Zeynep Doğanay: Herkesin bir yaşam koçuna ihtiyacı var

Zeynep Doğanay Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nin sahibi yaşam koçu, psikolog, psikoterapist ve eğitimci Zeynep Doğanay’a göre her insanın bir yol göstericiye ihtiyacı var

12:08:49 | 2018-07-05

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI 

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Yoksa siz de değişime direnenlerden misiniz?

Kendinizde bir farkındalık yaratmak istiyor, hangi yoldan ilerleyeceğinizi bilmiyor musunuz?

İş yaşamınızda adaptasyon güçlüğü yaşıyor, liderlik vasıflarınızı göstermekte zorlanıyor musunuz?

Bireysel gelişiminizi hızlandırmak, hayatınızda sizi aşağı çeken yüklerinizden kurtulmak mı istiyorsunuz?

Aşk, arkadaşlık ya da ailevi ilişkilerindeki başarısızlığınızın nedenini bir türlü bulamıyor, çocuğunuzu yetiştirirken doğru yolu izlediğinizden emin olamıyor musunuz?

Var olan potansiyelinizi ortaya çıkarmanın vakti geldi de geçiyor mu?

Eğer sizin de aklınız bunlara benzer sorularla meşgulse, Zeynep Doğanay Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nin sahibi yaşam koçu, psikolog, psikoterapist ve eğitimci Zeynep Doğanay, yardımınıza koşmaya hazır. Yaşam koçluğu, eğitmenlik, kişilerin kendilerini değiştirme ve geliştirmelerine liderlik etmek gibi konularda hizmet veren Doğanay, çalışmalarını Kocaeli Life’a anlattı…

 

 

Zeynep Hanım, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1967, Romanya doğumluyum. 23 yaşıma kadar Romanya’da yaşadım, ilkokul, ortaokul ve lise eğitimimi orada tamamladım. Üniversite için Bükreş’e gittim, Romen Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünü bitirdim. İkinci sınıftan sonra öğretmenler için zorunlu tutulduğundan psikolojik danışmanlık da okudum. Bu sırada psikolojiyi çok sevdiğimi fark ettim. Annem-babam öğretmen. Onları kırmak istemediğim için öğretmenlik okuyordum ama insanlara dokunmayı çok sevdiğimi gördüm. Sonra 23 yaşındayken İzmit’te Dostlar Fırın’ın ve Dostlar Makine Gıda Sanayi Şirketi’nin sahibi olan eşim Muzaffer Doğanay’la tanıştık ve evlendik. 4 çocuğum ve torunlarım var.

Gelelim ben kimim sorunun uzun cevabına… Ben sadece bir insanım; prensipleri olan ama bazen hayatı deneyimlerken hatalar yapan ve özür dileyen. İçinde küçük mutluluklar, mutsuzluklar, korkular ve heyecanlar yaşayan. İnce ve kırılganım ama güçlüyüm de aynı zamanda. Biri beni yargıladığında dimdik durabilirim karşısında. Düşüyorum, kalkıyorum, kendimi terk ediyorum ama yine bulabiliyorum. Birçok düşüşler yaşadım, insanları anlamadan yargıladım.  Bazen yalan söyledim ama nasıl davranmam gerektiğini öğrendim. Sonunda anladım ki hayatta mükemmel olmak gerekmez.

Var olmak, sadece kendine sahip olmak, özgür olmak her şeydir… Sonunda sessizlikten öteye, dinlemeyi öğrendim. Ben sadece bir insanım; hayalleri olan, yalnızlıktan korkan, kendi başarılarını ve başarısızlıklarını kabul eden… Karşımdaki insan özür dilemese bile affedebilirim, yani bir şans daha verebilirim çünkü inanıyorum ki o daha iyi biri olabilir… Bazen gidiyorum ama kalmak istiyorum. Bazense kalıyorum ama gitmeyi düşünüyorum. Endişeliyim ama her mutluluk kırıntısını toplayabilirim. Beni çocukların gülümsemesi mutlu eder. Yağmur, güneş, kar, çiçekler, aşkla geçen gençler, sevgiyle bakan yaşlılar, kediler, köpekler… Kısaca her canlı mutluluk verir. Duygularımı ve düşüncelerimi herkesle paylaşmak istiyorum. Çaresiz insanlara dokunmayı seviyorum. Yalnızlıktan korkan bir insanım. Paylaşamadığım hiçbir şey mutluluk vermiyor bana. Her an insanlara bir iyi bir söz söylemeye, bir gözyaşı silmeye vakit bulabilirim. Sadece bir insanım, kabullenilmiş, kabullenilmemiş, kızgın, tatlı, anlayışlı, yargılanmış ama bütün bunlara rağmen dengeyi bulabilmiş. Ben sadece bir insanım; hayatın sevgiden saygıdan ibaret olduğunu anlamış…

