‘O an’ı yakalamayı seviyorum

PAYLAŞ

CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, sanayici ve siyasetçi kimliğinin yanı sıra tam bir gezgin ve fotoğraf tutkunu. En büyük hobisi ‘o an’ı yakalamak ve ölümsüzleştirmek

RÖPORTAJ: Eylem Selvi Arı • FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

Siyaset dışı sohbetlerimize bu ay yaşamıyla, hobileriyle, hayata bakışıyla, yaşamdan beklentileriyle kendine münhasır bir isim olan CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan konuk oldu. Çok etkileyici bir hayat hikayesi var Tahsin Bey’in.

9 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya gelmiş ve köyünde okul olmadığı için “Bu çocuk okuyacak” diyen annesi tarafından 6 yaşında başka bir aileye emanet edilmiş. Tahsin Tarhan’ın hayatının dönüm noktalarından birini; oğlunu ağlaya ağlaya başka bir aileye emanet eden annenin fedakarlığı oluşturuyor. O şimdi, oto makas tamircisi olarak başladığı iş yaşamını 35 ülkeye ihracat yapan bir sanayici olarak devam ettiriyor.

Sadece bir sanayici ve siyasetçi değil o, Tahsin Tarhan.

Aynı zamanda gezgin ve fotoğraf tutkunu. Çocukluğunda anne ve babasıyla çekilmiş bir fotoğrafı olmadığı için ilgi duyduğu fotoğraf sanatı, şimdi en büyük hobisi. Yaklaşık 90 ülke gezen ve ülkemizde de Edirne’den Kars’a görmediği şehir kalmayan Tahsin Tarhan, gezdiği yerlerde çektiği en güzel anları “Günden Kalan İzler” isimli kitapta topladı.

Ardından “Barış Yurdu Hindistan” isimli bir kitap daha çıkararak, hayranı olduğu Hindistan’ın fotoğraflarını bu kitapta paylaştı.

Tarhan, milletvekili olmadan önce de kendi yaşamını anlatan bir kitap yazmaya başladığını ancak kitabı çıkarmak için biraz daha zamanı olduğunu söylüyor.

Aynı zamanda gerçek bir alışveriş tutkunu olan Tahsin Tarhan’la sizleri baş başa bırakıyoruz.

Tahsin Bey, zor bir çocukluk geçirdiğinizi biliyoruz. Hayatınızın dönüm noktasını bizlerle paylaşır mısınız?

Hayatımın birkaç tane dönüm noktası var ancak hayatıma yön veren olayı henüz 6 yaşındayken, köyümüzde okul olmadığı için başka bir köye giderek yaşadım. Biz 9 kardeştik. Ailenin en küçüğüydüm ve okuma-yazma bilmeyen bir anne-babanın çocuğuydum. Köyde doğup-büyüyen bir ailemin kendilerine bir görev biçip, en küçük çocuklarını okutmak istemesiyle hayatım değişti. O yıllarda okumam için beni başka bir köye götürüp, tanımadığım bir ailenin yanına bıraktılar. 3. sınıfa kadar 5 değişik ailenin yanında kalarak okudum. Hayatım böylece farklı bir alana savruldu. Hayatımın dönüm noktası budur.

Bu hikayenizi anlatan bir kitap üzerinde çalıştığınızı biliyoruz…

Evet, zengin bir iş adamının yoksulluğa özlemini anlatan, kısacası kendi hayatımı konu alan bir kitap hazırlıyorum. 6 yaşımdan 16 yaşıma kadarki hayatıma duyduğum özlemi bu kitapta anlatacağım. Milletvekili olmadan önce yazmaya başladım ama vekillik sürecinde bitirmek istemedim. 

BENİ TAŞLAYAN BİR ANNE SAYESİNDE

Neden?

Milletvekilliğim devam ederken kitabı çıkarmam yanlış değerlendirmelere neden olabilirdi. Bu süreçte “Benim bir hikayem var” demek istemiyorum çünkü ülkemizde yaşayan herkesin bir hikayesi olduğuna inanıyorum. Milletvekilliğinden sonra kitabımı çıkaracağım. Ama kitabımdan bir anekdot paylaşayım; Okumamı isteyen rahmetli annemin beni bir başka köye götürüp bırakacağı gündü. 6 yaşındaydım, annemin peşinden ağlamaya başladım. Annem de bir yandan ağlıyor bir yandan da yerden topladığı taşları bana fırlatıyordu. Ben onunla gitmeyeyim diye taşlamıştı beni. Ben ağlıyorum, o ağlıyorum. İşte ben, beni taşlayan o anne sayesinde buralardayım. Onun sayesinde bu noktaya geldim.

