O bir hekim, o bir mucit; Serdar Kaman

Op. Dr. Serdar Kaman’ı çoğunuz bir hekim olarak tanıyorsunuz. peki, onun bir mucit olduğunu biliyor musunuz?

17:45:17 | 2018-04-05

RÖPORTAJ: Serpil ÇOLAK

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Bu ay ‘Siyaset Dışı Sohbetler’ köşemize İyi Parti İl Başkanı Serdar Kaman konuk oldu.

Siyasetçi kimliğinden önce ‘hekim’ kimliğiyle bu kentte geniş bir kesim tarafından sevilen ve sayılan bir isim Serdar Kaman. Gastroenteroloji cerrahisi uzmanı olarak başarılı çalışmalara imza atmış bir hekim. Aynı zamanda bir mucit.

Öyle ki mesleğinin gerektirdiği bir cihazı Türkiye’de üreten tek isim. Ülkemizin şimdiye kadar ithal ettiği bu cihazı, 5 yıl süren Ar-Ge çalışmaları sonrasında, kurduğu imalathanede üretmeyi başaran, piyasaya sürmeye hazırlanan bir mucit. Aynı zamanda sağlam bir Atatürkçü. Gerek siyasette, gerekse özel yaşamında örnek aldığı tek kişinin Atatürk olduğunu söylüyor; bu ülkede birileri bir şeyleri değiştirecekse, Atatürk kadar donanımlı olmaları gerektiğini savunuyor. İki kız babası olan Serdar Kaman, çocuklarının da dünya vatandaşı olmasını istiyor, onlara bir tek öğütte bulunuyor; ‘Ne yaparsanız, en iyisini yapın.’ Serdar Kaman’ı daha yakından tanımak istiyorsanız bu röportaj kaçmaz!

 

Serdar Kaman kimdir?

Özetle; 1965 Elazığ doğumlu, tıp doktoru, evli ve iki çocuk babası, Atatürkçü biriyim.

Kaç yıldır Kocaeli’desiniz?

1997 yılından beri Kocaeli ile bağım var, 20 yıldan fazla olmuş. Kocaeli’ye yerleşme tarihimi soracak olursanız 2003 yılı diyebilirim.

Sizi buraya getiren nedir?

Eşim eczacı, kendisiyle bir ilaç firmasının düzenlediği yemekte tanıştık. 1997 yılıydı. O, Kocaeli’de çalışıyordu, ben Adapazarı’nda. Tanıştıktan sonra Kocaeli ile bağım başlamış oldu. 1998 yılında evlendik. Bir müddet Adapazarı’nda oturduk, eşim İzmit’e gelip gidiyordu. Yüksek ihtisası kazanınca, birlikte Ankara’ya gittik. Uzmanlığımın son döneminde devlet bursuyla Amerika’ya gittim, eşim de tekrar İzmit’e döndü. Ben de Amerika dönüşü, 2003 yılında İzmit’e geldim, buraya yerleşmiş olduk.

 

 

Kocaeli’de yaşamaktan memnun musunuz, burada mutlu musunuz?

Benim yaşamak istediğim kentlerde mutlaka deniz olmalı. Bu yüzden Kocaeli benim için ideal şehirlerden biri diyebilirim. Kocaeli’de yaşamayı seviyorum ama kendimi emekliye ayırdığımda İzmir’de yaşamak isterim. Çocukluğumdan beri yaşamak istediğim yerdir İzmir.

Bir partinin il başkanısınız, siyasi çalışmalarınızın yoğun olduğunu biliyoruz. Peki, siyaset dışında bir gününüz nasıl geçiyor?

Allah beni çalışmak üzere yaratmış. Günde 12 saat çalışıyorum. İş dışında genelde evde olmayı tercih ediyorum. Kitap okuyorum. Araştırma, tarih, inceleme kitapları tercihim. Bunun dışında gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi seviyorum. Siyaset nedeniyle aileme ayırdığım vakit azalmakla birlikte en çok hoşuma giden şey onlarla birlikte yurt dışı gezilerine çıkmak. Bazen haritadan bir yer seçeriz, atlar gideriz. Zaman zaman yurt içi gezilerine de çıkarız. Yurt içinde en sevdiğim, huzur bulduğum yer Abant Gölü’nün kenarında bulunan iskeledir. Burada oturup çay-kahve içmek, aylar süren yorgunluğumun tamamını alır. Bir de mucitlik tarafım vardır.

