kocaeli , 26-10-2020

Nilgün Çelebi: Okullar, AVM’lerden güvenlidir

TED Kocaeli Koleji Kurucusu Nilgün Çelebi, okullarda yüz yüze eğitimin önemine dikkat çekerek, “Çocuklar AVM’de kafelerde, parklarda serbestçe eğlenebiliyor ama okula gelemiyor. Oysa okul, bu yerlerin hepsinden en az 10 kere daha güvenlidir” diyor

15:18:40 | 2020-10-03

Verdiği kaliteli eğitimle ilimizdeki en başarılı eğitim kurumlarının başında gelen TED Kocaeli Koleji, gerek teknolojik alt yapısı gerekse eğitimci kadrosuyla 2020-2021 eğitim öğretim yılına güçlü başladı. Uzaktan eğitimin canlı derslerle, sanki okul açıkmış gibi yapıldığı okulda, hijyen şartları da en üst düzeyde sağlanarak öğrencilerin sağlığı güvence altına alınıyor. Kurumdaki eğitim, başarılı şekilde devam ediyor olsa da TED Kocaeli Koleji kurucusu Nilgün Çelebi’ yüz yüze eğitime bir an önce geçilmesi gerektiğini düşünüyor.

Okulların; çocukların özgürce gidebildiği AVM, park, kafe gibi alanlardan çok daha güvenli olduğuna dikkat çeken Çelebi, “Uzaktan eğitim TED Kocaeli öğrencileri için akademik anlamda bir kayıp oluşturmadı ancak öğrenme güçlüğü olan, engelli ya da mahrumiyet bölgelerindeki devlet okullarında okuyan öğrenciler için ciddi sorunlar var. Çocuklar AVM’de kafelerde, parklarda serbestçe eğlenebiliyor ama okula gelemiyor. Oysa okul, bu yerlerin hepsinden en az 10 kere daha güvenli. Yüz yüze eğitime bir an önce geçilmeli” diyor.

Nilgün Çelebi ile ülkemizdeki özel okulların geçmişi, TED Kocaeli Koleji’nin pandemi dönemindeki çalışmaları ve uzaktan eğitimin artıları, eksileri  hakkında konuştuk…

 

Nilgün Hanım, bize biraz TED Koleji’nin kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

Cumhuriyet’in ilanından sonra ailelerin çocuklarını yabancı okullara göndermesi, bu alanda Türk özel okullarının eksikliği olarak kabul edilmiş. Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmasında, bu talebi dile getirmiş ve özel okulların yaygınlaşması için özel girişim çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade etmişti. Bu girişimlerden ilki 1928 yılında ‘Türk Maarif Cemiyeti’ kurulması oldu. Bu derneğin kuruluş amacı, ekonomik sermayesi yüksek olanlar tarafından eğitime muhtaç çocuklara eğitim yardımı yapmaktı. Cemiyetin kuruluşunun ardından, 1931 yılında Ankara’da ilk özel okul olarak Ankara Koleji açıldı ve eğitim hayatına başladı. 1946 yılına gelindiğinde cemiyeti ismi Türk Eğitim Derneği (TED) olarak değişti. TED Ankara Koleji’nin kuruluşunu sağlayan en önemli faktörlerden biri yabancı dilde eğitim veren bir Türk okulunun açılmasına yönelik talepti. Bugün Ülkemizin dört bir yanında 40 tane TED Okulu bulunmakta ve bunlardan biri de TED Kocaeli Koleji.

 

Ülkemizdeki özel okulların sayısı ne zaman çoğalmaya başladı?

Türkiye’de 2014 yılında, dershanelerin kapatılması veya özel okullara dönüştürülmesi, sayıları 1980’den beri yükselmekte olan özel okulların daha fazla artmasına neden oldu. Yine de ülkemizde ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin sadece yüzde 2’si özel öğretim kurumlarına gitmektedir.

 

BUNLARI HAK ETMEDİK

Avrupa ülkelerinde de özel okul anlayışı ülkemizdeki kadar yaygın mı?

Farklı uygulamalar olmakla birlikte, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de özel okul anlayışı var ve yaygınlık kazanmaya devam ediyor. Avrupa Birliği ülkelerinde özel okullaşma oranı değişkenlik göstermesine rağmen bu ülkelerin her birinde; özel okulların, toplam okul sayısına oranı Türkiye’de olduğundan daha yüksek. Amerika’da da özel okullara eğitim sisteminin bir parçası olarak bakılıyor. Özel okullar harcamalarının önemli bir kısmını vergi iadesi, teşvik, doğrudan yardım gibi yollarla devletten karşılıyor. Böylece, hem devlet okullarındaki öğrenci sayısı azaltılıyor hem de eğitimde fırsat eşitliği sağlanıyor.

