Tanrıların Babası Zeus’u kızdırırsanız ‘SKOLYOZ’ olabilirsiniz

Atlas omurundaki en ufak bir yer değişikliğinin bile kas-iskelet sistemi, postür, dolaşım ve parasempatik sinir sistemi ile vücudun daha pek çok bölümünü negatif yönde etkilediğini biliyor muydunuz?

10:05:50 | 2018-09-03

HAZIRLAYAN: FİZYOTERAPİST ELİF AKINCI

 

“Gök kubbenin altında böyle iki büklüm dururken insanların bütün sorunları gelir kulağıma. Onlar kendi paylarına düşeni sorguladıkça, her şeyin boş olduğunu daha iyi anlarım” diyerek ezilmeye devam etti büyük ve kibirli Titan, sonsuzluk denizinde…

Mitoloji tutkunları, denizler tanrısı ve Atlantis’in kralı Atlas’ın sözlerini hatırlayacaktır. İnsanların tarım yaparak geçimini sağladığı; hamamlar, saraylar, limanlar ve tapınaklar inşa ettiği; bolluk ve bereket toprakları olarak bilinen Atlantis, tanrılar tarafından gönderilen selle bir gecede suların altına gömülür. Bu felaketten kurtulan Atlas ve kardeşi Menoitios, intikam almak için diğer titanlarla birlikte Olimpos’a savaş açar. Ancak Titanomakhia adı verilen bu savaşı tanrılar kazanır ve Menoitios, Zeus’un yıldırımıyla öldürülür; Atlas da sonsuza dek cezalandırılır.

Öfkesiyle ünlü, tanrıların babası Zeus tarafından, gök kubbeyi omuzlarının üzerinde taşıma cezasına çarptırılır Atlas. Dünyayı batı ucundan sırtlanıp sonsuza kadar bırakması yasaklanan Atlas’ın, diğer titanlara yapıldığı gibi Tartaros’a (ölüler diyarının en altı) sürgün edilmeyişinin nedeni ise bitmeyen kibridir. Atlas’a verilen korkunç cezanın başka bir sembolik anlamı daha vardır. O, gökyüzünü omuzlarında taşıdığı sürece yer ve gök ayrı kalacak ve bu buluşmadan doğan titanlar sonsuza kadar yer altına gömülmüş olacaktır. Yeryüzü ve gökyüzü arasında denge sağlanmış olacaktır.

VÜCUDUN DENGESİNİ SAĞLAR

Aynı Atlas’ın yer ve gök arasında konumlandığı gibi atlas omuru da vücudumuzda baş ve vücudun geri kalanı arasına yerleşerek dengeyi sağlar; Atlas’ın kainatı yok edici titanlardan koruduğu gibi atlas omuru da bizi hastalıkların oluşmasından korur.  Atlas omuru, karmaşık bir fonksiyon sisteminin, nörolojik bir bileşenidir. Atlasın pozisyonunda bir değişiklik oluşursa, bu durum beyin ve vücudun geri kalanı arasında nörolojik bir açıklığa neden olabilir. Omurganın anatomisi oldukça hassastır. Atlasın anatomik ve fizyolojik konumundaki ufacık bir yer değişikliği bile kas-iskelet sistemi, postür, dolaşım ve parasempatik sinir sistemi ile vücudun daha pek çok bölümünü negatif yönde etkiler. Bu yer değişikliği wiphlash gibi boyun travmalarıyla oluşabileceği gibi doğum esnasında da meydana gelebilir. Sorunu daha iyi kavrayabilmek için statik ve dinamik koşullar arasındaki farkı anlamak büyük önem taşımaktadır.

Vücut hareketliyken, ağırlığın yer değiştirmesine bağlı olarak sinir ve dolaşım sisteminde anlık basınç değişiklikleri olabilir. Hareket esnasında oluşan bu stresler, dinlenme pozisyonuna dönüldüğünde, basınç ve etkileri kaybolduğu için vücut açısından geçici ve önemsizdir. Diğer yandan, dinamik (hareketli) postürün aksine, statik (sabit) postürde iken iskelet tüm ağırlığımızı düzenli olarak taşır. Eğer taşınan ağırlıkta bir dengesizlik varsa, bu durum postüral problemlere neden olabilir. Ayrıca sinir ve dolaşım sistemi üzerindeki statik basınç, ciddi birtakım fonksiyon bozukluklarına yol açar.

Omurganın dengede olduğu durumda, ağırlık iskeletin her iki ucuna da eşit şekilde dağılır. Normal bir başın ağırlığı yaklaşık olarak 5-6 kilogramdır ve bu ağırlık baştan sona atlas omuru tarafından taşınır. Atlas yer değiştirirse, kafatası omurga üzerinde dik şekilde duramaz. Yer çekimi çizgisinin vücudun merkezinden kayması, ayak parmağından başa kadar tüm kas-iskelet sisteminde fonksiyon kaybına neden olur. Statik postürdeki bu değişiklik, vücudun bir tarafına daha fazla ağırlık binmesine sebep olur. Bu da ağrının bir tarafta yoğunlaşmasının nedenidir.

SKOLYOZ VE KİFOZ OLUŞABİLİR

Atlastaki ufak bir yer değişikliği, bir bacağa 20 kilograma kadar daha fazla yük binmesine neden olabilmektedir. Ayrıca skolyoz ve kifoz gibi omurga eğrilikleri de oluşabilmektedir. Bir omzun diğerine oranla daha yukarda konumlanabildiği ve kürek kemiği bölgesinde ağrıya neden olan skolyoz eğriliği dışında; bel, ayak, diz ve kalçada ağrıya, ayrıca omurgadaki bozulan açı nedeniyle de fıtığa sebebiyet verebilir. Oluşan skolyoz ya da diğer omurga eğrilikleri sonucu, kas kuvvetinde bir dengesizlik başlar ve omurga bir yana daha fazla çıkarak yer değiştirir. Bu yer değişikliği sinir kökü basısına sebebiyet verir. Kol ve bacaklarda sıkışan sinirlerin uyardığı iç organlarda da fonksiyon kayıpları oluşabilir. Kasların içinden geçen damarlar, kasların kasılması sonucu sıkışarak lenfatik yapıda da bozukluğa neden olur. Böylece kan akımı azaldığı için vücutta biriken atıkların atımı zorlaşır; bu da bir paradoks yaratarak kasların daha da kasılmasını sağlar.

Gördüğünüz gibi omurgadaki küçücük bir değişiklik tüm vücutta adeta bir ‘domino taşı’ etkisi yaratarak anatomiyi negatif yönde etkiliyor. En doğrusu, henüz omurgada bir hasar yokken fizyoterapistinizin sizin anatominize ve fizyolojinize en uygun egzersizi belirlemesine izin vermeniz; doktor kontrollerini aksatmayarak, kaliteli gıdaları tüketerek vücut sağlığınızı ve duruşunuzu sağlam kılmaktır.

 

Kaynak: http://elifakinci.com.tr/tanrilarin-babasi-zeusu-kizdirirsaniz-skolyoz-olabilirsiniz

Omurganızı desteklemek için size bir telefon kadar yakınız. 0541.5334541 – 0262.3229322




ETİKET :   Elif Akıncı Pozitif Yaşam Merkezi elif akıncı skolyoz fizyoterapist sağlık beden sağlığı

Tümü