden kadını; Havva’yı yarattığı ve onlara ‘verimli olun, çoğalın’ emrini verdiği anlatılıyor. Tarih boyunca kadın ve erkek birbirini tamamlayan ve birbirine ihtiyaç duyan iki varlık olarak tanımlanıyor. Cinsellik erkeğin olduğu kadar, kadının da hakkı… Kadınlarda biyolojik olarak cinsel haz alma, boşalma ve orgazm olma kapasitesi erkeğe göre daha fazla.

Kadınlara yaşamlarının ilk yıllarından itibaren cinsel sağlık bilgisinin verilmesi, cinselliği yaşamanın yasak, konuşmanın ise ayıp olmadığının öğretilmesi, gelecekte ortaya çıkabilecek cinsel sorunları en baştan ortadan kaldırabiliyor. Yani, çocuklara cinsel eğitim ve gençlere evlilik öncesi seks eğitimi şart. Çünkü cinselliğin tam olarak gelişimi; temas, mahremiyet, duygusal ifade, zevk, şefkat gibi temel ihtiyaçların doyumuna bağlı. 24 yıldır kadın doğum uzmanı olarak çalışıyorum.

Tecrübelerim ve hastalardan aldığım geri dönüşlere bakarak hanımlarda cinsel problemlerin çok yaygın olduğunu gördüm. Bir psikiyatriste ya da psikoloğa bu sorunları anlatmak hastalar için çok zor. Kadın hastaların, kadın doktorlara daha rahat içlerini döktüklerini gördüm. Kadın doğum uzmanları, psikologlar ve ürologlar için cinsel terapi konusunda sertifikasyon, yüksek lisans yapabilme hakkı tanınca bu konuya eğildim. Cinsel terapist olarak büyük bir hayalim var.

 

CİNSEL TERAPİ MERKEZİ AÇMAK İSTİYORUM

Nedir hayaliniz?

Kocaeli’de bir cinsel terapi merkezi açmak istiyorum. Bu hastanemiz bünyesinde ya da başka bir yerde olabilir. Hayalimi gerçekleştirebilirsem Kocaeli için bir ilk olacak. Bu merkezde, psikolog eşliğinde, sadece kadınlara değil erkeklere de cinsel terapi hizmeti vermek istiyoruz.

Böyle bir merkez Kocaeli’ye yakışır, umarız hedefinize ulaşırsınız. Peki, ülkemizdeki kadın ve erkeklerde görülen cinsel işlev bozuklukları nelerdir?

Kadınlarda görülen cinsel işlev bozuklukları; cinsel istek bozuklukları (cinsel isteksizlik, tiksinti, hiperseksüalite), cinsel uyarılma bozuklukları (Vajinal kuruluk ve heyecanlanamama), orgazmla ilgili bozukluklar (Anorgazmi, erken orgazm), cinsel ağrı bozuklukları (vajinismus, disparoni), dahili hastalıklara bağlı cinsel fonksiyon bozuklukları, ilaç ve madde kullanımına bağlı fonksiyon bozuklukları.

Erkeklerde görülen cinsel işlev bozuklukları ise; cinsel istek bozuklukları (isteksizlik, tiksinti, hiperseksualite), cinsel uyarılma ve sertleşme bozuklukları (iktidarsızlık, emputans), orgazm ve boşalma bozuklukları (erken ya da geç boşalma-boşalamama, geriye doğru boşalma), cinsel ağrı bozuklukları (disparoni, coit olmadan seksüel ağrı), sistemik bozukluklar ve madde kullanımına bağlı bozukluklar, travmatik mastürbasyon sendromu. Bu sorunları yaşayan hastalarda terapiyle başarı şansımız çok yüksek.

Bu sorunların kaynağında ne yatıyor?

Bir kadının cinsel performansını muayene ve laboratuvar tetkikleriyle değerlendirmek neredeyse imkansızdır; başarılı bir jinekolog ve psikoterapistin birlikte çalışması gerekir. Seks, evliliğin bir gereği, hayatın bir gerçekliğidir.

