Yaşamak için güzel bir yer; KÜBA

Karayiplerin incisi, Fidel Castro’nun memleketi Küba’nın yerli dilinde ‘yaşamak için güzel bir yer’ anlamına geldiğini biliyor muydunuz? Esen devrim rüzgarları, cıvıl cıvıl sokakları, nostaljik arabaları ve kıvrak danslarıyla gerçekten yaşanılası bir ülke Küba…

11:28:51 | 2018-06-08

Hazırlayan: Deniz ERDEM

Aksigorta’nın 2017 üretim hedeflerini gerçekleştirerek, ‘Okyanus Ötesi Ödülü’nü kazandığımda, bu kadar sıra dışı bir ülkeye gideceğimi hiç düşünmemiştim. Ödülün ‘Küba seyahati’ olduğunu öğrendiğimde hem çok şaşırdım hem de çok sevindim. Daha önce Küba’ya gitmek gibi bir hayalim olmadığı için ülke hakkında çok fazla fikrim yoktu ancak ‘Bozulmadan Küba’yı görmeyi çok isterim’ diyenlerin sayısı fazlalaşınca, haliyle bende de heyecan arttı.

7 Nisan Cumartesi günü saat 01:40’ta yola çıktık, THY’nin tarifeli seferi ile yaklaşık 14 saat süren yolculuğun ardından Küba’ya vardık. Havana’ya indiğimizde yerel saat sabahın 08:00’i idi. Vize kontrolünden dolayı Jose Marti Havalimanı’ndan çıkışımız yaklaşık 2 saati buldu. Dışarıya çıkar çıkmaz hissettiğim ilk şey, havanın nemli oluşuydu.

 

ATATÜRK İLE KARŞILAŞMA

Küba, Cristof Colomb’un karaya ilk ayak bastığı ve İspanyol toprağı ilan ettiği yer. Anlamı ise “Yaşamak için güzel bir yer.” Rotamız, özel araçlarımızla Küba’nın gözbebeği Havana… Küba’nın en büyük şehri ve ülkenin başkenti. Şehrin kalbi eski Havana’da atıyor. İspanyollar, şehri burada kurmuş. Havana’nın en meşhur yerlerinden biri, 8 kilometrelik kordonuyla El Malecon. Havanalılar özellikle akşamları ve hafta sonları kordon boyunca eğlenceler düzenliyor. Yine bu kordon üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözünün yazılı olduğu büstü bulunuyor. Okyanusun diğer ucunda karşıma çıkması nasıl gurur verici anlatamam…

Havana şehir turuna eski, yıkık dökük binalarla başlayınca insan ister istemez hayal kırıklığı yaşıyor. Aslında şehrin ruhunu da orijinal haliyle bırakılmış bu binalar yansıtıyor. Havana bol bol yürüyerek gezilecek bir yer. Rehberimizin yaptığı ideal bir planlama sayesinde Küba’nın gerçeklerine yumuşak bir geçiş yaparak biz de keyifle gezdik. Uzun süren uçak yolculuğunun üzerine saat farkının eklenmesi, bir de sıcak hava nedeniyle Havana sokaklarında yürümeye mecalimiz kalmayınca kendimizi otelimize attık.

 

DÜNYANIN EN İYİ PUROSU

Konaklayacağımız otel Melia Cohiba Hotel Havana’nın havuz başında, mojito ve puro ikramının da yapıldığı oldukça şık bir karşılamayla, müzik ve dans eşliğinde çok güzel ağırlandık. Otel güzel fakat ülkenin genelinde olduğu gibi hizmet kalitesi düşük. Küba’da internet ve cep telefonu kullanımı yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı için kullanımlarınız oldukça maliyetli. İnternet kullanımının kısıtlı olması nedeniyle otel tarafından bizlere verilen internet şifreleriyle sadece otelde (zaman zaman ağırlaşan şekilde) giriş yapabildik.

Ertesi sabah, uçakta şişen bacaklarımdan kurtulmuş şekilde, oteldeki zengin kahvaltının ardından; Vinales Vadisi gezisi için yola çıktık. Yol boyunca (hamile kadınlara benzettiğim) farklı cins palmiyeleri gördük. Vinales Köyü, Şirinler Köyü gibi bir köy. Dünyanın en iyi puroları buradaki koyu renk ve mineral oranı yüksek topraklarda yetişen tütünlerle yapılıyormuş. Yılda iki kez hasat alınıyormuş; ilki iyi purolar, ikinci hasat sigara yapımı için kullanılıyormuş. Ayrıca tütünün üst kısmını alıp suda bir ay bekletip, sonra böceklere karşı kullanıyorlarmış. Her şeyde olduğu gibi ilaçlama da organik anlayacağınız… Bölgede tütünden başka patates, fasulye ve mango da yetiştiriyorlar.

