35 yıldır dimdik ayakta Özel Seymen Koleji̇

35 yıllık tecrübesiyle kentimizin eğitim-öğretim yaşamına damgasını vuran Özel Seymen Koleji, yoluna çizgisini hiç bozmadan devam ediyor. Kurumun yeni projesi, Kocaeli’ye sadece üstün yetenekli öğrencilerin eğitim alacağı bir okul kazandırmak

11:10:27 | 2018-05-10

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Merhum Rahmi Seymen’in, 1983 yılında, dönemin zorlu şartlarına rağmen kurduğu Özel Seymen Eğitim Kurumları, Kocaeli’nin ilk özel okulu olma unvanını taşıyor.

Rahmi Seymen bugün hayatta olmasa da bıraktığı emanet, çizgisinden hiç sapmadan büyüyerek ve kendisini sürekli geliştirerek; çağdaş, cumhuriyetimizin temel değerlerine bağlı, Atatürkçü bireyler yetiştirmeye devam ediyor.

Rahmi Seymen’in kızı Hamiyet Satı’nın kurucu temsilciliğini yaptığı bu güçlü eğitim kurumu, iki kampüsündeki toplam 2 bin öğrencisiyle geleceğin aydınlık Türkiye’sini inşa etmek için çalışıyor.

Önümüzdeki günlerde ilimize üstün yetenekli çocukların eğitim göreceği bir okul daha kazandırmaya hazırlanan Özel Seymen Eğitim Kurumları’nın vizyonunu, misyonunu ve hedeflerini kurumun ilkokul ve ortaokul müdürü Ercan Demir ile lise müdürü Gülistan Tireli’den dinledik.

 

Seymen Koleji, Kocaeli’nin ilk özel eğitim kurumu. 35 yıldır çizgisini hiç bozmadan kentin eğitim hayatına katkı sunuyorsunuz. Okulunuzun hikayesi nasıl başlıyor?

Ercan Demir: Özel Seymen Koleji’ni merhum Rahmi Seymen’i anlatmadan konuşmak olmaz. Eğitim-öğretim hizmetine 1983 yılında, Özel İzmit Lisesi adı altında Rahmi Seymen’in kuruculuğunda başladık. 1985 yılında da ilkokulumuzu bünyemize kattık. Düşünün ki Rahmi Amca, 1983 yılında Türkiye’de özel okulculuğun henüz çok yeni olduğu ve 12 Eylül’ün üzerinden sadece 3 yılın geçtiği bir dönemde okul kurma fikrini ortaya atmış. Bu ileri görüşü, 1991 yılında hacca gittiğinde okul kurmanın ne kadar önemli olduğunu da kanıtlamış. Bize yaşadığı olayı şöyle anlatmıştı: ‘Hacca gittik, Arabistan’da Mekke’nin ileri gelenleriyle toplantı halindeyiz. Beni tanıştırırken ‘medrese sahibi’ dediklerinde herkes özel bir ilgi, özel bir saygı gösterdi. O zaman yaptığım işin ne kadar önemli olduğunu anladım.’ Dolayısıyla eğitim-öğretim işi çok kutsal bir iş.

 

Özel Seymen Koleji’ni markalaştıran değerler nelerdir?

Özel Seymen, Kocaeli’de mezunlar derneği olan birkaç okuldan biri. İlk mezunlarımız bugün 50 yaşında. ‘İzmit’te her evde bir Seymenli olacak’ demiştik ve oldu da. Bu da Seymen’in gerçek gücünü ortaya koyuyor. Bugün okulumuza gelen velilerin çok büyük çoğunluğu, geçmişte bizim öğrencilerimizdi. Biz şunu hiç unutmadık; Kocaeli bize bugünlere gelme imkânı verdi ancak biz de her zaman kente ‘eğitim anlamında neler verebiliriz’in arayışı içerisinde olduk. Mezun öğrencilerimizin duruşlarında, yaşam biçimlerinde, ahlaklarında Seymenli olmanın avantajını her daim gördük. Bu okul kente dokunmuş bir okuldur.