Uzun süreli ilişkilerde, cinsel tutkuyu sürdürmenin şifresi; duygusal açıdan karşıdaki insanla bütünleşirken kendin olarak kalabilme yeteneğidir. Çiftlerde, cinsel özgüvenin yüksek olması cinsellikte aranılan ilk şarttır.

Kadın veya erkek kendini aşırı eleştiriyor ve beğenmiyorsa, vücudundan memnun değilse, kendini eksik ve yetersiz hissediyorsa, cinsel sorunların yaşanılması kaçınılmazdır. Performans anksiyetesi dediğimiz ‘başaramama’ korkusu cinsel sorunların temelinde yer alır. Genellikle erkeklerde daha fazla görülür. Cinsel travmalar, çocukluk döneminde yaşanan ensest saldırı, taciz-tecavüz gibi durumlar, cinsel problemlerin bir diğer nedeni olabilir. Sosyo-kültürel nedenler, suçluluk, günahkarlık duyguları, ahlaki değerler, toplumda kadına verilen rol, cinsel sorunların nedenlerinden olabilir. Gebe kalma korkusu, olumsuz öfke tutumları, çiftler arasındaki iletişimsel problemler bu sorunların temelinde yatabilir. Ayrıca gebelik, pospartum dönem, menopoz, meme kanseri ve tedavisi, doğum kontrol hapları kullanımı, histeroktami (rahim alınması) sonrası cinsel işlev bozuklukları görülebilir.

Bu sorunların görülme oranı nedir?

Kadınlarda cinsel isteksizlik yüzde 40, orgazm bozuklukları yüzde 35, cinsel uyarılma bozukluğu yüzde 30, vajinismus yüzde 10, diğerleri yüzde 15. Erkeklerde erken boşalma yüzde 70, sertleşme sorunları yüzde 55, cinsel isteksizlik yüzde 25, geç boşalma yüzde 10’dur.

 

CİNSELLİK OLMADAN MUTLULUK OLMAZ

Siz özellikle kadınlara cinsel terapi uyguluyorsunuz öyle değil mi?

Kadınlar yetiştirilme tarzlarından dolayı cinselliği hiç konuşmuyor. Onlara göre bu ayıp, günah ve suçluluk duygusu hissediyorlar. Öyle durumlar yaşıyorum ki erkek gelip ‘Eşimin şöyle bir sorunu var, bize yardımcı olun’ diyebiliyor. Erkek, eşini tedavi olması için teşvik ediyor. Kadınların, benim gibi hemcinsiyle daha rahat konuştuğunu gördüğüm için özellikle kadınlarla ilgileniyorum. Biz cinsel terapistler arasında ‘Kadın olmadan anne olmak’ diye bir terim vardır. Kadınlar evlendikten sadece bir yıl sonra çocuk dünyaya getiriyorlar.

Halbuki bir kadının kadın olduğunu anlayabilmesi, cinselliği kavrayabilmesi, eşine adapte olması için 3 yıl gerekiyor. Çevremizde kadın olmayan anneler o kadar fazla ki onlara Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) olarak da yardım etmeye çalışıyoruz. Bunun yanında ilkokuldan itibaren cinsellik dersinin müfredata konulması konusunda derneğimizin bakanlığa önerisi var.

Cinsel sorunlara geçmeyecek bir hastalık gibi bakılıyor…

Asla böyle düşünmesinler, çünkü bahsettiğimiz rahatsızlıklar tedaviyle son buluyor. Yaptığım terapilerden kesinlikle yüz güldürücü sonuçlar alıyorum.

Cinsellik toplumumuzda bir görev olarak algılanıyor. Evlen, çocuk yap, çocuğa bak, bu arada eşinin ihtiyaçlarını karşıla, onu mutlu et… Mantık neredeyse sadece bu…

Kesinlikle. Evlenene kadar ‘Kızım bekaret çok önemli, erkekler hep kötü niyetli’ diye yetiştirildi kadınlarımız. Haliyle her şeyden habersiz, ilk gece korkusu yaşayarak evlenen kadınlar cinsel sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle aşkın olmadığı görücü usulü evliliklerde kadınlar kaderine razı gelip, yaşadığı sorunlara sessiz kalıyor. Şu bilinmeli ki mutlu bir cinsel hayat olmadan mutlu bir evlilik ya da mutlu bir birliktelik olamaz. Cinsellik evliliğin, ilişkinin vazgeçilmezidir. 

