Sonbaharda daha da güzel; Battalos Otel

Zeytin ağaçlarının gölgesinde kahvaltı yapmak, çift kişilik hamaklarda keyif çatmak, kış bahçesinde hoş sohbetlere dalarken, şöminenin karşısında sıcak şarabınızı yudumlamak ister misiniz? O halde doğru yerdesiniz

16:51:38 | 2016-11-03

    • Yazı: Serpil ÇOLAK
    • Fotoğraf: Birgül BİLGER



Bakmayın siz mevsimlerden sonbahar, aylardan kasım olduğuna...

Tatil sezonunu henüz kapatmış değiliz.

Sonbaharda da yeni ufuklara yelken açabiliriz.

Mesela sizi bu ay 1800’lü yıllara yolculuk yapacağınız bir açık hava müzesine götüreceğiz.

Nereye mi gidiyoruz?

‘Rakı, balık, Ayvalık’ mottosunun hayat bulduğu Cunda’ya...

Evet;

Muhteşem doğası, nefis yemekleri ve kendine özgü kültürel dokusuyla tatilcilerin vazgeçilmez duraklarından biri olan Cunda’ya gidiyoruz...

Hazırsanız yola çıkıyoruz.

 

 

 

Öncelikle;

Balıkesir’in Ayvalık koyunda, Ayvalık Adaları olarak adlandırılan irili ufaklı 22 ada olduğunu biliyor muydunuz?

Peki, bunlar içinde yerleşimin olduğu tek adanın Cunda olduğunu...

Cunda’nın, Gökçeada, Bozcaada ve Uzunada’dan sonra Ege Denizi’nin en büyük 4. adası olduğunu…

Evet, Cunda gerçekten bir ada ama karaya köprüyle bağlı. Ana kara ile arasında bir küçük ada daha var; Lale Adası.

Lale Adası ile Cunda Adası arasındaki köprü; ‘Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü’ olarak geçiyor.

1970 yılında yapılmış, yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda.

Adanın genel nüfusunu mübadele zamanı Girit ve Midilli’den göç eden Türkler oluşturuyor.

Ne Yunan geleneklerinden kopabilmiş ne de Türk adetlerinden vazgeçebilmiş insanlar topluluğu...

Yaşlı nüfusun çoğu hala Rumca konuşuyor.

Nüfusu 5 bin civarında ama yazın 30 bine kadar çıkabiliyor.

 

 

 

Cunda’nın Arnavut kaldırımlı sokakları ise dillere destan.

Eski Rum evleri şimdilerde butik otellere, restoranlara, kafelere, sanat atölyelerine dönüştürülse de;

Hepsi görülmeye değer.

İddia ediyorum;

Her köşesi dantel gibi işlenmiş sokaklara bayılacaksınız.

Ve bu sokaklarda kaybolacaksınız.

 

BUNLARI YAPMADAN DÖNMEYİN!

Cunda’ya gitmeden önce bilmeniz, bir kenara not etmeniz gereken şeyler var.

Bunları yapmadan dönmeyin!

Arnavut kaldırımlarında gezmeden;

Eski Rum evlerini görmeden;

Aşıklar Tepesi’nde gün batımını izlemeden;

Lokma tatlısını ve sakızlı dondurmasını yemeden;

Sahildeki balık restoranlarında Ege otlarından yapılmış mezelerin tadına bakmadan;

Ayvalık’a özgü bir balık çeşidi olan papalina yemeden;

Taş Kahve’de kahve ya da ada çayı içmeden;

Pateriça köylerine gitmeden;

Tarihi yel değirmenlerini görmeden;

Manastırları gezmeden;

Cunda Adası’nın ıssız koylarında yüzmeden; (Bu seçeneği yazın değerlendirin!)

Küçük teknelerle ada turu yapmadan;

Bol bol fotoğraf çekmeden;

Zeytin, zeytinyağı, peynir almadan;

Dönmeyin!

Cunda’ya vardınız, peki nerede kalacaksınız?

Sizleri Cunda’nın merkezine yürüyerek sadece 5 dakika uzaklıktaki küçük bir otele götüreceğiz.

Battalos’a...

Neden mi?

O kadar çok neden var ki;

En birincisi; sahibi bizden biri.

 

SAHİBİ BİZDEN BİRİ

Otelin sahibi Fatih Battal’ın çocukluğu da gençliği de kentimizde geçmiş.

Babasının görevi dolayısıyla uzun yıllar Gölcük’te yaşamış. İlkokulu Gölcük Pirireis İlkokulu’nda, ortaokulu ve liseyi ise Barbaros Hayrettin Lisesi’nde okumuş.

Sonra soluğu Viyana’da almış. 15 yıllık bir yurt dışı deneyiminden sonra İstanbul’a dönmüş.

Ve şimdilerde Cunda’da Battalos Küçük Otel’i işletiyor.

O kadar güleryüzlü, o kadar samimi ve içten ki;

Bir otel sahibi gibi değil de sanki evinde misafir ağırlıyor.

 

 

 

Müşterileriyle tek tek ilgileniyor, bir rehber edasında adayla ilgili bilgiler veriyor, çeşitli tavsiyelerde bulunuyor, hatta hiç üşenmeden bizi bizzat gezdiriyor.

