Vakit varken…

16:22:41 | 2017-08-30
Eylem Selvi Arı
Eylem Selvi Arı      eylemselvi@kocaelilife.com

Gazetecilerin bayramı, yılbaşı tatili ya da resmi tatili yoktur.

Yazıldığı kadar da gerçek bir durumdur bu.

8 yılı aşkın süredir Kocaeli’de medya sektöründe ter döken biriyim.

Kocaeli Life dergisinde çalışmaya başlayana kadar bayram nedir bilmedim.

Her bayram işimin başındaydım.

Bayram sabahı ikinci ailem diye bildiğim çalışma arkadaşlarımla bayramlaştım.

Bayram kahvaltısını çalışma arkadaşlarımla yaptım.

Herkes sevdikleriyle, ailesiyle bayramı kutlarken ben annemin-babamın bayramını sadece telefonda kutladım.

Yıllar yılı böyle sürdü.

Haliyle bayramı anlamına uygun yaşayamadım.

Evet, bu işi yapmasaydım “bayram” benim için sıradan olmayacaktı belki… Ama ben de gazeteciliğin hazzını, güzelliğini, coşkusunu yaşayamayacaktım.

Kısacası eksik kalacaktım.

Çünkü işimi, tüm zorluklarına rağmen çok seviyorum.

Bu mesleğin heyecanını, koşuşturmacasını, öfkesini, mutluluğunu, deliliğini seviyorum.

Çocukken bayram sabahına uyanacağım diye gece heyecandan uyuyamayan, yeni alınan kıyafetleri giyeceğim için sevinçten yatakta bir oyana bir bu yana dönen ben, şu yaşımda bayramın anlamını yeniden öğreniyorum.

Hayat böyle, yaşınız kaç olursa olsun öğrenmek bitmiyor.

Bildiğiniz, deneyimlediğiniz şeyler bazen zamanın size sundukları nedeniyle unutulabiliyor.

ve yine o zaman fırsatını bulduğunda unuttuklarınızı size hatırlatıyor, öğretiyor.

Ben de şimdilerde bayramı yeniden ruhuna uygun yaşamaya çalışıyorum.

Benim için en güzel bayram, ailemin yanında olmaktır.

Yıllar sonra bayram sabahı ailemle aynı sofrada buluşmak paha biçilemez…

İnsanın sevdikleri yanındaysa ona her zaman bayramdır.

Bayram değil midir ki; ailelerin, dostların, akrabaların bir sofra etrafında buluştuğu, muhabbet ettiği, anıları paylaştığı, güldüğü, eğlendiği anlar…

İşte bu güzel anları çocukluğumdaki anlamıyla yaşamak, yüreğimdeki tutkuyu artırıyor.

 ***

Yine bir bayram…

Demem o ki bu hayatta hiçbir şey güzel anların anlamını yitirmesine sebep olacak kadar önemli değildir.

Evet işinizi sevebilirsiniz, ideallerinizin peşinden koşuyor olabilirsiniz ancak hayatı kaçırma lüksünüz yok.

Her şey zamanında ve tadında güzel. Zaman bana bunu öğretti.

Şimdi kaçırdığım güzel anları telafi ediyorum.

Anladım ki fırsatları ve imkanları yaratmak bizlerin elinde.

Gelin bu bayramı özüne uygun yaşayalım.

Sabah işinize gitmeniz gerekiyorsa gidin, lakin o iş telaşesi bitince soluğu sevdiklerinizin yanında alın.

Kalp kırdıysanız gönül alın, birine küs iseniz barışın, bayramı mutlu geçirin, kavgalardan uzak durun, öfkenizi bir kavanozun içine hapsedip o kavanozu da alın engin sulara bırakın.

Sevgi bulaşıcıdır unutmayın!

Siz severseniz ve bunu karşınızdakine hissettirseniz bayram, bayram tadında olur.

Sevdiklerinizin gözlerine bakın, ellerini tutun, hatta o elleri öpün ve yüzünü avuçlarınıza alıp sonsuz bir sevgiyle bakın onlara.

Çünkü dünya dediğimiz şey koca kainatta bir toz zerresi bile değildir…

O yüzden değmez küsmeye, değmez öfkeye, değmez hayatı ıskalamaya…

İnsan bu kainatta küçük bir varlık ancak öfkesi, küskünlüğü, kavgası, mutsuzluğu, sevgisizliği, büyük.

Bırakın kötülüğü bir kenara.

Yüreğinizdeki sevgiyi büyütün.

Sevginin giremeyeceği akıl, giremeyeceği beden, giremeyeceği yürek, giremeyeceği ruh yoktur.

O halde kırgın olduğunuz ya da kırdığınız kim varsa gidin sevginizi onun bedenine, aklına, ruhuna, kalbine bırakın.

Yaşam dediğimiz şey bir kelebeğin ömrü kadar.

Sevdiklerinizin kıymetini kaybedince anlamak, her şey için çok geç bir vakit.

O yüzden vakit varken sevdiklerinizin mutluluğunu kursağında bırakmayın.

Bayramı bayram gibi yaşamanız dileğiyle.

Sevgiyle, neşeyle, umutla, mutlulukla kalın…

“Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine sevmek ve sevilmek için çareler arayın.” Rumi…




ETİKET :  

Tümü