 

Kendinizi çok güzel özetlediniz. Peki, insanların hayatına dokunmaya nasıl karar verdiniz, yaşam koçu olma yolculuğunuz nasıl başladı?

Bu meslekle, kendi misyonumu buldum diyebilirim. İnsanların hayatlarına dokunmak, onlara yardımcı olmak yaratılış özelliğim. Ben çocukluğumu anne-babadan uzak geçirdim. 7 yaşımdan sonra kendi babam beni buldu ve yanına aldı. Kuzu, keçi ve ineklerin yer aldığı büyük bir çiftlikte yaşıyorduk. Ben de orada çobanlık yapıyordum. Çobanlık yapmama rağmen okulda hep birinci oluyordum ve öğretmenlerim bana hayrandı. Bir insan hayvanlarla yaşarsa hisleri ciddi anlamda gelişirmiş, bunu öğrendim. Altıncı hissim çok kuvvetlidir. Hayvanların dili yok ve onlar kendilerini hisleriyle ifade ederken ben de onları anlamaya çalıştım. Motocross’u çok severdim ve iyi yarışçısıydım. Geriye dönüp baktığımda tutku dolu bir hayatım oldu diyebilirim.

 

Eşiniz İzmitli, siz Romanyalı. Tanışmanızın da ilginç bir hikayesi vardır diye düşünüyorum… Nasıl oldu?

Eşim Muzaffer Bey, bir açılış için Romanya’ya gelmişti. Arabası bizim evin önünde bozuldu ve bu şekilde tanıştık. Babam belediye başkanıydı. Onu evimize aldık, arabasını tamir ettirdik. Babam şakayla karışık benim için ‘Bu kız evde kaldı’ dedi, kaldı ki 23 yaşımdaydım ve üniversiteden yeni mezun olmuştum. Öğretmenlik yapıyordum, arabam vardı. Hayatımdan gayet memnundum. Eşim o gün ‘Ben talibim ancak 3 tane çocuğum var. Eşim vefat etti’ deyince ben de çocukları çok sevdiğimi söyledim. Bu sözler eşimin çok hoşuna gitmiş. 1 hafta sonra çocuklarını alıp tekrar Romanya’ya geldi ve evlendik. Çocuklarını gördüğüm zaman kendi küçüklüğümü hatırladım. Onların yaşındayken ben de sahipsizdim. Eşimin çocuklarının da annesiz büyümesini istemedim ve onları hemen sahiplendim. Evlenip, Türkiye’ye yerleştim.

 

Türkiye’ye geldiğinizde neler yaptınız?

1990 yılında Türkiye’ye geldik. İlk geldiğim yıllarda çocuklar çok küçük olduğu için çalışmadım. Daha sonra bir çocuğumuz daha oldu. En ufak çocuğumuz anaokuluna başlayınca, çalışmak istedim. Eşim para almadan çalışırsam izin vereceğini söyledi. O zaman Gölcük İmam Hatip Lisesi’nde 2 yıl boyunca gönüllü olarak İngilizce öğretmenliği yaptım. Ancak çalışmak bir tutku olunca insan boş duramıyor. Daha sonra Romanya’da şirketler açtık ve eşimle birlikte oraya gittik. 2003 yılına kadar orada kaldık. Sonrasında aldığımız kararla temelli Türkiye’ye döndük. 2005 yılında çok sevdiğim bir iş olan yaşam koçluğuna başladım. Zeynep Doğanay Psikolojik Danışmanlık Merkezi’ni kurdum. 

 

Yaşam koçluğu yapmaya nasıl karar verdiniz?

