Sanatla iç içe bir yaşam; Efter Tunç

2005 yılına kadar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda sergilenen tüm oyunların dekor ve kostüm tasarımını yapan Efter Tunç, şu anda İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş dekoratör olarak görev yapıyor

11:51:21 | 2018-12-10

RÖPORTAJ: ZEYNEP AKAR

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

Kuruluşundan itibaren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın dekor ve kostüm tasarımlarını yapan ve 2005 yılına kadar tiyatromuzda sahnelenen her oyunda imzası bulunan Efter Tunç, bugün İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş dekoratör olarak görev yapıyor.

Ülkemizin, alanında en başarılı isimlerinden birisi olarak gösterilen Tunç, dekor ve kostüm tasarımı konusunda aldığı sayısız ödülle de bunu ispatlamış bir sanatçı.

Kuruluşundaki sancılı günlerden başlayarak, 9 yıl boyunca Şehir Tiyatroları’nın gelişimine büyük katkı sunan Tunç, artık İstanbul’da yaşıyor olmasına rağmen ilimizle kurduğu gönül bağını hiç koparmadı.

“Kocaeli seyircisini çok özlüyorum” diyen ve sık sık Kocaeli’ye gelen başarılı dekoratörle hem sanat yaşamını konuştuk, hem de Kocaeli’de geçirdiği günleri yad ettik.

 

 

Efter Bey, sizi Şehir Tiyatroları’ndan tanıyoruz ama hakkınızda pek de fazla şey bilmiyoruz… Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Aslen Manisa, Salihliliyim ama İzmir’de büyüdüğümü söyleyebilirim. Tek tercihle ve çok isteyerek 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Dekor Kostüm Bölümü’ne girdim ve oradan mezun oldum. O günden beri de büyük bir keyifle, dekor ve kostüm tasarımları yapıyorum.

 

Neden sahne arkasını tercih ettiniz?

İstanbul’da kaldığım süre içinde sık sık Atatürk Kültür Merkezi’ni ziyaret ederdim. Bu esnada da dönemin İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde baş dekoratörü olan, büyük duayen, rahmetli Osman Şengezer ile tanışma fırsatım oldu. Onun ve ekibinin çalışma şekli, meslek aşkı ve heyecanı beni çok etkiledi. İşin kreatif kısmında olmam ve tasarımla ilgili çalışmam gerektiğini orada anladım ve bu bölümü seçtim.

 

 

BENİ TERCİH ETTİLER

 

Ve bu alandaki eğitiminizi tamamladınız…

Güzel sanatlar fakültesindeki eğitimimi 1994 yılında tamamladım; diploma tezi olarak seçtiğim, teknik açıdan çok zor bir iş olan Warner’ın Tannhauser operasıyla ve 100 diploma notuyla mezun oldum.

 

Mezun olduktan sonra ilk olarak hangi oyunun dekorunu tasarladınız?

Okuldaki sahne uygulaması hocam Malcolm Keith Kay, o dönem devlet tiyatrosunda çok büyük bir müzikal yapıyordu ve bu oyun aynı zamanda İzmir Konak’taki Sabancı Kültür Merkezi’nin açılış oyunu olacaktı. Dekor tasarımı işini bana teklif etti. Bu, yeni mezun bir insana teklif edilmeyecek kadar büyük bir prodüksiyondu. Henüz asistanlık bile yapmış değildim ama öğrencilik hayatım boyunca tüm stajlarımı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde yaptığım için ciddi bir tecrübeye de sahiptim, kendime güvenim tamdı. Beni tercih ettiler. Ortaya o kadar iyi bir iş çıktı ki sonrasında uzun bir süre sözleşmeli olarak devlet tiyatrosuyla çalıştım. Bu süre içinde de yaptığım pek çok dekor ve kostüm tasarımıyla ödüller aldım.

 

Kocaeli’ye gelişiniz nasıl oldu?

O dönem devlet tiyatrosu çok uzun bir süre kadro açmadı. 3 yıl sözleşmeli olarak çalıştıktan sonra bir gün bir telefon aldım. Dediler ki “Sefa Sirmen öncülüğünde İzmit Şehir Tiyatroları kuruluyor, gel sınavına gir”. Sefa Sirmen’in bu işi hakkıyla yapacağına inancım tamdı. Genel sanat yönetmeninin de Işıl Kasapoğlu gibi büyük bir sanatçı olduğunu öğrenince başvurdum, sınavı kazandım. Devlet tiyatrolarında dekor ve kostüm tasarımı konusunda ciddi bir tecrübeye sahip olmuştum ama yine de Türkiye’nin üçüncü ödenekli tiyatrosunun kuruluşunda yer alıyor olmak başlı başına büyük bir sorumluluktu çünkü sıfırdan yeni bir kurum kuruluyordu.

