kocaeli , 22-11-2019

Yardımsever bir anne; Esin Alçıoğlu

Kocaeli cemiyet hayatının en şık isimlerinden Esin Alçıoğlu, yardım derneklerine ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği maddi-manevi desteklerle tanınıyor. Alçıoğlu şu sıralar bir yandan yardım faaliyetlerine devam ederken diğer yandan ikinci kitabı için hazırlık yapıyor

12:21:30 | 2019-07-01

RÖPORTAJ: ZEYNEP AKAR

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

Zarafeti ve şıklığı ile girdiği her ortamda fark yaratan Esin Alçıoğlu, özellikle sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle Kocaeli cemiyet hayatının yakından tanıdığı bir isim.

Türk dili ve edebiyatı alanında aldığı eğitimi aynı dalda yüksek lisans yaparak tamamlayan; halk edebiyatı terimleri üzerine yazdığı kitap üniversitelerde kaynak eser olarak okutulan Esin Hanım, şu sıralar ikinci kitabın hazırlığı içerisinde.

Anne olduktan sonra çalışma hayatına ara vermiş olsa da sosyal yaşamdan hiçbir zaman kopmayan, özellikle yardım dernekleri ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği maddi-manevi destekle takdir toplayan Alçıoğlu, geri kalan zamanının büyük kısmını eşi Hüseyin Alçıoğlu ve 4,5 yaşındaki dünyalar tatlısı oğlu Arel’e ayırıyor.

Esin Alçıoğlu ile örnek gösterilen mutlu ailesi, hobileri ve gelecek planları üzerine konuştuk…

 

 

Esin Hanım, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1984, İzmit doğumluyum. Üniversite dönemine kadar İzmit’ten ayrılmadım. Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü YÖK bursuyla kazandım ve bitirdim. Evliyim, Arel adında 4,5 yaşında bir oğlum var. Şu anda hem onu büyütüyorum hem de eşimin sık sık iş için gittiği yurt içi-yurt dışı seyahatlerine eşlik ederek ona destek oluyorum.

 

Türk dili ve edebiyatına ilginiz ne zaman başladı?

Lisede edebiyata karşı ilgim vardı. Kitap okumayı çok severim, bu nedenle eğitimimi de edebiyat üzerine tamamlamak istedim. Üniversitenin bir yılını Almanya’da okudum; bunun bana çok büyük katkısı oldu.

 

İş hayatınız ne zaman başladı?

Okulu bitirip İzmit’e döndükten sonra, öğretmen olarak çalışmaya başladım. Derince Hürriyet Lisesi’nde 2 yıl görev yaptım ve öğretmenliği çok sevdim. Mezun öğrencilerimle, öğretmen arkadaşlarım ve o dönemdeki yöneticilerimle iletişimim hala kopmadı. Benim için güzel bir deneyimdi ancak o dönem evlenip bir de yüksek lisansa başlayınca hem eğitim hem evlilik hem de çalışma hayatını bir arada yürütmek zor oldu. Yüksek lisanstan sonra çalışma hayatına üniversitede hoca olarak devam edecektim ancak bu kez de bebek beklediğimi öğrendim. 

 

 

BİRBİRİMİZDEN ÇOK FARKLIYDIK

 

Bu arada, eşinizle nasıl tanıştınız?

O dönem, Rotaract Kulübü’ne üyeydim. Hüseyin Bey de aynı kulüpteymiş ancak işi gereği şehir dışında olduğundan uzun süredir kulübe uğramamış, bu yüzden hiç karşılaşmamışız. Geri döndüğünde bir toplantıda tanıştık, sonrasında da arkadaş olduk. Aslında hala evlendiğimize inanamıyorum çünkü çok farklı iki karakterdik. Ben çok sakindim, o çok ukala… Ben sürekli sosyal sorumluluk projelerinin peşinde koşardım, onun farklı gündemleri vardı… Tanıştığımız andan itibaren birbirimize sinir olduk. O arkadaşlık daha sonra bir anda aşka dönüştü.

 

Nasıl oldu bu iş?

