kocaeli , 20-04-2019

Yeteneğiyle göz dolduruyor: Nuri Karadeniz

Kentimizin yetiştirdiği başarılı oyuncu Nuri Karadeniz, 10 yaşında adım attığı tiyatro sahnesinde, yeteneği ve başarılarıyla göz dolduruyor

10:23:05 | 2018-11-08

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

İzmitli Nuri Karadeniz, oyunculuk yeteneği ve hayat verdiği birbirinden renkli karakterlerle 10 yaşından beri tiyatro sahnesinde. Çocukken tanıştığı tiyatroyu meslek olarak seçen ve akademik kariyerini tamamladıktan sonra kentimize geri dönen Karadeniz, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda görev aldığı her oyunda seyircisinden tam not alıyor. Bu sezon ‘İlerleme’ adlı oyunda 3 karakteri aynı anda canlandıran Karadeniz, dublaj, sinema ve dizi projeleriyle de adından sıkça söz ettiriyor. Başarılı oyuncuyla eğitimi, tiyatro hayatı ve özel yaşamı hakkında konuştuk.

 

Nuri Bey, tiyatro ile tanışmanız nasıl oldu?

Doğma büyüme İzmitliyim. İzmit Kadıköy Mahallesi Bağdat Caddesi’nde yaşarken, bir komşumuz Kocaeli Bölge Tiyatrosu’nun kurucusu Burhan Akçin Hoca ile çalışıyordu. Onun sayesinde 10 yaşındayken tiyatro kursuna başladım. Aynı dönemlerde, Kocaeli Fuarı’nda Orman Parkı diye bir yer vardı. Orada masallar playback oynanıyordu. ‘Pamuk Prenses ve 7 Cüceler’ masalı sahnelenirken bir cüce eksik kalmış. Komşumuz bana bunu söyledi, oynayıp oynamayacağımı sordu. Zaten dünden razıydım, ailem de izin verince sahneye ilk çıkışım böyle oldu. Somurtkan cüceyi oynadım.

 

Tiyatro hayatınız nasıl devam etti?

Tiyatro kurslarına devam ettim. Her hafta sonu, bazen hafta içi de gidiyordum. Burhan Hoca benim için “Kapıdan kovsak bacadan giriyor” derdi. 1997 senesinde liseden mezun oldum. Bu süreçte sınavlara hazırlandım ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Oyunculuk Bölümü’nü kazandım. Mezun olduktan sonra Bakırköy Belediye Tiyatrosu’na girdim, 1 sene orada çalıştım. Sonrasında İstanbul’da birtakım seslendirmeler yaptım, dizilerde rol aldım, reklam filmlerinde oynadım.

 

Kocaeli’ye gelişiniz nasıl oldu?

İstanbul her dönem olduğu gibi o zamanlarda da yaşamak ve çalışmak için zor bir şehirdi. O dönemde Kocaeli Büyükşehir Şehir Tiyatrosu’ndan bir oyuncu arkadaşımız ayrılmıştı. O gidince bana ‘Çalışmak ister misin?’ diye sordular. Ben de hemen kabul ettim. 2003 yılında da tiyatromuza girdim, 15 yıldır buradayım.

 

Özel tiyatrolarda da çalıştınız mı?

Evet, yıllar önce Emre Koyuncuoğlu’nun projesiyle bir tiyatro festivalinde ‘Arıza’ isimli oyunda çalışmıştık. Yine başka bir özel tiyatroda ‘Ölen Adamın Cep Telefonu’ isimli bir oyunda oynadım. Tiyatro Z’de ‘Küçük Genny Efsanesi’nde rol aldım. Şu anda da Beşiktaş Ezop Sahnesi’nde, Burcu Salihoğlu’nun yönettiği ‘Göç Dalgası’ isimli oyunu sahneliyoruz.

 

Bu sezon sizi ‘İlerleme’ isimli oyunda seyrediyoruz… Bize oyundaki rolünüzden bahseder misiniz?

İlerleme’de seyircinin karşısına üç farklı karakterle çıkıyorum. Alman asker Frantz, asker Milis ve İtalyan mafyayı oynuyorum. Onun haricinde bu sezon sahnelenmeye devam edecek olan ‘Fareler ve İnsanlar’da da çiftlik sahibinin oğlu olan Curly’i canlandırıyorum.

‘İlerleme’ ile ilgili olarak size ulaşan ilk tepkiler nasıl?