Yoksula özlem dediniz, neyini özlüyorsunuz?

Zenginlik kavramı çok farklı. Ben Hindistan hayranıyım. Hindistan’da çektiğim fotoğraflardan bir kitap yaptım. Orada da Avrupa’daki zenginlik ve Hindistan’daki yoksulluğu anlattım. Zenginlik sadece parayla tartılamaz. Zenginlik; doğal yaşamla, ailelerin birbirlerine bağlılığıyla, sevgiyle tartılır. Biz 9 çocuktuk, 9’umuz bir araya gelmeyince yemek başlamazdı, tek bir sahandan 9 çocuk yemek yerdik. 9 kaşık havada gider gelir ama birbirine çarpmazdı. Zenginlik benim için budur. An olur bir odada 9 çocuk yatardık. Bir geçmişteki aile bağlarına bir de şimdiki aile bağlarına bakın…

Ne yazık ki şimdi artık o bağlar yok…

Geçmişe bir bakın, dedenin yanında oğlu ve oğlunun evladı el ele yürürdü. Şimdi herkes yalnız. Hatta birbirlerini görmüyorlar. Asıl zenginlik birlikteliktir benim için.

Şu an aile bağlarınız nasıl?

9 kardeş geçmişte birbirimize nasıl bağlıysak şimdi de aynı ölçüde bağlıyız. Ben küçük olduğum için onların gözünde hala çocuğum.

HİNDİSTAN BARIŞ ELÇİSİ GİBİYİM

Peki, Hindistan sizin için neden bu kadar özel?

Hindistan’a sık sık giderim. Gittiğim zamanlarda çektiğim fotoğrafları bir kitapta topladım. Tagore’un şiirleriyle birlikte harmanladığım kitabı yayınladım. Hindistan bu dünyada cennet ile cehennemi açıkça görebileceğimiz bir ülke. “Öbür dünya nasıl bir yer?” diye merak etmemize gerek yok, Hindistan’a gidip görmek yeterli. Zenginlik ile yoksulluk, doğal yaşam ile teknoloji bir arada. Aynı zamanda tüm dinlerin bir arada nasıl barış, sevgi ve kardeşlik içerisinde yaşadığını da yine Hindistan’da görebilirsiniz. Hindistan bu dünyada görülmesi gereken ender ülkelerden biri. Tüm bölgelerini gezdim. Hala da gitmeye devam ediyorum. Hindistan’daki resmi törenlere her yıl davet ediliyorum. Bir barış elçisi gibiyim. Hatta bir törende büyükelçi, “Ben dahi Hindistan’a senin baktığın gibi bakmamıştım” dedi. Çünkü Hindistan’a gidenler orayla ilgili iyi şeyler anlatmaz. Ama ben ülkeye hep başka bir gözle baktım.

Tahsin Tarhan, Hindistan’da çektiği fotoğrafları bir kitapta derledi.

Gelelim milletvekilliği döneminize. Milletvekilliğiyle birlikte hayatınızda neler değişti?

Ben sol siyasetin içerisinde yetiştim. Maltepe Gülsuyu denilen yerde büyüdüm. İster istemez toplumun sorunlarıyla iç içeydim. Toplum beni siyasete itti. Ekonomik bağımsızlığımı kazandıktan sonra özellikle toplum için, çevrem için, milletim için neler yapacağımı düşünerek siyasete girdim. Ülkenin geleceğiyle ilgili karar vermem gerekiyorsa siyaset yapmalıydım. Murat Karayalçın ile birlikte Sosyalist Halkçı Parti’nin kuruluşunda yer aldım ve daha sonra CHP ile siyasete devam ettim. Milletvekili olduktan sonra yaşamımda bir değişiklik olmadı. Ne çevrem değişti ne de aile yaşantım. Sadece zaman konusunda değişiklik oldu. Siyasete çok fazla zaman ayırıyorum, Ankara’da çok kalıyorum. Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görev yapıyorum. En fazla kanun yapan komisyon olduğumuz için Meclis’e çok zaman harcıyoruz.

Siyaset konusunda ‘keşke’leriniz oldu mu? Yani ‘Keşke vekil olmasaydım da zamanımı kendime ayırsaydım’ dediniz mi?

