kocaeli , 13-08-2020

Yaşam alanlarımızda imzası var: Aydın Toprak Apaydın

Ülkemizin en başarılı suluboya ressamlarının başında gelen Aydın Toprak Apaydın, aynı zamanda çok başarılı bir mimari illüstratör

17:05:00 | 2020-07-13

RÖPORTAJ: Zeynep AKAR

 

Asıl mesleği iç mimarlık olduğu halde Türkiye onu ülkemizin en başarılı suluboya ressamlarının başında gelen isim olarak tanıyor. Aydın Toprak Apaydın’ın, üstün yeteneğini ve suluboya alanındaki güçlü teknik bilgisini birleştirerek yarattığı olağanüstü eserler, görenleri hayran bırakıyor. Lise yıllarında tanıştığı resim sanatından bir daha kopamayan ve çeşitli tekniklerle üretilmiş 4 bin 500’ün üzerinde eseri bulunan Apaydın’ın resim yapmak kadar keyif aldığı bir diğer alan ise mimari illüstrasyonlar.

Aslına bakarsanız, Kocaeli halkı kendisini şahsen tanımamış olsa da illüstrasyonlarına yabancı değil. Bugüne dek ilimizde hayata geçen pek çok projenin mimari illüstrasyonlarında imzası bulunan Apaydın, bu alanda da en az resim sanatında olduğu kadar başarılı ve iddialı. Kocaeli’nin en köklü firmalarıyla çalışan; başta Kain İnşaat olmak üzere Pekdemir İnşaat, Nazer İnşaat, Erenkaya İnşaat gibi pek çok firma için mimari illüstrasyonlar çizen Aydın Toprak Apaydın, çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. İsterseniz şimdi gelin, bu başarılı iç mimar, ressam ve illüstratörü daha yakından tanıyalım.

 

Aydın Bey, sizi tanıyabilir miyiz?

1963 yılında Amasya’da doğdum. Orta ve lise eğitimimi Ankara TED Koleji’nde tamamladım. 1986 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek İç Mimarlık Bölümü’nü bitirdim. Öğrencilik yıllarımdan beri mimari illüstrasyona ilgi duyduğum için mezun olduktan sonra İstanbul Moda’daki atölyemde bu alanda çalışmalar yapmaya başladım. Ayrıca, arkeoloji başta olmak üzere farklı konularda da illüstrasyonlar yapmaya devam ettim.

 

Resim, hayatınıza ne zaman girdi?

Lise yıllarından beri amatörce suluboya resimler çalışıyordum ancak akademiye girdikten sonra çok kıymetli hocalardan aldığımız sanat eğitimi sonrasında işler değişti biraz. Yetenek ve bilgiyi birbirine karıştırmamak gerekir. Yetenekli insanlar, genellikle bilgiye biraz uzak durur; nitekim çok yetenekli birçok arkadaşımın, pek de bir şey üretemediklerini bilirim. Ben bu konuda en iyi örneklerden birisiyim. Suluboya maceramda keşfettiğimi zannettiğim birçok şeyin zaten kitaplarda yazılı olduğunu öğrendiğimde çok kızmıştım kendime. Aldığımız o kıymetli bilgileri yeteneğimizle birleştirmek ve çalışmalara yansıtmak biraz zaman alıyor tabii ama çalışma ve biraz sabırla her şey mümkün. Bu işin kısa bir yolu yok.

 

 

İLK GÖRÜŞTE AŞK

 

Neden suluboya?

Lise çağlarındayken, kütüphanede tesadüfen elime geçen bir dergide, büyük usta olan Irwing Shapiro’nun suluboya çalışmalarını gördüm ve çok etkilendim. Bu, ilk görüşte aşktı. Suluboyanın şeffaflığına ve mistik tarafına vurulmuştum. Daha sonra suluboya üzerine daha ciddi çalışmalar yapmaya ve bilgilenmeye başladım. Aşkımı daha derinden tanımalıydım.

 

Suluboya ile resmetmekten özellikle keyif aldığınız konular nelerdir?

Eskiden konu bulmakta zorlanırdım… İşte bu tam amatörce bir durum ve aslında sanatın her dalı için geçerli. ‘İlham’ denilen arkadaşı bekleyerek resim yapılmaz. Bu durumun yoğunlaşmak ile alakası çok büyüktür… Resim yoğunlaşma, bilgi ve çalışmayla yapılır. Genellikle doğa konularını severim ama bunun dışında 38 yıl boyunca yaşadığım İstanbul’un yok oluşunu konu alan seri çalışmalarım da var. Sonuç olarak zaman geçtikçe çalışmak istediğim çok konu olduğunu fark ediyorum. Görmeyi bilirseniz konu çoktur.

 

 

 

TEKNİĞİ FARKLI

Suluboya ile çalışmanın diğer çalışmalara göre daha zor olduğu söylenebilir mi?

