kocaeli , 10-12-2019

Mustafa Kemal’in Neşesi

Eğitimci-yazar Ümit Çetin’in kaleme aldığı ve sahnelemeye hazırlandığı ‘Mustafa Kemal’in Neşesi’ adlı tek kişilik gösteri, 13 Nisan’da prömiyer yapacak

11:15:05 | 2019-03-08

RÖPORTAJ: EYLEM SELVİ ARI 

 

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

Evrensel Matematik Köyü’nde tarih öğretmeni olarak görev yapan, eğitimci kimliğinin yanı sıra yazarlık ve oyunculuk yönü de bulunan Ümit Çetin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşlediği Samsun’a çıkışının 100. yılında muhteşem bir projeye imza attı.

Eğitimci-Yazar Çetin, “Mustafa Kemal Atatürk, bu zamana kadar kahramanlık öyküleriyle gündeme geldi, şimdi insani yönünü anlatma vakti” diyerek ‘Mustafa Kemal’in Neşesi’ isimli, tarihe ışık tutacak bir oyun kaleme aldı.

“Bu oyun bir tarih öğretmeninin Ata’sına saygı duruşudur. Mustafa Kemal Atatürk’e gönül borcumu ödemek istedim” diyen Ümit Çetin, oyunu yazmakla kalmadı, başrol oyuncusu da oldu.

Kocaeli Bölge Tiyatrosu (KBT) Genel Sanat Yönetmeni Burhan Akçin’in yönettiği, yapımcılığını Zafer Çetin’in, afiş tasarımını ünlü tasarımcı Oğuzhan Kayan’ın yaptığı; dekorundan müziğine, ışık ve tekniğine kadar önemli isimlerin emekleriyle destek verdiği; İroni Prodüksiyon Tiyatrosu’nun yeni oyunu Mustafa Kemal’in Neşesi, 13 Nisan’da Sabancı Kültür Merkezi’nde seyirciyle buluşacak.

 

Ümit Bey, sizi tanıyabilir miyiz? 

1986 yılında İzmit’te doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi burada tamamladım. İzmit’te yaşıyorum, evliyim. Özel bir eğitim kurumunda idareci ve öğretmenim. Gazi Lisesi’nde öğrenciyken, edebiyata, tarihe, geçmişten gelerek günümüze ışık tutan değerlere ilgi duyduğumu fark ettim. Yaşanmış insan öykülerine değer verdiğim için kıymetli öğretmenlerimin de yönlendirmesiyle tarih öğretmenliği okumak istedim. Bunun için Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde lisans eğitimime başladım; sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Çek Cumhuriyeti’nde Pardubice Üniversitesi ve son olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde devam ettim.

 

Yazarlık yönünüz de var…

Lise yıllarımda şiir ve deneme yazıları yazmaya başladım. İlk şiirlerim lise dönemimde İzmit’in yerel gazetelerinde, kentimizin saygın şairlerinin hazırladığı kültür-sanat sayfalarında yayımlandı. Nazım Hikmet’i çok severim, ilk şiirim de ‘Nazım’a idi. Tabii yazdığım şiirler yayınlanınca daha motive oldum ve yazmaya devam ettim. ‘Nicomed’in Gözyaşları’ adlı İzmitli şairlerin sesli şiir antolojisinde bir şiirimle yer aldım. Pek çok edebiyat dergisi ve gazetelerde kültür sanata dair köşe yazıları, makaleler yazdıktan sonra Ezginin Günlüğü’nden de tanıdığımız Hüsnü Arkan ve yazar Cezmi Ersöz’ün desteğiyle 2011 yılında ‘Hiçbiri’ isimli romanımı kitapseverlerle buluşturdum.

 

Romanınızın konusu neydi?

Yakın tarihle alakalı bir romandı. 1980 darbesinde hayatta kalmaya çalışan, aşkına ve ailesine sahip çıkmak için çabalayan, geçimini kuklacılık yaparak sağlayan bir aydının hikayesini anlattım. 12 Eylül’e bir kuklacının gözünden baktım diyebilirim.

 

Öğretmenlik?

Öğretmenliğe de devam ettim tabii. Sahne tozu ve tebeşir tozunu bir kere yuttunuz mu bir daha kopamazsınız derler… Öyle de oldu.

 

Şu an bir yerde yazıyor musunuz?