Hayatımda hiç ‘keşke’lerim olmadı. Ben istediğim için bu görevi yapıyorum. Sadece şunu söylüyorum; keşke benim gibi samimi ve siyaseti benden daha iyi yapan gençler bu alanda daha çok varlık gösterebilseydi. Bu bir görev ve birilerinin bunu yapması lazım. Ülkenin geleceğine siyasetçiler karar veriyor. Bu nedenle bu görevi layıkıyla yapmak benim için önemli. Ben de görevimi en iyi şekilde yapacağım.

Siyasetten emekli olunur mu? Sizin için aktif siyasetin yaşı kaçtır?

Bu noktada siyasette hep kötü örnekler var. 75-80 yaşında hala siyaseti bırakmayan hatta bastonla yürüse de aktif görev alanlar var. Bu doğru değil. Siyasetin görev alanları vardır. Çok gençsinizdir; ilçe ve il örgütlerinde görev yaparsınız. Orta yaştaysanız partinin üst kademelerinde görev alırsınız. Belli bir yaştan sonra da partinin akil kadrolarında kendinize yer bulursunuz. Bana göre 65 yaş ve üzerinde artık akil adam görevi almak lazım. Gençlere örnek olmak ve yer vermek açısından bu önemli. Yoksa ölene kadar siyasi hırs doğru değil.

FOTOĞRAF ÇEKMEYİ ÇOK SEVİYORUM

Gezmeyi seviyorsunuz. Yurt içi-yurt dışı seyahatleriniz oluyor. Gitmediğiniz şehir ya da ülke kaldı mı?

Türkiye’nin her yerine gittim. Yaklaşık olarak 80-90 ülke gezdim. Gezmeyi çok seviyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Ülkelerin yönetim anlayışını yakından takip ediyorum. Dünyanın çok değişik bölgelerinde yerel yönetimlerle ilgili bilgiler edindim. Fransa’da şehircilik, Küba’da halk konseyleriyle ilgili araştırmalarım oldu. Asya’dan Avrupa’ya kadar gezdiğim ülkelerin yerel yönetimlerini, siyasi geçmişini araştırdım. Gittiğim ülkelerin yerel müziğini dinlemeyi, fotoğraflarla oraları ölümsüzleştirmeyi seviyorum.

Tahsin Bey, fotoğraf hobiniz ilgi çekici. Sizi fotoğrafa yönlendiren nedir?

Çocukluğumda ne annem ne de babamla bir tane fotoğrafım yok. İşte bu olay beni fotoğrafa yönlendirdi. Anı yakalamayı çok seviyorum. Ben bir insanın makineye bakarak fotoğraf çektirmesinden hoşlanmam. Bana yapay, yapmacık gelir. Ama habersiz çektiğiniz fotoğraf, o insanın doğumdan ölümüne kadarki tüm yaşam felsefesini size sunar. Benim için ‘o an’ı yakalamak önemli.

Gençlik bir zenginliktir. Gençler, hangi alanda mutlu oluyorlarsa o alanda ısrar etsinler.

Peki, daha çok insan fotoğrafı mı çekiyorsunuz yoksa doğa fotoğrafı mı?

Güzel olan her şeyin fotoğrafını çekerim. Güneşin doğup-batışını, bulutların şeklini, insanın ifadesini çekerim. Fotoğraf çekenlerin hedefi istediği fotoğrafı bulmaktır. Hala fotoğraf çekmeye devam ediyorsam istediğim fotoğrafı bulamayışımdandır. Bu yaz tatilimi Vietnam ve Kamboçya’da geçirdim. Oraları da fotoğrafladım. İlerleyen süreçte çektiğim fotoğrafları bir kitapta toplayacağım.

Deniz tatilini sevmiyorsunuz sanırım…

3-5 gün denize girmek, kumsalda uzanmak bana doğru gelmiyor. Ben o kadar zengin değilim (gülüyor). Bir ülkeyi gezip, yeni yerler ve yeni kültürler görmek benim için daha doğru. İnsanın ufku gelişiyor. Bir sokakta yürüyüp o kentin yapılarını görmek, sokaklarını gezmek, bir kafede kahve içmek, bir kitapçıyı gezmek, bir yerde leziz yemekler yemek benim için çok daha değerli.

Fotoğraf çekmek dışında ne gibi hobileriniz var?

Ben sosyal biriyim. Bir gazeteyi açtığım zaman tüm sayfalarını okuyorum. Arabeskinden pop müziğine, Türk sanat müziğinden Türk halk müziğine, basketboldan futbola, atletizmden yüzmeye kadar tüm dalları takip ediyorum. Türkiye’deki siyasi partilerin temsilcilerini yakından takip ediyorum. Dünyadaki cumhurbaşkanlarının, başkanların yaşamını da takip ediyorum. Ayrıca spor yapıyorum. Sabahları yürümeye gayret ediyorum. Ankara’da da yemek aralarında arkadaşlarla yürümeyi tercih ediyorum. Okul hayatımda futbol oynadım. Mümkün olduğu kadar yeni çıkan filmleri de yakından takip eder, sinemaya giderim.

