Ölüm var…

16:13:30 | 2017-08-29
Eylem Selvi Arı
Eylem Selvi Arı      eylemselvi@kocaelilife.com

Geçtiğimiz akşam saçımda bir tel beyaza rastladım.

O koyu renkli saçlarımın arasından bir star gibi fırlamış, öylece duruyordu.

“Sürpriz, artık ben de hayatındayım”dedi bana.

En ön saflardan gülümsüyordu.

Aynaya her baktığımda onu göreyim diye konmuştu oraya.

Bir an öylece içimde bir buruklukla kalakaldım ve “Vay be Eylem sanırım bu bir yaşlılık alameti” dedim kendi kendime…

Annemin yaşı 50’yi geçkin ancak saçlarında birkaç tel dışında beyaz yok.

Ben de beyazlar konusunda hep anneme çekmek istemiştim.

Saçım geç beyazlasın isterdim.

Ancak gencecik yaşta bir ak düştü saçıma.

Ve bana o an ölümü hatırlattı…

“Hayatta her şeyin bir başı olduğu gibi sonu da var” dedi.

Keşke son olmasa.

Keşke her şey başladığı andaki kadar güzel kalsa.

Lakin doğanın kanunu; doğ, yaşa ve öl…

Yaşam ne kadar anlamlıysa ölüm de o kadar anlamlı.

Dört sesin ötesinde bir manası var.

Yaşamın son bulması, nefesin kesilmesi, ruhun bedenden ayrılması, kalp atışlarının durması, beyin fonksiyonlarının iflas etmesinin ötesinde bir anlam…

Mesela; sevdiklerini bir daha görememek, onların sana bir daha dokunamaması, sesini duyamaması, kokunu alamaması, gülüşünü görememesi, ağlayışlarına ortak olamaması, öfkene tanıklık edememesi, sevinçlerini paylaşamaması, canının acısını hissedememesi…

Anlayacağınız çok derin bir manası var ölümün.

Ölüm öyle bir şey ki; geride kalanlar hala nefes alabilse de hep eksik, hep yarım, hep buruk, hep keşkelerle, hep ahlar, hep vahlarla yaşamak zorunda kalıyor.

Buna ne kadar yaşamak denirse…

‘Nasihat istersen ölüm yeter’ demiş büyüklerimiz.

İnsanoğlu bu nasihati her an hatırlasa kırmaz, incitmez, yaptıklarını- yaşattıklarını tartar, can yakmaz, yüreğe ateş düşürmez diye düşünüyorum.

Ancak biz ölümlüler, ne yazık ki ölüm yokmuş gibi yaşıyoruz.

Bundandır dünyanın bu kadar çekilmez olması…

Ve noktayı koyarken o saçımdaki beyaz telin hatırlattığı bir hikayeyi paylaşmak isterim;

Halifeliği döneminde Hz. Ömer bir adamı görevlendirir der ki; “Ben her evimden çıktığımda bana gelip de ki “Ölüm var Ömer, ölüm”. Adam “Peki” der.

Günler ayları kovalar, adam sürekli gidip Hz. Ömer’e ölümü hatırlatır.

Mevsim döner, kış bahara, bahar yaza devrilir.

Aylar birbirini kovalar, yıllar akıp gider.

Bir gün Hz. Ömer aynaya bakar ve görür ki saçında bir tel beyaz saç! Durur öylece, bakar aynaya.

Anlar…

Görevlendirdiği adam ertesi gün yine gelir Hz. Ömer’in kapısına. “Ölüm var Ömer, ölüm” deyince Hz. Ömer; “Yeter! Gelmene gerek yok artık” der.

Adam bir an şaşırır, “Neden” diye sorar.

Hz. Ömer o can alıcı cümleyi söyler: “Artık saçlarımdaki beyazlar bana ölümü hatırlatıyor, görevin sona ermiştir.”

Bu kıssadan hisse derki; ölümü hatırlarsan ona göre yaşarsın…

***

IŞIKLAR İÇERİSİNDE UYU HASAN ABİ

Ölüm dedik ya, yaşamak kadar anlamlı, yaşamak kadar can yakar.

İşte önceki gün bir haberle üzüldük.

Dergimizin sahibi, benim yıllardır tanıdığım sevgili Zeynep Akar ve eşi Hasan Akar’ın canı Hasan Ali Sağbil vefat etti.

Hasan abiyi uzun uzadıya tanımadım ancak tanıdığım, gördüğüm, konuştuğum kadarıyla iyi bir insandı.

Dergimizin de sıkı bir takipçisiydi.

Bir hata gördü mü hemen telefon eder, uyarırdı.

Işıklar içerisinde uyu Hasan abi…

Seni hep güzel hatırlayacağız…




ETİKET :  

Tümü