 

 

Op. Dr. Funda Ulay, kadınların hemcinsleriyle daha rahat konuştuğunu söylüyor. 

 

 

CİNSEL TERAPİYLE EVİLİLİĞİNİZİ KURTARIN

 

Görülme sıklığı yüzde 10 olsa da kadınların konuşmaya en çekindiği sorunlar arasında vajinismus geliyor…

 

Evet, vajinismus kadınlarımızda sık rastlanan bir cinsel işlev bozukluğu. Öncelikle gerek kadın gerekse erkek bu durumu çok yakın çevresinden kesinlikle saklıyor. Biz bu hastalarda önce sorun anatomik midir yoksa psikolojik midir diye bakıyoruz. Vajinismus sadece kadının problemi olmadığı için eşle birlikte sürdürdüğümüz bir tedavi süreci var. Biz o hastaların eşlerine de ‘Vajinismus erkeği’ diyoruz. Çünkü sabırla bu problemin aşılmasını bekliyorlar. Bu hastalarımıza cinsel bir birleşmenin nasıl olacağını anlatıp, cinselliği normalleştiriyoruz.

 

Bizim toplumumuzda cinsellik yorgan altında yaşanan bir şey, bazen eşler birbirini hiç görmüyor bile. Biz cinsel terapistler çiftlere bir cinsel yaşam vaat etmiyoruz, güzel sevişme sanatı dediğimiz şeyi öğretiyoruz. Cinsellikten zevk almalarını öğretiyoruz. Bizim için önemli olan mutlu bir cinsel yaşam ve cinselliğin zevkinin farkındalığını yaratabilmek. Öyle hastalarımız var ki ‘Cinselliğin ne olduğunu sizin sayenizde öğrendik’ diyor. Cinsel terapi ve evlilik terapisi birlikte yürütülebilecek iç içe geçmiş iki konu. Evlilikleri kurtaran bir olay. Amacımız kadını da erkeği de performans anksiyetesinden uzaklaştırmak ve cinsel hazza odaklamak, iki tarafta da iletişimsel sorunları çözmek.

 

Kadınların en muzdarip olduğu konulardan bir diğeri de orgazm!

 

Orgazm olamayan kadın sayısı toplumumuzda yüzde 70’lerde. Orgazm; istek, uyarılma ve vajinal ıslanma sonrası yaşanan bir durum. Kadının vücudunda fizyolojik değişikliklerin yaşandığı bir süreç. Heyecanlandığımızda ya da spor yaptığımızda vücut nasıl tepki verdiyse, orgazm anında da o tepkiyi veriyor. Ağız kuruyor, kalp atışları hızlanıyor, vücutta bir kasılma yaşanıyor. Erkeklerde nasıl meni dışarı atılıyorsa, kadınlarda da vajenin etrafında bulunan skene bezlerinden sıvı dışarı atılıyor. Hanımların yüzde 80-90’nında bu sıvı akışı yaşanıyor. Yüzde 10 oranında da hiçbir sıvı gelmeden orgazm olunabilir. Boşalmada fizyolojik bir rahatlama vardır. Orgazmda sadece beden tatmini yoktur ruhen de bir tatmin söz konusudur. Birlikteliğin sonunda kadının bedeni rahatlamıştır ve aynı zamanda inanılmaz bir doyum, huzur yaşanır.

 

Terapileriniz ne kadar sürüyor?

 

5-10 seanslık bir terapi uyguluyoruz. Haftada bir yapıyoruz ve 45 dakika sürüyor. Çift olarak geldilerse önce tekli görüşmeler, sonra eşle beraber görüşmeler yapıyoruz. Cinsellik ayıp değil, günah değil, hastalık değil, suçluluk duymamalıyız. Bu terapilerden hastayı mutlu ederek gönderiyoruz.

