Selman Yıldırım: Baba olmak dünyamı değiştirdi

BBS İnşaat firmasının sahibi Selman Yıldırım, “Babasını hiç tanımamış biri olarak, babalığın ne demek olduğunu kızlarımla öğrendim. Onlar doğunca dünyam değişti” diyor

13:19:27 | 2017-06-02

RÖPORTAJ: Zeynep AKAR

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Selman Yıldırım, sahibi olduğu BBS İnşaat şirketinin faaliyetleri ve bir dönem yürüttüğü CHP İzmit İlçe Başkanlığı göreviyle ilimiz iş ve siyaset çevrelerinin yakından tanıdığı bir isim.

Biz, onun adına hep siyasi haberlerin içinde rastlamış olsak da Selman Yıldırım aynı zamanda iyi bir eş ve sevgi dolu bir baba… 1970 doğumlu ve aslen Artvin Borçkalı olan Yıldırım, babasız büyüdüğü memleketinden çıkıp, üniversite yıllarında geldiği ilimizde bir aile kurmuş, kök salmış. 1997 yılında evlendiği Fatma Hanım ve dünyalar güzeli 2 kızıyla sevgi dolu bir yuva kuran Selman Yıldırım için dünya ne ticaret ne de siyaset için dönüyor… Onun hayattaki en büyük amacı, ‘meleklerim’ diye sevdiği Bengisu ve Begüm’ü yarınlara en iyi şekilde hazırlamak.

Kızlarına bakarken gözlerinin içi gülen, yumuşacık kalpli bu babayı, Babalar Günü öncesinde evinde ziyaret ettik; güzel eşi ve dünya tatlısı kızlarıyla birlikte ‘ev halinde’ sohbet ettik.

 

 

 

Selman Bey, Artvinli olduğunuzu biliyoruz. Yolunuz İzmit’e nasıl düştü?

Evet, Artvin Borçkalıyım. Aslında yolum İzmit’ten önce İstanbul’a düştü. Liseden sonra Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazandım. Okula devam ederken, bir gün Borçka belediye başkanı İstanbul’a geldi. Buluştuk, beraber İzmit’e geldik. Başkan, o gün beni Sefa Sirmen ve Rafet Yıldızlı ile tanıştırdı. O dönem, hem çalışıp hem okumak istiyordum. Bu sayede belediyede işe girdim ve yavaş yavaş İzmitli olmaya başladım.

 

BABAMI HATIRLAMIYORUM

İstanbul’dan her gün gelip gittiniz mi?

Evet. İkinci öğretimde okuyordum, sorun olmadı. Daha sonra Sakarya Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptım. Ablam da Sapanca’da oturduğu için fazla zorluk çekmedim. Gürcistan Devlet Üniversitesi’nde yüksek lisansımı da tamamladıktan sonra İzmit’te kaldım.

Aileniz hala Borçka’da mı?

Babamı hatırlamıyorum, ben 5 yaşındayken vefat etmiş. Annemi de üniversitenin ilk yılında kaybettim. Biz 7 kardeşiz, ben ailenin en küçüğüyüm. İki ağabeyim, üç ablam hala Borçka’da. Sapanca’daki ablam rahmetli oldu. Diğer ablalarım kışın bu tarafa geliyorlar, yazları memlekete gidiyorlar. Yeğenlerim ise İzmit’te, benimle birlikte çalışıyor. Kocaeli’ye tek başıma geldim ama şimdi koskocaman bir ailem var. Buraya kök saldık.

Peki, Fatma Hanım ile nasıl tanıştınız?

Fatma Hanım ile 1997’nin aralık ayında, ablam vasıtasıyla tanıştık. Ben o zamanlar 26-27 yaşlarındaydım, okul bitmişti ve aile büyükleri, artık evlenmem gerektiği konusunda bana telkinde bulunuyordu. Rahmetli ablam Fatma’yı görmüş beğenmiş; bana bahsetti. Görüştük, tanıştık, kısa sürede de nişanlandık.

 

KISA SÜREDE SÖZLENDİK

İlk görüşte ne oldu?

Her şeye mantık çerçevesinde yaklaşmaya çalışan bir yapım var. Fatma Hanım, Sapancalı ama benim gibi Artvin Borçka kökenli. Kültürlerimiz birbirine çok yakın. Bu nedenle, kendisiyle anlaşabileceğimi düşündüm. Görüştükçe, ikimiz de evlilik fikrine sıcak baktık. Aileden gördüğümüz gibi, geleneklerimize uygun olarak öyle uzun süreli bir flört dönemimiz olmadı. Kısa sürede sözlendik, 6 ay sonra da 1997 yılının 27 haziranında evlendik.

