kocaeli , 17-09-2019

Sanatla iç içe büyüdüm!

Kurtuluş Savaşı’nın başarılı komutanlarından Kazım Karabekir’in torunu Kazım Metehan Ayasbeyoğlu ile bir araya geldik, sanata dair ne varsa konuştuk

15:05:40 | 2019-08-30

Röportaj: Bilge ÇOLAK

 

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı.

Herkesin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!

Zorluklarla geçen üç yılın ardından, Türklerin refahı.

Sayılı mermi, sayılı top, sayılı tüfek ile kazanılmış bir savaş…

Aç susuz geçen günler…

Ne sayılı erzak, ne de düşmanın top-tüfek üstünlüğü onlara umutlarını yitirtti.

Çünkü onların kalbinden geçen tek bir şey vardı, “Savaşı kazanacağız!”

Onları bütün Türkiye hatta bütün dünya tanıyor.

Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve Türk’ün askeri.

Başarılı bir komutan olan Kâzım Karabekir, Kurtuluş Savaşı’nda Doğu cephesi komutanıydı. Başarılı bir komutan olmasının yanında sanatla da ilgileniyordu.

Keman ve piyano çalıyor, besteler yapıyordu. Kâzım Karabekir’in kendisi gibi sanatla ilgilenen bir torunu var; Kazım Metehan Ayasbeyoğlu.

Siz zaten Kazım Metehan Ayasbeyoğlu’nu tanıyorsunuz ancak kim olduğunu kısaca anlatmam gerekirse:

  • O, başarılı bir komutanın torununun çocuğu,
  • O, bir tiyatro oyuncusu,
  • O, Hollywood ve Broadway yıldızlarıyla çalışmış bir kişi.

Kazım Metehan Ayasbeyoğlu’nu daha yakından tanımak için röportajı okuyunuz efendim…

 

 

Metehan Abi, seni tanıyabilir miyiz? Ben ufak bir araştırma yaptım tabii ki ama sizi sizden dinlemek isteriz.

Ben Metehan. 11.10.1996 doğumluyum. New York Devlet Üniversitesi New Paltz Konservatuvarı Müzikal Tiyatro Bölümü ve tiyatro-oyunculuk çift konsantrasyonu mezunuyum. Amerika’da bulunan, Amerikan Tiyatro Birliği üyesiyim. New York’ta yaşadığım süre boyunca birçok tiyatro oyununda ve birçok müzikal tiyatroda oynadım. Bunun haricinde de Broadway Comedy Club’da sahne aldım. Amerika’da bulunduğum süre boyunca Geraldine Hughes, Ted Brunetti, Anika Larsen gibi Broadway’in ve Hollywood’un önemli isimleriyle çalışma şansım oldu. Yakın zamanda Türkiye’ye döndüm. İlginç bir bilgi; Kâzım KARABEKİR Paşa’nın torunuyum.

 

Amerika’da tiyatro bölümü okumuşsunuz, müzikal tiyatro. Hep okumak istediğiniz bir alan mıydı, yoksa zamanla gelişen bir şey mi?

Müzikal tiyatroyu hep çok sevdim. Ben aslında çift konsantrasyon bitirdim. İlk olarak yalnızca klasik oyunculuk okumaktayım. Müzikal biraz da 1. sınıfta hocalarımın tavsiyesi ile oldu. Şu anda düşününce de iyi ki oldu!

 

Amerika’da tiyatro eğitimi alınabilecek en iyi okulları, tiyatroyla ilgilenen öğrencilere tavsiye eder misiniz?

Bu biraz da sizin ne aradığınıza ve neye ihtiyaç duyduğunuza bağlı. Şahsi görüşüm; bir web sitesi ya da gazete, ‘İyi’ dedi diye bir okul seçmeyin. Öğretmenlere bakın, öğrenci ile aralarındaki ilişkilere bakın. Sektörle ilgili ders verip vermediklerine bakın. Mesela benim okulumda, mezun olmadan önce oyunculuk sektörü dersi alıyor ve cast yönetmenleri ile tanışıyorduk. Bunun en iyi yolu; derslere girin, oturun, fakülte ile tanışın, öğrencilerle sohbet edin.  