Oyun nedeniyle köşe yazmaya ara verdim, en son ‘İnsan Haber’ isimli haber portalında kültür-sanat dünyasındaki yeniliklerle ilgili yazıyordum. Buradan okurlarıma da Kocaeli Life ayrıcalığıyla müjde vermek istiyorum. Kentimizin bir değeri olan ünlü illüzyonist Sermet Erkin’in hayatını kaleme aldım. Kitabımız çok yakında raflardaki yerini alacak.

 

Zamanını yazarak, üreterek değerlendiren bir eğitimcisiniz…

Zaman değerli bir kavram. Ben de öğrencilerime zamanı verimli kullanmaları konusunda örnek olmaya çalışıyorum. Günün 24 saatini verimli geçirmek isterim. Bu oyunumuzda yer verdiğimiz kahramanlarımızın hayatlarının ortak yönlerinden biri de hayatlarının dönüm noktalarında kendilerine şu soruyu sormuş olmaları: “Hayat mı, eser mi? İşte bütün mesele bu.” Aslında benim zamanla ilgili derdim de bu. Eser bırakmak istiyorum.

 

GÖNÜL BORCUMU ÖDEMEK İSTEDİM

 

Gelelim son projenize. Bir tarih öğretmeni olarak cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bir oyun yazdığınızı ve oyunu sahneye koymaya hazırlandığınızı biliyoruz. Böyle bir proje nereden aklınıza geldi?

Ben bir tarih öğretmeni olarak Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışının 100. yılında Yüce Atatürk’e gönül borcumu ödemek istedim. Benim lise yıllarımda örnek aldığım iki insan vardı: Biri Mustafa Kemal Atatürk, diğeri Nazım Hikmet. Hayalperest bir çocukluğum oldu diyebilirim. Mustafa Kemal’in ve Nazım Hikmet’in gezdiği şehirleri ve ülkeleri gezmek gibi hayaller kurdum hep. Bunların birçoğunu gerçekleştirdim. En çok da Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu, büyüdüğü, eğitim gördüğü yerleri gezdim. Tarih öğretmeni olmam Mustafa Kemal Atatürk ile hemhal olmamı sağladı.

 

Biraz oyunu anlatır mısınız?

Oyunun ismi ‘Mustafa Kemal’in Neşesi’. Ben tarih konusunda insan öykülerinin geri planda kaldığını düşünüyorum. Bu zamana kadar Atatürk’ü anlatan kitaplarda, oyunlarda, ona dair yapılmış gösterilerde; kahramanlıklarını, bağımsızlık yolunda verdiği mücadeleleri, milli egemenlik kavramıyla ilgili asker ve siyasetçi kimliğini gördük. Atatürk’ün insani yönü sanki biraz geri planda kaldı. Hayatına dokunduğu insanların geldiği yerler; bugünkü kültür sanatın şekillendirilmesinde Atatürk’ün o zamanki dokunuşları yeterince anlatılmadı. Şu bir gerçek ki Atatürk’ün özellikle kültür ve sanat alanında emek veren çok dostu vardı ve bu alanları çok önemsedi. Ben, kaleme aldığım oyunda Mustafa Kemal Atatürk’ün sanata, kültüre ve bilime verdiği değeri, bu alandaki insanlarla kurduğu dostlukları, o insanlara dokunuşlarını anlattım. Bu yıl Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı ve bu oyun bir tarih öğretmeninin kendisine karşı saygı duruşu aslında.

 

 

ATATÜRK’ÜN NEŞESİ TÜRKİYE’NİN NEŞESİDİR

 

Bu oyunu yazmak için size ilham veren şey ne oldu?

Kurtuluş Savaşı ile bir bağımsızlık kazandık fakat Kurtuluş Savaşı’nın sonunda Atatürk’ü psikolojik olarak yıkılmış bir toplum bekliyordu. Annesini, babasını, torunlarını, çocuklarını, abisini, kardeşini, eşini savaşta kaybetmiş bir halk yani… Tarım yok, fabrika yok, okul yok… Bu topluma cumhuriyeti sunuyorsunuz ama psikolojik olarak da toplumu yenilemeniz lazım. Mustafa Kemal Atatürk, o dönem Türk toplumunun; savaştan, yıkımlardan ve yoksulluklardan hayatın devam ettiğini fark ederek çıkacağını biliyordu…  Turgut Özakman’ın çok değerli bir tespiti var: “Dünyada ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan var. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder de var. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış bir kişi var: Atatürk.”