 

MUCİTLİK DE VAR

Mucitlik derken...

Endoskopide kullanılan biopsi forsepsi vardır. İşlem esnasında parça almaya yarayan bir alettir. 5 yıllık bir Ar-Ge çalışması sonrasında, Türkiye’de ilk biopsi forsepsini ben ürettim. Aslında hobi olarak başlamıştım ama iş ciddiye döndü. Kendime küçük bir imalathane açtım, Ar-Ge çalışmalarımı burada yürüttüm. Çok emek verdim, çok para harcadım ama sonunda başardım. Çok kıymetli bir alet, tüm teknoloji ucunda saklı. Ucunun bir kilosunun ağırlığı üç kilo altına bedel. O kadar katma değeri yüksek bir ürün. Türkiye şimdiye kadar bunu ithal ediyordu. Üretim için üç belge almam gerekiyordu, ikisini aldım. Teknolojik ürün belgesi ve yerli ürün belgesi tamam, sırada CE belgesi var.

Sonra üretime mi başlayacaksınız?

Şu anda bile üretime başlayabilirim aslında, o teknolojiyi geliştirdim. Bu projeyi yürütürken üretim teknolojileri konusunda ciddi bir bilgi birikimim oldu. Bunu siyasette de kullanmayı düşünüyorum. Türkiye’nin üretmesi gereken şeyleri nasıl üreteceği ve neler yapması gerektiği konusunda epey bir deneyim kazandım. Bu potansiyeli üreten Türkiye için kullanacağım.

Bunun gibi başka uğraşlarınız var mı?

Bazen gençlere siyasi anketler yaptırırım. Kimsenin haberi olmaz. Daha sonra o anketleri değerlendiririm. Bir de benim bir grubum vardı; Denge ve Birlik diye. O gruptan arkadaşlarımızla yurt içi ya da yurt dışında konferanslara katılır, eğitimlere gideriz.

İki çocuğunuz var, onlar neler yapıyor?

İki kızım da okuyor, biri 18, diğeri 12 yaşında. Büyük kızım bu yıl üniversite sınavına girecek, diyetisyenlik ve iç mimarlık arasında kararsız. Küçük kızım yazılım mühendisi olmak istiyor. İkisi de kendi ayakları üzerinde durmak, yurt dışında yaşamak istiyor. Biz de psikolojik olarak çocuklarımızı buna hazırlamış olabiliriz. İleride yurt dışında yaşarlarsa sıkıntı çekmesinler diye isimleri bile uluslararası koyduk. Biri Selin, diğeri Melisa. Ben açıkçası evlatlarımın bir dünya vatandaşı olmasını istiyorum.

 

 

Anne sağlıkçı, baba sağlıkçı… Çocuklarınızın da sizin gibi sağlıkçı olmasını istemediniz mi?

İsteselerdi saygı duyardım ama benim ne kadar çok çalıştığımı görünce ürktüler herhalde. Sağlıkçı olmanın sıkıntılarını hem annede hem babada bizzat gördüler, bu yüzden sağlıktan uzak durdular. Benim ikisine de öğüdüm, ne yaparlarsa yapsınlar en iyisini yapsınlar.

Hayattaki en büyük destekçinizi sorsam?

‘Eşim’ derim. Şöyle bir laf vardır; Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın, her başarısız erkeğin arkasında iki kadın vardır

Siyaset dışında örnek aldığınız bir kişi var mı?

Benim için örnek kişi Atatürk’tür. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmadan önce 4 bin tane kitap okumuş bir lider kendisi. Anıtkabir’e gittiğimde, Atatürk’ün altını çizerek okuduğu kitapları gördüm. İnanılmaz bir şey. Bu ülkede birinin bir şey yapması için Atatürk gibi donanımlı olması gerekiyor. Siyasette ve siyaset dışında da örnek aldığım kişi Atatürk’tür. Bana Neo-Kemalist diyebilirsiniz.

