Roma’da lezzet avı

17:18:08 | 2017-04-03

Seyahat öncesi konuştuğum Arda, Nutella tutkumu da bildiği için bana Roma’nın en güzel 10 Nutella durağını gösteren bir liste yolladı.  Ama ben Nutellalı lezzetler yerine İtalyan klasiklerini tercih ettim. Şimdi bir Nutella yazısının nasıl pizza, risotto, makarna ve enfes İtalyan spesiyalleri yazısına dönüştüğünü okuyacaksınız.


HABER: AYŞEGÜL AKTULGA

Aylardan şubat, yaz tatiline özlem yüksek, iklim buna izin vermiyor. Beden ve ruh kısacık da olsa bir mola için yalvarmakta. Hal böyle olunca her küçük fırsat değerlendirilmeli denildi ve bu kez istikamet ailece Roma oldu. Tabi diyetisyenden dört günlük iyi niyet yüklü onay da alınınca, seyahatin tadını çıkarmak için tüm şartlar yerine getirilmiş oldu. Hava ılık ve temiz; baş ağrısı yapmayanından hoş kokulu bir esinti var. Apartmanların küçücük bahçelerinde bile portakal, mandalina ağaçları tüm dikkat çekiciliğiyle yükseliyor. Otelimizin bahçesi de bu hoş görüntüden nasibini alanlardan. Roma’nın en kuzey merkezinde  kalıyoruz. Çok hoş bir semt; Popolo Meydanı’na yürüyerek sadece beş dakika.

Roma’da şehir içi taşımacılık çok kolay ve ucuz. Metro, otobüs, tramvay, hepsine aynı biletle biniliyor ve hepsi kişi başı sadece 1.5 Avro. Yine de yürümenin tadı başka. Her gün 20 bin adım yapmadıysanız Roma’da yürümüş, Roma’yı tanımış sayılmazsınız.

Öğlen gibi şehre varınca güzel bir başlangıç yapmak için tavsiye üzerine Mondo Arancina’ya geçiyoruz. Yirmi metrekarelik bu küçük dükkan tamamen Sicilya spesiyalleri servis ediyor. Burası her daim kalabalık. Ayakta takılabilir, paket servisinizi alıp çıkabilir ya da içerideki yüksek masalardan birine ilişebilirsiniz.

İspanyol Merdivenleri ve merdivenlerin bulunduğu Piazza di Spagna, Roma’nın en hareketli bölümlerinden biridir.

İspanyol Merdivenleri ve merdivenlerin bulunduğu Piazza di Spagna, Roma’nın en hareketli bölümlerinden biridir.

Arancina, bir Sicilya spesyali; kabaca risottonun kızartılmış hali diyebiliriz. Ortasında peynir bulunuyor. Ahtapotlusunu ve fesleğenlisini denedim. Sicilya birasıyla şahane olduğunu söyleyebilirim. Hazır yapılmış dilim kesilen pizzalar, lazanya ve sandviçler de mekanın diğer lezzetleri.

Arancina’dan sonra ufak bir parça klasik roka ve mozzarellalı pizzadan yana kullanıyorum hakkımın bir bölümünü çünkü sırada bundan tam on üç yıl önce Sicilya’da tattığım ve kesinlikle bir klasik olan Cannoli var ve ona midemde yer ayırmam gerekiyor. Tek kelimeyle muhteşem. Taptaze, yağda kızardığına inanmayacağınız hafiflikteki kıtır hamuruyla on üç sene sonra aynı lezzeti yaşamak harika bir duygu.

Sıra geldi ilk 10 bin adımı atmaya.. Etrafta kitapçılar, açık pazarlar, parklar ve daha bir sürü güzellik. Roma yürüyüş için adeta bir cennet. Her yer birbirine yakın, şehir merkezinde sanat ve tarih içinde ilerliyorsunuz. Tarih ve sanatsever olmasanız da gördüğünüz her kilise ve bazilikaya girmenizi, önünden geçtiğiniz her heykele dikkatle bakmanızı öneririm. Bunların nasıl korunduğu ise tam bir medeniyet göstergesi. Şehirde heykellerin en yoğun olduğu bölgede güzel sanatlar lisesi var ki öğrenciler sanatı yaşayarak içinde yoğrularak eğitilsinler. Ne kadar şık bir tutum değil mi?

640z

San Pietro Meydanı

Popolo Meydanı’ndan İspanyol Merdivenleri’ne yürürken bir sürü mağaza var, en pahalılarından en küçüklerine kadar markalar, çoğunlukla giyim üzerine. Bu semtlerde yaşayanlar var, fakat çok pahalı olduğu için genelde modacı, tiyatrocu ya da çok zengin iş adamlarının evleri oluduğunu öğreniyorum.

