kocaeli , 07-03-2021

İşini ve insanları çok seviyor: Uzm. Dr. Tuğba Arkan

15:57:27 | 2021-02-01

RÖPORTAJ: SERPİL ÇOLAK

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

 

Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Tuğba Arkan, pandeminin en alevli zamanında muayenehane açmakla kalmadı, değişen şartlara anında uyum sağlayarak, hastalarına kesintisiz sağlık hizmeti götürebilen birkaç hekimden biri oldu.

Kimi zaman görüntülü konuşarak, kimi zaman dijital platformda soruları yanıtlayarak hastalarına yalnız olmadıklarını hissettiren Uzm. Dr. Tuğba Arkan, mobil ekip dahi kurdu.

Türk filmlerinde görmeye alışık olduğumuz ‘çantalı doktorlar’ı hatırlatan mobil ekip, hastaların evine kadar giderek tetkikler için kan örneği aldı, tedavilerini ev ortamında sağladı.

Bir yandan da oldukça ferah ve hijyenik muayenehanesinde, bulaş korkusu olmadan hastalarını kabul eden Uzm. Dr. Tuğba Arkan ile bölgemizde en sık görülen endokrinoloji ve metabolizma hastalıklarını, tedavi yöntemlerini, işten arta kalan zamanlarda nasıl vakit geçirdiğini, hobilerini, gelecek hedeflerini ve hayallerini konuştuk.

Şimdi sizleri Uzm. Dr. Tuğba Arkan ile baş başa bırakıyoruz.

 

 

Tuğba Hanım, Kocaeli’deki sayılı endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanından biri olarak endokrin sistemi hastalıkları, tanı ve tedavisi hakkında kısaca bilgi verir misiniz? 

Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları eğitimi uzun süren bir eğitim olduğundan uzman sayısı ne yazık ki ülkemizde yeterli değil. Aynı zamanda çok geniş bir hasta grubuna hizmet veren bir branş olduğu için çoğu hastamız bir endokrinoloğa ulaşamadan farklı branşlarda aylarca hastalığına çare aramak zorunda kalabiliyor. Böyle olunca hastalar, tanı konulmasında gecikmelerle veya tedaviden mahrum kalmış bir şekilde bize ulaşıyor. Hastalık yüzünden oldukça yorulmuş ve sıkılmış olan bu kişilere şifa olabilmek beni oldukça mutlu ediyor.

Endokrin sistemine gelirsek; hormon sentez ve salgısını yapan iç salgı bezlerinin oluşturduğu bir sistemdir. Bahsedilen bu hormonlar vücudumuzdaki değişik aktiviteleri kontrol eder. Hormonların farklı tipleri üreme, metabolizma, büyüme ve gelişmeyi kontrol ederken; çevremize verdiğimiz tepkiyi kontrol eden hormonlarımız da vardır. Vücudumuzun fonksiyonları için gerekli uygun miktarda enerji üretimi ve hammadde temininde de rol oynarlar.

Endokrin sistemini oluşturan salgı bezlerini yukarıdan aşağıya, konumuna göre sıralarsak; hipotalamus, hipofiz, epifiz, tiroid, paratiroid, kalp ve çevresindeki basınç duyarlı dokular, pankreas, karaciğer, böbrek üstü bezleri, kadında yumurtalıklar, erkeklerde testisler, yağ dokusu, damar iç duvarı (endotel) ve kemiklerdir.  

Bir endokrinolog genellikle karmaşık olan ve vücudunuzdaki birçok sistemi içeren hastalıkların tanısını koyarak nasıl tedavi edileceklerini belirler; başlanan tedaviye vücudun yanıtını takip ederek, tedavinin yeterliliğine bakar ve değişen ihtiyaçlara göre tedaviyi tekrar düzenler.

 

 

ADI GİBİ ŞEKER DEĞİL

 

Günümüzde salgın kadar yaygın olan diyabet hastalarına ne gibi tavsiyeleriniz olabilir. Bu konuda doğu bilinen yanlışlar nelerdir?

