Sanatın, huzurun, neşenin adresi: ATÖLYE TERAPİ

İlimiz sosyal hayatının tanınan isimlerinden Arzu Danyer’in kurucusu olduğu Atölye Terapi, alışık olduğumuz el sanatları kurslarına hiç benzemeyen bir yapıya sahip

11:07:40 | 2018-06-07

HABER: Zeynep AKAR 

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

İzmit’te yaşayıp da Atölye Terapi’yi duymamış olan var mıdır? İlimizdeki pek çok kadının hem el sanatlarıyla ilgilenip hem de sosyalleştiği Atölye Terapi, alışık olduğumuz el işi kurslarına hiç benzemeyen bir atölye. İlimizin tanınan isimlerinden Arzu Danyer tarafından kurulan Atölye Terapi; bugün ev sıcaklığındaki atmosferi, zevkli dekorasyonu ve huzurlu ortamıyla pek çok kadının günlük stresinden arındığı bir sosyal kulüp gibi faaliyet gösteriyor. Şimdiye dek yüzlerce kadının, hem nakışın büyülü dünyasıyla tanıştığı hem de edindiği sıkı dostluklarla sosyal hayatını renklendirdiği bu sıra dışı mekanın sevgiyle yazılmış hikayesini Arzu Danyer’den dinlemek için Atölye Terapi’nin kapısını çaldık.

Arzu Hanım, 45 yaşında. İlimize bundan 30 yıl önce Kars-Sarıkamış’tan gelmiş. Liseyi bitirdiği döneme rastlayan o günlerde, iş hayatına otomotiv sektöründe hizmet veren Kocaeli Kaya’da başlamış ancak bu yoğun ve başarılı çalışma dönemi çok uzun sürmemiş. 5 yıl sonunda evlenip anne olunca, iş yaşamına bir süre ara verme kararı almış.

Planları bu yönde olmasa da çocuklarını büyütürken 16-17 sene boyunca hayatını ev kadını olarak sürdürmüş ancak çalışma ve üretme aşkı hiç azalmamış. O günlerden bahsederken şu ifadeleri kullanıyor: “Evde çocukları büyütürken birçok şey yapıyordum ama kendimi bir türlü var edemiyordum. İçimdeki ben çalışmaya, üretmeye alışkın olduğu için kendimi kenara köşeye itilmiş gibi hissediyordum. Bu duyguyla, kendime evde beni oyalayacak bir meşgale aradım ve ahşap boyama yapmaya karar verdim.”

Bu kararını uygulamış da… Ahşap boyamayla ilgili araştırmalar yapmış, yurt dışından materyaller getirmiş, çıkan bütün yayınları takip etmiş ve ortaya çok güzel işler çıkarmış. Öyle ki bir süre sonra eserleri etrafındakilerin de dikkatini çekmeye, “bize de öğret” diyenlerin sayısı artmaya başlamış. Bu taleplere kayıtsız kalamayan Arzu Danyer, bir süre de bu işin öğreticiliğini yapmış ancak daha sonra ahşap boyamanın malzeme kalabalığından yorulmaya başlamış.

Arzu Hanım o dönemi, “Bana yanımda taşıyabileceğim, istediğim yerde çalışacağım bir uğraş lazımdı” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Kumaşlarla aram kendimi bildim bileli iyidir. Ahşap boyamanın yerine kumaşları kullanarak yapabileceğim, her yere götürebileceğim bir uğraş ararken, nakışla tanıştım. Denedim, baktım ki elim yatkın; yeni bir araştırma sürecine girdim. Bu kez nakışla ilgili ulaşabildiğim her kaynağı arşivlemeye başladım. Yaptığım işi biraz abartmak, üzerine yeni şeyler katmak, sınırları zorlamak gibi bir yapım olduğu için nakışta da çabuk yol aldım. Sürekli yeni teknikler deneyerek, doğayı inceleyerek, yeni desenler çalışarak kendimi geliştirdim. İğneyi fırça gibi düşündüm; kumaşı tuval, ipliği boya… İplikle iğneyi dans ettirdim.”  İşlediği nakışlarla harikalar yaratan Arzu Danyer’in bu konudaki başarısı kısa sürede duyulunca, bu kez de nakış üzerine dersler vermesi, bildiklerini paylaşması istenmiş. Önce bir sanat evinde, ardından da özel grup dersleriyle devam eden bu süreç, Atölye Terapi’nin de temellerini atmış.

 

ATÖLYE TERAPİ CAFE

Zaten yıllardır butik, ev gibi döşenmiş, misafirlerini de ağırlayabileceği bir kafenin hayalini kuran Arzu Danyer, ilk mekanı olan Atölye Terapi Cafe’yi 2012 yılında hizmete açmış. Hem sanat atölyesi hem de küçük bir kafe olarak hizmet veren bu keyifli mekan 4 yıl boyunca açık kalmış ancak sanat ve ticaretin aynı çatı altında yürümesi zor olunca, Arzu Hanım kafe faaliyetine son verme kararı almış. Atölye Terapi Cafe kapansa da öğrencileri Arzu Hanım’ı bırakmamış. Onlar ‘Sen nereye biz oraya’ deyince, Atölye Terapi bu kez sadece el işi faaliyetleriyle şimdiki yerinde hizmet vermeye başlamış.