Çok ani oldu… Kulüpte, toplu halde bir fotoğraf çektirmiştik. Nasıl olduysa, Hüseyin’in gözü bana takılmış. Anlattığına göre bütün gece o fotoğrafı düşünmüş. Daha sonra çeşitli bahanelerle görüşmek için ortamlar yarattı, en sonunda bir akşam beni yemeğe davet etti. O gün de benim arabama çarpmışlardı. Birinin beni okuldan alması gerekiyordu. Biraz da bu nedenle yemek davetini mecbur kabul ettim. Bahçecik’te bir restorana gittik, dedi ki: ‘Beni yanlış tanıyorsun. Sana kendimi anlatmak istiyorum.’

 

Neler anlattı?

Konuşmaya doğum yeri ve yılından başladı; hatasıyla, yanlışıyla, doğrusuyla bütün hayatını anlattı. Çok samimiydi… Hüseyin o ara zor bir dönemden geçiyordu. Çalıştığı şirket batmıştı, bir yıldır maaş alamıyordu, ne yapacağını bilmiyordu. İş kurmakla kurmamak arasında kararsızdı. Çok uzun yıllar süren bir ilişkisi yeni bitmişti. Yemekten sonra ‘Ben sana karşı bir şeyler hissediyorum. Bu konuda biraz düşünmeni istiyorum’ dedi. Açıkçası şaşırdım. Sonrasında da görüşmeye devam ettik.

 

Arkadaşlığınız ne kadar sürdü?

8-9 aylık bir ilişkinin ardından nişanlandık, ertesi yıl aynı tarihte de evlendik. Bu süreçte birbirimizi tanımak için çok vaktimiz oldu. Hüseyin çalışmıyordu, ben öğretmen olduğum için yarım günden sonra akşama kadar vaktim oluyordu. Neredeyse her gün görüştük hatta belki bir daha asla o dönemdeki gibi bol vakit geçiremedik. Bu süreçte Hüseyin işini kurdu. Nişanlılık döneminde çok büyük başarılar elde etti. İş kurma, işinde yükselme döneminde hep birlikteydik.

 

Hüseyin Bey nasıl bir eştir?

Doğrusunu isterseniz, bir eş olarak Hüseyin’de beklediğimden fazlasını buldum. Çocukluğumdan beri beni çok seven, şefkatli, gözü dışarıda olmayan birini hayal ederdim ama bu kadarını beklemiyordum. Çevremde de hiç böyle bir erkek profili görmemiştim. Rahmetli babam bile onun gibi değildi. Hüseyin’in işinden ve ailesinden başka hayatı yoktur. Çok güvenilir bir insandır ki ona her konuda güvenir ve inanırım.

 

Mutlu evliliğinizin sırrı, sadece Hüseyin Bey’in üzerinize titremesi değildir, sanırım…

Hayır değil elbette. Birbirimize karşı çok dürüst ve saygılıyız. Şu ana kadar ikimiz de hiç yalan söylemedik; pembe bir yalanımız bile olmadı. Elbette fikir ayrılığına düştüğümüz zamanlar oluyor ama evde ikimizin de sesi hiç yükselmez. Birbirimize olan saygımızı asla kaybetmiyoruz.

 

 

 

ÖZLEM İLİŞKİMİZİ GÜÇLENDİRDİ

 

Peki, kıskanç mısınız?

Hayır, ne ben ne de Hüseyin kıskanç değiliz. Birbirimize güveniyoruz, birlikte vakit geçirmekten mutluyuz. Ne giydiğim kıyafete ne de  gittiğim ortama karışır. Arkadaşlarımızla ayrı ayrı vakit geçirdiğimiz ve birlikte olmadığımızda bir süre sonra sıkılıyoruz. Bu nedenle artık eşsiz programları pek kabul etmiyoruz.

 

Hüseyin Bey, işi gereği sık sık yurt dışına çıkıyor. Bu mesafelerin ilişkinizi güçlendirdiğini düşünüyor musun?

Evet düşünüyorum. Kişiden kişiye değişir, bazen aksi de olabilir ama zaman zaman ayrı kalmak ve özlemek ilişkimizi güçlendiriyor gerçekten. Özellikle Arel’in doğumundan sonra aklı daha çok bizde kalıyor.