 

Okul bittikten sonra nasıl bir serüveniniz oldu?

Okul bitti. 1 ay sonra Amerikan Tiyatro Birliği Springboard programındaydım. Orada New York’ta, Broadway piyasasının en tepesiyle hem tanışma hem çalışma şansım oldu. Ve yaklaşık olarak 10 tane Broadway oyunu izledim ve oyuncularıyla tanıştım. Ardından profesyonel seçimlerim ve ülkeme faydalı olmak için Türkiye’ye döndüm. Acun Medya’da çalışmaya başladım. Sonra Demet Evgar’ın desteğiyle Tiyatro Pangar ailesine katıldım. Pangar bünyesinde, ‘Kediler Bataklığı’ oyununda oynadım. Hatta yapım atölyesinde müzikal tiyatro dersi verdim. Ayrıca arkadaşım Fevzi Çankaya’nın önderliğinde amatörlerden oluşan birçok sesli koro kurduk ve konserler verdik. Yani yoğun bir yıl geçti diyebilirim. 

 

ANI YAŞAYAN BİRİSİYİM

 

Müzikal tiyatro dışında drama düşünür müsünüz?

Ben zaten okulda çift dal bitirdim. Hem oyunculuk hem de klasik tiyatro. Okulda olduğum sürece birçok antik Yunan oyununda Shakespeare oyununda ve Amerikan klasik oyunlarında oynadım. Ben, müzikal ve oyunculuğu ayırmıyorum. İkisini de yapmayı çok isterim. 

 

Gelecekle ilgili projeleriniz sormak istiyorum. Aklınızda neler var, neler planlıyorsunuz?

Ben, günü ve anı yaşayan biriyim. Ana tema olarak bakarsak, müzikal tiyatro ve oyunculuk kültürüne elimden geldiği kadar destek olmak. Hem kendi kariyerim anlamında hem de yeni insanlar yetiştirmek anlamı ile ülkeme katkıda bulunmak istiyorum. Bunların haricinde tabi her oyuncu gibi ben de bir film yapmak istiyorum. 

 

Türkiye’de müzikal tiyatro çerçevesinde en büyük eksikliğimiz nedir?

Sistem ve kalifiye gerçekten bir problem. Çünkü bu eğitim yılında ilk kez müzikal tiyatro akademik bir bölüm olarak açılıyor. Müzikal, koskocaman bir kültür. Kendi içerisinde dönemleri, stilleri, türleri var. Yani sadece şarkı söylemek, oynamak ya da dans etmek kişiyi müzikal tiyatro oyuncusu yapmaz. Bu kültüre hâkim olmak, çok okumak, çok çalışmak çok önemli. Değişik şarkı söyleme stillerine hakimiyet ve hangi müzikal parçasının hangi teknikle söylenmesini bilmek çok önemli. Formal olarak bu eğitim, okul bazında, yeni yeni İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı bünyesi ile başlamakta. 

 

 

BOL BOL BROADWAY İZLEYİN

 

Bu alanda ilerlemek isteyen tiyatro severlere tavsiyeleriniz?

Bol bol okuyun, Broadway izleyin. Müzikal oyuncusunun sadece müzikal oynaması değil, çok iyi bir izleyici olması gerekir. ‘O sene Broadway’de ne çıkıyor?’, ‘Ünlü Broadway oyuncuları kimdir?’, ‘Yeni türler geliyor mu?’ vb. soruların zorunluluktan çok, bir keyif olması gerekiyor.

 

Bir oyuncu için spor yapmak sizce önemli midir?

Tabii ki çok önemlidir. Spor, hem sağlık için çok önemlidir hem de bence sahne üzerindeki herhangi bir meslek için hayati derecede önemlidir. Özellikle de oyunculuk. Şöyle ki; bir oyuncunun hakimiyetinin, nefes kontrolünün ve kardiyo kondisyonu olması lazım. Bunun da en iyi yolu spor yapmak, özellikle de koşu yapmaktır. 

 

Broadway Comedy Club’da Stand Up Show yapmışsınız. Stand Up Show mu yoksa tiyatro oyunu mu zordur?