Diyabet veya halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığı, adı gibi şeker bir hastalık değil. Bu hastalığın varlığı bir kez saptandığında ömür boyu birlikte yaşamak zorunda kaldığınız kronik bir hastalığınız var demektir. İşin kötü tarafı; yaş aldıkça, diyabetli olarak geçirdiğiniz yıl miktarı arttıkça, organ fonksiyon bozuklukları görülme sıklığı da artar. Böbrekler, karaciğer, kalp, göz, ilk etapta etkilenen organlardır ama beyinin de ciddi düzeyde etkilendiğini biliyoruz. Genel bir kanı olarak şeker düşürücü ilaçların organları bozduğu sanılsa da aslında şeker hastalığının kendisi, yani yüksek kan şekeri düzeylerinde, organlar ağır ve geri dönüşsüz bir şekilde hasarlanmaktadır. Uzuvların kangreni, körlük veya diyaliz ihtiyacı gerektiren böbrek yetmezliğine neden olabilir. İlaçların düzgün ve uygun dozlarda kullanılması mutlaka çok önemli ancak uygun beslenme ve sağlıklı yaşam biçimine geçiş yapılmadığı zaman ilaçların faydası oldukça sınırlı kalır. Sadece şeker düzeylerinin değil, beraberinde tansiyon, kolesterol ve kilo kontrolünün de sağlanması hedeflenmelidir. Kendinizi iyi hissettiğiniz için tedavinizi terk ederseniz veya beslenme programınızı bozacak olursanız, bedeninizdeki organlarınız bunun bedelini çok ağır öder.

 

İnsülin direnci de son zamanlarda ‘diyabet’ kadar sık duyduğumuz bir sorun. İnsülin direnci neden oluşur, insan vücudunda ne gibi sorunlara yol açar, nasıl tedavi edilir? 

İnsülin direnci bir sebepten (ailevi, genetik mutasyonlar, vitamin ve mineral eksiklikleri, tiroid hormon bozuklukları, kortizon hormonu bozuklukları, büyüme hormonu bozuklukları, karaciğer hastalıkları, hatalı tek tip beslenme gibi ) ötürü hücrelerin insülin hormonuna yanıt vermemesi veya verememesi durumudur. Kanda yüksek insülin hormonu olmasına yol açar ki bu durum kanser oluşumunu arttıran bir büyüme hormonu gibi davranmasına neden olur. Ateroskleroz dediğimiz damar sertliği ve dolaşım bozukluğuna yol açar. Kronik hastalık dediğimiz yüksek tansiyon, yüksek kolesterol de insülin direncine eşlik eden durumlardır. İnsülin yüksekliği beyinde bulunan tokluk ve açlık merkezlerine olumsuz sinyaller vererek kilo kontörlünün kaybına neden olur. Bu nedenle insülin direnci saptandığında ciddiye alıp, önerilen hayat şekli değişikliklerinin hızlı bir şekilde uygulanması daha kötü sonuçların oluşmasını önleyecektir.

 

 

Kadınların, hatta erkeklerin de en büyük sorunlarından biri; aşırı tüylenme. Bunu ortadan kaldırmak için günümüzde lazer tedavileri çok popüler ancak kimi zaman sonuç alınamayabiliyor. Endokrin sistemi hastalıklarından biri olan aşırı tüylenme konusunda nasıl bir yol izlemek gerekiyor?