 

CAPRESE SALATASI

Akşam yakın bir dostumuzun da katılımıyla, tiyatrolar bölgesinin etrafında küçük ve sade bir restoran olan Corallo’da yemek yiyoruz. Tiyatrolar bölgesinde olduğumuz için içeride çok sayıda sanat camiasından kimseler olduğunu bizi misafir eden dostumuz söyledi. Caprese salatası; domates, fesleğen ve mozzarelladan oluşuyor. Bu salata İtalya’da olduğunuzu daha derinden hissettiriyor çünkü Roma’da mozzarellayı kesme zahmetine bile katlanmadan servis ediyorlar.

salata

Bir başka Roma klasiği olduğunu öğrendiğim meze ise kabak çiçeği dolmasının peynir doldurulup bir sosa batırılıp kızartılmasıyla elde ediliyor. Bu mezeyi bu kadar lezzetli yapan ise peynirin içine tat vermesi için eklenmiş ançuez. Elbette çok hafif olduğunu belirtmeme gerek yok.

Burada ana yemek olarak Spaghetti Vongole (midyeli spaghetti) tercih ettim ve enfes bir lezzet deneyimi yaşadım. Ayrıca mekanda pizzalar da harika, nerdeyse lahmacun inceliğinde hamurun üzerinde oldukça sade, az ama rafine ürünler kullanılıyor.

İçimdeki tipik Türk kadını bu enfes sofranın tadını çıkartırken rahat duramadı ve bizi ağırlayan arkadaşıma sormadan edemedim;  “Bu kadar geç saatte bu kadar karbonhidrat ağırlıklı beslenen İtalyan kadınları nasıl bu kadar zayıf kalıyor?” Cevabı üç basit ipucundan ibaret. Çiğ zeytinyağı, aldante makarna (ama gerçek manasıyla aldante) şişmanlatmıyormuş ve elbette bir de çok yürüyor olmaları.

Bu arada bir Romalının benimle paylaştığı tavsiye; meydanlardaki kafe ve restoranlarda mutlaka oturup bir şeyler için ama asla yemek yemeyin! Yemek için tavsiye almaya bakın veya sosyal medya kaynaklı bir araştırma yapın. Mutlaka ara sokaktaki restoranları tercih edin. Hem fiyat hem de kalite olarak sizi harika sürprizler bekliyor.

İtalyanların da Fransızlar gibi kahvaltı için çok yoğun bir tercihleri yok, bunu bildiğimiz için kahvaltıları hep otelde yaptık. Küçük otelimizin genç personeli, sabahları ne yemek istediğimizi öğrenip 15 dakika sonra odamıza getirdi. Kızım için adıyla istediğimiz Nutella yerine yerel markaları olan başka bir çikolata kreması geldi tadı da güzeldi. Ama beni asıl şaşırtan sabahları odamıza sıcacık servis edilen taze reçel dolgulu kruvasanlardı. Fransa’da bile böylesini yemediğimi çok rahatlıkla söyleyebilirim.

DONDURMA ZAMANI

İtalya’da ‘Mevsim ne olursa olsun dondurma yenilmeli’ dedik ve ikinci gün dondurma avına çıktık. Roma şehir merkezinde tavsiye edebileceğim iki dondurmacı bulunuyor biri Venchi, ki birçok yerde şubesi var ve  ağırlıklı olarak çikolatalı ürünleriyle öne çıkıyor, diğeri ise Della Palma. Çok fazla çeşit ve çok yoğun turist kuyruklarıyla tanınıyor, en iyi Roma dondurmalarını yaptığı iddia ediliyor. Venchi’de kızım hava soğuk olduğu için sıcak çikolata içti ki kesinlikle tavsiye ederim, bildiğimiz kakaolu süt gibi olan sıcak çikolatalardan değil. Daha çok eritilmiş çikolata tadında bir lezzet şöleni. Çikolata düşkünleri ve tatlı hediyelikleri sevenlerin uğraması gereken bir yer.

venchi

Della Palma dondurması

İkinci akşam yemeğimizi Ripetta Caddesi’nde bulunan Buca di Ripetta adlı restoranda yedik. Restoran akşamları oldukça yoğun, erken gittiğimiz için rahatlıkla masa bulabildik. Menüde ciddi bir Ale ve bira koleksiyonları olduğunu görünce ve bu seyahate çıkmadan önce çok sevdiğim bir yakınımdan öğrendiğim “En iyi bira Alplerden gelen suyla yapılandır, o yüzden İtalyan biraları denenmelidir” sözünden yola çıkarak, bir Ale denemeye karar verdim, tercihimde yanılmadığımı daha ilk yudumda hissettim.