Hayatınızın olmazsa olmazları var mı?

Sağlık. Olmazsa olmazım.

Peki, bir sağlıkçı olarak sağlığınıza dikkat ediyor musunuz?

Elimden geldiğince. Tıbbi bilgilerim doğrultusunda beslenmeme dikkat ederim. Hayattaki hiçbir şey sağlımızdan daha önemli değildir. Sağlık derken sadece bedensel sağlıktan bahsetmiyorum, ruhsal sağlık da önemli. Zaten sağılığın tanımı şudur; Bedenen ve ruhen iyi olma hali. Sağlık yoksa, hiçbir şeyin önemi yok.

Siyaset yapmak ruh sağlığınızı olumsuz yönde etkiliyor mu? Nasıl baş ediyorsunuz?

Öncelikle karşımızdaki insanın ne istediğini bilmek gerekir. Siyasette bir talep varsa önce dinlerim, karşımdaki kişinin sözünü hiç kesmem. Kaçırdığım yerler varsa tekrar sorarım, iyice anlamaya çalışırım. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Çoğu zaman o ayrıntıyı bulmaya çalışırım. Karşımdaki kişinin ne istediğini tespit ettikten sonra ne yapmam gerektiğine karar veririm. Sorunu anladıktan sonra çözüme ulaşmak daha kolaydır.

Özel yaşamınızda en çok neye kızarsınız?

En fazla yapması gereken şeyleri yapmayan insanlara çok kızarım. Görevini yerine getirmeyenlere.

En çok neye gülersiniz?

Zekice hazırlanmış tezatlara. Ben siyasete atılmadan önce saksıda çiçek gibiydim. Toplumdan kopuktum. Evet, üniversite sınavına girdiğimde ilk 3 bindeydim, hep iyi bir doktor olmak için çalıştım ama sadece tıp kitaplarıyla haşır neşir oldum, sadece mesleğime yoğunlaştım. Siyasete girince, şaşırtma olayını yaşadım. Şaşırtma nedir bilir misiniz? Tohumu küçük bir kaba ekersiniz, büyür ve fideye dönüşür. Fideyi de alıp toprağa ekersiniz. Halk arasında buna şaşırtma denir. Ben siyasette, şaşırtma olayını yaşadım. Saksıda çiçek iken tarlada çiçeğe döndüm. Bu sırada yaşadığım tezatlıkları daha iyi değerlendirdim, onlar da beni güldürdü, güldürüyor açıkçası.

Televizyonla aranız nasıl? Takip ettiğiniz bir dizi var mı?

Televizyon seyretmeyi sevmem, izlediğim zaman da genelde belgesel izlerim. Biz genelde yabancı filmlerin CD’lerini alıp, evde ailece izlemeyi severiz.

Nasıl bir giyim tarzınız var? Eşiniz müdahale eder mi?

Klasik erkek giyimi diyelim. İlk evlendiğimiz yıllarda eşim denemişti ama daha sonra karışmamaya karar verdi. Önerilerde bulunur tabii ki ama ben kendi kıyafetlerimi kendim seçerim.

Hangi parfümü kullanıyorsunuz?

YSL Kouros 30 yıldır aynı parfümü kullanıyorum. Benimle özdeşleşti adeta.

Spor yapıyor musunuz?

Spor yapmıyorum ama yürüyüş yapıyorum, günde en az 3-5 kilometre yürürüm.

Burcunuz nedir? Burcunuzun özelliklerini taşıyor musunuz?

Burcum Aslan. Burcumun özelliklerini biraz taşıyorum. Çocukluğumdan beri bulunduğum ortamlarda ya sınıf başkanı olmuşumdur ya da bir grubun lideri. Burada da yavaş yavaş benzer tablolar oluşmaya başladı. Aslan lider burçtur.

En çok hangi yemeği seversiniz? Dışarıda yemek için hangi mekanları tercih edersiniz?

Güzel yapılmış bir yayla çorbası ve sarımsaklı yoğurtlu makarnayı severim. Öğle yemekleri için Çınar Lokantası’na, akşam için de Başol Steak House ya da Kasap’ın Mutfağı’na giderim. Eşimle birlikte yeni lezzetleri keşfetmeyi de severiz.