 

 

PROJEYE ÇOK İNANDIM

O dönem ciddi bir çalışma temposu içine girdiğinizi hatırlıyorum.

Şehir Tiyatroları’na dekor tasarımcısı olarak girmiştim. Ancak kostüm kreatörü olarak gelen arkadaşımız, atölyeler henüz kurulmadığı ve teknik personel oluşturulmadığı için “bu şartlarda kostüm yapamam” diyerek görevi bırakınca, kendimi bir anda tiyatronun hem dekoratörü hem kostüm kreatörü hem de sanat teknik direktörü olarak buldum. Teknik personelin oluşturulmasıyla, dekor ve kostüm atölyelerinin yapılandırılmasıyla, sahnelenen oyunların dekor ve kostüm tasarımlarını yapmakla, bunların uygulamasını organize etmekle aynı anda ilgilenmek gerçekten zordu.

 

Bu kadar zor şartlarda sizi burada tutan şey neydi?

Bu tiyatronun yola çıkış ilkesi… Bu projeye çok inandım, hepimiz inandık. İstanbul’un yanında ama bir o kadar uzak bir noktada, içindeki insanların sadece tiyatro yapacağı, herkesin sanatını rahat rahat icra edebileceği; klasik ya da çağdaş eserlerin çok iyi prodüksiyonlarla sahneleneceği bir kurum. ‘Eğer Sefa Sirmen yapıyorsa, burada mutlaka iyi bir şey olacak’ diye düşündüm ve kalmaya karar verdim. Gerçekten de öyle oldu. Biz İzmit’te üretip, gittiğimiz turnelerle İstanbul’u salladık. Şehir Tiyatroları adeta bir tiyatro üretim kampıydı.

 

Bu zorluklar nasıl aşıldı?

Kurumun başlangıç projesi olan W. Shakespeare’in, 6,5 saatlik ‘Hamlet’ oyunu hazırlanırken ve bunu takip eden diğer oyunların yapıldığı ilk sezonda, kuruma ait ne bir dekor atölyesi ne de terzihane vardı. Büyük bir idealizm ile zorlukların üzerine giderek, o günkü şartlar içinde en iyiyi yakalamaya çalıştık. SDKM’nin inşaatı henüz bitmediği için ilk sezon oyunlarımızın prömiyerlerini, SEKA sinemasının tadilatını yapıp, orayı tiyatroya dönüştürerek gerçekleştirdik.

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda kaç yıl çalıştınız?

Tam 9 yıl boyunca tüm oyunların dekor ve kostüm tasarımlarını gerçekleştirdim. Repertuvarımızda yer alan oyunlar, hem ulusal hem de uluslararası tiyatro repertuvarı içinde çok zengin ve çeşitlilik arz eden eserlerdi. 6,5 saatlik ‘Hamlet’ projesi ile başlayan Kocaeli serüvenim, 2005 yılı sonuna dek sürdü.1997-2005 yılları arasında Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen tüm oyunların dekorunu ben yaptım ve birbirinden değerli birçok yönetmenle çalıştım.

 

Şehir Tiyatroları’ndan ayrılışınız nasıl oldu?

2005 yılında, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ilk defa kadro açıyordu. Bir gün, o dönem aynı kurumun baş dekoratörü olan, benim de uzun yıllar asistanlığını yaptığım hocam Osman Şengezer aradı ve ‘gel buraya’ dedi. Benim de özellikle idari konularla yorulmaya başladığım bir dönemdi, Sorumluluğu daha az, iş yükünü paylaşabileceğim kalabalık kadrosu olan bir kurumda çalışma fikri iyi geldi. Kararımı verdim ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin dekoratör kadrosuna geçtim.

 

Şu anda İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ndeki göreviniz nedir?