Evliliğe kolay adapte oldunuz mu?

Uzun zaman bekar ve aileden uzak yaşamış biriydim, doğrusu ilk başlarda zorlandığım zamanlar oldu. Bir de Fatma Hanım, evlendikten bir ay sonra babasını kaybedince sıkıntılı günler yaşadık ama çabuk toparladım. Ben evladın, eşin, anne-babanın, aile kavramının, birbirine sıkıca sarılmanın ne kadar önemli olduğunu 1999 depremi sırasında daha iyi anladım.

Ne zaman baba oldunuz?

Biz ilk bebeğimizi erken doğum nedeniyle kaybettik. Bu olay bizi çok üzdü ve iki yıl çocuk düşünmedik. Daha sonra, 2000 yılında ilk kızımız Bengisu doğdu. 5 yaşında babasını kaybetmiş biri olarak babalığın, baba olmanın ya da bir babanın çocuğu olmanın nasıl bir şey bilmiyordum. Bu duyguyu kızlarımla öğrendim.

 

Selman Yıldırım, kızlarıyla birlikte vakit geçirmekten büyük keyif aldığını söylüyor.

 

YEPYENİ BİR DÜNYA

Nasıl bir şeymiş?

Ya olağanüstü bir şey… Her şeyiyle sana ait. Senin bedeninden oluşmuş, senin bir parçan. Bunun bir tarifi yok, muazzam bir duygu. Belli bir yaşa gelmişsin, 5 yaşında babayı kaybetmişsin, babalık duygusunu hiç yaşamamışsın, tamamen sana ait bir şeyi kucağına alınca bütün dertler, bütün sıkıntılar, her şey bitiyor. Yepyeni bir dünya… Yaşamını onlar üzerinden yeniden inşa ediyorsun.

Baba olduktan sonra hayata bakış açınız değişti mi?

Hemen. Anında endişelenmeye başlıyorsun. Onun geleceğiyle ilgili kaygılar geliştiriyorsun. Bütün planlarını onlar için yapıyorsun.

Begüm ve ablasının arasında kaç yaş var?

2 yaş. Bengisu’dan 2 yıl sonra Begüm dünyaya geldi.

Kızlar küçükken, bakımları konusunda Fatma Hanım’a yardımcı oldunuz mu?

Biz sorumlulukları bölüştük. Fatma Hanım, çocuk gelişimi bölümü mezunu. Ev ve çocuklarla ilgili her konu onun kontrolünde. Ben de dışarıda yapılacakları üstlendim. O dönemdeki yoğun iş ve siyaset hayatımdan dolayı daha çok dışarıdaydım. Geceleri uyanıp, Fatma Hanım’a destek olduğum, banyolarına yardım ettiğim zamanlar vardı ama bu konuda sorumluluk aldım diyemem. Ben daha çok eğitimleriyle ilgili konularda devreye girdim.

 

DUYGUSAL BİR BABAYIM

Nasıl bir babasınız, Selman Bey?

Bir kere çok duygusal bir yapım var. Eğer, çocuklara bir konuda kızdıysam, ‘neden kızdım, onları niye üzdüm’ diye kafama takar, o gece uyuyamam. Yumuşak ama aynı zamanda otoriter bir baba olduğumu söyleyebilirim. Kızlarımın kalplerini kırmamaya gayret ederim.

Kırmızı çizgileriniz var mı?

Var. Kırmızı çizgim, yalan. Bu konuda çok hassas ve katıyım. Yanlış yapabilirler, hatalı olabilirler ama bunu dürüstçe ifade etmeliler. Dolambaçlı hareketlere, yalana tahammülüm yok.

Bu durumda, kızlarla kolay anlaştığınızı söyleyebiliriz…

Bugüne kadar ikisi de bana hiç ‘hayır’ dememişti. Beni model olarak görür, sözlerimi dikkate alırlardı. İlk defa birkaç hafta önce Bengisu’nun eğitimi konusunda bir durum oldu. Bengisu, tıp ve genetikle ilgili alanlarda okumak istiyordu, biz de destekliyorduk. Sonra birden bire fikir değiştirdi. Birkaç gün oturduk, bu konu üzerinde konuştuk. Normalde, bu konuşmaların sonunda benden etkilenmiş olması lazımdı ama şimdi bakıyorum kendi düşüncesinde ısrarlı. Galiba kızım büyüyor.

