Türkiye’nin en ‘özel’ şampiyonu; ERTUĞRUL ŞENOL

İsmi, Ertuğrul Şenol. O, atletizm dalında bir Türkiye şampiyonu. Otizm sendromu, başarılı bir birey olmasının önünde engel değil... Ailesinin, hocasının ama en çok da annesinin ona olan sevgisi ve inancıyla yoluna koşar adım devam ediyor

17:10:47 | 2017-12-14

RÖPORTAJ: Eylem Selvi ARI FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı TİMUÇİN 

İnsanın göğsünü gururla kabartan bir hikaye bu... Otizmli bir gencin sevgi, inanç ve destekle neleri başarabileceğinin umut veren öyküsü.

Ertuğrul Şenol, 25 yaşında otizmli bir atlet. Otizm teşhisinin konulduğu günden beri annesi Nurdan Hanım’ın sevgisi ve olağanüstü çabasıyla hayata tutunmayı başaran, üstelik başarıyı madalyalarla taçlandırmış biri.

3 yıl önce sporla tanışan, Yaşam Koçluğu ve Olimpiyat Spor Kulübü Derneği Başkanı Cengiz Göktaş’ın desteğiyle atletizm alanında çalışmaya başlayan Ertuğrul, katıldığı her şampiyonadan birincilikle dönüyor.

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu’nun düzenlediği bölge ve Türkiye şampiyonalarında, 2 yıl üst üste altın madalya kazanan Ertuğrul Şenol, şu sıralar var gücüyle Avrupa ve ardından da Dünya şampiyonaları için hazırlanıyor.

Ertuğrul’un başarı hikayesini, “Onun başarısı, benim en büyük ödülüm” diyen annesi Nurdan Hanım’dan dinledik.

Nurdan Hanım, Ertuğrul’un özel bir çocuk olduğunu nasıl öğrendiniz?

Ertuğrul’un otizmli olduğu 3,5 yaşında ortaya çıktı. Aslında, 3 yaşına kadar her şey normaldi. Sonrasında bildiklerini unuttu, kendi dünyasına kapandı. Her şeyi soran, öğrenmeye çalışan o çocuk değişti, kimseyle iletişim kurmaz oldu. Kısacası bir şeyler ters gitmeye başladı. Arkadaşlarıyla oynamıyor, git gide daha çok içine kapanıyordu. 6 ay kadar Ertuğrul’a ne olduğunu düşündük, doktorlara başvurduk ve otizm tanısı aldık.

İlk duyduğunuz anda ne düşündünüz?

1996 yılıydı. Otizmin ne olduğunu bilmiyorduk. Önce bunun bir geçiş dönemi, duygusal bir buhran olduğunu sandım. Sonradan otizmin kalıcı olduğunu öğrendim. Benim için bir yıkım oldu. O yıllarda rehabilitasyon merkezleri de yoktu; Ertuğrul’a ne öğretebilirim, onu hayata nasıl adapte edebilirim diye düşünerek kendi kendime çabaladım. 1999 yılından itibaren de onu rehabilitasyon merkezlerine götürmeye başladım ve Allah’a çok şükür bugünlere geldik.

 

 

Ertuğrul’un bakımını her zaman siz mi üstlendiniz?

Ben çalışmıyorum, çalışmayı da düşünmüyorum. Çocuğumun her zaman yanında olacağım. Kimse benim baktığım gibi, benim ilgilendiğim gibi Ertuğrul ile ilgilenmez. Çocuğumun otizmli olduğunu öğrendiğim andan itibaren onu eve hiç kapatmadım. Onu her yere götürdüm. Her şeyi onunla birlikte yaptım ama 4 yıl hiç gülmedim. Sadece gülümsedim. Ancak ilgilenmem gereken iki evladım daha vardı. Onların da sağlıklı, gülen bir anneye ihtiyacı olduğunu gördüm, bu nedenle toparlandım.

 

GARDIROPTA OYNARDIK


Ertuğrul’a nasıl yaklaştınız?

Ben, her zaman empati yaptım. Ertuğrul’un yerine koydum kendimi. ‘Ben otizmli olsaydım, annemin bana nasıl davranmasını isterdim?’ diye düşündüm ve ona göre davrandım. Ertuğrul, çocukken evdeki gardırobumuzun içinde oynardı. Onunla nasıl iletişim kurarım diye düşünürken, o gardırobun içerisinde onunla oynamaya başladım, şarkı söyledim, alkış yaptım. İşte ben orada Ertuğrul’un dünyasına girdim.