Fobiniz var mı?

Ben hiçbir şeyden korkmam. Köylü çocuğuyum. Ne karanlıktan ne böcekten ne de hayvandan korkmam. Sadece ülkemizin geleceğinden korkuyorum.

Kocaeli’de nerede oturuyorsunuz? Ankara’da eviniz var mı?

Darıca’da ailemle oturuyorum. Ankara’da evim yok. Misafirhanede kalıyorum.

Neden misafirhane?

Ankara’da ev alırsam Kocaeli’den koparım diye düşündüm. Kendi bölgemden kopmak istemiyorum. Kocaeli yalnızca İzmit’ten ibaret değil. Gebze, Darıca, Dilovası ve Gebze çok büyük bir bölge. Yoğun bir kent programı oluyor. Bu nedenle Meclis’in çalışma günleri dışında bölgemdeyim. Bir de meclis son yıllarda çok geç kapanıyor. Bu nedenle ev tutmanın bence anlamı yok. Hayatımız meclisin içinde geçiyor.

HER KÜLTÜRÜN YEMEĞİNİ TATTIM

Çocuklarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Benim iki oğlum, bir kızım var. Kızım henüz 18 yaşında. Siyasetle ilgilendiğim için oğullarım işleri devraldı. Ben de kızıma zaman ayırıyorum. Kızımla sık sık sinemaya gidiyoruz ya da sosyal bir etkinliğe katılıyoruz. Çocuklarımla bir baba gibi değil arkadaş gibiyim. Erken yaşta evlendiğim için oğullarımla aramda çok büyük yaş farkı yok. Bu nedenle güzel bir iletişimimiz var.

Yemek yapmayı biliyor musunuz? En sevdiğiniz yemek nedir?

Ben yemek yapmasını bilmem. Güzel yapılan yemeği yemeyi severim. Zamanım oldukça televizyonda yemek programlarını izlerim, nasıl yapıldığını merak ederim. Şunu da söyleyeyim, asla yalnız yemek yiyemem. İş yerinde dahi kimse olmazsa o gün aç kalırım. “Hayatım boyunca bir restoranda yalnız yemek yemedim. Dünyanın değişik bölgelerindeki yemekleri tatmışımdır. Yemek ayırmaya karşıyım. “Ben şu yemeği sevmem” cümlesinden nefret ederim. Sevmek zorunda değilsiniz ama tadabilirsiniz. Kültürlerin değişik yemeklerini tadarım. Yemek ayrımı yapmam ancak hiç böcek yemedim. Kültürüme uygun olmadığı için tercih etmedim.

Tarhan, defalarca gittiği Hindistan için ‘‘Mutlaka görülmesi gereken bir yer’’ diyor.

ANNEM EN BÜYÜK DESTEKÇİMDİ

Hayattaki en büyük destekçiniz kimdir?

Hayatım boyunca en büyük destekçim annem oldu. Annemi kaybettikten sonra da abimle çok yakın bir ilişkim oldu. Dertleşmek istediğimde abime giderim. Arkadaş gibiyiz.

Bir idolünüz var mı?

Bunu kategorilere ayırmak lazım. Siyasi anlamda idol deyince aklıma Mustafa Kemal Atatürk geliyor. Onun yönetim anlayışı, düşünceleri, ileriyi görmesine büyük bir hayranlık duyuyorum. Aynı zamanda bir eğitim gönüllüsüyüm ve eğitim anlamında bir Kadir Has, bir İzzet Baysal olmak isterdim.

Siz de okul yaptırıyor, burs veriyorsunuz. Eğitime desteğiniz büyük.

Elbette, ama eğitim alanında daha çok var olmak isterdim. Bana göre ülkenin geleceğini ekonomi değil, eğitim belirler. Bu topluma para değil, eğitim vermeliyiz.

SİNİRLERİM ALINMIŞ GİBİDİR

Tahsin Bey sizi en çok ne kızdırır?