Bu durumdan biraz endişe etmiş olabilir misiniz acaba?

Hiçbir rahatsızlık duymuyorum, çocukların büyüyor ve kendi kararlarını vermeye çalışıyor olması çok güzel. Onlar üzerinde bir baskı kurmak niyetinde değilim.

O zaman kızlar, istedikleri mesleği seçmekte özgür…

Elbette özgürler. Ama isterim ki seçtikleri meslek, hiçbir dönemde değerini kaybetmesin; çalışacakları, kendilerini geliştirebilecekleri bir alan hep olsun. Benim hayattaki en büyük amacım, evlatlarımın kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir meslek sahibi olması.

Neticede, hangi bölümde karar kılındı?

Hala aynı bölüme ilgi duyuyor ama başaramama, altından kalkamama gibi endişeleri var.

Kızların eğitimine fazlasıyla önem verdiğiniz çok belli…

Dönemsel olarak, bizim kuşakta 12 Eylül’ün baskısı var. Sosyal alanda kendimizi yeterince geliştiremedik. Sinema, tiyatro, kitap okumak gibi konulardan mahrum kaldık. Şimdi kızlarımızı yetiştirirken okusunlar, görsünler, gelişsinler diye çaba sarf ediyoruz. Ben hem ailenin hem de toplumun gelişmesi için 3 kuşağın eğitimli olması gerektiğine inanan biriyim. Biz eğimli bir aileyiz, kızlarım da eğitimli olacak, onların çocukları da eğitimini tamamlayınca artık endişe edecek bir şey kalmıyor. Bu hem aile hem ülke geçerli. Eğitimleri her şeyden daha önemli. Okullarının yanı sıra hobileri de var. Bengisu bale yapıyor ve modern dans öğreniyor; Begüm ise uzun zamandır piyano çalıyor ve iyi bir yüzücü.

Dersleri nasıl?

İkisi de derslerde başarılı… Onlara iyi bir gelecek sağlamaya, cumhuriyetçi, idealleri olan çocuklar yetiştirmeye çalışıyoruz. Akademik ve sosyal anlamda vatanlarına faydalı çocuklar olmaları yönünde çaba sarf ediyoruz. Artık bilinçlendiler, ülkelerini seven bireyler oldular ve şu ana kadar bizi hiç yanıltmadılar. Öğretmenlerinden hem karakterleri hem de okul başarılı yönünde aldığımız övgüler bizi çok mutlu ediyor.

Şu anda evde, ergenlik çağında iki genç kız var. Zor oluyor mu?

Doğrusu, ben evdeki ergenlik dönemi sıkıntısını pek hissetmedim. Zaman zaman annelerine karşı asabi tavırları olabiliyor ama bana karşı öyle bir davranışları olmadı.

 

Selman Yıldırım ile kızları Bengisu ve Begüm, zaman zaman pazar kahvaltılarını birlikte hazırlıyor.

 

MAÇLARA GİTMEYİ SEVİYORUZ

Kızlarınızla birlikte en çok ne yapmayı seversiniz?

Birlikte çok iyi vakit geçiriyoruz. Ailece yemek yemeyi, tatil yapmayı çok severiz. Hafta sonları İstanbul’a gideriz. Beraber olmaktan keyif alıyoruz; evde de dışarıda da kaliteli zaman geçiriyoruz. Maçlara gitmek ailece en sevdiğimiz şey.

Kızlar hangi takımı tutuyor?

Begüm, fanatik Galatasaraylı. Bengisu da Galatasaraylı ama o daha çok Barcelonalı futbolcu Neymar’ın fanatiği. Odası Neymar’ın posterleriyle dolu. Onu mutlaka bir Barcelona maçına götüreceğiz.

Kızlarınız için özel hitap kelimeleriniz var mı?

Fatma Hanım, Bengisu’ya ‘prensesim’ der, Begüm’ü de ‘sarı papatyam’ ya da ‘kraliçem’ diye çağırır. Ben, onları meleklerim diye seviyorum. Küçük meleğim, büyük meleğim…

Bana, Bengisu’yu 3 kelimeyle tarif eder misiniz?

Duygusal, idealist, sempatik.

Begüm?

İnat, idealist, sosyal

Bengisu babasının, Begüm annesinin kızı mı?