Bugün gelinen noktada, Atölye Terapi’nin toplam 19 öğrencisi var ve bu grup tam 7 yıldır birlikte çalışıyor. Arzu Hanım haftada bir gün öğrencileriyle bir araya geliyor, onlarla bildiklerini paylaşıyor. Kursiyerler, Atölye Terapi’nin ortamını, birlikte tasarlamayı ve çalışmayı seviyor… Tüm gün boyunca herkes kendi el işinin desenlemesini, işlemesini yapıyor, nakışın büyülü dünyasında dertlerini unutuyor. Zaten atölyenin ismi de buradan geliyor. Rengarenk iplikler, hayal gücüyle sınırlı desenler arasında dış dünyayla bağını koparan kursiyerler, “Burası bizim için bir terapi merkezi” deyince, atölyenin adı da kendiliğinden doğmuş. 

 

SANAT DOLU SOHBETLER

Buraya gelenler, ellerine işlerini aldıkları andan itibaren her şeyi unutuyor. Yapılan müzik, kültür, sanat dolu sohbetler eşliğinde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor, evlerine bütün olumsuzluklardan arınmış olarak dönüyor. Bu arada Atölye Terapi’de ikramlar da hiç eksik olmuyor. Kursiyerlerin evlerinde pişirip getirdiği kekler, börekler, pastalarla atölyede her daim bir şölen havası esiyor.

Atölye Terapi’nin işleyişi de diğer el işi atölyelerinden oldukça farklı. Katılımcılar, burada bulunmak için hiçbir ücret ödemiyor, sadece atölyenin giderleri için aralarında belli bir meblağ topluyor. Zaten herkes burayı kendi evi gibi görüyor.

El sanatlarının tüm dallarında temel bilgiye ve eğitim verebilecek alt yapıya sahip olan Arzu Danyer, Atölye Terapi’de derslerin büyük bir kısmını bizzat veriyor. Ancak çini ya da seramik gibi sanatın diğer diğer branşlarında verilecek derslerde, çözüm ortaklarıyla birlikte çalışmaktan da keyif alıyor.

 

BURASI BENİM MABEDİM

Ders olduğu günler dışındaki zamanlarda da Arzu Hanım, yine atölyede. Tasarımlarını yapıyor, çiziyor, boyuyor… “Atölye Terapi, benim mabedim” diyen Arzu Danyer, duygularını şöyle ifade ediyor: “Burası kendimi iyi hissettiğim yegane yer. Nakış da bana en iyi gelen şey. Bir panik atak hastalığı sonrasında bana sıkıntı vermeyecek, serüveni olan bir uğraş arayışındayken tanıştığım nakış, tüm üzüntülerimi, sıkıntılarımı unutturdu. En büyük katkısı da sabrı öğretmesi oldu. Benim yaşamım, hayata bakış açım nakışla değişti. Şu an atölyede çok büyük bir desen arşivim ve ciddi boyutta kumaş arşivim var. Dünya’nın dört bir yanından getirttiğim çok kıymetli malzemeler var. Yaklaşık 20 senedir bu desenleri biriktiriyorum, benim için hepsi birbirinden kıymetli.”

Atölye Terapi’ye devam edenlerin sadece nakış işlediğini düşünenler yanılıyor. Aralarında büyük bir bağ olan bu 19 kadın, aynı zamanda birlikte eğlenmeyi de çok seviyor. Sık sık kendi aralarında organizasyonlar düzenliyor, Arzu Hanım’ın başı çektiği gezilere gidiyor, eğlencenin dozunu her gün biraz daha artırıyor.

Atölye Terapi, sadece Arzu Hanım’ın hayallerini gerçekleştirmekle kalmamış, onun için yeni ufuklar da açmış. Yaptığı çalışmalar ve hızla genişleyen çevresi dikkat çekince, network marketing sektöründen aldığı teklifleri değerlendiren Arzu Danyer, şimdi çok farklı bir iş kolunda daha başarıyla ilerliyor. Çevresindeki dostlarının da desteğiyle çok iyi bir network ağı kuran Arzu Hanım, satışını yaptığı sağlık ve güzellik ürünleriyle çok geniş kitlelere ulaşıyor.

Onun en büyük hayali ise içerisinde pek çok atölyenin olduğu bir bir sanat evi kurmak. Doğanın içerisinde, tek katlı olarak tasarladığı bu yapı için çalışmalarını sürdüren Arzu Danyer, projesini hayata geçirmek için en uygun zamanı bekliyor.




ETİKET :   Atölye Terapi Arzu Danyer

Tümü