 

Son günlerde, özel okulların haksız kazanç sağladığına dair söylemler var. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Evet, bu yönde çok çirkin bir kampanya yürütülüyor. Bana sorarsanız ‘okul işi akıl işi değil, olsa olsa gönül işi olabilir’ derim. Parası olan bir insan, neden okul açıp bunca sorumluluğu üstlensin ki? İçinde bulunduğumuz duruma bakarsak pandemi döneminde restoran veya otel sahibi olanlar, özel okul sahibi olanlardan çok daha şanslıydı. Hiç değilse kapatıp gittiler, ‘eyvah, şimdi müşterilerimiz ne yapacak!” diye düşünmediler. Bizler ise normal dönemlerden çok daha fazla çalıştık, uğraştık, sorumluluk üstlendik; 6,5 aydır halen çırpınıyoruz. Bu çirkinliği hiç hak etmedik. Şu anda da okulları açmak istemekle çok büyük sorumluluk üstleniyoruz. Bunu sadece bir nesli tamamen kaybetmemek için istiyoruz.

 

İŞ BİRLİĞİ VE ORTAK AKIL

TED Kocaeli Koleji, pandemiden ekonomik olarak etkilendi mi?

TED Kocaeli Koleji olarak, hiçbir akademik personelimiz için Kısa Çalışma Ödeneği almadık, hiçbir çalışanımızı ücretsiz izne ayırmadık, sabit işletme masraflarımızın hepsi devam etti. Bizim bütçemizin yüzde 66’sı personel maaşları, yüzde 24’ü zorunlu giderlerdir. Zaten özel okulların büyük bir kısmı yüzde 10-15 aralığında kârlarla çalışır. Özellikle bu dönemde temizlik ve dezenfeksiyon masraflarının da eklenmesiyle sarf malzemesi giderlerimiz iyice arttı. Biz, yaz aylarında da 2 haftalık tatilimiz dışında hep çalıştık. Bu haksızlığı yapanları vicdanlı ve adil olmaya davet ediyorum. Ülkemizin yararını düşünüyorsak, öncelikle çocuklarımızın iyi bir eğitim ve öğrenim görmesini sağlamalıyız. Bunu da ancak iş birliği ve ortak akılla yapabiliriz.

 

Nilgün Hanım, pandemi sürecinde eğitim alanında pek çok yeni uygulama başladı. Okullar açılsa da öğrencilerin büyük bir çoğunluğu evlerinde ders görüyor…  Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyada, zengin veya fakir bütün ülkeler eğitimin devamı için çözüm arıyorlar çünkü normal bir dönemden geçmiyoruz. Bununla beraber batılı gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğu çözümü buldu ve okullarını açtılar. Bizim ülkemizde ise 13 Mart 2020’de kapanan okulların açılması için 6,5 aydır bir çözüm bulunamadı. Oysa çözülmesi gereken öncelikli husus eğitimin sürdürülebilirliğinin sağlanması olmalıdır.

 

AVM’YE GİDİYOR, OKULA GELEMİYOR

Okulların açılmasının vaka sayısını artıracağını düşünüyor musunuz?

Vaka sayılarında artış yaşanıyorsa, çocukların okula geri dönebilmesi için hepimizin diğer özgürlüklerden fedakârlık etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilim Kurulu her gün ‘rahatlatıcı davranışların, kaçınılmaz olarak virüsün yayılmasına yol açacağı’ uyarısında bulunuyor ama okulların açılması bir rahatlama veya gevşeme değil, bir zorunluluktur.  Eğitim, ulusal olarak en çok önem vermemiz gereken önceliğimizdir. Küçük çocuklar ve hatta gençler okula gitmedikleri halde bu illet virüs yayılmaya devam ediyor çünkü çocuklar plajda, AVM’de kafelerde, parklarda serbestçe eğlenebiliyor. Gidemedikleri tek yer, okul. Oysa okul, bu yerlerin hepsinden en az 10 kere daha güvenlidir. Hijyen şartları sağlanmıştır, disiplin ve kontrol vardır. 

 

Sizce uzaktan eğitim başarılı oldu mu?