‘İlerleme’ çok güzel bir oyun. Rejisörümüz Bilge Emin, çok iyi bir yönetmen bence. Aldığım duyumlar ‘baştan sona rejisinin, oyuncularının, dekorunun iyi olduğu bir oyun izledik’ şeklinde. Ben de rollerimi çok severek oynadım, oynuyorum.

 

 

 

ARKADAŞLARIMLA OYNUYOR GİBİYİM

 

Çocukluğunuzdan beri sahnedesiniz. Nasıl bir duygu? Yüzlerce insan sizi izlerken ne hissediyorsunuz?

Tiyatroya 10 yaşında başladığım için hiç çekingenlik yaşamadım. Her zaman arkadaşlarımla oynuyormuşum gibi hissettim. Tabii yıllardır her oyunda heyecanlanıyorum, o olmazsa olmaz zaten ama sahneye çıktığım an heyecan bitiyor. Sahnede olmayı seviyorum ben. Sadece oyunculuğu değil, oyunculuğun dallarını da seviyorum. Kocaeli Üniversitesi’nde 4 yıl hocalık yaptım, fonetik diksiyon derslerine girdim. Reklam dublajlarına halen devam ediyorum. TRT Çocuk’ta sunuculuk da yaptım. Kamerayla, insanlarla haşır neşir olmayı, kısacası mesleğimi çok seviyorum.

 

Radyo tiyatrosu deneyiminiz de olmuş…

Kocaeli’de tiyatromuz ve Kocaeli Üniversitesi bir protokol imzalamıştı, Radyo Kİ’de bir süre radyo tiyatrosu yapmıştık. Daha önce de TRT İstanbul Radyosu’nda ve Ankara Radyosu’nda böyle bir çalışmam olmuştu. Radyo tiyatrosu çok güzeldi ancak devam edilemedi. Yeni genel sanat yönetmenimizin vizyonu çok geniş, eğer devam etme kararı alınırsa çok severek yapabilirim. Radyo tiyatrosu, sosyal sorumluluk projesi olarak gördüğüm ve asla sonlanmayacak bir projedir bence.

 

Bir dönem ciddi reyting rekorları kıran Aliye, Deli Yürek, Kınalı Kar, Kuzey Güney gibi dizilerde oynamışsınız… Şu an bir dizi çalışmanız var mı?

O zamanlar daha çok gençtim. Çabam sonucu yaptığım işlerdi, çok büyük uğraşlarla oynadım o dizilerde. Uzun bir süredir televizyonda yoktum ama şu an bir dizi görüşmem var. İsim vermeyeyim, sürpriz olsun.

 

 

HAYATTAKİ TRAVMALAR OYUNCUYU BESLİYOR

 

Sinema?

Kocaeli Üniversitesi’nde hocalık yapan ve kısa filmler çeken Aydın Ketenağ ile bir süredir birlikte çalışıyoruz. Bu filmler festivallerde gösteriliyor. Aydın Hoca, filmlerinden birini uzun metrajlı yapmak istedi ve banka kredisiyle filmi çekti. İsmi, ‘Adem’in Eli’. Film Antalya Altın Portakal’da gösterildi, Mardin’de bir festivale daha gidecek. ‘Adem’in Eli’nde, ‘Murat Öğretmen’ karakterini oynadım. Film Antalya Altın Portakal Festivali’nde yarışma kategorisinde değildi. Panorama kategorisinde gösterildi, büyük beğeni topladı. Daha önce de Oğuzhan Yıldız’ın yönettiği ‘Aç Kapıyı Çok Fenayım’, Yavuz Özkan’ın yönettiği ‘İlkbahar Sonbahar’, Aydın Sayman’ın yönettiği ‘Janjan’ gibi Türkiye’nin çeşitli yerlerinde çekilen filmlerde oyandım. Keyifli zamanlar yaşadım. Sete gitmeyi de seviyorum, turneyi de…

 

Rol seçtiğiniz oluyor mu?