Böyle bir algı var ama ben buna katılmıyorum. Suluboya resim yapmak için bazı teknikleri bilmeniz gerekir. Bir emekli suluboya resim eğitmeni olarak üzülerek belirtmeliyim ki resim bölümlerinde kapsamlı suluboya eğitimi yok; diğer tekniklerle de suluboya yapamazsınız. Suluboyada fırça teknikleri tamamen farklıdır. Birçok ressamın yağlıboya fırça tekniğiyle suluboya yaptığını görüyorum. Oysa suluboyada ıslak üzerine ıslak, ıslak üzerine kuru, kuru üzerine ıslak, kuru üzerine kuru olmak üzere sadece 4 teknik vardır, beşinci bir teknik yoktur.

 

Bu tekniklerin kullanılması nasıl bir fark yaratır?

Bir suluboya ressamı bu tekniklerden sadece birini kullanabileceği gibi hepsini de kullanabilir ve kendi yetkinliğini de katarak diğerlerinden çok farklı güçte ve lezzette resimler yapabilir. Bazı eğitmenlere kızdığım için bir dönem masraflar dışında ücret almadan dersler verdim. Eğitimler sonunda öğrencilerim kendi ürettiklerine inanamadılar. Bazıları 2 yıl kurs görüp “ressamım” diyenlerden çok daha başarılı işler çıkardı. Demek ki doğru bir eğitimden geçen herkes suluboya resim yapabilir.

 

Bugüne kadar kaç esere imza attınız?

Ülkemizde çok az sayıda insan hayatını resim yaparak kazanıyor. Klasik yöntemlerle yani suluboya, akrilik, guaş veya airbrush teknikleriyle üretilmiş 4 bin 500’ün üzerinde resim; dijital alanda hazırlanmış 3 binin üzerinde mimari illüstrasyon çalışması yaptım. Profesyonel hayatımda maddi ve manevi olarak tatmin olmuş birisiyim. Çok şanslıyım ki işimi hep çok sevdim, benim için en büyük tatmin de bu oldu. Tüm bu serüvende ilk aşkım olan suluboya resmi hiç bırakmadım. Onları satış amaçlı değil, sevdiğim için yaptım.

 

Resim dışında, mimari illüstrasyon alanında çalıştığınızı söylediniz. Biraz bahseder misiniz?

Okuldan mezun olduktan sonra birkaç yıl iç mimarlık yaptım, ardından inşaat sektöründe çok ihtiyaç duyulan mimari görseller üzerinde çalışmaya başladım. Kendi atölyemi 1991 yılında kurdum. Şu an emekli olmama rağmen hala mimari illüstrasyon çalışmaları yapmaktayım.

 

Bu konuda iddialı olduğunuzu da biliyoruz...

Uzun yıllarımı verdiğim profesyonel hayatımda ürettiklerimin sanatla bir ilgisi yoktur; bu bir iştir ve her zaman iyi olmak zorunda olduğunuz bir alandır. Kötü avukat, mimar, marangoz ve hatta doktor bile var ama ben hiç kötü illüstratör görmedim çünkü kötüyseniz bir daha kimseyle ve hiçbir ajansla çalışamazsınız.

 

Kişisel ve karma sergilere katılıyor musunuz?

Suluboyada 40 yılı geride bıraktım. Birkaç karma sergiye katıldım, hiç kişisel sergi açmadım. Bunun çok çeşitli nedenleri var. Ülkemizde suluboya resim çok düşük rakamlara satılıyor ki bu bir kültür meselesi. Suluboyalarım benim için daha sanatsal ve değerli. Bu yüzden resimlerimi galerilere yüzde ellisini vereceğim düşük rakamlara satmayı düşünmüyorum. Resimlerimi bazen sevdiğim insanlara hediye ediyorum. Gerisi de bende kalsın.

 

 

KOCAELİ’DEKİ PROJELER

 

Eserlerin satışı yok mu?

Az önce söylediklerimden sonra satış yapmadığım düşünülebilir ancak gerek iç mimar meslektaşlarım gerekse mimari çevrelerden gelen istekler üzerine 50’den fazla resim satışı yaptım. İnternet üzerinden de artık bu işler kolaylaştı. İlgilenenler ‘Suluboyaevi-watercolorhouse’ Facebook adresinden, Aydın Toprak Apaydın Youtube videolarından ve suluboyaevi@gmail.com adreslerinden bana ulaşabilir.

 

Kocaeli’de hangi projelerde yer aldınız?

Kocaeli’de Kain İnşaat’ın Myhill 3, Myhill 4, Manar Terrace ve Mycity başta olmak üzere tüm projelerinin mimari illüstrasyonları bana ait. Bunun dışında Pekdemir İnşaat’ın Villam 2 ve Villam 3 projeleri, Erenkaya İnşaat’ın Vega projesi ve Nazer İnşaat’ın NazerInn projesi ilk aklıma gelenler. Dolayısıyla, Kocaeli’de özellikle inşaat sektöründen ve iç mimari camiasından pek çok dostum var.

ETİKET :   aydın apaydın resim sanat kültür ressam suluboya proje eser kocaeli