Romanya’da bir seminere gitmiştim. Orada yaşam koçluğundan bahsediyorlardı. Bu mesleğin Türkiye’de de olması gerektiğini düşündüm. Çocuklarım bu işin Türkiye’de tutmayacağını söylüyordu ama ben, yaşam koçluğu var mı yok mu diye hemen internetten bir araştırma yaptım… Burada bu konuyla ilgili çalışmalar yapan LIVCON şirketini buldum, hemen aradım. ‘Advantage Master Trainer’ olduğum için her türlü yaşam koçluğu yapabilecek bir donanıma sahiptim. 4 sene boyunca LIVCON’da çalıştım. Daha sonra kurumsal bir firma olduğu için LIVCON Learning Academy’nin Kocaeli temsilciliğini aldım. LIVCON, 1998 yılında Londra’da çalışma yapmaya başlayan ve şu anda 26 temsilciliği bulunan kurumsal bir firma. Biz de Türkiye’de, Marmara Bölgesi’ndeki tek temsilcisiyiz.

 

İKİ TÜR HİZMET VERİLİYOR

Zeynep Doğanay Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde ne gibi hizmetler veriliyor?

Merkezimizde iki çeşit hizmet veriliyor. Birincil hizmetlerimiz; değişim ve farkındalık eğitimleri/seminerleri, business koçluğu, planlama eğitimleri, performans koçluğu, bireysel seanslar, ilişki koçluğu, aile koçluğu, montessori eğitimi, öğrenme ve uygulama eğitimleri, üstün yetenekli çocuklar ve ailelerine rehberlik, bağımlılıktan kurtulma seansları, NLP, hipnoz ve transaksiyonel analizle işlemsel çözümleme terapisi konuları.
İkinci hizmetimiz de firmalar için özel danışmanlık ve eğitimler. Bunlar da şöyle:

Alışkanlık çalışması: Küresel Liderlik, Küresel Düşünmek, Farklılıkları Takdir Etmek, Teknoloji Anlayışı Geliştirmek, Liderlik Paylaşmak, Paylaşılan Bir Vizyon Oluşturulması, Kişileri Geliştirmek, İnsanlara İstikrarlı Bir Şekilde İtibar Göstermesi, Kişilere İşlerini Yapmak İçin Neye İhtiyaçları Olduklarını Sorması…

Kişilik tipleri: Kişisel Ustalığa Ulaşmak, Yapıcı Diyaloğa Teşvik Etmek, Bütünlük Göstermesi, Değişime Önderlik Etmek…

Başarı için gerekli zihniyet (Takım ruhu için): Wow Hizmeti (Akıl Ve Mantık İle Duygular Üzerinde Beş Anahtar Soru). Hizmet ve Stratejiyi Geliştirmek İçin 7 Adım (Güçlü Liderlik, Ortak Hedef, Oyunun Kuralları, Eylem Planları, Risk Almayı Destekleme, Yüzde Yüz Katılım. Takımda Engelleri Aşmak (Güven Yokluğu, Çalışmak Korkusu, Bağlılıktan Yoksunluk, Sorumlu Tutmaktan Kaçınma, Sonuçları Dikkate Almamak)

 

HERKESİN İHTİYACI VAR

Herkes yaşam koçu olabilir mi?

Eğitim alan herkes yaşam koçu olabilir. Üniversite mezunu olmak şartı yok ama doğru bir eğitim alınması şart. Şu anda üniversitelerde de 80 saatlik yaşam koçluğu eğitimi veriliyor. Ben de 5 yıl boyunca koçluğun her ayrıntısını öğrendim. Bir insan karşıma gelince onun haritasını çıkarıp, onunla ilgili farkındalık yaratabilir, kendini bulma cesaretini çok rahatlıkla verebilirim. Ancak şu an internete baktığımızda 3 saatlik yaşam koçluğu ve sertifika eğitimi veriliyor. Bunu doğru bulmuyorum.

 

Peki, kimler yaşamına yön vermek için destek almalı?