Tüylenme artışı, adet düzensizliği, erkek tipi saç dökülmesi ve sivilce, kadınlarda erkeklik hormonu (androjen) artışının en önemli belirtileridir. Kadınlarda normalde kıl bulunmayan üst dudak, alt çene, göğüs, göbek, sırt, kuyruk sokumu, üst kol ve uylukta sert, renkli ve kalın kılların artışına hirsutism adı verilir. Kozmetik olarak tüylere yapılan uygulamalar öncesi mutlaka hormon değerlendirilmesi için uzman görüşü alınmalıdır. Genel olarak hirsutismin ortaya çıkmasında androjenler (erkeklik hormonları) ile ciltteki kıl foliküllerinin etkileşimi önemli rol oynar. Androjen artışı genellikle böbrek üstü bezi ve yumurtalık kaynaklıdır. Her olguda androjen düzeyleri yükselmeyebilir. Hirsutismin en sık nedeni polikistik over sendromudur. Polikistik over hastalığı, yumurtlama zoru dediğimiz metabolik bozulmanın da eşlik ettiği bir grup hastalığın ortak adı. Ergenlik süreci sonrası kadınların hayatlarının herhangi bir döneminde karşımıza çıkabilen bir durum olup, özellikle insülin direnci ile bir arada olan klinik bir durumdur. Özellikle hormonların en değişken olduğu doğumdan sonra ve kısa sürede kilo alan kadınlarda da hirsutism ve androjen yüksekliği belirtileri görülebilir. Erkekleşme belirtileri olan olgular genellikle menapozdan sonra ortaya çıkar ve genellikle androjen salgılayan böbreküstü bezi ve yumurtalık tümörlerine bağlı olabilir. Sebebin belirlenmesi titiz olarak tetkik ve gerekirse ileri dinamik testler ile mümkündür. Bazı ilaç kullanımlarının da erkeklik hormonu artışına neden olabildiği unutulmamalıdır. Bilinçsizce ilaç kullanımından kaçınılması gerekir. Hirsutismus tedavisinde tıraş, ağda ve lazer epilasyon gibi lokal tedaviler uygulanabilir. Tıraş etmek sanılanın aksine yeni kıl oluşumunu arttırmaz. Eğer kıllanma probleminiz varsa ilaç tedavisi ile çözüm sağlayabiliriz.

 

Bildiğimiz kadarıyla saç dökülmesi ciddi endokrin hastalıkları belirtisi olabiliyor, saçları dökülen bir kişi nasıl bir yol izlemeli?

Kadınlarda, erkeklerde olduğu gibi alın kısmında saç dökülmesine erkek tipi saç dökülmesi denilir. Erkeklik hormonu artışı sonucu gelişir. Bu artış genellikle böbrek üstü bezi ve yumurtalık kaynaklıdır.

Ayrıca tiroid hormonunun hem yüksekliği hem düşüklüğü saçta gevşekliğe sebep olur. Vitamin, mineral eksiklikleri, protein eksiklikleri ve stres, saç kaybına neden olan diğer durumlardır.

  

Kilo verememe problemi ile endokrin sistemi hastalıkları arasında nasıl bir bağlantı var? Diyet ve düzenli egzersize rağmen kilo verememe problemi yaşayanlar ne yapmalı?

Beynimizdeki bir merkez bedenimizin kaç kilo olduğunu belirler. Bu alan; açlık ve tokluk merkezlerini uyarıp baskılayarak, yemek yeme ve iştahımızı ayarlayıp, kilonun sabit kalmasını sağlar. Ancak günümüzde endokrin bozucu kimyasallara (endüstriyel temizlik maddeleri, tarım ilaçları, plastik katkılı tüketim maddeleri, özellikle BFA vb.)  maruz kalmamız hormon üretimini etkileyerek, kilo kontrolünün kaybına sebep oluyor. Beslenme şeklinin yanı sıra tüketilen yiyecek içeriğinin endüstriyel aşırı rafine ürünler olarak tercih edilmesi de insülinin aşırı uyarılmasına ve kilo kontrolünün kaybına sebep olur. Sentetik aromalar ve iştah artırıcı glutamat tuzları da kilo alımını artırır. Hedonik (haz bağımlı) beslenme ve duygusal yiyicilik alışkanlıkları da kilo kontrolünü zorlaştırır. Bu arada tiroid, kortizon hormonu, insülin hormonu, büyüme ve üreme hormonu üretim ve salınım bozuklukları da kilo alımına sebep olabilir. Bu sebeplerden hariç ailenin beslenme öğretileri ve porsiyonlama hataları da obezitenin önemli nedenlerinden biridir.

