Rengarenk bir ülke BREZİLYA

Her bölgesi bambaşka özellikler taşıyan rengârenk bir ülke, Brezilya… Graffitilerle süslenmiş sokakları, plajları, tabiatı, karnavalları ve danslarıyla eğlencenin kalbi burada atıyor…

12:29:34 | 2017-03-09

HABER: Nilüfer Ergül


Güney Amerika’da yer alan, kıtanın en büyük ve kalabalık ülkesi Brezilya’dayım. İsa heykeli, sambası, meşhur Rio Karnavalı ve sokak graffitileriyle ün yapmış Brezilya’yı görmek istiyorsanız, THY ile 14 saatlik uçuşu göze almanız gerekiyor. Jet lag olmamak uğruna 7 film izleyerek geldiğim Brezilya’da ilk durağım Sao Paulo oldu.

Sao Paulo, sadece Brezilya’nın değil, tüm güney yarım kürenin en büyük şehri ve ticari başkenti. Bu nedenle, gerek Brezilya içinden, gerekse diğer Güney Amerika ülkelerinden ciddi göç almış bir şehir.

Şehir nüfusu fazla olduğu için metrosu gün içinde dahi kalabalık oluyor. Eğer burada 4-5 gün kalacaksanız, sınırsız kullanılan metro kartlarından alın derim. Hem hesaplı oluyor hem de bilet sırasına girmezsiniz. Normalde bir geçiş 3 TL. Kabaca 1 TL: 1 Real diye düşünebilirsiniz.

 

Sao Paulo’nun popüler alışveriş caddesi Março.

KAFESTE YAŞIYORLAR

Sao Paulo, İstanbul’a çok benziyor. Trafiği, metrosu, metrobüsü, kalabalığı neredeyse birebir aynı. Fakat Sao Paulo, yayalar için daha elverişli bir şehir. Yeşilliği ve parkı bol, yaşanılası bir yer.

Şehrin en güzel ve bakımlı olan bölgesi, bugün maalesef kimsenin yaşamadığı, gündüzleri iş yerleri sebebiyle kalabalık ve aktif, geceleri ise sokaklarında yürüyemediğiniz bir alana dönüşmüş.

Büyük şehirlerin tamamında- ki bunların başında Sao Paulo ve Rio geliyor- güvenlik önemli bir sorun. Şehirlerin belirli bölge ve sokaklarına gün batımından sonra girmeniz mümkün değil.

Genelde evlerin, binaların dışı, hapisane gibi demirlerle çevrili. Sanki herkes kafeste yaşıyor gibi. Milyon dolarlık evlerde hapishane hayatı yaşayanları görüp de şaşırmamak elde değil.

Bana enteresan gelen bir diğer konu ise Sao Paulo’nun add free, yani reklamdan arındırılmış bir şehir olması. Kulağa harika geliyor değil mi?

Sokakta yürürken karşınıza koca koca billboardlar çıkmıyor ya da otobüs duraklarında, bina cephelerinde reklam görmüyorsunuz. Kanunlar sebebiyle, iş yerlerinin tabelaları çok küçük ve sizi yormuyor. Bunun yerine pekçok duvar graffiti ile dolu. Bence oldukça hoş ve keyifli bir değişim olmuş.

Sao Paulo varoşlarında sokaklar çok dar ve birbirine çok bitişik bir dolu küçük evden oluşuyor. Evlerin her tarafı gri renkli büyük duvarlarla çevrelenmiş durumda. Pis ve eski bir görüntüsü var. Neyse ki duvarlar, çocuklar tarafından rengarenk boyanıyor, hatta duvarlarla yetinmeyip sokakları bile boyuyorlar.

 

GRAFFİTİ BURADA YASAL

Normalde graffiti yasal değil. Sprey boyalarla devlet binalarının, trenlerin ve otobüslerin boyandığı bir çeşit protesto şekli. Ancak Sao Paulo’da durum biraz daha farklı çünkü tamamen yasal. Brezilyalı artistler, insanların graffiti hakkındaki önyargılarını tamamen değiştirmiş.