 

Arel ne zaman doğdu?

Evlendikten 4 yıl sonra, 2014 yılında doğdu. Tam planımızı işlemiş olduk. Öyle anlaşmıştık. Ben, 30 yaşında anne olacaktım. Hem iş açısından önümüzü görecektik hem de evin içerisinde birbirimize alışma sürecini 4 yıl olarak belirlemiştik. Zor bir hamilelik dönemim oldu. Hamileyken babamı kaybettim. 6 aya kadar hiçbir şeyim yoktu ancak daha sonrasını tamamen hastanede geçirdim. Her an bebeğin alınma ihtimali vardı.

 

 

 

Bebeğinizi ilk gördüğünüzde ne hissettiniz?

İlk gördüğümde, Hüseyin doğdu gibi hissettim. Neredeyse aynısıydı. Arel biraz da duygusal bir ortamda doğdu ve ailemize çok iyi geldi. Ben de ona kendim bakmak istediğim için iş hayatıma son verdim.

 

Nasıl bir annesiniz?

Geçtiğimiz günlerde bir eğitime gittim; ‘Eğer çocuğunuz açlıktan ölmüyorsa, iyi bir annesinizdir’ dediler. O sözden çok etkilendim ama ben öyle düşünmüyorum. Sadece ihtiyaçlarını gidermenin yeterli olmadığına, zaman ayırmak gerektiğine inanıyorum. En önemli şey zaman. Zamanımı Arel’e harcıyorum.

 

Birlikte neler yapıyorsunuz?

Okula başlamadan öncede tüm zamanımızı beraber geçiriyorduk. Okul döneminde ise her sabah seremoni şeklinde kahvaltı ederiz. Arel’in doktoru bana ‘Yemek öğrenilen bir davranıştır. Bunu sen öğreteceksin’ demişti. Çok haklı çıktı. Ek gıdaya geçtiği anda Arel’e yemek yemeyi öğrettim ve her sağlıklı şeyi yedirdim. Yemek konusunda çok özen gösterdim. Bunun dışında yaz-kış her gün düzenli olarak dışarıya çıkarız. Yaşıtlarıyla bir arada olmasına, sokakta oyun oynamasına özen gösteriyorum. Beraberken de birlikte oyunlar oynuyoruz Bunlar daha çok onun gelişimine yardımcı olacak oyunlar…

 

Otoriter bir anne misiniz, oğlunuzu büyütürken nelere dikkat ediyorsunuz?

Otoriterlik ile sevecenlik arasında çok ince bir çizgideyim ama kuralcı olduğumu söyleyebilirim. Arel de kurallarımı bilir ve buna uygun davranır.  Onu büyütürken en çok vicdanlı ve dürüst birisi olmasını istedim. Benim için en önemlisi buydu. ‘Arel’, namuslu ve dürüst anlamına geliyor. Gerçekten öğretebildim mi bilmiyorum ama şu anda 4.5 yaşında ve oldukça vicdan sahibi bir çocuk. Hiçbir zaman proje çocuk annesi olmadım. Oğlumu şu kursa götüreyim, bu kursa da gitsin gibi hayallerim yok. Arel, sokaklarda oynamayı çok seviyor, öyle yapıyoruz. Sadece spor disiplini olsun istiyorum. Kendisi istemediği için daha başlatamadık ama seveceği bir dalda spor yapmasını arzu ederim.

 

 

 

YALNIZ OLMADIĞIMI ÖĞRENDİM

 

Çocuk gelişimiyle ilgili takip ettiğiniz yayınlar var mı?

İş Bankası, Pearson ve TÜBİTAK yayınlarını takip ediyorum. Bu yıl haftada bir Arel’in okulundan bir kitap geliyor. Kendi kütüphanelerinden seçiyorlar. Bunun yanı sıra çocuk, psikoloji ve kişisel gelişim konularındaki hiçbir semineri kaçırmıyorum. Bizim aile yapımıza uygun olanları uygulamaya çalışıyorum, hiç katılmadığım ve ütopik bulduğum fikirleri önemsemesem de ufkumu açıp farklı bakış açıları kazandığımı hissediyorum.