Sonuç olarak endokrin muayene sonucu nokta atışı şeklinde obeziteye sebep olan bozulmaları tespit ederek, kişiye özel, ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşımla obezite problemlerinin çözümünde yardımcı olabiliyoruz. İnsan en iyi tanıdığı düşman ile savaşır.

 

 

KISIRLIK VE MENOPOZ...

 

Kısırlık veya iktidarsızlık problemleri de sizin alanınıza giriyor değil mi? Erken menopoz için yapabilecek bir şey yok mu?

Üreme isteği tüm canlıların ortak arzusu olup, en doğal hakkımızdır. Ancak bazen işler istenilen şekilde yürümüyor ve çok arzulanan o bebeğin hayata gelmesi için medikal destekler gerekebiliyor. İşte bu aşamada hem kadın hem erkek üreme sağlığını etkileyen hormon hastalıklarının tespit edilmesi, tedavi ve takiplerinde yardımcı oluyoruz. Yıllarca bu arzu ile yanıp tutuşmuş ailelerin bebeklerini kucaklarına almaları için gebelik öncesi süreçte ve gebelik sırasında hormon desteklerini sağlıyoruz. Tüp bebek ve diğer yöntemlerle elde edilmiş gebeliklerin sağlıklı sürdürülmesi, anne-bebek sağlığını tehdit eden gebelik şekeri ve tiroid hastalıklarının yakın takibi ile olası problemleri önceden tespit ederek, önleme yönünde de hizmet veriyoruz. Bugüne kadar yüzlerce bebeğin güzel bir şekilde gelişmesine ve sağlıkla dünyaya gelmelerine yardımcı olduğumu gururla söyleyebilirim.

Cinsel isteksizlik, iktidarsızlık ve erken boşalma problemleri yaşayan hastalarımıza da üroloji klinikleri ile işbirliği içinde hormon desteği, varsa kronik hastalık kontrollerinin sağlanması konusunda hizmetlerimiz var. Cinsel isteksizlik sadece erkek hastalarımızın sorunu değil kadınlarımızda da yaygın görülen bir durum. Dile getirilmediği için göz ardı edilen bu durumun hormon destekleriyle düzeltilebilmesi mümkün olabiliyor.

40 yaş öncesi adet kesilmesi durumunda yumurta yetmezliğinin nedenlerinin mutlaka araştırılması gerekir, çünkü bazen geri döndürülebilir bir sebep olabilir. Eğer önlenemez bir şekilde erken menapoz gelişmişse, koruyucu önlemlerle kemik sağlığının ve metabolizmanın düzgün çalışması sağlanabilir. Bu noktalarda da bireylerin ihtiyaçlarını belirleyerek hormon destekleri ve takviyelerle sağlıklı kalmalarını sağlayabiliyoruz.

  

Tiroid kanseri sık duyduğumuz bir kanser türü, bu hastalıkların takibinde endokrinologların yeri var mı?

Özellikle tiroid kanserlerinin tanı ve takibi endokrinologların işidir. Tanısı, cerrahi gerekliliğinin kararı ve doku tanısı sonrası radyoaktif iyot gerekliliğinin belirlenmesi, hormon tedavisinin düzenlenmesi gibi her aşamada rol oynuyoruz. Tercih edilecek cerrahi şeklinin seçiminde bile görüşümüzü cerrahi ekibe bildirerek, hastanın en fazla fayda ve en az zarar göreceği yöntemin seçilmesi konusunda yol gösterici oluyoruz. Sonuç olarak tiroidinizde bulunan nodüllere ne yapılacağını inceleyerek, gerekirse ultrasonla görüntüleyerek veya ince iğne biyopsi yaparak karar veriyoruz. Tiroid kanserleri yüzde yüz kür sağlanabilen kanser türüdür. Aşırı müdahaleler yüzünden zarar görmeden ideal tedavinizi belirmede yanınızdayız.

 

Peki endokrin hastalıklarıyla ilgili başka alanlarınız var mı?