 

Sadece çocuklara değil, anne-babalara eğitim verdiğinizi de biliyoruz…

Ercan Demir: Elbette, bakın biz öğrencilerimizin eğitim hayatıyla yükümlü olduğumuz kadar kamuya hizmet etmemiz gerektiğinin de bilincindeyiz. Bu nedenle anne-babalara yönelik eğitimler veriyoruz. Anne-babalığın bir okulu yok. Velilerimize destek olmak adına dönemin en bilinen isimlerini kentimize davet edip, onları İzmit halkıyla buluşturuyoruz. Veli ve öğrencilerimizin karşılıklı gelişimi başarıyı da getiriyor.

 

ATATÜRKÇÜ BİREYLER YETİŞTİRİYORUZ

Biraz da bilimsel alandaki çalışmalardan bahseder misiniz?

Öğrencilerimiz TÜBİTAK’a üst üste 3 yıl yarı finale çıkacak projeler üretti. Yine yapıların güçlendirilmesi konusunda bor madeninin kullanılması yönünde yapılan projeyle Adana’da yarışmaya katıldık ve dünya birincisi olduk. İzmit Körfezi’ndeki kirlenmeye karşı yapılabileceklerle ilgili yarışmada, partnerimiz olan Thames Water ile birlikte çok önemli bir çalışmaya imza attık. Petrol atıklarını su yüzeyinden temizlemenin en önemli aracı saçtır, çünkü insan saçı bünyesinde çok fazla yağı tutabiliyor. Bu nedenle öğrencilerimiz kuaför kuaför dolaşıp saç topladı ve bu projeyi hayata geçirdi. Bunun gibi daha pek çok projeyle Özel Seymen Eğitim Kurumları’nın başarısını kanıtladı öğrencilerimiz.

 

Özellikle son dönemde ilimizdeki özel okulların sayısı hızla artıyor. Anne-babalar seçim yaparken hangi kriterleri göz önünde bulundurmalı?

Eğitim kurumunun akademik kadrosunun kalitesi mutlaka çok önemli ancak ders programlarındaki uygulamalar da göz ardı edilmemeli. Özel Seymen Koleji olarak biz; öğrencilerimizin çağdaş, cumhuriyetimizin temel değerlerine bağlı, Atatürkçü bireyler olarak yetişmesini istiyoruz. Çağdaş olmak yabancı dil bilgisini ve güne hâkim olmayı beraberinde getiriyor. Her şeyden önemlisi insan olmanın erdemi ve ahlaklı insan olabilmek çağdaşlıkla birlikte geliyor. Bu değerleri anasınıfından itibaren çocuğa aktarıyoruz.

Bu değerleri miniklere aktarabilmek için nasıl bir yol izliyorsunuz?

Anasınıfından itibaren çocuğa iki temel dersi veriyoruz; bunlardan biri felsefe. Temiz düşünsünler, hayatı doğru anlamlandırsınlar istiyoruz. İkincisi bilimsel merakı öne çıkardığımız, çocuk bilimin ışığından yararlansın diye yaptığımız laboratuvar derslerimiz. Çocuklar küçük yaşlarda çok soru soruyor. Bu soruların cevaplarının bilimsel temellere dayalı olması bizim için önemli. Biz çocukların akıllarını kullanmalarını istiyoruz.

 

Seymen Koleji’nin yabancı dil eğitimindeki başarısı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bir veli, çocuğunun eğitim alacağı kurumu seçerken haftalık 45 saatin nasıl değerlendirildiğini çok iyi analiz etmeli. Yabancı dil çok önemli. Öğrencilerimizin iki yabancı dil bilmesini önemsiyoruz. Bu anlamda onlara hem İngilizce hem Almanca dersleri veriyoruz. Bu okulun İngilizcesini herkes bilir. Biz Toefl sınav merkeziyiz. Toefl, bugün Türkiye’de yabancı dille eğitim veren üniversitelerin hazırlık sınıflarını atlama belgesidir. Öğrencilerimizin 11. sınıfta Toefl sınavlarına girerek o belgeyi ceplerine koymalarını; 12. sınıfta üniversiteye hazırlık çalışmalarını yapmalarını ve üniversiteyi kazandıklarında aldıkları belgeyle hem bir adım öne geçmelerini hem de İngilizce sorununu daha lisedeyken çözmelerini arzuluyoruz. İngilizce’yi artık dünya kabul etti, Almanca ise bir bilim dilidir. Öğrencilerimiz, Almanca dilinde yüksek lisans çalışmaları yapsınlar istiyoruz.