Böylece onu daha iyi anlayabildiniz...

5 yaşındayken onu resim kursuna gönderdim. Konuşarak anlatamadıklarını, duygularını resim çizerek anlatır diye düşündüm. Ertuğrul’u gitar kursuna yazdırdım, kendim de başladım.

Birlikte gitar öğrendik. Şimdi spor yapıyor, ben de onunla beraber antrenmanlara katılıyorum, koşuyorum. KO-MEK kurslarına da gidiyoruz, filografi öğreniyoruz. Ertuğrul, çok güzel pano, ahşap oymacılık yapıyor.

Ertuğrul, sporla nasıl tanıştı?

Bu süreçte Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği (KOÇDER) ile temasa geçtik. KOÇDER binasının karşısında Ertuğrul’un antrenörü Cengiz Hocamızın yeri vardı. Oğlumu ilk gördüğü anda ‘Bu çocuk çok iyi, ben Ertuğrul’u atletizme almak istiyorum’ dedi.

Ertuğrul onun sayesinde profesyonel olarak spora başladı. Ertuğrul’u şampiyonalara hazırlayacağını söyleyerek onunla koştu, antrenman yaptı.

Ertuğrul devamlı koşabilen bir çocuk değildi ama şimdi koşmasını öğrendi, yarışmalara giriyor.

 

O GÜNLERİN MÜKAFATI


Galiba Ertuğrul’un spora olan sevgisi sizi de daha çok hayata bağlamış…

Kesinlikle öyle. Bu çocukların enerjilerini bir şekilde atması gerekiyor. Onları eve kapatıp, devamlı olarak ‘Dur, otur, yapma’ demek olmaz. Evde her şeyi yapmalarına müsaade etsen, bu kez komşular şikayetçi oluyor. Spor, özel çocuklar için muhteşem bir şey. Fark ettim ki spora başladıktan sonra Ertuğrul’un anlama kabiliyeti daha da gelişti. Hayatına olumlu yansımaları oldu. Sporu çok sevdi. İlk yarışmaya girdiğinde pek bir şey anlamıyordu ama şimdi yarışmanın heyecanını yaşıyor, madalya kazandığında gururlanıyor, mutlu oluyor.

Siz neler hissediyorsunuz?

İlk Türkiye şampiyonu olduğunda hüngür hüngür ağladım. Benim için Ertuğrul’un başarılı olması bir ödül oldu. Yıllar öncesine gittim ve o dönemler yaşadıklarımı anımsadım. Çevremdekilerin beni devamlı ikinci plana attığı, ‘Çocuğun böyleyse parka gelme, şuraya gelme, evde otur’ dediği anları hatırladım. Şimdi zirvedeyiz ve çevremdeki herkes Ertuğrul ile gurur duyuyor. Çabamın, yıllarca koşturmamın mükafatını aldım diye düşünüyorum. Ben Ertuğrul ile ilgilenirken, eşim ve diğer iki oğlum da her zaman manevi destek sundu.

Bir anne olarak Ertuğrul’u gelecekte nerede görmek istiyorsunuz?

Ertuğrul, kimseye ihtiyaç duymadan yaşamını kendi idame ettirsin istiyorum. Yakın vadede ilk hayalim Avrupa şampiyonu olması ve sonrasında dünya şampiyonu olarak görmek istiyorum evladımı.

 

 

CENGİZ GÖKTAŞ:

 

YETENEĞİNİ İLK GÖRÜŞTE FARK ETTİM


Cengiz Hocam, sizi tanıyalım?

Beden eğitimi ve spor öğretmeniyim. 15 yıldır özel çocuklarla çalışıyorum. 2012 yılında kurduğum Yaşam Koçluğu ve Olimpiyat Spor Kulübü Derneği’nin başkanıyım aynı zamanda. Zamanımın büyük çoğunluğunu Özel Sporcular Spor Merkezi’nde geçiriyorum.

Kulüp olarak 2013 yılında şampiyonalara katıldık ve futbolda, basketbolda Türkiye şampiyonu olduk. 2013 yılından bu yana, bu alandaki başarı hala elimizde ve artık bizi yenen takım çıkmıyor.

Kaç sporcunuz var?

