Onu ilk gördüğüm an: Fatma-Ercan Kaplan

PAYLAŞ

14 Şubat Sevgililer Günü’nü kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde, kentimizin tanınmış çiftlerine aşk hikayelerinin nasıl başladığını sorduk

Haber: Eylem Selvi ARI 

Tebrizli Şems’in de dediği gibi ‘Aşksız geçen bir ömür, beyhude yaşanmıştır.’ İşte bir şubat daha geldi… Bitmeyen sevdaların, ölümsüz aşkların, tutkulu sevgililerin ayı. 14 Şubat Sevgililer Günü’nü kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde, yıllardır artarak devam eden aşklarıyla görenlere ‘maşallah’ dedirten çiftleri konuk ettik sayfalarımıza. Kentimizin tanınmış çiftlerine iki soru sorduk… Beylerden, eşlerini ilk gördükleri anda ne hissettiklerini; eşlerinden ise evlenme teklifini nasıl aldıkları anlatmalarını istedik. Aşklarıyla Leyla ile Mecnun’u kıskandıran Kocaelili çiftlerin sevgi dolu hikayelerini keyifle okuyacaksınız.

Fatma Kaplan/Ev Hanımı

İYİ Kİ ONU SEVMİŞİM

Bir mobilya mağazasında tesadüfen karşılaşmıştık. Sohbet esnasında diyetisyen olduğunu öğrendim. Kartını aldım, çünkü 80 kilo civarındaydım. Araştırdım; mesleğinde iyi olduğunu, danışanlarını çok iyi motive ettiğini öğrenince ben de danışmanlık almak amacıyla görüşmeye başladım. Konuşma tarzı ve ses tonu beni çok etkilemişti. O da benden hoşlanmış olacak ki ‘10 kilo verirsen seninle evlenirim’ diyerek şaka yollu ilk evlenme teklifini yapmış oldu. Aşk nelere kadir… O 10 kiloyu verdim. İçinin sıcaklığı, vicdanı, pozitif bakış açısı, dürüstlüğü, güler yüzlü olması, kısacası insan olması beni etkiledi. O benim eşim, arkadaşım, kardeşim, annem, babam, sığınacak limanım, kısacası her şeyim oldu. İyi ki evet demişim, iyi ki hislerime güvenmişim, iyi ki onu sevmişim.

Ercan Kaplan/Diyetisyen

OĞLUM ERCAN, İŞİNİ ŞANSA BIRAKMA!

Ona ilk kez bir mobilya mağazasında rastladım. Parmağındaki yüzüğü görünce (sonradan kendini koruma amaçlı takılmış bir alyans olduğunu öğrendiğim), ‘Ne şanslı erkekler var, bu kadar güler yüzlü ve pozitif bir insanın yanında adam yaşlanmaz’ diye düşündüm. Sonradan tanışıp konuştuğumuzda ve evli olmadığını öğrendiğimde ise ‘O şanslı adam neden ben olmayayım?’ diye düşünmekten kendimi alamadım. Kendi kendime dedim ki: ‘Oğlum Ercan, işini şansa bırakma, kişi kendi şansını kendi yaratır.’ Kartvizitimi verdim (özellikle telefonunu istemedim ki asılıyorum zannetmesin), beni aramasını bekledim. Aramak biraz daha cesaret isteyen bir konu olduğu için o zamanlar moda olan Messenger yazışmalarıyla görüşmeye başladık. Sonra Allah yürü ya kulum dedi yürüdük. 6 sene olmuş, ne çabuk geçtiğini anlamadım. Onun için İlber Ortaylı’nın dediği gibi ‘Ülke ülke gezmeli insan ki ufku açılsın’, arada mobilyacı da gezmeli ki bahtı açılsın.

Bir Cevap Yazın