Şu bir gerçek ki Z nesli, yani 2000 yılı ve sonrası doğan çocuklarımız internet ve mobil teknolojileri kullanmayı seviyor; bu konuda her alanda aktifler. Özellikle internet aracığıyla sosyalleşmeyi tercih ediyorlar. Bu neslin nüfusu, ülke nüfusumuzun yüzde 17’sini oluşturuyor. İnternetle fazla haşır neşir olduklarından, aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilme yetenekleri gelişiyor; dinleme, yorum yapma, resim, video gibi yayınlama/paylaşma işlerini bir arada yapabiliyorlar. Bizim okulumuzda uzaktan eğitim canlı derslerle, sanki okul açıkmış gibi yapıldığı için akademik bir kayıp olmuyor ancak uzaktan öğrenmede, öğrencilerin akranlarıyla iletişim ve etkileşiminin sınırlı olması, gelişimlerini olumsuz yönde etkileyecektir.

 

ÖĞRENME AÇIĞI DERİNLEŞECEK

Neden?

Uzaktan öğrenmenin, sosyal ve duygusal fiili olarak deneyimlemeyi gerektiren becerilerin ve pek çok mesleki becerinin kazandırılmasındaki sınırlılıkları yadsınamaz. Öte yandan, öğrenme güçlüğü olanlar ve engelli öğrencilerin pek çoğu için uzaktan öğrenme araçlarıyla eğitim öğretime devam etmek, bu gruptaki öğrencilerin akranlarıyla arasındaki öğrenme açığının daha da derinleşmesine neden olacaktır. Ayrıca, özellikle mahrumiyet bölgelerindeki devlet okullarında okuyan öğrenciler için sadece televizyon üzerinden uzaktan öğrenme, hem süre sınırlılığı sebebiyle hem de öğretmen ile öğrencinin etkileşim imkânının olmaması nedeniyle yetersiz kalıyor. Bu öğrenciler için gerçekçi olan tek seçenek, yüz yüze eğitimdir.

 

Sizce bu sürecin uzaması halinde ne gibi sorunlarla karşılaşılabilir?

En son Dünya Bankası’nın yayımladığı raporda; okuldan uzak kalınan süre arttıkça milyonlarca öğrencinin eğitimi bırakabileceği, eşitsizliklerin derinleşeceği, kız çocuklarının savunmasız hale geleceği, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde ‘eğitim yoksulluğunun’ onarılamaz biçimde artacağı konularına dikkat çekildi.

 

BU DURUMA HAZIRDIK

TED Kocaeli Koleji, pandemi sürecine çabuk uyum sağladı mı?

TED Kocaeli Koleji olarak, 2020-2021 eğitim öğretim yılı için yüz yüze eğitim esasına göre en iyi şekilde hazırlanmış olmakla birlikte, COVID-19 salgını sebebiyle eğitim öğretimin uzaktan öğrenme yoluyla devam edebileceği ihtimalini de dikkate almıştık. Gerekli teknolojik araç ve imkânlarla eğitim içerikleri bakımından bu duruma da tamamen hazırlandık. 

 

Okulda, hijyen nasıl sağlanıyor?

Okulumuz her akşam detaylı olarak temizleniyor; her sabah antialerjik, hatta astım hastalarına bile dokunmayan tıbbi bir dezenfektanla püskürtme ve sisleme yöntemiyle dezenfekte ediliyor. Ayrıca tuvaletlerimiz her kullanımdan sonra yemekhanemiz ise vardiya aralarında aynı yöntemle dezenfekte ediliyor. Akademik ve idari personelimiz okulumuzda mesai yaptığı; öğretmenlerimiz de yüz yüze kurslarını ve online derslerini okulda verdiği için hijyen bizim için çok önemli. Bu kapsamda, dezenfeksiyona gösterdiğimiz özen nedeniyle okulumuza, Türk Standartları Enstitüsü’nün ‘Okulum Temiz’ sertifikası verildi. 

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Ekonomik büyüme ve gelişmenin sürdürülebilirliği için kaliteli eğitim şart. Dünya Bankasının raporunda, “Türkiye’nin eğitim sistemi, ülkenin büyüme ve rekabet hedeflerine göre düşük kalitededir ve birçok OECD ülkesine göre sistem önemli ölçüde eşitsizdir” deniliyor. İşte tam da bunları konuşmamız gereken zamanda maalesef tüm Avrupa ve dünya okulları açmayı başardı ama biz henüz o aşamaya gelemedik. Çok önemli diğer bir husus da ne yapacaklarını şaşırmış olan ebeveynlerin, özellikle çalışan velilerin durumu.

ETİKET :