Bünyemizde 120 sporcu bulunuyor. Futbolda 9 sporcumuz, basketbolda ise 4 sporcumuz milli takımda. Takım sporlarından basketbol, futbol, voleybol; bireysel sporlarda atletizm, yüzme, cimnastik, masa tenisi, kort tenisi ve binicilik.

Peki kulüp olarak nasıl ayakta duruyorsunuz? Maddi, manevi destek alıyor musunuz?

Biz bu işi gönüllü yapıyoruz, kimseden para talep etmiyoruz, ancak malzeme desteği gibi bazı ihtiyaçlarımız oluyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sağolsun, tesislerini ücretsiz olarak kullandırıyor bize; ayrıca kamp eğitim merkezilerinin kapısını da açtı. Ayrıca Sayın Yakup Ekşi başkanlığındaki FA Yapı, futbol konusunda bizlere 3 yıldır destek sunuyor. Bu yıl masa tenisi, atletizm ve yüzmeye de sponsor oldular. Destekleri için Yakup Ekşi’ye çok teşekkür ediyorum.

 

ADAPTE ETMEK LAZIM


Gelelim Ertuğrul’a…

Ertuğrul’u ilk gördüğümde yetenekli olduğunu anlamıştım ve spora katılması için ısrarcı oldum. Ailesi beni kırmadı, fırsat verdi ve ben de elimden geleni yaptım. Benim için otizmli çocuklar çok önemli, çünkü ailemde de otizmli bireyler var. Bu çocukların eğitildiğinde ne kadar başarılı olduklarını gördüm. Bu anlamda onlara yardımcı olmak, onları hayata adapte etmek istedim.

Bir nevi Ertuğrul’u keşfettiniz?

Ben Ertuğrul’u ilk gördüğümde onun atletizmde başarılı olacağını anladım ama spora başlamak için çok geç kalmıştı, 23 yaşındaydı. Belki erken başlasaydı, başka alanlarda da başarılı olurdu ama yaşı mesafe koşuları için uygundu.

Spor, bütün otizmli bireyler için uygun mudur?

Şu unutulmamalı ki otizmli çocuklar spor yapabilir, her branşta sporla ilgilenebilir. Yeter ki insanlar onlarla ilgilensin, fırsat versin, inansın, onlara hedef koysun. Her şey inanmaktan geçiyor. Biz çocukları sadece sporsal olarak geliştirmeye çalışmıyoruz. Yarışmalara gidince sosyalleşiyorlar, çevreleri değişiyor. Akademik yönüne gelirsek konuşmaları gelişiyor, yemeğini kendisi alıyor, bir ihtiyacı varsa gidip kendisi hallediyor. Ailenin kontrolü ve çevrenin desteğiyle bu çocuklarımız gelişip, ilerleyebilir.

 

ASLA YARIM BIRAKMIYOR


Ertuğrul bugüne kadar hangi yarışmalardan derece aldı?

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu’nun düzenlemiş olduğu bölge şampiyonaları ve Türkiye şampiyonalarına katıldı. 2015 yılında bölge ve Türkiye şampiyonalarından 1500 metre ve uzun atlamada Türkiye şampiyonu oldu. 2016 yılında da aynı branşlarda şampiyon oldu. Bu yıl da Antalya’da bölge şampiyonasında 1500 metrede yine birincilik kazandı. Çok başarılı bir öğrenci.

Peki, Ertuğrul antrenmanlara adapte olabiliyor mu? Yani her dediğinizi yapıyor mu?

Ertuğrul, antrenman yaptığında, makine gibi yapan bir çocuk. Sıkılmıyor ve asla yarım bırakmıyor. Yorulduğunu belli ediyor fakat yine de vazgeçmiyor ve antrenman bitene kadar devam ediyor.

Otizmli çocuklar ile bizim dünyamız çok farklı. Biz onların dünyasında onlar da bizim dünyamızda yaşayamaz. Ortak paydada buluşmalıyız, onlara ulaşmamız lazım. Bunun için spor ve sanat bir araç.

 

MADALYAYLA DÖNECEĞİZ


Ertuğrul ile ilgili hedefiniz nedir?

Ertuğrul’un Avrupa şampiyonu olması için çalışacağız. Uluslararası Özel Sporcular Spor Federasyonu otizmli bireylerle ilgili yarışmanın ne zaman ve nerede yapılacağına karar verecek. Biz de ilk şampiyonaya girip oradan madalyayla dönmek istiyoruz.




ETİKET :  

Tümü