Fobi boyutunda bir korkunuz var mı?

Fobi depremden sonra oluştu. Kapalı alanlara giremiyorum. Mesela Göreme’de yer altı şehrine giremedim. Mısır’a gittiğimizde de piramitlerin içine giremedim. Depremden sonra mağara gibi yerlere girmek istemiyorum.

Emeklilik hayalinizi de öğrenmek istiyorum.

Ben emekliyim zaten. Çocukluğumda tarım işçisi olarak çalıştığım için erken emekli oldum.

Tarım işçisi mi?

Evet, yaz aylarında çalışıyordum. Bakmayın dışarıdan soğuk göründüğüme ben halk çocuğuyum aslında. Yaz aylarında sigortalı olarak çalıştım, tarlalarda boru döşedim, sulama işleri falan yaptım.

O zaman şöyle diyelim, işten ve siyasetten elinizi eteğinizi çektiğinizde ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Foça’da deniz manzaralı birkaç dönüm yer alıp, burada akşamları güneşin batışını izlemek istiyorum. Hayalim bu. Hayatta hemen hemen her şeyi tattım. Birçok ülke gezdim, birçok insan tanıdım, değişen bir şey yok. Önemli olan arkandan insanların ne söylediğidir. Rahmetli Demirel öldüğünde sadece bir tane evi vardı. Cenazesine gitmiştik Kocatepe Camii’ne. Hoca ‘Hakkınızı helal ediyor musunuz?’ diye sorduğunda, herkes göğsünü yırtarcasına ‘Helal ediyoruz’ demişti. Bir insan için bu yeterli.

Peki, elinizde sihirli bir değnek olsaydı neyi değiştirmek isterdiniz?

Ben bütün dünyada insanların sağlıklı ve huzurlu yaşamasını isterdim. Dünyada sömürü düzeni hakim. Zengin ile fakir arasındaki uçurumu kaybetmek için bir şeyler yapmak isterdim. İnsanlar birbirlerine yakın yaşam sürsünler, mutlu ve huzurlu olsunlar isterdim.

 

KIRILMA NOKTALARIM

Hayatınızın kırılma noktasını sorsam cevabınız ne olurdu?

Birincisi Almanya’ya gidişimdir. Almanya’da hastanede gözlemci doktor olarak çalışabilmem için bir kabul belgesi almam gerekiyordu. Hiçbir hocanın desteği olmadan o kabul belgesini almıştım. Bu olay benim hayat felsefemi tamamen değiştirdi. İkinci kırılma noktam da yüksek ihtisası geçip yan dal yapmam oldu çünkü cerrahi hayatım değişti. Bu kırılma noktaları sayesinde farklı bir yola girdim. Üçüncü kırılma noktası da eşimle tanışmamdır. Biz bir elmanın iki yarısı gibiyiz. Eşimin fikirlerine çok saygı duyarım.

Hayattan beklentiniz nedir?

Arzuladığım tek şey çocuklarımı bu ülkeye, bu dünyaya hayırlı bir evlat olarak yetiştirmek. Onlar bizim miraslarımız. Siyasi olarak da en büyük idealim Türkiye’ye, dünyanın en büyük kütüphanelerinden birini yapmak. İnşallah bir gün bu hayalim gerçek olur.

İnsanların siyasi hedefleri başka olur?

Devasa bir kütüphane yapmak istiyorum. Betonarme değil ama özel taşlardan, özel bir mimarisi olan, büyük bir kütüphane. Binlerce yıl ayakta kalsın istiyorum. Bunu Türkiye’ye armağan etmek istiyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Kocaeli benim gözümde devasa bir köy. Kocaeli’yi uluslararası bir kent haline getirmek isterim doğrusu. Marka şehir yapmak isterim. Bu çok zor değil, sadece insanın vizyonu olsun. Kocaeli’nin dünya kenti olabilmesi için alt yapısı var sadece bu potansiyeli değerlendirebilecek ekibin hazır olması gerekiyor.




ETİKET :   Serdar Kaman

Tümü