Rol ayırmıyorum. Derinlikli bir rol olması önemli benim için. İstanbul’daki oyunum ‘Göç Dalgası’, benim için büyük tecrübe oldu. Tek kişilik bir oyun ve bir saat boyunca sahnedeyim. Oda tiyatrosu gibi küçük bir yer ve seyirciyle göz göze olmak farklı bir deneyim. Oyuncu bence kendine uygun, kumaşına uygun her rolü oynayabilmeli. Benim için seyirciyi ters köşe yapmak önemli. Bir oyunda mafyayı oynuyorsam, diğer oyunda farklı bir rolde olmalıyım ki öyle de oluyor zaten. Rol seçmenin dışında kendi serüvenim var içimde. 30’lu yaşların sonundayım ve oyunculukla ilgili ne gelirse hepsini değerlendiriyorum. Ben hayattaki travmaların; depremdi, kayıptı, aşktı, vefattı hepsinin oyuncuyu beslediğini düşünüyorum.

 

 

KENDİME YATIRIM YAPMAK İSTİYORUM

 

Peki, gelecek hedefiniz, hayaliniz nedir?

Yıllardır Almanya Berlin’e gitmek, özel tiyatrolarda rejisörlük dersleri alıp ülkemde, kurumumda bir oyun yönetmek istiyorum. Bir de Berlin’de uzun süre kalmayı; 6 ay burada 6 ay orada yaşamayı arzu ediyorum. Avrupa’yı çok gezdim, hala gezmek istiyorum. Kısacası kendime yatırım yapmak istiyorum. Dünyayı dolaşmak da insanın kendisine yatırımı bence.

 

Tiyatro senin için ne ifade ediyor?

Tiyatro yapmak çok keyifli. Her rol için farklı bir yolculuğa başlıyoruz. Tiyatro benim için bir hayat yolculuğu, kendimi tanıma yolculuğum. Her rol için araştırma yapıyorum, filmler izliyorum. Zaten oyunun teksti bize karakterle ilgili bilgi de veriyor. Yeter ki karakterin ritmini yakalayabilelim. Tekstin bende ilk uyandırdığı duygu durumu benim için önemli. Rollerimi o ilk intibadan yola çıkarak şekillendiriyorum.

 

Sizde iz bırakan bir rol oldu mu?

‘Ölen Adamın Cep Telefonu’ oyununda hem anneyi hem de oğlunu oynadım. Yaşlı bir kadını canlandırdım, benim için çok ilginç bir tecrübe oldu. Oyunculuk biraz enerji meselesi, o karakterin enerjisini alabilmek önemli. Ondan sonrası karakteri köpürtmeye, renklendirmeye kalıyor.

 

GENÇLER MUTSUZ

 

Peki, anneyi oynayacağınız söylendiğinde ne hissettiniz?

‘Nasıl olacak?’ dedim. Yönetmen ‘Oğlunu oynayan annesini de oynar’ dedi. Oynadım ve ‘oldu’ dediler. Benim için büyük deneyimdi. Keyif alarak yaptım. Zaten keyif almadan olmuyor ki.

 

Nuri Bey, Kocaeli seyircisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Potansiyeli güçlü bir seyircimiz var. Her şehirde tiyatrosunu bu kadar seven seyirci olmuyor. Bizim seyircimiz değişikliğe, farklı oyunlara aç. Farklı şeyleri görmeye hazırlar. Dışarıdan oyun gelince salonlar ful çekiyor. Beğendiği bir oyun olunca da 2-3 kere izliyorlar. Seyircimiz çok değerli. İyi ki varlar… Biz onlar için çalışıyoruz.

 

Peki, oyunculuğa merakı olan gençlere tavsiyeleriniz neler olur?

Kurslarda ve üniversitede de ders veren birisi olarak, gençlerin hayata mutsuz baktığını gördüm. Bence biraz daha umutlu olsunlar. Bir de okumuyorlar, Google araştırmacıları oluyorlar. Keşke okusalar, onu içlerine sindirseler. Tiyatroya gitmiyorlar diyemem ama genel kültürleri eksik.

 

 

ÖZGÜR OLMAYI SEVİYORUM

 

Biraz da özel yaşamınızı konuşalım. İstanbul- İzmit arası mekik dokuyorsunuz. Zor olmuyor mu?

İzmit’te ailemle beraber yaşıyorum ama İstanbul’daki işlerim için orada da bir evim var. Elbette, bazen zorlandığım oluyor ama İzmit’i çok seviyorum, kendimi buraya ait hissediyorum. Bunda ailemin, arkadaşlarımın ve çalıştığım kurumun burada oluşunun etkisi çok fazla. Bu nedenle İzmit’ten kopmak istemiyorum. Bu geliş gidişlere devam edeceğim.

 




ETİKET :   Nuri Karadeniz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tiyatro oyunculuk

Tümü