Yeme-içme sektöründe markalaşmak şart

09:53:32 | 2018-06-02
Serkan Yeşildağ
Serkan Yeşildağ      serkan@kocaelilife.com

Yeme-içme sektörü deyim yerindeyse altın çağını yaşıyor. Farkındaysanız, ardı arkasına açılan mekânlar adeta bir kelebek etkisiyle çoğalıyor ancak amatörce yaklaşımlar kısa sürede bu işletmelerin sonunu getirmeye yetiyor da artıyor bile. Bu tarz işletmelerin ortak yanı hepsinin birbirine benzer hatta aynı olması.

Copy-paste (kopyala-yapıştır) olarak adlandırdığımız bu tür işletmelerin ortaya çıkış amacının sadece ticari bir olgudan ibaret olduğunu söylemek mümkün mü? Maalesef ki evet, bu konuda sizlerle hemfikir olduğumuzu sezinler gibiyim. 

Profesyonellikten uzak, tamamen ticari yaklaşımla ortaya çıkmış ve kendi marka kimliğini yaratamamış bu işletmelerin uzun vadede başarılı olamadıklarını gözlemliyoruz.

 

RUHUNU TAŞIMALI

Son dönemde yaşanan krize inat, yeme-içme sektörünün piyasalardaki bu dalgalanmadan hafif sıyrıklarla kurtulduğuna şahit olduk. Hal böyle olunca da pek çok farklı sektörden yatırımcı da gözünü bu alana dikti. Türkiye’de bunun çok iyi örnekleri olduğu gibi bölgemizde de yavaş yavaş yeme–içme sektöründe atılımlar devam ediyor. Gastronominin gittikçe ilgi görmesi de buna bir etken.

Fakat sadece güçlü bir mutfak ekibi ve çarpıcı bir menü, işletmenin marka kültürünü oluşturmasına yetmiyor. Vizyon sahibi işletmeciler bunun farkında ve bu doğrultuda alanında uzman isimlerle işbirliği yapmış durumdalar.

Mekân için özenle seçilmiş dekoratif objeler, sanatsal parçalar ve hatta müziklerin dahi markanın ruhunu taşıması yönünde hemfikirler. Bu sebeple işletmeci ve yatırımcılar sektörü sadece kâr getiren bir kuruluş olarak görmüyor, yeme–içme pazarına da renk getiren, hatta örnek olan markalar yaratmaya çalışıyor.

 

PİYASA ANALİZİ YAPIN!

Sizin de burnunuza güzel yemek kokuları geldiyse ve sektöre adım atmayı düşünen ya da düşleyenlerdenseniz, sektöre bütünsel açıdan odaklanmanızı öneririm. İster basit bir köfteci, isterseniz pastane ya da ufak bir esnaf lokantası açıyor olun; konunun finansman, konsept, mutfak gibi birbirinden bağımsız ama tamamen bütünsel olarak ele alınması ve bu etkenlerle birleşik planlanmasının yapılması gerektiğini göz ardı etmeyin. Kısacası çok iyi fizibilite ve piyasa analizleri ile sektöre adım atmanızda fayda var.

Yoksa üzülerek belirtmeliyim ki çabalarınız gereksiz zaman ve para kaybı, dahası prestij kaybına dönüşür. Nihayetinde mutfak sanatlarında ustalaşmak için tüm kalbinizle vaktinizin büyük bir kısmını bu işe adamanız gerekiyor. Mutfaklar için ‘evlerimizin kalbi’ denir. Bizim gibi sektöre gönül vermiş kişiler için ise kalbimizin burada attığını söylemek mümkün. Bizler, yemek yemenin sadece yaşamsal fonksiyonlarımızın gerekliliği için önemli olduğuna inanmıyoruz. Eğer sunduğumuz bir lezzet sizi geçmişe götürüyor ve anılarınızla bağ kurabiliyorsanız, işte o zaman başarıya ne kadar yaklaştığımızı görüyor, mutlu oluyoruz.

 

O ESKİ BAYRAMLAR...

Mutfakların birleştirici ve insanları birbirine bağlayan bu gücü asla yadsınamaz. Geleneksel alışkanlıklarımızdan ve güçlü aile bağlarımızdan yavaş yavaş uzaklaştığımız şu dijital çağda sizleri biraz olsun anılarınıza götürmek ve o eski bayramları hep beraber hatırlamak istedik. Bayram ziyaretlerinde gittiğimiz evlerde ikramlıkların baş tacı olan badem şekerini hatırlarsınız. İlk başta acı ama sonrasında damağınızda kalan o tatlı hissi bilirsiniz. Ben de naçizane bu acı ama faydalı sayabileceğim yazımdan sonra, bayram ayına girdiğimiz bu dönemde herkesin bayramını en içten dileklerimle kutlar, kalabalık aile sofraları etrafında neşeli ve sağlıklı günler dilerim. Bu ay sizler için bayram sofralarına renk katsın diye adına yakışır bir tarif veriyorum. Şimdiden afiyet olsun.

 

***

BADEMLİ BAYRAM ŞEKERİ

 

MALZEMELER

• 225 gr çiğ veya kavrulmuş badem

• 300 gr toz şeker (1,5 su bardağı)

• 275 gr süt (1,5 su bardağına yakın)

• 2 yemek kaşığı tereyağı

 

YAPILIŞI

İlk önce bademleri havan yardımıyla iyice ufalayın. Şekerlerin üstünü süslemek için birazını ayırmayı unutmayın hatta fazla alın ki artarsa yersiniz. Sağlık açısından ne kadar faydalı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.  Ezdiğiniz bademleri süt, şeker ve tereyağı da ilave ederek, çok derin olmayan bir tencereye alın. Tahta bir kaşık yardımıyla rengi karamelize olana kadar sürekli karıştırarak pişirin. Piştikten ve renginden emin olduktan sonra ya bir tepsi görünümlü kap ya da fırın tepsisine dökerek yayın. Daha önce bütün olarak ayırdığınız bademleri kırdığınızda kare ya da bir lokmalık olacak şekilde üzerine dizin. Çok az  bir süre dolaba koyun, soğuduktan sonra afiyetle yiyebilirsiniz. Çocuklar çok sever, bilginize.




ETİKET :   serkan yeşildağ

Tümü