Evet daha bir çok hastalık branşımın ilgi alanına giriyor. Ailevi hiperkolesterolemi gibi yağ metabolizma hastalıkları, hormon hastalıklarına bağlı gelişen hipertansiyon hastalıkları, kemik metabolizma hastalıklarından osteoporoz, paget hastalığı, rikets hastalığı, iskelet anomalileri, cücelik, boy kısalığı, gelişme geriliği, ergenlik problemleri, hipofiz bezi hastalıkları prolaktin hormon bozuklukları, cushing hastalığı, adrenal yetmezlik addison hastalığı ve daha pek çok hastalık. Özellikle sık görülen paratiroid hastalıkları, kalsiyum, fosfor ve magnezyum metabolizması hastalıkları.

 

Çocukların ileriki yaşamlarında endokrin sistemi hastalıklarından birine yakalanmamaları için ailelere ne tavsiye edersiniz?

Önlem almaya gebelik öncesi dönemden başlamak gerekiyor. Gebelik niyeti olan kadınlarımıza önerim, gebelik öncesi kan testlerinizi yaptırın. Özellikle demir eksikliği, B12 veya D vit eksikliğiniz varsa, tedavi olun. İyot eksikliğinden kaçınmak için doktorunuz aksini söylemediği sürece iyotlu sofra tuzu kullanın. İyi beslenin. Gebelik sürecinde düzenli kan tahlillerini ve gerekirse şeker yüklemesini yaptırın. Bu sayede henüz yeni oluşan organların en iyi şekilde gelişmesini garanti altına almış olursunuz. Doğumdan sonra altın değerindeki anne sütünü bebeğinize vermek konusunda ısrarcı olun. Düzenli çocuk gelişim takiplerini yaptırmanız sayesinde obezite, diyabet hastalığından çocuklarınızı koruyabilirsiniz. Kilolu çocuk sahibi olmak marifet değil. Abur cubur, çöp yiyeceklerden çocukları korumak gerekir. Spor yapan, sanatla uğraşan çocuk sağlıkla büyüme fırsatı bulur. Kötü alışkanlıklardan ve bağımlılıktan korunur. Tabi çocuklarınızı bol bol sevin çünkü sevgi, büyüme hormonu için gerekli. Ergenlik evrelerini, çocuk hekimi ile birlikte gözlemleyin. Yolunda gitmeyen bir durum varsa zaman kaybetmeden hekiminizle paylaşın. Hem ruh sağlığı hem beden sağlığı hem de zihin gelişimi destekleyici ortamlar ve koşullar oluşturarak, çocuklarınızı sağlıkla büyütebilirsiniz.

 

Özellikle pandemi döneminde bağışıklığımızı güçlendirmek için vitaminlere, gıda takviyelerine yöneldik. Doğru mu yapıyoruz?

Açıkçası gereksiz takviye kullanımı faydadan çok zarar verebilir. Her şeyin kararında kullanılması gerekir. Çünkü eser element, mineral ve vitaminlerin azı kadar fazlasının da sistemimize yük ve zarar getirebildiğini biliyoruz. Bütçeye olan zarardan bahsetmiyorum bile. Vitamin kullanım dozu ve süresini en iyi bilen uzmanlık dalı endokrinolojidir. Sizinle beraber ihtiyaçlarınızı belirleyip gereksiz kullanımlardan sizi koruyabiliriz.

 

Tuğba Hanım, muayenehanenizi yeni açtınız, hastalarınızı oldukça ferah ve hijyenik ortamda kabul ettiğiniz gibi uzaktan görüntülü görüşme de yapıyorsunuz değil mi?

Muayenehane açma hayalim bu mesleğe ilk başladığımdan beri vardı. Hekimlik sanatını herhangi bir baskı olmadan, özgürce, doğru olduğuna inandığım, bilimsel bilgilere ve tecrübeye dayalı, zaman ayırarak, gereken ilgiyi göstererek icra etmek isteğim için bu yolu tercih ettim. Pandemi sürecinin en alevli zamanında, tüm zorluklarına rağmen bu işe kalkıştığımda, sevgili meslektaşlarım ve eskiden beri takip ettiğim hastalarımın büyük desteğini gördüm. Hastalarımla uzaktan görüntülü görüşmelerle veya dijital ortamlarda sorulara yanıt vererek, tedavi ve takiplerin devamlılığını sağladık. Hastanelerin kalabalıklığı yüzünden yaşanan sağlık hizmeti kesintilerini, ferah ve hijyenik bir muayenehanede, bulaş korkusu olmadan eksiksiz sunabildik. Bu sayede hastalarımızda endişe seviyesini azaltmayı başardık. Sağlığın aslında en önemli değerimiz olduğunu anladığımız şu günlerde sağlığınızı korumanıza yardımcı olmaya devam edeceğiz. 

