kocaeli , 26-10-2020

Aranılan dış ses bulundu; Uğur Bayram

Kendisini görmeseniz de onu sesinden tanıyorsunuz. İşte karşınızda televizyon programlarının aranılan dış sesi; Uğur Bayram Gitgel

11:44:02 | 2020-10-09

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI

FOTOĞRAFLAR: İsmail HAKKI TİMUÇİN

 

 

Bildiğiniz ünlülerden değil o. Kendisini görmüyorsunuz ama sesini sürekli duyuyorsunuz. Ulusal kanallarda izlediğiniz pek çok programın seslendirmesi ona ait. Üstelik, o sadece seslendirme sanatçısı da değil. Aynı zamanda haber spikeri, TV yapımcısı, TV editörü, gazeteci-yazar, şair, hayvan sever ve kendine şef. Radyoculukla başlayan meslek yaşamında bir koltuğa birçok karpuz sığdıran isimlerinden biri ve tam bir İzmit aşığı... İşte o ses: Uğur Bayram Gitgel  

 

Uğur Bey, sizi tanıyabilir miyiz?

Adım Uğur Bayram Gitgel. 50’ye merdiven dayadım, Göçmen bir ailenin 6’ncı çocuğuyum. Rahmetli annem, eğitim hayatını yarım bırakan abime inat, beni dünyaya getirmiş, ‘tüm okulları okuyacak’ demiş. Çukurova Üniversitesi Makine Resim ve Konstrüksiyon Bölümü’ne devam ederken, bazı nedenlerden dolayı okulu bırakmak zorunda kaldım. Annemin bu isteğini yerine getirmek için ve artık okuyacak kitap kalmayınca; biraz da ders kitabı okumak için 40 yaşımdan sonra açık öğretimde halkla ilişkiler, işletme, radyo televizyon programcılığı bölümlerini üstün dereceyle bitirdim. Şimdi de laborant veteriner sağlık bölümünü okuyorum.

Dünya tatlısı bir eşim var, Outlet Center Halkla İlişkiler Şefi Deniz Özsoy. Kızımı yakın zamanda evlendirdim, Bunlar benim manevi değerlerim. ‘Sonuna kadar İzmit’ diyenlerdenim, İzmit’i çok seviyorum. Hayvan severim anlaşılacağı üzere…

 

 

Tabii bir de herkesin sesini tanıdığı ama kendisini pek tanımadığı iyi bir seslendirmen…

Evet, seslendirmenler böyledir. Radyoculukla başladı benim meslek yaşamım. İlk radyo programımı 1992 yılında Radyo 2000’de ‘Şiir Çağlayanı’ adlı programla yaptım. İzmit radyolarında da önümü açan kişi rahmetli iş adamı Ali İhsan Kaya’dır. Askerdeyken bile radyo programcılığı yaptım.

Bir dönem Gaziantep’te çalıştım. Radyo programı yaparken edebiyat öğretmenim Serap Hanım, ‘Uğurcuğum senin ses tonun çok güzel. TRT’den çıkma bir sesin var. Bunu iyi kullan ve üzerine git’ demişti. Bir dil merkezinden eğitim aldım ve daha sonra o dil merkezinde eğitim verecek kapasiteye geldim.

 

Radyoculuktan televizyona nasıl geçtiniz?

Seslendirmenlik yapmaya ATV’de İpek Tuzcuoğlu’nun ‘6. His’ programıyla başladım. İlk defa sesimi Türkiye duyuyordu. Sonra Sinan Çetin ile ‘Film Gibi’ programında çalıştım, programın dedektifiydim. 150’nin üzerinde kayıp insanı tek başıma buldum. 5 sezon sonra program bitirildi ve ben boşta kaldım. ‘Ne yapabilirim’ diye düşünürken Yasemin Bozkurt’un sunduğu ‘Kadının Sesi’ programına bir e-posta attım. Bir e-posta insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini  o zaman gördüm.

 

Nasıl değiştirdi?

Bir gün beni Yasemin Hanım’ın kız kardeşi, Tülin Ünver aradı. ‘Uğur Bey kayıp araştırması yapıyormuşsunuz, programımıza lazımsınız’ dedi. Programın editörü olarak çalışmaya başladım. Masam bile yoktu ama tüm şöhret takımıyla birlikteydim. Karşımda Beyazıt Öztürk oturuyordu, çaprazımda Okan Bayülgen; koridordan koşa koşa Uğur Dündar geçiyordu, alt katta Mehmet Ali Birand’ın sesini duyuyordum, bir yandan Seda Sayan’ın ‘Kuşlarım ben geldim’ sözleri… Ünlüler takımının arasında kendimi gördüğüm zaman ‘Ben neden ünlü olmayayım’ dedim.

 

Sonra…

Kadının Sesi programı kötü bir cinayetle son buldu ve yayından kaldırıldı. Program bittikten sonra dönemin ünlü yönetmenleri Oğuz Çankaya beni aradı. ‘Uğurcuğum bizimlesin, Canlı Canlı diye bir programımız var, Gül Gölge Saygı isminde çok güzel bir ablamız sunum yapacak, seslendirmesini de sen yapacaksın’ dedi. Gittim fakat ağır bir grip geçiriyorum, istedikleri demo sesi veremedim. Oğuz ısrarla benimle çalışmak istiyordu, ‘Uğurcum sen editörlük yapıyorsun, hadi bakalım magazin editörlüğü yap’ dedi.