 

HER YERDE MÜZİK VE DANS

San Vicente Restaurant’ta kendi yetiştirdikleri organik sebzeler ve köy tavuğundan lezzetli bir öğle yemeği yedik. Burada da müzik ve dans, her yerde olduğu gibi…  Ben de aralarına katılıp ritimlerine eşlik ettim. Ayrıca muhteşem bir manzara eşliğinde çıktığımız, eskiden afet zamanı Kızılderililerin saklandığı mağarayı ve insanın evrimini anlatan dünyanın en büyük duvar resmini de bu bölgede görüyorsunuz. Bize eşlik eden bir Türk bir de Kübalı rehberimiz vardı. Kübalı rehberimiz Hose sohbet edebildiğim tek Kübalıydı. İsmimin anlamını sordu ve Türklerin bu konuda güzel bir kültürü olduğunu söyledi.

Tütün tarlaları içinde yol boyunca eğitim seferberliğinde yapılan okulları görebiliyorsunuz. Gezinin devamında bir çiftlik evini mutfağından yatak odasına geziyoruz. Evini bize açan çiftlik sahibi, kendi yaptığı rom ve purodan ikram etti. Çiftçiler akşamları, evlerinin önündeki sallanan sandalyelerinde romlarını yudumlayarak günün yorgunluğunu atıyor.

Ertesi güne, büyük Küba turu ile başlıyoruz. Klasik Amerikan arabaları ile şehrin içinden Havana ormanlarını, geçmişin lüks malikanelerinin olduğu caddeyi, Malecon kordonunu gezdikten sonra çok çok çok keyif aldığım turumuzu Devrim Meydanı’nda bitiriyoruz. İtiraf etmeliyim ki tüm gün gezmeye hayır demezdim, o kadar eğlenceliydi…

 

1.Bağışıklık sistemini geliştiren mavi akrep zehiri (Adanın doğusunda mavi akrep yetiştiriyorlar)

2. Sadece Küba’da uygulanan Küba aşısı. Kanserin ilerleyişini geciktiren ve böylece kanser hastalarının ömrünü uzatan tedavi yöntemi.

• Ülkenin başına gelen en kötü şey ambargo iken, devrim sonrası eğitim reformuyla okuma yazma oranı yüzde 99.9’a çıkmış. Kadınların yüzde 70’i üniversite okuyor. Silah yasak, tecavüz ve terör olayları yok. Kübalı anne ve babadan doğmuş bir çocuğun tüm ihtiyaçları, eğitim dahil, devlet tarafından karşılanıyor. Gıda dağıtımıyla yaşadıkları için hiçbiri ikametgahını değiştiremiyor. Aile önemli, boşanma oranı çok düşük. Anne ve babalar çocuklarıyla mahallelerinde bol bol zaman geçiriyor. Gelecek kaygıları olmadığı için ruhlarındakini istedikleri gibi yansıtabiliyorlar.

• Meydanlarda müzik, çokça dans ve her daim eğlence var. Renkli kıyafetleriyle, ellerindeki çiçek sepetleri ve ağızlarındaki puro ile Kübalı kadınlar meydanlara canlılık katıyor. Fotoğraf çektirmek istiyorsanız mutlaka bahşiş vermeniz gerekiyor. Aslında burada her şeyin başı bahşiş. Bahşiş yoksa hiçbir şey yok.

• Küba, dünyanın en güvenilir ülkelerinden biri. Havana’nın arka sokaklarında, eski Havana’nın tadını salına salına gezerek çıkarabilirsiniz. Bu arada fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın! Çünkü özellikle eski Havana’nın arka sokaklarında çok renkli kareler yakalayabilirsiniz.

• Plaza Vieja Meydanı’ndaki Cafe Del Escorial, yorgunluk atmak için ideal, kahveleri harika…Yine aynı meydandaki  De la Muralla’nın el yapımı birasını ben çok beğendim.

• Eski zengin İspanyol ailelerin ve bürokratların malikanelerinin bir kısmı butik otel, bir kısmı sanat galerisi olarak kullanılıyor.

• Pek çok vitrinsiz dükkan, cafe, bar, restoranlara sahip eski meydanı çok sevdim. Ayrıca her yerde kıpır kıpır müzikler çalınıyor.

• Turizm, ülkenin ambargo sonrası girdiği ekonomik krize derman olmuş. Turistlerden elde edilen paralar devlet tarafından halka hizmet için kullanılıyor.