 

MOBİL EKİP KURULDU

 

Pandemi nedeniyle muayenehane hekimliğine yenilikler de getirdiniz. Mobil ekibiniz hastalarınızın evlerine kadar giderek tetkikler için gerekli örnekleri alıyor ve tedavilerini ev ortamında sağlıyor. Bu sisteme hastalarınızın yaklaşımı nasıl oldu?

Evet, bir süredir eski Türk filmlerinde gördüğümüz çantalı doktor oldum diyebilirim. Ekibimde yılların tecrübeli yoğun bakım hemşiresi ve yaşam koçu, beslenme koçluğu sertifikaları da olan asistanım var. Bu sayede hastalarımızdan evlerinin güvenli ortamında kan alarak, ihtiyaç duyulan tıbbi tedavilerin uygulanması ve gerekli takiplerin yapılmasını sağladık. Bunun iyileşme sürecini hızlandırdığını gördüm. Evin bir bireyi gibi görülmek bana da iyi geldi diyebilirim. Sevgi ve ilgiyle yapılan her dokunuşa ve müdahaleye ihtiyacımız olduğu bir dönem yaşıyoruz. Hastalarımın bu sistemi çok beğendiğini ve fayda gördüklerini söyleyebilirim.

 

Gün içinde çok fazla hastayla görüşüyorsunuz, yorucu bir iş hayatınız olmalı, motivasyonu nasıl sağlıyorsunuz? 

İşimi ve insanları seviyorum. Sanırım bu sevgimi hastalarıma da hissettiriyorum ki onlardan da saygı ve sevgi alabiliyorum. Bu bana güç veriyor. Anı yaşamak, zamanımdan zevk almak ve kendime yatırım yapmak, yerimde durmadan öğrenmeye devam etmek, bunlar benim motivasyon kaynaklarım.

 

 

İşten arta kalan zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

En büyük mutluluk kaynağım kızım. İşimin olmadığı tüm zamanımı kızımla ilgilenerek geçirmek bütün stresimi alıyor. Çok güzel yemek yaptığımı söylüyorlar. Yemek yapmak benim için bir terapi gibi. Ellerimi kullanarak bütün duyulara hitap eden bir ürün elde etmek harika. Mutfağa girdiğimde kendimi kaybediyorum. Yemek üretmek ve çevremdeki insanları sağlıklı bir şekilde doyurmak bana büyük zevk veriyor. Bir de okumak var. Her telden her çeşit bilgi ve kitapların içinde zamanı kaybediyorum.  

 

Çok tatlı bir kızınız var, onunla ilişkileriniz nasıl, nasıl bir annesiniz? Annelik ile iş hayatını birlikte götürmek yorucu mu?

Kızım benim hayat enerjim ve yaşam kaynağım. 12 yaşında, pırıl pırıl bir zihni olan, öğrenmeye açık ama bir o kadar şüpheci, sorgulayıcı, meraklı ve konuşkan bir çocuk. Dışa dönüklüğü bazen beni yorsa da bu özelliklerinden yine de çok memnunum. Beni ve sınırlarını zorlayan bir kişiliği var. Ben çok istemesem de biraz helikopter bir anneyim. Çoğunlukla farkında olmadan yapıyorum ama fark ettiğimde geri çekiliyorum. Muayenehane açmamda kızıma biraz daha fazla zaman ayırabilme arzumun etkili olduğunu söyleyebilirim. Evet tam zamanlı annelik yapamadığımı biliyorum ama iş hayatım ile anneliğimi dengede tutabildiğimi sanıyorum. (Kızıma sorsanız yeterli değil ama…) Her ne kadar pandemi dengemizi biraz bozmuş olsa da uzaktan eğitimi ve sanatsal faaliyetlerini başarıyla sürdürebildi. Birbirimize olan sevgimiz sayesinde bu zor günleri geride bırakacağız.