1937 yılında Atatürk’e, Amerikalı yazar Mark Twain anısına verilen uluslararası bir ödül mektubu gönderiliyor. O zamana kadar pek çok ödül gelmiş Mustafa Kemal’e ama kabul etmemiş. Mark Twain Derneği’nin ödülünü kabul ediyor ve yayınlanmasını istiyor çünkü ödül mektubunda şu yazıyor; ‘Türk milletine kısa zamanda neşe içinde yaşama yolunu açtığı ve rehberlik ettiği için Mark Twain ödülü kendisine verilmiştir…’ Mustafa Kemal mektubu dikkatle okuyor ve gülümsüyor. Neşeli bir sesle yanındakilere ‘Bu haberi ajansta yayınlayabilirsiniz’ diyor. Mustafa Kemal’e soruyorlar: ‘Paşam bu zamana kadar pek çok ödülü kabul etmediniz ama bu ödülün ajansta yayınlanmasını istiyorsunuz. Sebebi nedir?’ ‘Hayatımda işittiğim en büyük iltifat bu. Benim insani tarafımı övmüşler’ diyor Atatürk. Bu olay bana ilham verdi ve oyunun kurgusunu da bu yönde yapmam gerektiğini düşündüm çünkü Mustafa Kemal’in neşesi Türkiye’nin neşesidir. Kültürde, sanatta, felsefede önemli öncülükleri var. Bu öncülükler bize kültürde ve sanatta yeni bir model önerdi. ‘Hepiniz mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız’ ve ‘Sanatsız kalmış bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ sözünü kazandırdı. Savaşın ve baskının yıprattığı sanatçılar cumhuriyet ile nefes aldı. 

 

HEM YAZDIM HEM OYNUYORUM

Oyunun kadrosu?

Tek kişilik bir gösteri. Ben görsellerle, müzikle, dansla, anlatılarla tiyatro oyunu tadında bir gösteri sahneleyeceğim. Oyunda Atatürk’ün fotoğraflarının yanı sıra hayatına dokunduğu 3 ana karakteri ve onların hayatlarına dokunduğu sürpriz isimleri izleyicilerimizle buluşturuyorum. Oyunun sürprizi kaçmasın, kim olduklarını söylemeyeyim ama önemli sanatçılar ve önemli bilim insanları diyebilirim. O karakterlerin portelerini çiziyorum. Atatürk’ün güzel sanatlara, spora, tıp alanına, edebiyata ve tarihe, kültür-sanata dokunuşlarını içeren; çağdaş, modern yaşamın şekillenmesindeki parmak izlerini anlatıyorum. Sürprizlerle dolu bir oyun.

 

Tiyatro eğitiminiz var mı?

Evet var. Oyunculuk eğitimi aldım. Üniversitede tiyatro kulüplerinde görev aldım, profesyonel tiyatrolarda da çalıştım. Tiyatrocu yanımı yıllar sonra kullanayım, yazdığım oyunları ben oynayayım diye düşünmedim. Kocaeli Bölge Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Burhan Akçin oyunu yönetiyor, onun da desteğiyle oynamak konusunda cesaretlendim.

 

Oyunu neden kendiniz oynamak istediniz?

Anlattığım öyküler gerçek ve ben insan öykülerine çok değer veririm. Bu oyunu Türk tiyatrosuna armağan edeceğim bir eser olarak düşündüm. Benden yıllar sonra da birileri bu oyunu oynasın istiyorum. Elbet çok iyi oynayacak başka oyuncular da vardır ama oyundaki karakterler beni o kadar etkiledi ki… Yazarken yaptığım araştırmalar bazı anlara tanıklık etmemi sağladı, inanılmaz duygular yaşadım. Bir şeyi araştırırken bir mekana, oradan bir akıma ve hiç bilmediğiniz insanlara gidiyorsunuz. Bu ilhamı değerlendirmek istedim. Yazarken çok duygulandım, heyecanlandım. Bu yönüyle seyirciye duyguyu daha iyi vereceğimi düşündüm.

 

13 NİSAN’DA SAHNEDE

Ne zaman izleyeceğiz?

13 Nisan’da İroni Prodüksiyon Tiyatrosu olarak Kocaeli’de, Sabancı Kültür Merkezi’nde prömiyer yapacağız. İlerleyen günlerde de İstanbul başta olmak üzere pek çok ilde sahneleyeceğiz.

 

Peki, bir yandan öğretmenlik, bir yandan yazarlık bir yandan oyunculuk. Oyuna nasıl hazırlanıyorsunuz, zor olmuyor mu?