Çok zor bir soru. Beni kızdırmak çok zordur. Çok sabırlıyımdır. Çünkü 16 yaşında beri işletmecilik yapıyorum. Binlerce kişi yanımda çalıştı. Çok farklı insanlarla bir araya geldim. Yaklaşık 40 ülkede değişik kültürlerde müşterilerim var. Yaşadıklarımla sinirlerim öyle törpülenmiş ki artık insanları olduğu gibi kabul ediyorum. 25 yaşıma kadar çok sinirlendiğimi biliyorum. Ancak bu yaştan sonra sinirlerim adeta alındı. Hoşlanmadığım bir ortam varsa sessizce orayı terk ederim. Kavga etmem. Bu da aileden gelen bir şey. Biz 9 çocuk bir aradaydık, ne komşumuzla ne birbirimizle hiç kavga etmedik. Kavgadan uzak yetiştik. Kavga edecekseniz fikirsel anlamda etmelisiniz. Genel başkanımızı galiba çok yakından takip ettim, onun kadar sabırlıyım.

En çok neye gülersiniz?

Çok basit; Kemal Sunal’a gülerim. Gerçekten takdir ettiğim bir sanatçıydı. Türkiye, Kemal Sunal’ı anlamadı, belki 50 yıl sonra anlar.

Televizyon izlemeye fırsat bulunca ne seyredersiniz?

Dizi izlemeye zamanım yok. Televizyon izlemeye fırsat bulursam genellikle haber, sosyal içerikli program ve gezi programlarını seyrederim. National Geographic’in tüm programlarını takip ederim.

Tarhan, çektiği fotoğrafları ‘Günden Kalan İzler’ kitabında topladı.

Giyim tarzınızı konuşalım?

Hem resmi hem spor giyinmeyi seviyorum. Bir markaya bağlı kalmam. Dönem dönem değişik markaların ürünlerini beğendiğim olur. Önemli olan giyineceğim kumaşın kalitesi ve bana uyması. Resmi kıyafetlerim siyah, lacivert ve mavidir. Spor kıyafetlerim ise renklidir.

Alışverişi sever misiniz?

Hayatımda en çok israf noktam giyimdir. Herkes kadınların alışverişi çok sevdiğini söyler ama ben kadınlardan daha fazla alışverişi severim. Sabahtan akşama kadar mağazaları gezsem doymam. Hiçbir şey almasam da gezerim. Sıkılınca, yorulunca, gerilince hemen alışverişe giderim. Sadece Türkiye’deki alışveriş merkezlerini değil, başka ülkelerdeki merkezleri de iyi bilirim.

Hangi parfümü kullanıyorsunuz?

Sabit bir parfümüm yok. Parfümümü dönem dönem değiştiririm. Şu an Armani kullanıyorum.

Burcunuz nedir?

Aslında doğum tarihim belli değil ancak burcum belli. Ot ayında doğmuşum (gülüyor). Burcum ikizler.

Burcunuzun özelliklerini taşır mısınız?

Evet. Gezmeyi, eğlenmeyi çok severim. Sıkıntıya gelemem. Bizim burcumuz bir kuş gibidir. Bir serçeyi düşün; o serçeyi eline aldığında nasıl seviyorsan ikizler burcunu da öyle seveceksin, sıkmayacak, özgür bırakacaksın.

Çocukluğumda ne annem ne de babamla bir tane bile fotoğrafım yok. İşte bu olay beni fotoğrafa yönlendirdi

Siyaseten ve tabii ki işten emekli olunca ne yapmayı planlıyorsunuz? Hindistan hayranı olduğunuzu söylediniz, orada yaşamayı düşündünüz mü?

Bir yerden başka bir yere dönmemek üzere gitmeyi kabul edemiyorum. En güzeli, bir yere giderken döneceğinizi bilmek. Bu nedenle Türkiye’nin dışında bir ülkede asla yaşamak istemem. Çok ülke gezdim, gördüm; bir başka ülkede yaşamak için o topraklarla bir bağınız olması gerekiyor. Türkiye’nin dışında hiçbir ülkede yaşamak istemem ama dünyanın her köşesini gezmek isterim.

Son olarak hayatı keşfetmeyi seven birisi olarak gençlere bir mesaj vermenizi istesem…

Gençlerin eğitim, ekonomi ve sosyal anlamada kendilerini planlamaları gerekiyor. Bu üç noktada da istikrarlı olmaları şart. Ben 16 yaşında ne iş yapıyorsam bugün de aynı işi yapıyorum. Mesleğimde ısrar ettim. Israr ederek başarılı oldum. Siyasette de ısrar ettim ve başarılı oldum. Her alanda sabretmek önemli. Mücadele ettikten sonra kendiliğinizden markalaşıyorsunuz. Gençlik bir zenginliktir. Gençler, hangi alanda mutlu oluyorlarsa o alanda ısrar etmeliler.

Bir Cevap Yazın