 

Kızınızı büyütürken nelere dikkat ettiniz?

Beslenmesi, uyku düzeni, bütün bedensel ihtiyaçlarını karşılama konusunda gebeliğimden itibaren çok titiz davrandım. Çocuğumun bir kişiliği olduğunu, tercih hakkını abartmadan kullanmasını, kendini ifade etmesini, korkmadan Allah’ı sevmesini, güzel ahlaklı ve iyi niyetli olmasını, farklılıklara saygı göstermesini, haklarının neler olduğunu bilmesini ve bunları savunmasını öğretmeye çalıştım.

Bütün canlıları sevmesi, zarar vermeden davranmayı öğrenmesi için gayet gösterdim. Vatanına bağlı iyi bir cumhuriyet kızı olabilmesi için bilgi ve ilim ile donanması, okuması ve aydınlık bir zihne sahip olabilmesi için tüm gücüm ve varlığımla arkasında olduğumu biliyor. Umarım şansı ve bahtı açık olur. Gelecekte Türkiye’nin aydını olma şansı var çünkü dedesi ve annesinden sonra 3. nesil üniversite okumuş bir birey olacak. 

 

Kızınız piyano çalıyor, bale yapıyor, sizin hobileriniz var mı?

Evet, kızım piyano ve bale eğitimi alıyor. Benim hobilerim de doğa yürüyüşleri, bisiklete binmek, yüzmek ve çocukluk yaşımda başlamış olan tutkum at biniciliği (show jumping), karakalem çizim ve daha önce söylediğim gibi kendi çapımda yemek yapmak.

Ben de piyano çalıyorum. Zaten kızımın piyanoya olan ilgisi evimizde piyano olması sayesinde oldu. Bir de kitaplar, okuma hızım yüksek. Bu sayede saatler içinde kitapları bitirebiliyorum.

 

 

Kızınızın tıbba karşı ilgisi var mı ileride sizin gibi hekim olmasını ister misiniz?

Evet, sağlıkla ile ilgili bir alan seçecekmiş gibi görünüyor. Ancak sanırım veterinerlik tercih edecek. Henüz 4 yaşındayken bile hayvanları iyileştirme çabaları vardı. Umarım hayallerine kavuşur. Ne seçerse seçsin en iyi şekilde yapacağına olan inancım sonsuz.

 

Sizin ileriye dönük hedefleriniz nelerdir?

Aslında henüz tam olarak hayalimi gerçekleştirmedim ama adım adım ilerliyorum. Asıl hayalim endokrin hastalıkları olan insanların bebeklik çağlarından yaşlılık dönemine kadar başka bir kuruma gitmesine gerek kalmadan tüm sorunlarına yanıt verebildiğimiz, farklı branşların ve bilim dallarının buluştuğu bir ekip oluşturarak kapsamlı bir klinik kurmak. Azimliyim ve bu konuda çalışmaya devam edeceğim.

 

Tuğba Hanım son olarak neler söylemek istersiniz?

Yaşamın dengesini birlikte yakalayalım. Hastalıklar kederiniz veya kaderiniz olmasın.

 

İLETİŞİM

Adres: Yenişehir Mah. Dönmez Sok. Birlik İş Merkezi No:6/6 İzmit/ Kocaeli

Telefon: 0 544 443 35 41/ 0 262 502 38 88

E-mail: info@tugbaarkan.com.tr 

Instagram: @drtugbaarkan

--12--




ETİKET :   tuğba arkan uzman doktor endokrinoloji metabolizma hastalık sağlık kocaeli tıp diyabet şeker tansiyon cinsel isteksizlik saç dökülmesi kadın erkek

Tümü