Bodrum ‘beach’lerinde son durum...

Yazın en sıcak dönemini yaşadığımız şu günlerde, tatil programları hız kesmeden devam ediyor... Ve tabii, en popüler tatil beldeleri listesinin en tepesinde yine Bodrum var. Bu yıl Bodrum’da ne var ne yok diye merak ediyorsanız, işte 3 günlük kısa bir tatil için size fikir verecek küçük bir Bodrum rehberi...

11:18:43 | 2016-08-03

 


    • Arda SÜAR



 

 

 

İnsanın babasının Bodrum'da yaşıyor olması dokuz günlük bayram tatillerinde işine gelmiyor değil.

 

Hem bayramda aile büyüğünü ziyaret etme geleneğini yaşatmış oluyor hem de güney sahili tatilinin keyfini çıkarıyorsunuz.

 

Her yılbaşı ziyaret ettiğim babam Arkan Süar'ın yanına, bu kez bayram tatili için gittim,  çok keyifli birkaç gün geçirdim.

 

Sabiha Gökçen – Milas THY uçuşumuz, Atatürk Havalimanı saldırısından sonra uçak trafiğinin epey sıklaştığı ve ızdıraba döndüğü günlere denk geldi.

 

Uçuştan üç saat önce, havalimanına gelmemizi isteyen bir e-postayla başlayan süreç, 23.00 olan uçuş saatinin 21.50'ye çekildiğini bildiren bir mesaj daha gelince iyice sıkışık bir tatile çıkış gününe döndü.

 

Havaalanıma vardığımızda ise gelen rötar haberiyle uçağımızın yine 23.00'e alındığını öğrendik.

 

Demek ki bizi erkenden havalimanına getirmek isteyen havayolu şirketleri küçük bir uyanıklıkla uçağın saatini önce öne çekip, sonra tekrar normal saatine getirdiler.

 

VISA Lounge'da bir kaç saat geçirirken tüm salon sigara dumanı içindeydi, çünkü havalimanının o küçücük sigara odası dolmuş taşmış, insanlar koridorlarda kuralları sallamadan sigara içmeye başlamıştı.

 

Yetkililer de krizi büyütmemek için bir şey demeyince havalimanın içinde elinde sigarayla gezen onlarca insanı görmek; benim gibi sigara yasağından muzdarip birisinin hoşuna gitmedi değil, açıkçası.

 

Gece yarısı Bodrum'a vardıktan sonra ertesi günü dinlenerek, babam ve arkadaşlarıyla takılarak geçirdim.

 

Emeklilik günlerinin tadını çıkarmak için Bodrum'da bir hayatı tercih eden metropol insanlarının üzerindeki dinginlik ve hafif de boş vermişlik duygularına insan imreniyor.

 

Şimdiden emeklilik hayali kurduran bir havası var Bodrum'un...

 

Tabii bu hissiyatla insanın otuz sene yaşaması zor, o yüzden enerjimi toplayarak tatilimi Bodrum’daki beach ve mekanları keşfetmeye adadım.

 

İşte, üç Bodrum gününe sığdırabildiklerim...


 



Blue Point farkı

İlk gün için tercihim, D-Marin Turgutreis'teki Blue Point oldu... O kadar güzel bir mekan ki eğer dalgalı deniz konusunda negatif fikirleriniz yoksa ve kafa dinlemeyi seviyorsanız buradan çıkmak istemeyeceksiniz.

 

Marinada teknesi olanlar dışında, dışarıdan çok az insan geliyor... Zaten gün boyunca her halde en fazla yüz kişi geldi ve aynı anda kırk kişiden fazla olmadık. Deniz mahsullü makarnaları muhteşem ve harika Türk kahvesi yapıyorlar; bu da küçük bir tüyo.

 

Gün boyunca güneşlenip müzik dinlemek ve ayların yorgunluğunu atmaya başlamanın halet-i ruhiyesi ile “biraz da bu tarafıma bayılayım, biraz da şu tarafıma uzanayım” modunda bir gün geçirdim.

 

Akşam ise babamın arkadaşı Serap Hanım’ın Bodrum merkezdeki SERES adlı gümüş ve egzotik taşlardan takıların satıldığı dükkanının önüne sandalye çekip, ‘Bodrum'da bir esnaf’ modunda bir kaç saat geçirdim. ‘Esnafing’ başlıklı snaplerim arkadaşlarımdan epey ilgi gördü.


 

 

Kalitenin pik noktası: XUMA

İkinci gün, Bodrum'un yıllardır bir numaralı mekanı olan Xuma'ya gittim.

 

Yalıkavak'ın eşsiz güzelliğinin adeta taçlandığı bir pik noktası olan Xuma, bu sene de kalitesinden ödün vermemiş, binlerce müşteriye hizmeti hiç aksatmadan sunmayı başarmıştı.