 

Ülkemizin eğitim sistemi 35 yılda sayısız kez değişti, siz nasıl oldu da hiç sarsılamadan yolunuza devam ettiniz?

Gülistan Tireli: 95 yıllık cumhuriyet tarihinin 35 yılında Özel Seymen Eğitim Kurumları var. Her değişen hükümetle birlikte eğitim sistemi ve eğitime bakış açısı da değişiyor. Ülkemizde pek çok ekonomik kriz, pek çok siyasi girişim oldu ama Özel Seymen, yoluna hep büyüyerek devam etti. Demek ki bu okulun oturttuğu bir eğitim sistemi, kendi içinde bir politikası var; günü yakalayıp, günün sonrasında ‘neler yapabilirim’i sürekli merak edip araştıran bir okul. Biz, en zor yetişen canlı olan insanı 3 yaşında alıyor, 18 yaşına kadar büyütüyor ve onu bir emanet olarak görüyoruz. Yani anne kucağından ilk emaneti alış, gerçek hayata uğurlayış… Sorumluluğumuzun ağırlığını biliyor, aldığımız emaneti taşımanın gücünü kendimizde buluyoruz. İstiyoruz ki söylediğimiz her şey ete kemiğe bürünsün.

 

Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Mesela Atatürkçülük diyoruz… Çocuk Atatürkçülüğü dokunarak, hissederek öğrensin istiyoruz. Ben Atatürkçülük sözcüğünü çocuğuma verdiğimde, mücadeleyi bırakmaması gerektiğini öğretmek zorundayım. Hümanist çocuklar yetiştirmek en büyük hedefimiz. Dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun canlıya, varlık sebebinden dolayı saygı duymayı öğretiyoruz burada. O zaman ben emanetimi dış hayata uğurladığımda bölgeye, dünyaya, ülkeme +1 kazandırmış oluyorum. Bir çocukla, bir insanla ne olabilir ki demiyoruz. Biliyoruz damlalardan denizlerin, okyanusların oluştuğunu. Çocuklarımıza mücadeleyi, doğru sorgulamayı öğretiyoruz. Bu nedenle mezunlarımız da kendi çocuklarını gönlü ve aklı rahat bir şekilde bizlere emanet ediyor.

 

ÖNCE ÇOCUĞU TANIYORUZ

Özel Seymen Koleji eğitim alanındaki yenilikleri de takip ediyor mu?

Oturmuş bir eğitim sistemimiz olduğunu az önce vurguladık. Dilden sözün çıkması kolaydır, önemli olan uygulamaya koymaktır. Günümüzde eğitim alanında yeni yeni uygulamalar mevcut. Örneğin STEM, robotik kodlama, Almanca-İngilizce, anadilde iyi öğrenme, sayıları gerçek hayatta sembolize etme, laboratuvarlarda deneyerek uygulayarak öğrenme ve niceleri… Biz bunların hepsini hatta daha fazlasını yapıyoruz. Peki, bu eğitim modelleri her çocuğa uygun mu? Her çocuk aynı şekilde öğrenmez, ‘öğrenir’ dersek çoklu zekâ kuramını reddetmiş oluruz… Veli, ‘Çocuğum kaç dil öğrenecek’ diye bize gelirken, biz ‘Önce çocuğu tanıyalım’ diyoruz. Çocukta görsel hafıza mı işitsel hafıza mı hâkim; çocuk çok mu hiperkatif, yoksa daha mı durağan ona bakıyoruz. Önce bunları belirleyip, sonra nasıl bir eğitim uygulayacağımıza karar veriyoruz. Bu da emek isteyen bir şey. Peki, farklı çocuklara nasıl öğreteceksiniz? İşte burada emek ortaya çıkıyor.