 

Annelik size ne kattı?

Hayatta yalnız olmadığımı öğrendim. Birisinin sana bağımlı olarak yaşaması çok enteresan bir şey. Eskiden yok olsam kimse etkilenmezdi ama bu saatten sonra Arel var. İlk üç sene Arel’in bensiz yaşayamayacağını düşündüm, neyse ki şimdi o psikolojiden biraz sıyrıldım. Doğduğundan beri önceliğim, oğlum ama şunu da hiç aklımdan çıkarmıyorum: ‘Mutlu anne, mutlu çocuk’. Bu dengeyi kurabilmek çok önemli. Arel okula başladıktan sonra biraz daha kendime vakit ayırmaya başladım ama yine de merkezde oğlum var.

 

Kendinize ayırdığınız vakitlerde neler yaparsınız?

Arel okula başlayınca, zamanımın bir kısmını eşimin işlerine destek olarak geçirmeye başladım. Şirketin çevirilerini yapıyorum, yabancı misafirlerin karşılanması ve ağırlanmasıyla ilgileniyorum. Hatta iş yerinin dekorasyonunu da ben yaptım. Bunun dışında her gün mutlaka spor yapıyorum. Bana hem ruhen hem bedenen çok iyi geliyor. Fitness ve pilates yapıyorum, bunların dışında zumbaya gidiyorum. Uzun yıllardır spor yaptığım için kendi vücudumu iyi tanıyorum; fitness ve pilates için bir salona ihtiyaç duymuyorum. Bunun dışında sosyal sorumluluğa çok önem veriyorum; derneklere destek oluyorum. Bu konuda çok hassasım, benden bir şey rica edildiğinde asla geri çeviremiyorum.

 

 

 

DERNEKLERE DESTEK OLUYORUM

 

Üye olduğunuz dernekler var mı?

Rotary’e üyeliğim devam ediyor. Başka bir yere üyeliğim yok ama hepsiyle bağlantı içerisindeyim. İstanbul’da da bağlantılı olduğum dernekler var. İzmit’te mutlaka her organizasyona katılıyorum; maddi-manevi yanlarında olmayı önemsiyorum. Kanser Çocuğumdan Uzak Dur Derneği’ni seviyorum hatta ilk olarak derginizde derneğin hikayesini okuduktan sonra iletişim kurmuştum. Kocaeli Anneleri Derneği ve KALBEN’in çalışmalarını çok beğeniyorum, organizasyonlarına katılmaya çalışıyorum. Ayrıca basına çok fazla yansımıyor ama Rotary olarak da güzel işler yapıyoruz.

 

Çok güzel yemek yaptığınızı duyduk…

Sağlıklı yemekler yapmaya çalışırım ve bu konuda çok meraklıyım. Kitaplardan ve internetten devamlı araştırma yaparım. Bu konuda ciddi bir birikimim oldu. Hatta, Hunza Camp’ın sahibi Tuğba Ciğerdelen ile bir yemek programı projemiz olmuştu. Ben yemekleri yapacaktım, Tuğba Hanım da çekimini ve içeriğini hazırlayacaktı. Ancak, 15 Temmuz olaylarına denk gelince askıya aldık.

 

Biraz da kitaplardan bahsetmek istiyorum… Hatırı sayılır bir kütüphaneniz var değil mi?

İyi bir okurum. Mutlaka haftada bir kitap bitiriyorum. Her tür kitabı ve tüm yazarları okurum ama bu sene tarihe ağırlık verdim. İlber Ortaylı’nın eserlerini bitirmeye karalıyım. Okuduğum kitapların içeriği dönem dönem değişiyor. Bu ay tarih okuyorum, bir sonraki ay gezi temalı kitaplar okuyayım dersem, oradan devam ediyorum. Akademik kitaplar da okuyorum.