• Devrim öncesi zengin Amerikalılar burada yazlıklar almışlar ve özel jetleriyle eğlenmek için Havana’ya geliyorlarmış. Günümüzde çok kullanılan ‘Jet Sosyete’ sözü de buradan geliyormuş. Eğlence ve gece hayatında sınır tanımıyorlarmış. Devrim sonrası Fidel Castro, Amerikalılar’ın tüm mallarını bedel ödemeden kamulaştırmış.

• Ülkede çalışan herkes yaklaşık aynı maaşı alıyor. Yani doktor, belediye işçisinden çok daha fazla maaş almıyor. Müzisyen, ressam, garson, doktor, hangi mesleği yaparsa yapsınlar maaşları 20 $ civarı. Fakat maaşlara aldanıp ucuz bir memleket beklemeyin.

• Burası dünyada iki para biriminin bulunduğu tek ülke. Turistlerin kullandığı ‘Çevrilebilir Küba Peso’su: Cuc. Banka ve kredi kartları yaygın olmadığı için alışverişlerinizde nakit kullanmanız gerekiyor. Yerel halk halen ‘Küba Peso’su: Cup kullanıyor. Alışverişlerinizde aldığınız para üstlerine bu yüzden dikkat etmelisiniz. Ayrıca yanınıza euro almanızı tavsiye ederim. Küba ile Amerika arasındaki ambargo nedeniyle Amerikan Doları çevirme işlemlerinde % 10 komisyon alınıyor.

• Küba’da Türk az. Belli hayat standartları ile büyümüş bizlerin (ne kadar idealist olursan ol) burada yaşaması zor.

• Biraz da alışverişten bahsetmek istiyorum. Limana çok yakın olan San Jose pazarında hediyelik ahşap biblolar, hasır çantalar, CD’ler, oldukça güzel yağlı boya tablolar satılıyor. Yıllardır salonuma asacak, gönlüme göre yağlı boya bir tablo bulamamıştım. İlk gördüğüm anda büyülendiğim, tam da kızım ve beni anlatan yağlı boya bir tabloyu, sanatın ve resmin alasının olduğu bu ülkede almak nasip oldu.

• Alışverişte rakamlar her yerde tutarsızlık gösteriyor. Aynı kalitedeki bir şeyi bir yer 5 cuc’a, hemen yanındaki başka bir yer 10 cuc’a satabiliyor. İlk söyledikleri fiyattan çok daha düşüğüne satın alabilirsiniz. Pazarlık yapmak şart…

• Adını ünlü balerin Alesia Alanson’dan alan ‘gençlik kremi’ni bir çok dükkanda aradım, fakat bulamadım. Gelir gelmez anında tükeniyormuş. Gençliğin sırrı olan bu kremi kullandığınızda 10 yaş gençleşiyormuşsunuz

• Küba’da Aksigortalılarla dopdolu, eğlenceli geçen 6 harika günün ardından 7. gün Türkiye’ye döndük. Sıra dışı ülke Küba’yı görmek, tanımak elbet çok keyifliydi. Emeklerimin karşılığında kazandığım bir tatil olarak güzel anılarımın içinde yerini almış oldu.

 

KÜBA NOTLARI

• Rehberimizin bize hediye ettiği kartpostalları kızım Yağmur’a, otel aracılığıyla Küba’dan postaladım. Eline ulaştığında eski mektuplaşma nostaljisini yaşasın istedim.

• Meydanda eskiden valilerin yaşadığı görkemli binalar, sanat galerisi veya müze olarak kullanılıyor. Kent Müzesi önündeki ahşap parkeden yapılmış yol dikkat çekici. Bir rivayete göre; valinin eşi, atların geçerken çıkarttığı sesten rahatsız olunca, vali bey de yerlere ses çıkmaması için ahşap parke döşetmiş. Evli olanlar; görüyor musunuz, ne eşler var…

 

Ne zaman gidilir?

Küba’yı ziyaret için ideal aylar, havanın çok sıcak olmadığı ve kalabalıkların biraz daha az olduğu nisan ve eylül başı.

 

GENEL BİLGİLER

Resmi Dil: İspanyolca

Bankalar: Hafta içi her gün açık.

Müzeler: Genellikle resmi tatiller hariç 10:00 -17:00 arası açık.

Saat Farkı: Küba, Türkiye’den 8 saat geride.

Trafik: Küba’da trafik, Türkiye’de olduğu gibi sağdan akıyor.

Para: Çevrilebilir Küba Pesosu yani 1 CUC, 1,23 euro