Battalos Otel’de kendinizi gerçekten evinizdeki kadar rahat ve huzurlu hissediyorsunuz.

Otelin sahipleri Fatih-Serra Battal çiftinin yanı sıra çalışanlar da çok güleryüzlü...

Rahat etmeniz, güzel bir tatil geçirmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar.

Gelelim otelin adının nereden geldiğine...

Fatih Battal şöyle açıklıyor: “Bergama kralının adı Attalos’muş. Ben de buradaki zeytin ağaçlarının kralı olmak istedim. Soyadımdan esinlenerek yola çıkınca, Battalos Otel doğdu.”

 

ZEYTİNLİĞİN İÇİNDE...

Battalos Otel, 2012 yılında açılmış.

Otel, sahile 200 metre mesafede, büyük bir zeytinliğin içinde.

 

 

 

Otel inşa edilirken zeytin ağaçlarına hiç dokunulmamış.

Bahçedeki hamaklar da zeytin ağaçlarına kurulmuş, çardaklar da...

Battalos Otel, ‘küçük oteller’ kategorisine girebilir ama bahçesi o kadar büyük ki...

Kahvaltınızı zeytin ağaçlarının gölgesindeki masalarda yapabilir, kahvenizi yine zeytin ağaçlarının altındaki çardaklarda içebilirsiniz.

 

 

 

Salıncaklarda keyif yaparken üzerinize düşen zeytinleri toplayabilir, minderli köşelere uzanıp ağaçlardaki zeytinleri tek tek sayabilirsiniz.

Otelin hemen arkası ise milli park.

Sabahları yürüyüş yapmak için ideal.

Milli park içindeki 10 kilometrelik yürüyüş parkurunda-hem de deniz manzaralı- yürüyüş yaparken Kaz Dağları’nın mis gibi havasını ciğerlerinize kadar çekmeyi ihmal etmeyin!

Çünkü, Kaz Dağları’nın oksijeni, denizin iyotu ve bitkilerin polenlerinin birleşerek hastaları iyi ettiği yönünde bir inanış var Cunda’da.




KIŞ BAHÇESİ ÇOK KEYİFLİ


Battalos Otel’in deniz manzaralı 10 odası var. Balkona çıktığınızda gördüğünüz manzara karşısında adeta büyüleniyorsunuz.

Şömineli kış bahçesi ise görülmeye değer.

Buradaki rahat koltuklara yayılarak bir yandan sıcak şarabınızı yudumlayabilir, bir yandan da sehpanın üzerindeki dergileri karıştırabilirsiniz.

Şömine karşısında kitap okuyabilir, taş plaklarda kaliteli müzik dinleyebilirsiniz.

Kış bahçesi gerçekten çok keyifli bir yer.
Battalos Otel’de kışları demirdöküm sobanın yandığı 24 kişilik bir kahvaltı salonu da bulunuyor.

Akşam yemekleri ise tamamen keyfinize kalmış. İsterseniz bahçedeki köy fırınını yaktırabilir, güveçte sebze, et, balık, pide yaptırabilirsiniz, isterseniz mangal keyfi de yapabilirsiniz.

Battalos Otel’de yapmanız gereken tek şey; akşam ne yemek istediğinizi söylemek.

Gerisi otelin 4 kişilik konusunda deneyimli personeline kalıyor.

Bir bakıyorsunuz ortaya şık bir sofra ve nefis yemekler çıkıyor.

 

SADECE DOĞANIN SESİ

Battalos Küçük Otel, 12 ay açık.

Tesiste kalorifer sistemi mevcut olduğu için sonbaharda da kışın da misafirlerini çok rahat bir şekilde ağırlayabiliyor.

Nasıl ki yazın gerek nem olmadığı için gerekse denizden gelen esintiyle sıcaktan bunalmıyorsanız;

Kışın da soğuk havadan etkilenmiyorsunuz.

 

 

 

Zaten Cunda’da kış ayları çok sert geçmiyor.

Kar yağdığına pek şahit olmamış Cunda sakinleri.

Battalos Otel’in en büyük artılarından biri de kendisine ait otoparkı olması.

Cunda’nın merkezindeki oteller büyük bir otopark sıkıntısı yaşarken, misafirlerini ücretli otoparklara yönlendirirken, Battalos Otel bu konuda çok şanslı.

Battalos Otel’in en büyük artılarından biri de sessizlik...

 

 

 

Otelin bulunduğu yer o kadar sessiz ki;

Sadece doğanın sesini duyuyorsunuz.

Kaz Dağları’nın oksijen dolu imbatı, Ege’nin sağlıklı mutfağı ve sadece doğanın sesi...

Battalos Otel işte böyle bir yer.

Vintage severlerin vazgeçemeyeceği otellerden biri.

Sizin de yolunuz Cunda’ya düşerse, Battalos Otel’i görmenizi tavsiye ederim.

 

 

 

İLETİŞİM:
ADRES: Namık Kemal Mahallesi. Çınarlı Çeşme Caddesi 7. Sok. No:7-8 Cunda Adası Ayvalık/Balıkesir

TELEFON: 0 545 327 327 1




ETİKET :   Attalos Battalos Otel Bergama Fatih Battal gölcük Milli park Serra Battal cunda balıkesir ayvalık

Tümü