Ne yani ölsünler mi?

16:45:18 | 2017-12-16
Eylem Selvi Arı
Eylem Selvi Arı      eylem@kocaelilife.com

İnsanoğlu kendisine bahşedilen yaşamı bir lütuf sayıyor. Sanki hiç ölmeyecek, kendisine sunulan nimetler hiç tükenmeyecek gibi davranıyor.

Kıymet bilmiyor.

Bölüşmüyor.

Paylaşmıyor.

Dayanışmıyor…

Lakin bu nimetler sadece insana ait değil, insanla birlikte yaşayan tüm canlıların aynı zamanda.

Nefes alabilen, yemeye, içmeye, ısınmaya, barınmaya ihtiyacı olan canlılarla yaşıyoruz bu dünyada.

Onlar da tıpkı saatlerce aç kalmış bir insanın vereceği tepkileri veriyor, öfkelenebiliyor, saldırganlaşabiliyor.

Üşüyünce ısınma ihtiyaç duyuyorlar.

Korkunca sığınacak bir yer arıyorlar.

Uyumak için güvenli yerleri tercih ediyorlar.

Bir insanın verebileceği her türlü tepkiyi veriyorlar. Çünkü bize bahşedilen yaşam onlara da bahşedildi.

Peki biz onlar için ne yapıyoruz?
Çoğunlukla hiçbir şey!

Aç kalmalarına göz yumuyoruz, üşümelerine göz yumuyoruz, susuz kalmalarına göz yumuyoruz.

‘Baksınlar başlarının çaresine’ deyip göz ardı ediyoruz.

Kimi zaman can yoldaşımız, kimi zaman ailemizin bir ferdi olan hayvanların yaşam hakkına göz dikiyoruz.

Olmaz, olamaz, olmamalı.

Neden böyle bir yazı yazma ihtiyacı hasıl oldu?

Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Kampüsü’nü bilirsiniz.

Devasa bir kampüstür orası.

Sokak köpeklerinin de yaşam alanı…

Gerek çevre illerden gerekse ilimizdeki sahipsiz köpeklerin getirilip bırakıldığı bir alan.

Yıllar yılıdır o köpeklere kampüs öğrencileri ve akademisyenler, çalışanlar bakar.

Bakar derken öyle el bebek gül bebek değil tabii.

Misal yemeklerini bölüşür, suyunu paylaşır…

Haliyle karnı doyan sokak hayvanları, kampüsün içerisinde sessiz sakin bir yaşam sürer.

Daha doğrusu eskiden sürerdi!

Ancak son zamanlarda çokça şikayet alıyoruz.

Üniversite öğrencileri, akademisyenler ve çalışanlar hayvanların aç kaldığından, bu nedenle saldırganlaştıklarından, zaman zaman yanlarından geçenleri ısırdıklarından mustaripler.

Demiyorlar ‘Gelip alsınlar, götürsünler barınağa’

Aksine ‘Üniversite yönetimi bu hayvanların karnını doyurmaktan imtina mı ediyor?’ diye soruyorlar.

Evet, üniversite yönetimi kendisine sığınmış sokak hayvanlarının karnını doyurmaktan imtina mı ediyor?

Önümüzdeki haftalarda havalar daha da soğuyacak, bu hayvanlar üşüyecek, yemek aramakta güçlük çekecek, belki bulamayacak.

Haliyle kendilerince ‘Bana yemek ver’ diyecek.

Daha önce bu hayvanların yanına sevgiyle yaklaşan öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar bu kez kaçacak yer arayacak, onlardan korkacak.

Kısacası Umuttepe Kampüsü’nde görmeye alışık olduğumuz hoş görüntüler gidecek, sevgi zincirinin bir halkası kopacak.

Hayvanların kulağına küpe boynuna kolye takmakla sorumluluk bitmiyor.

Buradan söylemek istediğim; Kocaeli Üniversitesi Yönetimi, kampüse sığınmış sokak hayvanlarının sorumluluğunu alabilecek maddi ve manevi güce sahip.

Bu hayvanlara günde bir kap yemek ve su vermek zor olmasa gerek.

Yemekhaneden arta kalan yemeklerin yanında, her yıl bu hayvanlar için hazır mama da alınabilir.

O bölgede pek çok yurt, restoran var. Onlar ile ortak bir çalışma yapılarak hayvanların yeme ihtiyacının karşılanabileceği bir organizasyon da oluşturulabilir.

Kaldı ki bunu yapmak bir üniversiteye çok yakışır. Bir eğitim ve bilim yuvası, böylece hayvanlara saygıyla yaklaşan bireylerin sayısını da artırmış olur.

Şu bir gerçek ki kış aylarında bu hayvanlar daha da saldırgan hale gelecek.

Öğrenciler, akademisyenler ve çalışanlar; Türkiye’nin en iyi ve en büyük üniversitelerinin başında gelen Kocaeli Üniversitesi’nin devasa kampüsünde karnı doyurulmamış bir sokak hayvanı tarafından ısırılmanın utancını taşımak istemiyor.




ETİKET :  

Tümü