Şimdi yüzüme nasıl bakacaksınız?

18:00:25 | 2016-11-12
Serpil Çolak
Serpil Çolak      serpil@kocaelilife.com

Efendim geçenlerde ilimizde yayın yapan bir internet sitesi İzmit’te yeni açılan bir mekana gittiğimi yazdı.

Söz konusu mekanda düzenlenen Yunan gecesine katıldığımı...

Eski ortağımla aynı masada oturduğumu, yiyip içip eğlendiğimi...

‘Kanlı bıçaklı gazeteciler neden bir araya geldi’ şeklinde başlıklar atıldı.

Bir de, buluşmak için son dönemlerin popüler mekanını özellikle seçtiğimiz iddia edildi;

‘İkili belli ki bir mesaj vermek istemiş’ denildi.

Şimdi diyeceksiniz ki “Ne var bunda? Neden rahatsız oldun?”

Dışarıdan bakılınca bir şey yok.

Gerçi nereye gittiğim, kiminle oturduğum, ne yiyip içtiğim kimseyi ilgilendirmez ama;

Gerçi bir haber değeri de yok ama;

Diyelim ki gazeteci arkadaşlara ilginç geldi, köşelerine taşıdılar;

Okur, geçerdim.

Ağzımı bile açmazdım.

Ama...

Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil.

Çünkü yazılanların hiçbiri ‘GERÇEK’ değil.

Evet, yanlış okumadınız.

Hiçbiri ‘GERÇEK’ değil.

Hepsi koca bir ‘YALAN’dan ibaret.

Benim tepemin tasını attıran da bu.

Tamamen düzmece bir haber karşısında sessiz kalmamı kimse beklemesin benden.

*******

Sessiz kalmayacağım;

Çünkü ben o mekana gitmedim.

Çünkü ben o geceye katılmadım.

Çünkü ben o masaya oturmadım.

Sorarım size;

Gitmediğiniz bir mekana gittiğiniz;

Hiç görüşmediğiniz, mahkemelik olduğunuz bir kişiyle aynı masada oturduğunuz,

Gece boyunca yiyip içip eğlendiğiniz;

Üstüne üstlük bu şekilde kamuoyuna bir mesaj verdiğiniz iddia edilse;

Hoşunuza gider mi?

Yalanın bu kadarına siz de ‘PES’ demez misiniz?

Size de böyle bir iftira atılsa sessiz kalabilir misiniz?

Önce arkadaşları uyarmak istedim.

Kocaeli Koz adlı internet sitesindeki köşe yazısını kaleme alan Yüksel Demirdaş’ı aradım.

Yazdıklarının doğru olmadığını söyledim, oralı bile olmadı.

Beni dinlemediği gibi “Elimde fotoğraflarınız var ama...” dedi.

Gitmediğim geceden fotoğraflar!!!!

İspata davet ettim.

‘O zaman yayınla’ dedim.

‘Allah aşkına yayınla’ diye ısrar bile ettim.

Ve bütün gün yayınlanacak fotoğrafları bekledim.

Öyle ya karşındaki kişi ‘yalan, iftira’ diyorsa, ispatlaman lazım.

******

Sosyal medyadan gerek Yüksel Demirdaş’ı, gerekse Kocaeli Koz’un sahipleri Gökhan Karabulut’u ve Yeliz Koray’ı ispata davet ettim.

Ne oldu biliyor musunuz?

Gökhan Karabulut hakkımda bir yazı yazdı.

‘Kocaman bir yalansın Serpil Çolak.’

Ve dedi ki ‘Haber kaynağımız çok sağlam.’

Ben de diyorum ki;

Haber kaynağınıza benden selam söyleyin, her gördüğü sakallıyı dedesi sanmasın!

Tabi ki fotoğrafları yayınlayamadılar.

Katılmadığım bir gecede çekilmiş fotoğrafım olamayacağı için attıkları ‘İFTİRA’nın altında kaldılar.

Ve yalancının kim olduğu da kendiliğinden ortaya çıktı.

Sonra ne yaptım biliyor musunuz?

Onların yapamadığını yaptım.

Orada olmadığımı kamera kayıtlarıyla ispatladım.

Ne komik değil mi?

Normalde onlar benim önüme fotoğrafı atmalıydı.

‘Al işte bak, oradaydın’ diyerek gözümün içine sokmalıydı.

Normalde onlar kamera kayıtlarını alarak çarşaf çarşaf yayınlamalıydı.

Ama onların yapması gerekeni ben yaptım.

Neden biliyor musunuz?

Yalanlarını yüzlerine vurmak için.

Şimdi neyi merak ediyorum biliyor musunuz?

Benim yüzüme nasıl bakacaklar.

Ben bunun hesabını mahkemede soracağım ama;

Allah katında nasıl hesap verecekler?

Köşelerinde yazdıkları yazılarla hem yalancı hem de iftiracı konumuna düştüler.

Bütün kente rezil oldular.

Şimdi Kocaeli halkının yüzüne nasıl bakacaklar?

Kendilerini nasıl temize çıkaracaklar?

Ah arkadaşlar ah...

Nokta öyle değil, böyle konulur.

Kamera kayıtlarıyla da işte böyle kapak yapılır.




ETİKET :  

Tümü