kocaeli , 07-12-2019

Süper iyi günler

Nedim Saban’ın yönetmenliğini yaptığı “Süper İyi Günler” adlı tiyatro oyununu kaçırmayın

13:10:37 | 2019-04-17

Ne kadar harika bir oyundu. Aa, siz de mi buradaydınız? Pardon, yine kendi kendime konuşuyorum. Dün akşam Nedim SABAN'ın süper bir oyununa gittim. Siz gittiniz mi? Çoğu kişinin " Evet. " dediğini duyuyorum. Gitmeyenler gitmeli, o fırsatı yaratmalısınız. Nedim SABAN, otizimli bir bireyin duygularının içine girebildiğimiz bir oyun sahneye koydu ve Türk Tiyatrosu'nda denenmemiş bir teknoloji uygulandı. Üç boyutlu efektler var ve tamamen dijital bir dekorun içinde oynanıyor oyun.

Kimler yok ki; Celile Toyon, Ayça Erturan, Emir Özden, Korel Cezayirli, Didem İnselel, İbrahim Can Sayan, Onur Kırat, Şebnem Şeviktürk, Beste Koçak, Sevcan Başaydın, Uğur Can Arıkan. Bu süper oyunu kaçırmayın! Oyun bu sezon ve lütfen gidin. 

“Şen Makas” ve “Ahududu” adlı tiyatro oyunlarının yönetmenliğini yapmışsınız. Ben “Şen Makas” ve “ Ahududu” adlı tiyatro oyunlarını izledim. Çok güzel oyunlardı. Siz, “Şen Makas” ve “Ahududu”nun yönetmenliğini yaparken nelere dikkat ettiniz? Ahududu’da hem yönetmen hem oyuncu olmak zor değil mi?

Yönetmen oyuna dışarıdan bakıyor, oyuncu ise bir an bile dışına çıkamaz oyunun. Onun için çok zorlandım Ahududu’da… Mesela son provada dekor, ışık, kostüm, oyunculuk notları vermem lazım ama oyunun da içinde olmam lazım. Aynı güçlüğü galada yaşadım, bazen oyunun dışına çıkıp, oyuncuları izlerken buldum kendimi. Tuhaf bir duygu.

 

 

Sizce tiyatroyu tiyatro yapan en önemli husus nedir?

Tabi ki oyuncu. Ama prodüksiyonun tümü de çok önemli. Herkes uyumlu çalışmazsa, oyuncu istediği kadar iyi oynasın, mesela ışık zamanında sönmezse, alkış da yok olur. Bir şey daha eklemek istiyorum: Ruh çok çok önemli. Muhteşem bir prodüksiyonunuz vardır, oyuncu da güzel oynuyordur ama ruh yoksa yine seyircide karşılığını bulmaz.

 

 

Sizi tiyatroya yönlendiren biri oldu mu? Olduysa kimdi?

Rahmetli kuzenimle gittiğim bir çocuk oyunu vardı, belki o gün o oyuna götürmese, tiyatro aşkım bu kadar tetiklenmeyecekti. Daha sonraları babaannem de çok nazımı çekti, bir çok oyuna defalarca beraber gittik, o yaşında bazen çocuk oyunlarını bile izlerdi benim hatırıma. Annem ve babam da tiyatro aşkıma saygı duydular ve beni desteklediler, en önemlisi üniversitede eğitim almam için destek oldular ve Amerika’da tiyatro eğitimine gönderdiler.

 

Yönetmenliğini ve çevirmenliğini yaptığınız, “Süper İyi Günler” adlı tiyatro oyununun konusu otizmli bir çocuğun hikayesiymiş. “Süper İyi Günler” adlı tiyatro oyunu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Çok sevilen bir roman. Kahramanı Christopher Boone otizmli bir birey. Dünyaya bambaşka bir pencereden bakıyor.  Bu roman ilk yayınlandığında 2003 Whitbred Ödülü almış. Christopher gençliğin kahramanı olmuş. Sonra ünlü bir İngiliz yazar tarafından tiyatroya uyarlanmış . İngiltere ve Broadway’de en önemli ödülleri almış. Ben de izlediğim gün vuruldum oyuna. Christopher Boone’dan öğrenilecek çok şey var. Bu inançla 2, 5 yıl emek verdik. Türk Tiyatrosu’nda hiç denenmemiş bir teknoloji kullandık ve oyunun Christopher’ın yüreğine girerek üçboyutlu animasyonlar ve görsel tasarımla izlenmesini sağladık.

 

İlk kez tiyatro sahnesine çıktığınızda ne hissettiniz? Bir sürü kişinin önünde rol yapmak nasıl bir duyguydu?

Heyecan tabi! Ama o heyecan ilk kez de var, 35 yıl sonra da var. Olmazsa, mesleği bırakırım.

 

Boş vakitlerinizde ne yaparsınız?