Ben dahil herkes destek almalı çünkü koç tarafsızdır ve şeffaf bir fikir verir. Bizler, bir problem olduğu anda çocuklara ve ailelere yaşam koçluğu yaparak onların hayatlarında farkındalık yaratıyoruz. Danışanlarımıza dengede kalmayı öğretiyor, karar vermesini hızlandırıyor, görmediği detayları görmesini sağlıyor, yol gösteriyor, problemin ana kaynağını bulması ve ondan nasıl kurtulacağı konusunda yardımcı oluyoruz. Yaptığımız işi şöyle düşünün… Buradan İstanbul’a gitmek istiyorsunuz. Yoldaki işaretler olmadan İstanbul’a varabilir misiniz? Yaşam koçluğu da tıpkı yoldaki işaretler gibi yol göstericidir. Bizler kararı kişiye bırakıyoruz, sadece karar verme sürecinde yardımcı oluyoruz. Psikologlarla aramızdaki fark bu. Psikologlar ne yapılması gerektiğini söylerken bizler yol gösterici oluyoruz.

 

18 YAŞIMA DÖNECEĞİM

Zeynep Hanım, ‘Biz sizin değerinizi biliyoruz. Size de hatırlatabiliriz’ şeklinde bir sloganınız var. Bunun anlamı nedir?

Bu sözü çok seviyorum. Bu söz, yaşadığınız anın, kendi değerinizi bilin demektir. İnsan kendi değerini fark etmeli. Değerini fark ettiği anda kendisine yol açar. Mutluluğu arıyoruz ancak mutluluk aslında içimizde. Hayatımızda yaşadığımız her şey bizi daha güçlü yapmak için karşımıza çıkıyor, bunu unutmamalıyız.

 

Sizin de bir yaşam koçunuz var mı?

Evet, hem yaşam koçum hem de psikoloğum var. Ben de hayatımda bazı şeyleri göremiyorum, göremediğim noktaları bana yaşam koçum gösteriyor. Dışarıdan birisinin bakışı hayatımızı değiştirir. Bir yaşam koçuna geldiğiniz ilk anda hayatınız değişmez, zaman isteyen bir süreç bu. Danışanlarıma mutlaka ödev veriyorum. Onları sürekli takip ediyorum.

 

Kısa süre önce bir rahatsızlık geçirmişsiniz… Şimdi nasılsınız?

Bundan 2,5 yıl önce kanser hastalığına yakalandım. Doktor bana 6 ay ömür biçti ancak ben mücadeleyle bu hastalığı atlattım, içimden temizledim. Bazen hayat seni uyandırmak için mucizeleri karşına çıkarır. Sigara hiç içmiyordum ama akciğerimde bir tümör çıktı. O zamanlar 130 kiloydum. Kendi dışımda herkesi mutlu etmek istiyordum. O hastalıktan sonra ‘Bu zamana kadar kendim için bir şey yaptım mı?’ diye düşündüm. Her gün kendime ‘Kanser hücreleri vücuduma geldiniz, tanıştığıma memnun oldum ama artık doğal yollarla vücudumdan çıkmanızı istiyorum’ şeklinde telkinde bulundum. 18 yaşındaki bir resmimi aynanın karşısına koydum. Her sabah kalktığımda bu fotoğrafı görüyordum. ‘2 sene sonra bu fotoğraftaki kiloda, aynı güzellikte ve sağlıklı olacağım’ dedim kendime. Allah’a hep dua ettim. İlaç kullanıyordum, ağrılarım oluyordu fakat kendimi 2 sene sonraki Zeynep olacağım diye motive ediyordum. Beynimde 2 sene sonraki Zeynep’i oluşturdum ve beynim ilerideki Zeynep’e ulaşmak için savaşmaya başladı. Tavsiyem şudur ki kendinize ileride ulaşacağınız hedefler koyun ama bu hedeflere oturarak ulaşamazsınız. Arkadaşlarım, çocuklarım, dostlarım bana destek oldu, tıbbi olarak tüm ilaçlarımı kullandım, tedavimi oldum. Kendimi iyileştirmek için ne gerekiyorsa yaptım kısacası.

  

 

ÇOCUKLARINIZI ÖZGÜR BIRAKIN

Moralin, düşünce gücünün sorunları yenmekte faydalı olduğu her zaman söylenir…

Elbette, hastalığa ya da sorunlara teslim olmamak gerekir… Ben sadece Allah’a teslim oldum.