 

Kayıt süreçlerinizde nasıl bir yol izliyorsunuz?

Gülistan Tireli: Bu dönemlerde veli ‘Neler yapıyorsunuz?’ diyerek bize geliyor, beklentilerini paylaşıyor. Özel Seymen Koleji, yaptığını söyler ya da söylediyse yapar. Biz, bize iyi gelebilecek ve bizim iyi gelebileceğimiz çocukla yol almak istiyoruz. Her anne-babanın farklı talepleri oluyor. Biz çocuklarımızı; gelişimlerine iyi gelebilecek, ona yakın algılarda çocuklarla bir arada tutuyoruz. Yani çocuğun gerçeğine göre hareket ediyoruz. Elbette eğitim-öğretim süreçlerinde velimizi yok saymıyoruz, kapının dışında bırakmıyoruz, ‘Eti sizin, kemiği bizim’ sözünü de kabul etmiyoruz. Ortak paydamız çocuğumuz. Biz burada bir düzen kuruyoruz, bizim dışımızdaki zamanlarda da aileden takibini bekliyoruz.

 

Bu anlamda velilerle sürekli diyalog halinde misiniz?

Gülistan Tireli: Evet. Öğrencinin olabileceği en iyi yere gelebilmesi için işbirliği çok önemli. Bizim göremediğimizi veli, velinin göremediğini biz görüyoruz. Burada ete kemiğe bürünen bir eğitim var. Aile kavramı toplumumuz için çok önemlidir. Aile, sıcak ve samimidir değil mi? Biz eğitimcisiyle, velisiyle, kapıdaki güvenliğiyle bunu hissediyoruz, burada gerçek manada güzel bir aileyiz.

 

BU OKULUN BİR RUHU VAR

Özel Seymen Eğitim Kurumları, neden Kocaeli’nin dışına açılmadı?

Ercan Demir: Evet, 35 yıllık süreçte kendi bölgemiz sınırları içerisinde kalmaya özen gösterdik. İzmit ve 2011 yılında açtığımız Darıca kampüslerimizle eğitim alanındaki varlığımızı en iyi şekilde sürdürüyoruz. Darıca kampüsümüz İstanbullu veliyi yakalamış bir kampüs. Tüm Türkiye’de zincir okullar artıyor ancak biz okulların bir ruhu olduğuna inanıyoruz, okullar yaşayan organizmalardır. Her okulun kendine özgü bir doğası var. Biz kopyala yapıştır mantığında bir okulculuk yapmak istemiyoruz. Bu nedenle tüm baskılara rağmen Kocaeli’den çıkmadık. Biz, Seymen’in ismine halel getirecek, eğitim kalitesini düşürecek uygulamaların içinde olmak istemiyoruz. Ticari bir kuruluş olsak da eğitimi ticari bir meta olarak görmüyoruz. Biz iyi eğitim verelim yeter. Bu çizgimizden feragat etmek istemiyoruz.

 

Gülistan Tireli: Bizim kendi içimizde bir söylemimiz var; zincir okul olmak yerine elitist bir okul olalım. Bir öğrencimiz gelecekte bir yerlere geldiğinde ‘Bu, Seymenli. Konuşmasından, duruşundan belli’ densin. Bu bizim en gerçekçi hayalimiz. Kalabalık okul olmak çok kolay ama kaliteyi korumak zor.

 

Gelelim kampüslerinize. İzmit kampüsünüzden bahseder misiniz?

Ercan Demir: 24 bin 200 metrekarelik bir yerleşkemiz var. Anasınıfından lise sona kadar eğitim-öğretim yapıyoruz. 70 derslikli bir okul burası. Bin 500 öğrencimiz bulunuyor. Biz öğrencimizin zihinsel gelişimi kadar bedensel gelişimini de önemsiyoruz. Yerleşkemizde; 2 kapalı spor salonu, nizami bir çim futbol sahası, yarı olimpik havuzumuz, 18 dönümlük yeşil alanımız var. Şehrin ortasında ama doğayla iç içe bir kampüs.