Zorlukları tabi ki oluyor ama konu Atatürk olunca seyircinize en iyiyi sunmak zorundasınız. Bu yolda özellikle eşim Meryem Hanım’ın desteği beni çok motive ediyor. Ona çok şey borçluyum çünkü gündüz okuldayım ve çıkışta her akşam provamız var. Burhan Hocam ile 3 saat çalışıyoruz. Hem oyuna çalışıyoruz hem de Burhan Hocam’ın sanat merkezinde müzik hocalarıyla solo performanslar yapıyoruz çünkü oyunda türküler okuyacağım. Sahnede tek başıma dans edeceğim, o danslara da hazırlanıyorum. Seyirciyi başından sonuna kadar dipdiri tutacağımız bir iş çıkarmanın derdindeyiz.

 

Oyunu yazmak ne kadar zamanınız aldı hocam?

1,5 yılda yazdım, son 7 ay daha da yoğunlaştım yazma işine. Sahneleyeceğim kısmı sadece bir bölümü, devamı gelecek. Ben oyunda önce Atatürk’ün hayatımdaki yansımalarını sunuyorum ve seyirciyi de Atatürk’le kendi tanışıklığıyla bir yolculuğa çıkarıyorum. Sonra Atatürk’ün hayatlarına dokunduğu 3 önemli kahramanı ve onların hayatlarına dokunduğu, herkesin tanıdığı onlarca başka güzel insanın hayatını fotoğraflarla, resimlerle, şarkılarla, videolarla aktarıyorum. Anlatacağım karakterler sanatçı, sporcu, bilim insanı oldukları için göstereceğimiz görseller oldukça heyecan yaratacak. Bu arada hikayede aşk da var.

 

Kimin aşkı?

Mustafa Kemal’in aşkı. Aşka verdiği kıymeti, pek bilinmeyen öykülerle harmanlıyorum. Bu öykülerde mekanlar var, şairler var, yazarlar var, tiyatrocular var, ressamlar, müzisyenler var. Oyunun her bölümünde seyircilerimiz, ‘Hadi Ümit Çetin, söyle kim bu insan merak ettim’ diyecek. Merak uyandıracak, bir kez daha ‘İyi ki Mustafa Kemalimiz var’ diyerek salondan gururla çıkacakları bir oyun.

 

 

UMUT, AŞK, NEŞE VE…

Peki, seyirci bu oyundan çıktıktan sonra ne hissedecek?

‘Her yönüyle tanıdığımı sandığım Mustafa Kemal’in bilmediğim yönlerini öğrendim. Tanımadığım bazı karakterlerin bugünün neşesini yaratmak için nasıl Mustafa Kemal ile bir yola baş koyduklarını, ondan ilham aldıklarını öğrendim’ diyecekler. Bu oyunda aslında Mustafa Kemal’in önemsediği doğu ile batının sentezini, kültürün sanatın cumhuriyet yönetimi için ve halkın neşesi için ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlatıyoruz. Oyundan çıkan kişi; umut, aşk, neşe ve Mustafa Kemal için daha fazla ne yapabilirimi düşünecek.

 

Tebrik ediyorum hocam, son olarak Kocaelililer’e ne söylemek istersiniz?

Tüm Kocaelilileri 13 Nisan’da Kocaeli Bölge Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Burhan Akçin’in yönettiği, İroni Yapım’ın desteklediği ve pek çok değerli ismin kıymetli katkılarıyla destek verdiği ‘Mustafa Kemal’in Neşesi’ adlı oyunumuza bekliyorum. Kocaeli halkının, bu kentte doğmuş, büyümüş, onlar gibi bu kentin sokaklarında yürümüş, bu kenti soluyan birinin oyununa gereken önemi göstereceğinden şüphem yok. Ben bir İzmit sevdalısıyım. Böyle bir işe kalkışmak, bu işi tüm Türkiye’de, Avrupa’da ve hatta dünyanın değişik sahnelerinde oynayabilme hayalini kurmak beni çok heyecanlandırdı. Kocaelililerin bu heyecanıma ortak olmasını canı gönülden istiyorum. Bu imkanı verdiğiniz için size, fotoğraflarımızı çeken İsmail Hakkı Timuçin’e ve Kocaeli Life ailesine sonsuz teşekkür ediyorum.

 




ETİKET :   Mustafa Kemal’in Neşesi Ümit Çetin tiyatro Mustafa Kemal Atatürk Atatürk Kocaeli Bölge Tiyatrosu İroni Prodüksiyon Tiyatrosu İroni Prodüksiyon

Tümü