 

Çocuklara yönelik çalışmalar da yapıyorsunuz…

Evet, ben çocukları çok seviyorum ama gördüğüm şu ki aileler, çocuklara çok baskı yapıyor. ‘Üniversite okumalısın, okumazsan olmaz’ gibi ifadeler kullanıyorlar. Bu çok yanlış bir davranış. Üniversite bizim kimliğimizi değiştirmiyor, bizleri sadece mesleğe ulaştırıyor. Örnek verecek olursak Sakıp Sabancı okumadı ama binlerce insanı çalıştırdı, değil mi? Önemli olan doğru yönetilmek ve doğru davranmak. Anne-babalar, yavrularını bilgisayar bağımlısı yapmış. Özellikle Türkiye’de bu durum çok yaygın. Bu konuyla ilgili ciddi seanslar veriyorum. Gelecek nesil bu bağımlılık nedeniyle gerçek dünya ile sanal dünyayı birbirine karıştırıyor.

 

Bu noktada ailelere ne söylemek istersiniz?

Anne ve babalara bir mesaj vermek istiyorum. Çok bilinçli ve sevgi dolusunuz. Evlatlarınıza her şeyi vermek istiyorsunuz. Çocuklarınıza bilgiyi verdikten sonra düşünme ve karar alma yetkisini onlara bırakmalısınız, müdahale etmemelisiniz. Çocuğa sürekli müdahale ederseniz doğruyu bulamaz. Ondan bir şey istendiği zaman 10-12 saniye bekleyin, bir soruya cevap vermeden bir başka soruya geçmeyin çünkü çocuğun bir soruya cevap verme süresi 12 saniyedir. Gelelim 13-25 yaş arasındaki gençlere… Eğer teknoloji olmasaydı, yani ellerindeki telefonlar olmasaydı bu kadar cesur olabilirler miydi?  Bu teknoloji var olduğu için kendilerini cesaretli sanıyorlar ama Google’ı kapadığınızda hiçbir şeye cevap veremez durumdalar. Gençlere nasihatim; kendilerini her zaman geliştirsinler ve uygulama yapsınlar. Gençlerimiz yapabildiği her şeyi yaptığına emin olsun, öğrensinler. Hazır bilgi hiçbir işe yaramaz. 

 

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DUYGULAR

Üstün yetenekli çocuklarla ilgili çalışmalar da yapıyorsunuz… Bu alanda çalışma yapmayı neden seçtiniz?

Ben her çocukla çalışıyorum ancak üstün yetenekli çocuklara ve ailelerine de özel olarak rehberlik hizmeti veriyorum çünkü bu çocukların bir eğitim sorunu var. Türkiye için bu durum ciddi bir yara. Her okulda üstün yetenekli çocuklar için bir sınıf olması lazım. Bu çocukları eğitim şartları olgunlaşmadığı için kaybediyoruz. Böylesi çocuklara sahip aileler, merkezimize geldiğinde önce bir analiz yapıyorum; çocuğun hangi alanda yetenekli olduğunu keşfediyorum çünkü müziğe ilgisi olandan matematik sorusu çözmesi isteniyor. Bir çocuğun piyano çalma yeteneği varsa ailelerin o konuya yönelmeleri, resim yeteneği varsa çocuklarını resme yönlendirmelerini istiyorum. Aile, mutlaka profesyonel destek almalı, o çocuğu hayata kazandırmalı çünkü o bir velinimet.

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Yaşam koçluğu günümüz için çok önemli bir meslektir. Herkesin nasıl ki  bir diş hekimi, bir doktoru, bir kuaförü varsa yaşam koçu neden olmasın? Dünya değişiyor, insanlar değişiyor, değişmeyen tek şey duygular… Onun için bugün dünyadaki milyarlarca insan yaşam koçlarına ihtiyaç duyarken Türkiye’de yaşayanlar neden duymasın…

 

İLETİŞİM

Adres: Ömerağa Mah. Ankara Cad. 2.Vakıf İş Hanı Kat:2 Daire:3 İzmit /Kocaeli

Telefon: 0 262 323 44 50

Web: www.zeynepdoganay.com

Facebook: Zeynep Doğanay Psikolojik Danışmanlık




ETİKET :   zeynep doğanay yaşam koçu psikoterapist psikolog eğitimci zeynep doğanay psikolojik danışmanlık merkezi sağlık psikoloji yaşam felsefe düşünce gücü çocuklar yetişkinler

Tümü