 

Aynı zamanda yazarsınız da…

Evet… Yüksek lisansımda halk edebiyatı üzerine çalıştım ve bu kitap o birikimin sonucunda ortaya çıktı. Halk edebiyatına dair her türlü terimin yer aldığı bir sözlük çalışmasıydı aslında. Daha önce yapılmış bir örnek olmadığı için ilgi gördü, halen Kocaeli Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nde kaynak kitap olarak okutuluyor. Kitabın bir kısmı akademik dergilerde makale şeklinde de yayınlanınca; Türkiye’deki edebiyat fakültelerinden ve edebiyat sevenlerden ‘Benim anneannem bu kelimeyi kullanırdı’, ‘Biz bu yörede bunu kullanırız’ ya da ‘Şu kelimeyi de ekleyebilirsiniz?’ diye öneride bulunan çok fazla kişi oldu. İkinci kitap, bu geri dönüşlerden yaptığım derlemelerden olacak. Bunun yanı sıra bir süredir yerel bir haber sitesinde edebiyat, dil ve güncel konular üzerine köşe yazarlığı yapıyorum.

 

Esin Hanım, giyim tarzınızla da dikkat çekiyorsunuz. Modaya ilginiz nasıl başladı?

Küçüklüğümden beri özel bir ilgim var. Farklı olmayı, üzerimde sıra dışı bir parça taşımayı seviyorum.

 

Nereden alışveriş yapıyorsunuz?

İzmit’ten yapıyorum, bunun yanı sıra yılda iki kere Milano’ya gidiyorum. Bu benim için terapi gibi oluyor. Orada defileleri izlemek hoşuma gidiyor. Özellikle sokak defilelerini… Milano’nun ara sokaklarında kimselerin bilmediği butikler var. Bir üründen bir tane satıyor, fiyatları da abartı değil. İstanbul’da ve gittiğim farklı ülkelerde butikleri gezmeyi seviyorum.

 

 

DEKORASYONA İLGİM VAR

 

Gardırobunuzun vazgeçilmezleri nelerdir?

Siyah şort, rengarenk taytlar ve aksesuarlarım. Aksesuarsız dışarı çıkmam hatta bazılarını kendim tasarlayıp kuyumcuya yaptırıyorum. Omuz kolyesi ve bacak kolyesi ilginç olanlar arasında.

 

Sizi sık sık seyahat ederken görüyoruz...

Karı-koca seyahat etmeyi çok seviyoruz, ayda iki kez yurt dışına gidiyoruz. Eşimin işi nedeniyle en çok Romanya’ya gidiyoruz ama bunun yanı sıra İtalya, Fransa ve Yunanistan’a da sık sık seyahat ederiz. Pek çok ülkeye gittik ama en sık gittiğimiz ülkeler bunlar. Maldivler’i görmeyi çok istiyorum. Maldivler’in 12 sene içerisinde denizin altında kalacağı söyleniyor. O yüzden vakit kaybetmeden görmek istiyorum.

 

En çok nereyi beğendiniz?

Hollanda Amsterdam’ı beğendim. Türkiye’de yaşamasaydım, Amsterdam’da yaşamayı çok isterdim. İnsanları çok özgür, herkes birbirine saygılı. Her şey serbest ancak yok denecek kadar az suç oranı var. Evlerin kilitleri yok ve ben o güven duygusunu çok sevdim.

 

Son olarak gelecekle ilgili planlarınız nedir?

Yeni projeler için Arel’in biraz daha büyümesini bekliyorum. Kökenini tam olarak bilmesem de eskiden beri dekorasyona karşı büyük bir ilgim var. İlkokul çağından beri evimizin dekorasyonuna karışırdım, ailem de bu konudaki fikirlerime güvenirdi. Zaman içinde kendimi bu yönde daha da geliştirdim hatta eşimin şirketinin dekorasyonunu da üstlendim. İleride bu alanda bir şeyler yapmak isterim ama iş profesyonelliğe dökülünce şu an aldığım zevki ve heyecanı kaybetmekten korkuyorum.




ETİKET :   esin alçıoğlu yardımsever anne şık zarif sosyal sorumluluk kitap yazarı kitap rotaract kulübü mutlu aile kocaeli life arel alçıoğlu hüseyin alçıoğlu temmuz kocaeli

Tümü