Nasıl mı? Bütün graffitiler oldukça renkli yapılıyor. Sarı, kırmızı, yeşil ve mavi. Büyük puntolarla yazılan yazılar, hep beyaz ve her zaman pozitif mesajlar veriyor, insanları motive ediyor. Mesela kötü bir sokaktan geçerken etrafınızda rengarenk graffitileri görüyorsunuz, içiniz açılıyor. Graffitiler aynı zamanda SEVGİ, KARDEŞLİK, GÜÇLÜ OL, İNANÇ gibi pozitif kelimelerle süsleniyor. Çok etkileyici!

Brezilya hükümeti, yoksulların yaşadığı yerlerde sokakların ve alanların graffiti ile kaplanması konusunda teşviklerde bulunuyor. Mesela, Caramunda adına bir organizasyonla sokak çocuklarına graffiti öğretiyorlar. Graffitinin çocuklarda disiplin ve güveni geliştireceğine inanıyorlar. Bu sokaklar, uyuşturucunun, silahın ve şiddetin, yani yasa dışı olayların yaşandığı yerlerden graffitiler sayesinde pozitif bir ortama dönüşüyor.

Brezilya insanı pek İngilizce bilmiyor. O sebeple biraz problem yaşayabilirsiniz ama aşırı sıcakkanlı insanlar. Hani futbolcu Alex vardı ya, herkesin takım ayırımı yapmadan sevdiği sporcu, bence Brezilyalılar’ı da aynı kapsamda düşünebilirsiniz.

Alex demişken, Curitiba’yı da biraz anlatayım. Alex’in yaşadığı şehir. Sao Paulo’dan sonra burası gözüme çok daha düzenli ve nezih geldi. İnsanlar genelde sarışın ve kumral ağırlıklı. Binaları çevreleyen demir parmaklıklar burada yok. Öğrendiğim kadarıyla zamanında buraya Almanlar gelmiş. Şehrin bu denli düzenli olmasını buna bağlıyorlar.

Bu şehirde en çok beğendiğim şey yine parklar oldu. Özellikle Bosque Zaninelli parkı. Giriş ücreti yok. Daha önce hiçbir yerde rastlamadığım, benim dev sincaplar diye baktığım, ama asıl isimlerinin Capivaras olduğunu öğrendiğim, sevimli ve insanlara çok alışmış hayvanlar oldukça ilgi çekici. Seyahatim sebebiyle sürekli yollarda olduğum içın yeşilin her tonuna doydum diyebilirim. Her yer hem çok büyük hem de çok yeşil.

 

BREZİLYA MUTFAĞI...

Prato Feito.

 

Curitiba’da yeme-içme Sao Paulo’ya göre yüzde 25 yüzde 30 daha ucuz. İnsanları ise aynı şekilde sıcakkanlı. Yeme-içme demişken Brezilya mutfağına da bir göz atalım. Brezilya mutfağı biraz karışık olsa da yediğiniz hiçbir yemekten pişman olacağınızı düşünmüyorum.

Mandioca, patatesin kuzeni olan ve her bölgede farklı bir isim alan lifli kök sebzesinin en güzel hali, kızartması.

Prato Feito, siyah fasulye, pilav, tavuk veya etten oluşan tepeleme bir tabak.

Espenedas, bildiğimiz börek, içi tavuklu veya etli de olabiliyor.

 

Brezilya’da çok çeşitli meyveler var ve buraya kadar gelmişken bu meyve sularını da tavsiye ederim.

Sao Paulo’dan, Rio De Janeiro’ya geçiyoruz. Soğuk kış günlerinde sıcak bir kaçamak yapmak, biraz soluklanmak, eğlenmek ve tabiatın tadını çıkarıp farklı bir kültürle tanışmak için harika bir lokasyon Rio De Janeiro...

 

RİO KARNAVALI’NA GİDİYORUZ

 

Rio denilince pek çoğumuzun aklına ilk olarak karnaval geliyordur mutlaka. Peki, nedir Rio Karnavalı? Sadece kostümlü bir geçit töreni mi? Yoksa başka anlamları da var mı?

Karnavalın temelinde Hristiyanlık inancı var ve her yıl Paskalya döneminde, Büyük Perhiz’den önce düzenleniyor. Bu kutlama hemen hemen tüm Hristiyan camiasında var ancak en görkemli ve nam salmış olanı kuşkusuz Rio Karnavalı.