 

Darıca kampüsü?

Ercan Demir: Darıca’da 12 dönümlük bir alanda 500 öğrenciyle eğitim-öğretim yapıyoruz. 72 dersliğimiz bulunuyor ve bu kampüste anasınıfımız ayrı bir bina olarak tefriş edildi. Kampüs içerisinde 300 kişilik bir konferans salonu, kapalı spor salonu, kütüphane, uygulamalı derslere ait 6 laboratuvar, kış döneminde kapalı alanda çalışma yapılabilecek mekanlar mevcut. Darıca, İzmit kampüsü ile ikiz. Binaların şekli değişik olabilir ama eğitim aynı. Baktığınızda iki kampüste toplamda 2 bin öğrencilik bir nüfusa sahibiz. Hemen hemen hiçbir okulda böyle bir sayı yok. Bu bizim sorumluluğumuzu daha da artırıyor. 2 bin öğrenciyi paydaşlarıyla hesapladığınızda günde 30 bin kişiye ulaşıyoruz. 30 bin kişinin sorumluluğu omuzlarımızda.

 

BİR OKUL DAHA GELİYOR

Özel Seymen Eğitim Kurumları’nın çok özel bir projesi var. Üstün yetenekli çocuklar için de bir program hayata geçirdiniz…

Ercan Demir: Türkiye’de öğretmenler normal kabul ettiğimiz eğitim gruplarına hitap ediyor ancak normalin üzerinde kalan öğrenci grupları genelde tanınmadığı, anlaşılamadığı için kayboluyor. Üstün yetenekli öğrenciler bizim için önemli bir alan. Onlar genelde sınıfların yaramaz öğrencileridir, hatta sınıf dışına gitmeleri önerilir ama biz üstün yetenekli öğrencileri, rehberlik servisimiz sayesinde yakalıyor ve onlara has bir program uyguluyoruz. Bu programın adı, Seymen Özel Yetenekliler Eğitim Programı (SÖYEP). SÖYEP, öğrencilerin özel yetenek alanlarını ileri düzeyde geliştirmelerini sağlamak, bireysel farklılıklarını kabul etmelerini olanaklı kılmak ve ailelerine bu konuda destek olmak amacıyla kuruldu. Üstün yetenekliler eğitim formasyonu almış öğretmenler, rehber öğretmenler ve idarecilerden oluşan bir komisyon tarafından hazırlanıyor. Yaşıtlarına göre farklı düşünen, algılayan, hisseden ve çoğu zamanda ifade eden özel yetenekli öğrencilerle anasınıfı ve ilkokul düzeyinde yıl boyunca yapılan çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Program kapsamında öğrencilerin eksik kazanımları tespit edilerek bu konularda da desteklenmeleri amaçlanıyor. 6 yıl önce bu programın tohumlarını attık ve 4 yıldır da uygulamaya koyduk. Şu an okullaşma yönünde adımlar atıyoruz.

 

Son olarak 12 Mayıs Cumartesi günü yapılacak festivalinizden bahsetmek istiyorum. Neler planladınız?

Ercan Demir: Özel Seymen Eğitim Kurumları olarak yine bir yaşama dokunmak, hayatı anlamlarla, iyilikle renklendirebilmek adına bu yılki festivalimizi sessiz dünyalara ses olabilmek için gerçekleştiriyoruz.  Duymayan yaşamlara işitme cihazı alabilmek adına ‘Sesleniyoruz’ projesine katkı sağlamak istiyoruz. Festivalimiz, 12 Mayıs Cumartesi günü, 11.00-17.00 saatleri arasında okulumuz kampüsünde, Seymen Koleji ailesi ve onların referansıyla aramızda olacak misafirlerimizin katılımıyla gerçekleşecek.




ETİKET :   özel seymen koleji seymen koleji Özel Seymen Eğitim Kurumları

Tümü