 

Love IS adlı kokteyli tavsiyeleri üzerine denedik ve çok memnun kaldım. Xuma'nın konumlandığı o eşsiz koyda denizde balıklarla birlikte yüzmenin keyfi tarif edilemez.

 

Love IS bittikçe tazelettim, sıcak bastıkça denize girdim, palmiyelerin altında uyuyup uyanıp yeniden kendimi sulara atmak dışında, tüm günü etrafımızdaki ‘beach gülleri’ ve başlarındaki bekçilerle kendi çapımızda dalgamı geçerek geçirdim.

 

Öğlen yediğim robespierre inanılmaz derecede lezzetliydi ve en severek yediğim robespierreler listesine üst sıralardan giriş yaptı. Eğer ete düşkünseniz ve yolunuz Xuma'ya düşerse, en azından biranın yanında ara öğün olarak bile olsa robespierre mutlaka deneyin!

 

Bu arada, Xuma'da binlerce insan kendi halinde eğlenirken hemen yanımızda Cem Yılmaz'ı gördük. Oğlu Kemal, babasının tepesinden inmiyordu ve Cem Bey oğluyla oynaşıp duruyordu.

 

En hoşuma gidense, etraftaki binlerce insandan hiçbiri gidip Cem Yılmaz'ı rahatsız etmiyordu. Eski eşi, oğlu ve bir kaç dostuyla birlikte gün boyu sakin bir şekilde zaman geçiren ve gölgede takılan Cem Yılmaz'ın bu kadar kalabalığın içinde kendisini bu denli rahat hissedebildiği başka bir mekan olduğunu düşünmüyorum.


 



Kumquat’ta her şey yolunda

Bodrum'daki ikinci akşamımızda,  beldenin ‘eller havaya’ denen programlarıyla fark yaratan Kumquat'ta geç saatlere kadar Ferda Anıl Yarkın dinleyerek kafa dağıttık.

 

Mekanın işletmecisi Erkin Karaoğuz'un adeta bir maestro gibi yönettiği organizasyonda ne tek bir aksayan iş oldu ne de eğlence bir nebze olsa aşağı indi.

 

Mezeleriyle Bodrum müdavimlerinin tatil planlarının yıllardır vazgeçilmezi olan Kumquat, bu bayramda da herkesin tatilini daha da şenlendirdiği bir durak olarak hafızlarda yerini etti.


 



Sakallı’da etle kahvaltı!

Son günümüze, babamla, Bodrum'um düzenli yaşayan sakinlerinin uğrak noktalarından biri olan ve tarihi neredeyse yüz seneye yaklaşan Sakallı adlı lokantada, güzel bir et yemeğiyle kahvaltı yaparak başladık.

 

Kuzu incikle kahvaltı nasıl olur demeyin, et müptelası değilseniz anlayamazsınız!

 

Yine de eğer bu yaz yolunuz Bodrum’a düşecekse ve pizza, hamburger, köfte yemekten sıkıldıysanız, Sakallı’ya uğramadan dönmeyin derim.

 

Bodrum Deniz Müzesi'nin sokağında yer alan ve gece gündüz ful çakan bu esnaf lokantasında Bodrum’da yiyebileceğiniz en leziz yemekleri, en uygun fiyata bulabilirsiniz.


 

 

Beyaz Beach’e gitmez olaydım!

 

Son günümün devamını Bitez'de Beyaz Beach'te geçirmek gibi bir karar aldım ve bu kararımdan gerçekten çok pişman oldum.

 

Aslında Bitez'in yıllardır en trend mekanı olan Sarnıç'a gitmek için yola çıktım ama varışım öğle saatlerini bulduğu için hiç yer yoktu ve ben de en yakın beach’de soluğu aldım. Almaz olaydım.

 

Servis personelinin ekseriyeti ne tür bir yerde, ne tür bir kitleye hizmet ettiğinin farkında değildi... Orta halli bir Anadolu kasabasındaki esnaf lokantasından hallice servis anlayışı, gerçekten evlere şenlikti.

 

Üstelik hesap ödeme noktasında, yaptıkları rezalet servis sanki çok matahmışçasına, bahşiş almak için sergiledikleri hal ve tavır insanın midesini bulandıracak cinstendi.

 

Ama eğer kalite ve sunuma önem vermiyorsanız, 100 TL'lik harcama sınırı ile Beyaz Beach, tercih edilebilir bir yer.

 

Tabii üçüncü sınıf bir DJ'in kayıttan çaldığı ve arada ‘hey hoo’ diye bağırmalarını performans diye adlandırdığı şeye tahammül edebilirseniz.




ETİKET :   Beyaz Beach Bodrum Kumquat Milas Sakallı Restorant THY XUMA Cem Yılmaz arda süar arda marduk blue point dr arda süar

Tümü