Teşekkürler Aksoy çifti…

PAYLAŞ

Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi konuştuğumuz, tartıştığımız bir dönemde Kocaeli Valisi sayın Hüseyin Aksoy, eşi Hülya Hanım ile el ele görüntülendi.

İzmit’in en kalabalık caddelerinde iki hayat arkadaşı el ele yürüdü, vatandaşla göz göze geldi, belki sohbet etti.

Bu güzel görüntünün üzerine birkaç kelam etmek isterim.

Sayın valimiz Kocaeli’de göreve başladığı ilk andan itibaren farklı bir kişilik olduğunu belli etti.

Duruşuyla, sözleriyle, mesafeli ama sıcak sohbetiyle alışılmışın dışında bir vali olduğunu hissettirdi.

Halkın içine karışan, kahvehanede çay içen, vatandaşla sohbet eden, gülen, espri yapan bir valiyle karşılaşmak Kocaeli halkı için şans.

Devletin sıcak yüzü bu kente yakışıyor.

Evet, devlet erkanının eşleriyle programlara katıldığını çok gördük. Ancak bu kadar samimi bir fotoğrafı ilk kez görüyoruz.

Kentin tepe noktasındaki bir devlet adamının koruma ordusu olmadan eşiyle, sivil kıyafet giyinip, halkın içine karışması çok alışık olmadığımız bir durum.

Bu görüntüleri her zaman görmek arzusundayız.

Böyle bir durum; kent halkının devlet erkanına ‘ulaşılması güç İnsanlar’ bakışını da değiştirecek.

‘bizim vali’ ya da ‘bizim müdür’ ya da ‘bizim başkan’ dedirtecek…

Bizim gibi henüz kabuğunu kıramamış, kadının bir birey olduğunu anlayamamış, kadına hala ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan toplumlarda bir devlet adamının eşinin elini tutup, caddelerde sokaklarda gezmesi gerçekten çok özel bir olay.

Sayın Aksoy çiftine, kentin hafızasına bu kareyi kazıdıkları için teşekkür ediyorum.

Çıta yükseldi.

Tüm devlet ve siyaset adamlarından böyle güzel ve özel hareketler görmek istiyoruz.

Onlar kadınlarını hayatın bir parçası yaparsa, toplumun da kadının bir birey olduğunu kabullenmesi o kadar kolay olacak.

Gelelim konumuza; sayın valimiz ve eşi, o gün Kocaelililere çok güzel mesajlar verdi.

Kendi penceremden bakınca bu mesajları şöyle algıladım;

Vali de bu kentin bir yaşayanıdır; tüm hayatı iş değildir. İstediği zaman halkın içine koruma ordusu olmadan, korkmadan, çekinmeden karışabilir.

Biz devlet adamlarının da bir aile hayatı var, eşimle gönül rahatlığıyla yaşadığım kentin sokaklarında özgürce dolaşabilir, alışveriş yapabilirim.

Halkıma güveniyorum ve onları seviyorum, onların içinde olmak beni sadece mutlu eder.

Ve tabii ki en önemli mesaj; kadınların bu hayata geliş amacı ev işiyle meşgul olmak, çocuk bakmak, kocasının ihtiyaçlarını karşılamak, tüm gün dört duvar arasında yaşamak(!) değil.

Ya da çalışıp evin geçimini sağlamak da sadece kadının omuzlarında olamaz.

Hayat müşterektir.

Hayat paylaşmaktır.

Kadınlar da tıpkı erkekler gibi bu hayata değer katmaya, hayatı anlamlandırmaya, insanoğlunun ilerlemesine katkı sunmaya geldi.

Bir kadın eşiyle yan yana, ele ele, gönül gönüle yürüyebilir, gezebilir.

Bir kadın, eşine omuz verip onun yükünü, işini paylaşabilir.

Bir kadının hayat dair söyleyeceği sözler olabilir, onu susturamazsın ya da ‘dur, yapma, otur’ diyemezsin.

Bir kadın varlık alanını dolduracak işleri en iyi şekilde yapabilir.

İş yaşamının ve sosyal hayatın içinde olabilir.

Hem de bunları en güzel şekilde yapar.

Kadının varlığını hissettirdiği hayat, gerçek bir hayattır.

Kısacası kadın şiddeti değil saygıyı, sevgiyi, değeri hak eden bir varlıktır.

Sayın valimizin ve eşinin bizi daha çok şaşırtacağından eminim.

Yazımı Hz. Ali’nin kadına dair çok beğendiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum;

KADINA SAYGILI OL ÇÜNKÜ O İNSANOĞLUNUN ANASIDIR….

Bir Cevap Yazın