 

Op. Dr. Funda Ulay, suda doğum yaptıran ilk doktor.

 

 

İlaç tedavisi uyguladığınız hastalar oluyor mu?

 

Terapinin yanı sıra ilaç tedavileri önerdiğimiz hastalarımız da oluyor. İlaç tedavisinde başarı sağlanamayan grup yok ama amacımız terapiyle bakış açısını değiştirmek, yaygın olan mitleri yıkıp doğruları hastaya anlatmaktır. Böylece hastanın kafasında cinsellikle ilgili her türlü soru işaretini ortadan kaldırma olanağı sağlıyoruz.

 

Lise ve ortaokullarda cinsellik üzerine seminerler veriliyor. Yeterli mi sizce?

 

Elbette değil. O yüzden dernek olarak cinsel eğitimin toplumumuzda şart olduğunu, okullarda okutulmasını öneriyoruz. Tabii cinselliğin ders olarak okullarda okutulmasını oturup beklemiyoruz. Bir kadın doğumcu ve cinsel terapist olarak annelere büyük iş düşüyor. Diyoruz ki kızlarınız ilk adet olduklarında bize getirin. Kadın doğuma gelmek ayıp değildir. Son zamanlarda çok fazla görüyorum, evlenmeden bir iki ay önce bize başvuran hastalar oluyor; ‘Evleneceğim, muayene olmaya geldim, cinsellikle ilgili ön bilgilendirme istiyorum, ben o gece ne yaşayacağım’ diyorlar. Bu talebin olması dahi yüz güldürücü. İnsanların bilinçlendiğini görmek güzel.

 

Cinsellikten konuştuk bir de suda doğumdan bahsedelim. Suda doğum yapan bir hekimsiniz. Bu uygulama son dönemlerde çok popüler hale geldi. Biraz anlatır mısınız?

 

Öncelikle bir hekim olarak normal doğumu her zaman tercih ediyorum ve hastanemiz de bu konuda çok titiz. Hastanemiz, normal doğum oranının en yüksek olduğu hastanelerden biridir. Bazı hastalar daha 5 haftalık hamileyken adeta bizimle sezaryen konusunda pazarlık yapıyor ancak doğum yaklaşınca, ağrısız doğum tekniklerinin de gelişmesiyle normal doğumu istiyorlar. Uygun hasta ve uygun şartlar olduğunda normal doğumu destekleyen bir hastaneyiz.

 

Gelelim suda doğuma. Suda doğum yapan ilk hastane biziz ve ilk doktor da benim. Ülkemizde suda doğum çok uygulanan bir yöntem değil. Sayılı merkezlerde yapılıyor. Bir doğum koçuyla birlikte çalışıyoruz.

 

Suda doğum için il dışından hastanemize ciddi bir talep var. Çok meşakkatli bir iş ama hasta için bir o kadar da konforlu oluyor. Özel olarak İngiltere’den suda doğum havuzu getirttik. Hastanede bir oda yaptık. Maldivler manzaralı, mumlar, aromatik kokular… Suyun, doğum sancılarının daha az hissedilmesini sağlayan bir etkisi var. Doğum eylemi sırasında 40 dakikada bir anneyi duşa alıp, 15 dakika duşta bekletiyoruz. Böylece kan dolaşımı hızlanıyor ve rahim ağzı açılıyor. Suyun sterilizasyonu, dezenfeksiyonu bizim için önemli. Tabii suda doğum için anneye önceden testler yapıyoruz, vajen kültürü alıyoruz. Annenin vajinal enfeksiyonu varsa doğum kanalından bebeğe de gidebilir, bu konuda testlerimizi yapıyoruz. Anne uygunsa suda doğuma alıyoruz. Tabii maliyetli olduğu için annenin özellikle bunu istemesi gerekiyor.




ETİKET :   Op. Dr. H. Funda Ulay cinsellik evlilik mutlu ilişkiler terapi çift terapisi sağlık

Tümü