Kayak sporunu çok seviyorum ve tek başıma gidiyorum ki kafam boşalsın. Bol bol yürüyorum. Kitap okuyorum tabi ama bu bir boş zaman aktivitesi değil, mesleğimin icabı kendimi yenilemek zorundayım. Tiyatroya da gidiyorum. Gençler ne yapıyor, öteki tiyatrolarda neler oluyor, nasıl yenilikler var izliyorum. Bu da boş zaman değil, mesleğin bir gerekliliği!

 

Tiyatro oyununda olmazsa olmaz olan şey nedir?

Drama dediğimiz şey. Yani çatışma. Kavga anlamında değil ama! Bir çatışma, güçlerin çarpışması, iyiyle kötünün kavgası olacak ki, oyun olsun. Komedide de, dramda da böyle bu.  

 

 

Bir tiyatro oyunu yazarı olarak bir tiyatro oyunu yazarken nelere dikkat edilmelidir?

Öncelikle konuşma dili çok önemli. Edebiyat değil tiyatro. Güzel cümleler kurmak değil, o karakterin dilini ve duygularını bulmak lazım. Ve en önemlisi izleyiciye anlatmak değil, gösterebilmek lazım. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Tiyatro eylem sanatıdır! Karakterinize öyle bir eylem verirsiniz ki, tüm sözcüklere bedeldir.

 

Tiyatro oyunu yazmaya küçük yaşta başlamışsınız. Sizi tiyatro oyunu yazmaya teşvik eden biri oldu mu? Olduysa kimdi?

Milliyet Çocuk Dergisi abonesiydim. Bir yarışma açmışlardı. Ona katılmak için birşeyler karalayayım dedim, sözcükler kendi kendine döküldü.

 

Türkan ŞORAY ve Şener ŞEN ile aynı dizide rol almışsınız. İki usta oyuncuyla aynı dizide rol almak nasıl bir duyguydu ve oyunculuk hayatınıza neler kattı?

Öncelikle onlar başarıya o kadar doymuş kişiler ki, gençleri hiç küçümsemediler, tam tersine aynı gemide yüzdüğümüzün mesajı veriliyordu. Bu yüzden bir sürü genç star çıktı İkinci Bahar’dan. Ekibe de çok saygılıydılar, birbirimizi çok severek çalışıyorduk, kameramanından sesçisine kadar. Bu arada Türkan Hanım ilk kez sesli çekim yapıyordu. Onun çabası ve cesaretine hayrandım. Ne kadar yoğun biçimde çalıştığını, sesli çekime uyum sağlamak için harcadığı emeği   görüyor ve örnek alıyordum. Başarısını alkışlıyordum.

 

 Klasikleşmiş ve Türk eseri olan bir tiyatro oyununu yurtdışında oynamayı düşünür müsünüz?

Tabiki çok isterim. Artık tiyatroda dil sıkıntısı da yok, altyazı tekniği kullanılıyor. Zaten Kanada’da bir Türk romanını uyarlama ile ilgili çabalarım oldu. Devam ediyorum çalışmaya.

 

 

Sizce, Türkiye’de tiyatroya gösterilen ilgi nasıl?

Son yıllarda müthiş arttı. Ama nicelik olarak oyun sayısının artması bazen niteliği düşürüyor. Çok hızlı ve özensiz biçimde çıkartılmış oyunlar da var. Öte yandan çok yenilikler de var. Tek sıkıntı bazen yenilik yapma derdine düşülmesi ve aklına ne gelirse onu yapanlara rastlanması. Bu arada seyircinin artması ve tiyatronun her ilde yaygınlaşmasını sağlamalıyız, ama bazen sadece birbirimiz için yaptığımızın yanılgısına düşüyoruz.

Türkiye’de ve yurt dışında oynanan tiyatro oyunları arasında ne gibi farklılıklar var?

Tiyatro yurtdışında bir endüstri, Türkiye’de ise halen iki kalas bir heves seviyesinde görülüyor. Bu bir meslek. Tabi ki heves olmadan yapılmaz ama mesleğe saygı duymadan hiç yapılmaz! Öte yandan tüm dünyada tiyatroya özel şirketler, vakıflar, belediyeler, Kültür Bakanlıkları destek veriyor. Eğitim politikasında tiyatronun önemi çok büyük. Müzelere, tiyatrolara giden öğrencileri görüyorsunuz. Bizde ise eğitim ezberciliğe dayanıyor, çok isterdim Süper İyi Günler’e gençlerin getirilmesini okullar tarafından. İngiltere’de seyrettiğimde salonda 2000 genç vardı çünkü! Tiyatroya destek sadece maddi değildir, kaldı ki bizdeki Kültür Bakanlığı ödenekleri de çok kısıtlı. Bunun bir kültür politikası olarak benimsenmesi lazım.

 

Nedim Abi, tiyatro oyunu yazmamda ve tiyatroya dört yıldır devam etmemde büyük etkensin çünkü sizi örnek alarak başladım. O yüzden bende yeriniz çok farklı. Size, önce bana tiyatroyu sevdirdiğiniz ve benim için hep özel olarak kalacak olan bu röportajı yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.




ETİKET :   Bilge Çolak Nedim Saban röportaj tiyatro

Tümü