Karnaval döneminde şehir çok sayıda turiste ev sahipliği yapıyor. Tam 10 gün boyunca müzik hiç susmuyor. Her yaştan, her ırktan, her milletten insanı bir arada çılgınca eğlenirken görmek mümkün. Karnavalı yerinde izlemek istiyorsanız, ulaşım ve konaklama işlemlerinizi çok önce yapmanız gerekiyor. Zira karnaval yaklaştıkça hem fiyatlar katlanıyor hem de seçenekler azalıyor.

 

SOKAKLAR ŞENLENİYOR

 

 

Bir hafta boyunca sokaklar dans gösterilerine sahne oluyor. Bir çok samba okulu, yıl boyu özenle hazırladıkları dans gösterilerini göz alıcı kostümleri ve birbirinden hareketli müzikler eşliğinde sahneliyor. Bu gerçekten insanın ömründe bir kez de olsa yaşaması gereken çok müstesna bir an. Samba okullarının düzenlediği gösterilerin yanı sıra büyük geçit töreni Sambadrome’da sadece şehrin sakinlerini değil, bir kaç ay öncesinden şehre gelip tören için hazırlanan ve geçide katılan turistleri de görebilirsiniz. Elbette muhteşem ritimleriyle şehrin sakinleri ilk etapta göze çarpıyor ve diğer misafirleri gölgede bırakıyor.

 

FAKİRLİK VE İHTİŞAM

Rio aynı zamanda fakirlik ve ihtişamın net bir çizgiyle birbirinden ayrıldığı bir kent. Havaalanından itibaren göreceğiniz kah çatısı, kah penceresi olmayan sıvasız evler ilk etapta sizi ürkütebilir. Favela (gecekondu) bölgelerini görmek isterseniz mutlaka bir turla gitmeniz emniyetiniz açısından önemli.

Favelalardan muhteşem Rio manzarasını izleyebilir, dillere destan Rio sahillerini görebilirsiniz. Böylesine güzel bir manzaraya bakan, birbiri üzerine devrilmiş gibi görünen kapısız, çatısız, sıvasız evler... Ayakları, üzerleri çıplak çocuklar... Açlık ve yokluğun iliklere kadar hissedildiği bir yer...

Bugün hala birçok Michael Jackson hayranı Paradise klibinin çekildiği yeri görmek için Favelalara gidiyor, renkli taşlardan yapılmış Michael Jackson resminin önünde fotoğraflar çektiriyor.

 



Şehrin turistik sahil kısımları ise sıkı güvenlik önlemleriyle korunuyor.

Güzel bir manzarada sıcak bir kahve içmek isteyenleri kısa bir teleferik yolculuğunun sonunda saklı kalmış büyük bir dünyaya götürmek istiyorum. Burası gökyüzünün ve hatta bulutların üzerinde kalmış bir nokta Pao De Açucar... Buradan Atlas Okyanusu’nun ve şehri çevreleyen muhteşem yağmur ormanlarının keyfini çıkarabilir, gün batımını izleyebilirsiniz.

Mutlaka şehrin en büyük simgesel yapısı olan Cristo Redentor (Kurtarıcı İsa) heykelini duymuşsunuzdur. Corcovado dağının zirvesinde bulunan bu heykelin şehri kucakladığı ve koruduğu varsayılır... Küçük bir dağ treniyle ağaçlık alandan yapılan kıvrımlı bir yolculuk sonunda zirveye ulaşıp hem Kurtarıcı İsa heykelini hem de o muhteşem Rio manzarasını görebilirsiniz.  Adeta bir turist akınına uğrayan bu mekanları gezmek için saatlerce teleferik ve tren beklemek zorunda kalabilirsiniz. Bu yüzden olabildiğince erken kalkıp yola koyulmak gerekir. Corcovado dağının eteklerinde ise Jardim Botanico yer alıyor. Burada 6 bin 500 bitki türünü bulabilirsiniz.

Yaklaşık 54 hektarlık bir alana kurulu bahçede farklı kokular duyacak, farklı renkler göreceksiniz.

Kısacası; plajları, tabiatı ve eğlence hayatıyla Rio, cennetten bir köşe gibi.




ETİKET :   Brezilya Curitiba Rio Rio De Janeiro Sao Paulo gezi seyahat turizm tatil

Tümü