Yıl 2005. O sıralar yerimde duramıyorum, ‘Geri Dön’ adında bir program yazdım. Biraz Film Gibi’den biraz Kadının Sesi’nden yaptığım alıntılarla… Yapım ekibi, o dönemin popüler ismi Ebru Gündeş’i sunucu olarak düşündü. Ebru Gündeş’in isteğiyle programın adının ‘Geri Dön’ oldu. Ancak ne yazık ki program reyting kurbanı oldu, 6 hafta sürdü.

 

Sizin için kötü olmuş…

Tecrübe oldu, yapımcılık zor bir işmiş o zaman anladım. Program sürecinde canlandırma çekimlerinin seslendirmelerini yaparken, koridordan Mehmet Ali Birand sesimi duymuş, ‘Kim bu ses, bana getirin’ demiş. Ayşenur Arslan ve o dönem Kanal D’nin yurt dışı programlar müdürü olan Hatice Hanım beni odaya çekti; ‘Kanal D haberin sesi olmak ister misin?’ dedi.

Bu, zaten benim hayalimdi. Ayşenur Arslan beni part time işe aldı ama ben full time çalışmaya başladım. 2004-2012 yılları arasında Kanal D’de seslendirmen olarak çalıştım. Gündüz kuşağında Şule Zeybek’in, akşam Mehmet Ali Birand’ın, hafta sonları ise Deniz Arman’ın haberlerinin sesi oldum. O dönem bir de yurt dışı haberlerinin sesi oldum.

 

Bir dönem haber bülteni de sundunuz değil mi?

Evet, Euro D Haber Müdürü Erhan Songür bir gün bana, ‘Uğur takım elbisen var mı?’ diye sordu. ‘Ne oldu abi’ dedim, ‘Haftaya Euro D ekranına çıkıyorsun’ dedi. 1995 yılında Gaziantep’te iken bölgesel bir kanalda televizyonculuk yapmıştım ama ilk kez ulusal bir kanalda haber sunacaktım. Böylece, tüm Türkiye’nin ve Avrupa’nın seyrettiği bir ekran yüzü oldum. Çok güzel bir zaman dilimiydi.

 

 

İŞTE O SES

 

Kanal D ile yollarınız ne zaman ayrıldı?

Mehmet Ali Birand’ın vefatıyla birlikte benim Kanal D haberden ayrılma sürecim başladı. Bu işi bırakıp ticarete mi dönsem diye düşündüm ama ne mümkün… Fırsat vermediler, ardı ardına freelance çalışmam için teklifler aldım. Kanal D’den ayrıldıktan sonra sesimi her yerde kullanabildiğimi gördüm. Şu ana kadar 100’ün üzerinde programda seslendirme yaptım.

Zuhal Topal’ın, Esra Erol’un, Müge Anlı’nın programlarındaki ses oldum. ‘Macitler Mobilya’nın sunduğu Kelime Oyunu başlıyor’ anonsu bana aittir.

Magazin D’yi, Star Magazin’i, Star Life’ı okudum. Sesimi her şekilde kullanabildiğimi fark ettim. Öğrenci yetiştirdim, birçok arkadaşımı ulusal medyaya kazandırmanın sevincini yaşıyorum, onları gururla seyrediyorum. Şu an Star ve NTV haber merkezinde Mesut Yar’ın sabah programının seslendirmesini yapıyorum. Nasip olur da Koronavirüsten kurtulursak Nihat Hatipoğlu’nun programları için seslendirme yapacağım. TRT Müzik kanalında bir magazin programı için çalışacağım.

 

Sesiniz sizin için önemli, peki ona nasıl bakıyorsunuz?

Her sabah nefes egzersizi yaparım. Pencereyi açar, oksijeni içime çeker, 10 saniye tutarım. Bunun faydası büyük.

Çocukken annem bana bronşit olmayayım diye günlük yumurta, nöbet şekeri ve limondan oluşan özel bir iksir içirirdi. Onun sesime çok faydası olduğunu düşünüyorum. Sesim kısıldığı zaman iyi yıkanmış kabuklu elma yerim. Bu da okurlarınıza benim özel bir tavsiyem olsun. Kabuklu elma boğazdaki partükülleri söker, ses tellerini de kuvvetlendirir.

 

 

Hayvan seversiniz de aynı zamanda…

Evet, Ayazma Mahallesi’nde oturuyorum, burada mahallemin çocuklarıyla birlikte hayvanlara bakıyoruz, onlara hayvan sevgisini aşılıyorum. 25’in üzerinde kedi, 40’ın üzerinde köpeği özel mamalarla besliyoruz. Benim de evimde 4, bahçemde bir köpeğim var.

 

Aşçılığınızla da pek ünlüsünüz…

Kendime ait özel spesiyallerim var. Arkadaşlarıma yemek tarifi veririm çoğu zaman. Bazen ablalarım yemek yaparken beni arar, çok iyi yemek yapmalarına rağmen benim fikrimi alırlar. Kızım yeni evli, o da ‘Baba ne yemek yapayım’ diye sorar bana. Et yemekleri konusunda çok iyi olduğumu düşünüyorum. Yemek yapmayı, yemek yemeyi ve yemek yedirmeyi çok seviyorum.

 




ETİKET :   uğur bayram gitgel uğur bayram televizyon radyo sunucu program yapımcısı dış ses seslendirmen seslendirme sanatçısı kocaeli

Tümü