Venchi

Venchi


Restoran, sokak arasında gördüğüm kadarıyla yoğun olarak yerel misafirleri olan bir yer, bu sebeple gönül rahatlığıyla şefin günlük tadım tabağını sipariş ettik ve bu güne kadar tattığım en iyi meze olan tahin soslu kızarmış enginarın da olduğu harika bir başlangıç geldi. Biramızla çok güzel giden atıştırmalıkların ardından bu sefer kabaklı gnocchi beni pişman etmeyen lezzet oldu.

RİSOTTONUN SIRRI...

Ertesi gün otelimizden otobüsle Vatikan’a gittik. Günlerden cumartesi olması sebebiyle ziyadesiyle turist vardı. Bundan 8 yıl önce ilk defa ziyaret ettiğimiz Vatikan, bulunduğu alan ve ihtişamı itibariyle oldukça etkileyiciydi. Burada bir aile anısı gerçekleştirip yürüyerek merkeze geçtik.  Son gece bizi ağırlayan dostumuzun ailesiyle beraber cumartesi akşamları Roma’da ailelerin yemek için tercih ettiği ama belli bir saatten sonra güzel bir gece kulübüne dönüşen Mò Mò Republic’e gittik. İçeride neredeyse hiç turist yoktu. Bu üç katlı malikane, güzel bir ön bahçeye ve havuzlu bir arka bahçeye sahip, her yer ışıl ışıl. İçerisi eski bir malikane olduğunu belli edercesine tahta zemin ve yüksek tavanlı odalardan oluşuyor. Mekan çok büyük ama buna rağmen dip dibe masalarda yer bulmak hayli zor.la-buca-di-ripetta

Ben İtalya üçlememi tamamlamak adına (pizza, makarna, risotto) somonlu risotto yedim, kremalı ve çok yoğun bir aroması vardı ama o kıvama rağmen pirinçler diri. Sanırım doğru risotto için teknik burada yatıyor. Finali de harika bir tiramisu ile yaptım ve Momo’dan son derece yüksek bir lezzet tatmini alarak geceyi noktaladık. Bu arada çocuklu seyyahların atlamaması gereken bir yer var; Villa Borgesenin bahçesi. Aslında açık hava ve yürüyüş seven herkese bu bahçeyi tavsiye ederim. Burası öyle büyük bir bahçe ki; içinde bir gölet, bir manej, farklı farklı parklar, çeşmeler ve heykeller var. Benim ginger diye bildiğim ama İtalyanların segway dedikleri araçlardan kiralayarak bu hareketli ama dingin ortamda harika zaman geçirebilirsiniz. Parkta müzik yapanlar, paten kayanlar, köpek gezdirenler... Aynı zamanda Ferzan Özpetek’in hemen hemen tüm galalarını yaptığı sinema evi de bu bölgede bulunuyor. Kafesinde bir kahve yudumlamak çok keyifli oluyor, benden söylemesi.

momo-republic-1

Son söz havaalanı üzerine; gerek işim ve gerekse yeni yerler keşfetmeye olan merakım dolayısıyla çok seyahat ettiğimi söyleyebilirim ama Roma Havaalanı (Fiumicino, Leonardo da Vinci de deniyor) bu yıl gördüğüm haliyle açık ara en ferah, en medeni, en temiz ve rahat seyahat edilen havaalanıydı. Bunu hem gidiş ve hem de dönüş için söyleyebilirim.

 FLOW BAĞIMLILARINA SELAM OLSUN!

Şehirle ilgili öğrendiğim birkaç ufak notu da paylaşmak istiyorum.

    • Şehrin hemen her yerinde karşınıza çıkan çeşmelerin tamamındaki sular içilebiliyor çünkü Roma’nın çeşmelerindeki su dağlardan geliyor ve bu hat tüm şehri dolaşıyor.

 

    • Bizim aşk çeşmesi diye bildiğimiz Trevi Çeşmesi’nin adı aslında Üçyol Çeşmesi. Yani aslında aşkla alakası yok, dilek dilerken atacağınız parayı çaprazdan geçirmeniz gerek. Bu nokta önemli.

 

    • İspanyol Merdivenleri’nin arkasındaki kilise bir Fransız kilisesi. Bu merdivenlerin mimari tasarımı da finansmanı da hep Fransızlar tarafından yapılmış, ne var ki ilerideki İspanyol konsolosluğu çok eskiden beri burada olduğundan buraya İspanyol Merdivenleri deniyor.

 

    • Şehirde pek kimsenin bilmediği çok şeker bir optik ilüzyon var, bu küçük caddedin adı Piccolomini, aslında bir çıkmaz sokak. Ben akşam saatinde arabayla caddenin başından sonuna gitmenizi öneririm. Bence Avetine’daki anahtar deliğinden bakmaktan daha eğlenceli hem de hiç sıra yok.

 




ETİKET :   Dondurma Felsefe İtalya Mondo Arancina Sicilya yemek

Tümü