Ben küçüklükten beri tiyatro yapıyorum ama Stand Up’a sonradan başladım. Bu sebepten de Stand Up beni biraz zorladı açıkçası. Hatta ilk Stand Uplarım tür olarak tek kişilik oyunlara daha benzer durumdaydı. Ancak iki tane Stand Up Show’dan sonra Stand Up türünü algılamaya başladım. 

 

Yurt dışında Frank Vignola ile de çalışmışsınız. Birçok tiyatro oyununda oynamışsınız ve şuan Türkiye’desiniz. Amerika ve Türkiye’deki tiyatroyu kıyaslarsak ne gibi farklılıklar var? Hem eğitim, hem sanata bakış açısından?

Amerika çok daha  sistemli, disiplinli ve yarışmacı. Öyle ki oyunculuk, bir sanat dalı haricinde, bir business olarak görülüyor ve oyuncunun her zaman hazır, yeteneklerinin üst seviyesinde olmalıdır. Bir de New York’da bütün dünya var. Yani çok büyük bir havuzun içinde var olmak zorundasınız. Bu da çok sağlam bir disiplini ve yarış bilincini hayatımıza getiriyor. Ama Türkiye’de tiyatro yaparken duyduğum ekip bilinci ve arkadaşlık kesinlikle orada yok. Mesela Amerika’da herkes işini yapar, çıkar. Kumpanya abiliği/ablalığı mantığını ben Türkiye’de öğrendim. İyi ki de öğrenmişim. 

 

KAZIM KARABEKİR’İN TORUNU

 

Metehan Abi siz aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşını başlatan komutanların arasında yer alan Doğu Cephesi’nde gösterdiği başarılarla Türk milletinin çok iyi tanıdığı Kazım Karabekir’in torununun çocuğusunuz. Bu size ne hissettiriyor? Mesela ben Kazım Karabekir’in torunu ile röportaj yapabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. 

Estağfirullah, çok teşekkür ederim. Dedem, çok büyük bir komutanın, bir paşanın çocuğuydu. Paşa çocuğu ama o bunu seçmemiş. Mehmet Emin Paşa’nın oğlu olmak yerine Kâzım KARABEKİR Paşa olmuş. Ben de aynı şekilde Kâzım Metehan AYASBEYOĞLU olmaya çalışıyorum. Dedemi de saygı ve minnet ile anıyorum. 

 

Gelecekte projeleriniz arasında tarihle ilgili bir müzikal oyununda Kazım Karabekir dedenizi oynamak ister misiniz? Veya böyle bir oyunu siz yazmak ister misiniz?

Tabii ki çok isterim ama bunun için kendi craftımda daha ileri olduğum, daha hazır olduğum bir dönemi beklemek. Dedeme vereceğim bu hediyeyi, yapabileceğim en üst performans ile yapıp o hakkı vermek isterim. 

 

Asıl işi olan ve herkes tarafından bilinen askerliğinin dışında, pek bilinmeyen beste yapan, keman çalan, şair ve yazar kimliğiyle Kazım Karabekir Paşa, Osmanlı’nın ve Cumhuriyet’in en önemli aydınlarından biridir. Sadece çalmıyor aynı zamanda hepimizin bildiği  “Türk Yılmaz” ve “Ya İstiklal ya Ölüm” adlı iki özel marşı yazmıştır.Buradan görüyoruz ki dedeniz de sanata bağlı biriymiş. Siz de bu durumda hep sanatla iç içe büyümüşsünüz diyebilir miyiz?

Dedem, sadece iki marş ile değil, koruması altına aldığı 4000 erkek 2000 kız ile orkestra kurmuş, müzikaller, oyunlar yazmıştır. Evet, ben de sanat ile iç içe büyüdüm. Şu günlerde bile moralim bozuk olduğunda aklıma hep o zor günlerde dedemin neler başardığı gelir. 

 

Bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum Metehan Abi. Son olarak; Kocaeli Life okurlarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben çok teşekkür ediyorum. Herkesin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

 




ETİKET :   kazım metehan ayasbeyoğlu oyuncu tiyatro müzikal abd new york sanat kültür kazım karabekir 30 ağustos zafer bayramı kocaeli life röportaj bilge çolak

Tümü