2015 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin baş dekoratörlüğüne getirildim. Bunun yanı sıra 2008 yılından bu yana Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü’nde ders vermeye devam ediyorum. Kurumumum dışında devlet tiyatroları, BKM, Zorlu PSM, Tim Center, Talimhane Tiyatrosu, Kenter Tiyatrosu, Tiyatro Kare gibi ödenekli ve özel tiyatrolara da dekor, kostüm tasarımları yaptım; vaktim elverdikçe yapmaya devam ediyorum.

 

Ayrıldıktan sonra yolunuz bir daha Şehir Tiyatroları’yla kesişti mi?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın misafiri olarak dekor ve kostüm tasarımlarını gerçekleştirdiğim oyunlar oldu. Haldun Dormen’in yönettiği ‘İkinin biri’, Malcom Keith Kay’in yönettiği ‘Kral Lear’, Levent Suner’in yönettiği ‘Yalancı’ adlı oyunlara konuk olarak gelip, dekor ve kostüm tasarımlarını gerçekleştirdim.

 

 

Efter Bey, çok başarılı bir kariyer hikayesi dinledik. Mesleğinizin zirve noktası nedir?

Bizim yaptığımız, çok kolektif bir iş. Resmi, mimariyi, heykel gibi plastik ve görsel sanatları, teknolojiyi ekseni içerisinde toplayan bir sanat dalı. Elbette bağlı olduğumuz en önemli unsur, metin yani yazılmış bir yapıt. ‘Ben oldum’ diye bir şey yok ve asla olamaz. Kendini geliştirmek için daima araştırmak, okumak, izlemek, gözlemlemek ve yeni olan her şeyi yakalamak zorundasın.

 

SAYISIZ ÖDÜLÜ VAR

 

Aynı oyunun dekorunu birden fazla kez tasarladığınız oluyor mu? Bunu tekrara düşmeden yapmak mümkün mü?

Bugün bir rejisörle oturup, örneğin ‘Hamlet’ projesinin tasarımı için tartışır, konuşur; onu kendi objektifinden bakmaya ikna etmeye çalışırsın. O da esere hangi konseptle yaklaştığını ifade eder ve ortaya bir yorum çıkar. Bunu bugünün şartlarıyla yaparsın. Yarın ya da beş yıl sonra başka bir yönetmenle, farklı bir konsept ve bambaşka bir yorumla yine bir ‘Hamlet’ yapmaya başlayabilirsin. Bu bitmeyen bir şey. Zaman ve çağ değiştikçe, teknoloji geliştikçe, yeni trendler ortaya çıktıkça, sosyal hayat ve sosyo-ekonomik şartlar gelişip değiştikçe hiçbir şey aynı olamaz.

 

Bir tasarımcı olarak dekor ya da kostümünü yapmak istediğiniz bir eser var mı?

Günün birinde bir Wagner operasının tasarımını yapabilmeyi çok isterdim.

 

 

SEYİRCİYİ ÇOK ÖZLÜYORUM

 

Mesleğinizle ilgili çok sayıda ödülünüz olduğunu biliyoruz… Birkaçını öğrenebilir miyiz?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yapımı, 2005 yılında ‘İçerdekiler’ adlı oyunla ‘İsmet Küntay –  En İyi Tiyatro Dekor Tasarım Ödülü’; 2013 yılında Lions Opera Sanat Yılı Ödülleri’nde: En İyi Opera Dekoratörü Ödülü; 2015 yılında İstanbul Tiyatroları yapımı ‘Hamlet Makinesi’ adlı oyunla Yeni Tiyatro Dergisi - En iyi Sahne Tasarımı Ödülü.

 

Şehir Tiyatroları’nda görev yaptığınız süre boyunca ilimizde yaşadınız. Şimdi ne sıklıkta geliyorsunuz?

Çok sık geliyorum çünkü buradaki evimi hiç bozmadım. Annem hala Yahya Kaptan’da yaşıyor, dostlarım burada, oyumu hala bu şehirde kullanıyorum.

 

Kentimizin tiyatro seyirci seyircisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bu kentin inanılmaz bir seyircisi var. En kötü zamanda bile bu tiyatroyu bağrına basıp gurur duyan, duygularını çok açık şekilde ifade eden, anında sahneyle bağ kurabilen bir seyirci… Bunlar İstanbul’da yok ve ben Kocaeli seyircisini çok özlüyorum.




ETİKET :   efter tunç istanbul devlet opera ve balesi opera bale kocaeli şehir tiyatroları dekor dekoratör

Tümü