Bengisu duygusallığı, hassaslığı ve diğer karakter özellikleriyle bana çok benziyor. Begüm de inatçılığı haricinde Fatma’ya benziyor. Dışa dönük, sosyal, dobra, düşündüğünü hemen söyleyen bir çocuk.

Kızlar size mi yoksa Fatma Hanım’a düşkün?

İkimize de bağlılar ama fazla zaman geçiremedikleri için beni özlüyorlar. Begüm biraz daha babacı gibi. O, her fikir ayrılığında mutlaka benim tarafımı tutar, Bengisu daha objektiftir. Günlük hayatta her şeyi anneleriyle paylaşırlar ama hayatta alacakları kararlarla ilgili olarak mutlaka benimle konuşurlar.

 

Selman Yıldırım, eşi Fatma Yıldırım, kızları Bengisu ve Begüm

 

UYKULARIM KAÇIYOR

Bir gün gelip, ‘ben evlenip yurt dışında yaşayacağım’ derlerse, ne olur?

Benim en çok zorlanacağım konu o olur herhalde. Daha çok küçükler, 20’li yaşlarına geldiğinde ne olur bilemiyorum ama şu anda bunu düşünmek bile istemiyorum. Yine de bazen evlenip gidecekleri aklıma gelince uykularım kaçıyor. Nasıl göndereceğim, bilmiyorum.

Çocuklarınızı yetiştirmek konusunda ‘keşke’ dediğiniz bir nokta var mı?

Şimdiki aklım olsa onlara daha çok zaman ayırırdım. İş hayatım ve siyasi sorumluluklarım nedeniyle, çocukluklarını yaşayamadım; bir baktım biri 14, biri 16 yaşına gelmiş. Keşke onları büyürken daha çok görseydim. Başka bir keşkem yok, Allah herkese onlar gibi gurur duyulacak evlatlar versin.

 

Konut projesi başlıyor…

Selman Bey, biraz da iş hayatından bahsetmek istiyorum. BBS İnşaat bünyesinde ne gibi projeleriniz var?

Bizim ağırlıklı olarak uzmanlık alanımız, endüstriyel yapılar. Hem dünyada hem de Türkiye’deki kendi sektörünün lideri olan firmalara iş yapıyoruz. Daha çok otomotiv ve lastik sektöründe iş yapıyoruz. Sanayi bölgelerinde de ciddi çalışmalarımız ve vaktinde iş teslim etme konusunda uzmanlığımız var. İşleri standartlarına uygun olarak, zamanında teslim etme noktasındaki referansımız sayesinde  yatırımcılar bizi buluyor.

Sadece endüstriyel alanda mı çalışıyorsunuz?

Hayır, iş merkezleri ve otel inşaatı da yapıyoruz. Şu anda, Lastik-İş Sendikası’nın Başiskele sahilindeki 5 yıldızlı otelini inşa ediyoruz.

Konut sektörüne de gireceğinizi duydum…

İnşaat sektörünün en zor ve nitelikli inşaatlarını yaptıktan sonra, konut işine de girmeye karar verdik. Çünkü, bu alanlarda iş yaparken bizim çalışma anlayışımızı, standardımızı, kalitemizi gören kişilerden bu yönde ciddi talepler aldık. 2-3 aydır bununla ilgili bir araştırma içerisindeyiz.

Proje ne boyutta?

Pazar araştırmasını tamamladık, maliyet çalışmalarını bitirdik, taslak projemiz hazır. Lokasyonla ilgili alternatifleri değerlendirip yere karar verdiğimizde, hızlıca başlayacağız.

Ne tür konut projesi planladınız?

Bize gelen talepler, daha çok villa ve lüks konut konusunda ancak konsept farklı. Örneğin, giriş katta mutlaka bir oda isteniyor, kapalı otopark talep ediliyor. Taslak projemizi bu önerileri dikkate alarak tamamladık. Şirketimiz, kamuoyunda, ‘güvenilir olma’ özelliğiyle tanınıyor. Bunu, güvenli bir konut projesiyle pekiştirmek istiyoruz.

Lansman ne zaman?

Kocaeli’de genellikle konut satışları proje aşamasında, maket üzerinden oluyor. Biz öyle yapmayacağız. İnşaat yüzde 60-70’ler seviyesine geldiğinde bir lansman yapacağız, satışa sunacağız. Böylece insanlar evini aldıktan çok kısa bir süre sonra ve aynı anda oturmaya başlayabilecek.

 

 

 

 




ETİKET :   selman yıldırım

Tümü