kocaeli , 24-05-2019

Mucizelere inanan diş hekimi: Kevser Edibe Yıldız

Diş hekimi Kevser Edibe Yıldız, kişisel gelişimin önemine inanıyor. Yıldız, “Kişinin kendisini ve sınırlarını keşfetmekten vazgeçmediği sürece mucizeler hep var” diyor

12:21:45 | 2019-05-01

RÖPORTAJ: ZEYNEP AKAR

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

 

Kevser Edibe Yıldız, çevresiyle kurduğu sağlam iletişimi, kişisel gelişim alanında aldığı eğitimlerle pekiştiren bir diş hekimi.

Mesleki donanımının yanı sıra katıldığı pek çok programla iletişim becerilerini geliştiren, kendisi ve çevresiyle ilgili farkındalığını artıran Yıldız; kazanımlarının hem özel hayatına hem meslek yaşamına olumlu etki ettiğini söylüyor.

O, hayatın kişinin kendisine kattığı değerle güzelleştiğine inananlardan…

“İnsan; denemekten, sınırlarını ve kendisini keşfetmekten vazgeçmediği sürece, mucizeler hep var” diyor ve ekliyor: “Yeter ki kendimizi geliştirmeye devam edelim ve hayatımızdaki ögeler arasında denge kurmayı başarabilelim.”

 

 

Kevser Hanım, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Memur bir ailenin iki çocuğundan ilki olarak Kars’ta dünyaya geldim. Babam hakim, annem hemşireydi. Çocukluğum, babamın görevi nedeniyle Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde geçti. Kars ve Trabzon’da bir süre yaşadıktan sonra ilkokula Malatya’da başladım. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimim sırasında Aydın’daydık. Üniversiteyi İzmir’de, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde okudum. O dönemde ailem Şanlıurfa’daydı. Mezuniyetimden sonra Kütahya’ya geçtik. Sonrasında babamın emekliliğiyle beraber tekrar İzmir’e döndük.

Çocukluğunuzun ülkemizin farklı bölgelerinde, farklı insanlarla geçmesinin karakteriniz üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Bu sayede pek çok kültürü tanıma fırsatı buldum. Her şehir değişikliğinde sevdiğim insanlardan ayrılmak zor geldiyse de kendimi bu anlamda şanslı sayıyorum. Ne kadar çok insanla ne kadar çok paylaşımınız olursa, hoşgörü ve empati yeteneğiniz o oranda gelişiyor. Bu da yaşam becerinizi olumlu etkiliyor. Çocukluğumdan beri yaşadığım her yeri ve tanıdığım her kültürden insanı sevdim ben.

 

KOCAELİ’Yİ SEVİYORUM

 

İzmit’e gelişiniz nasıl oldu?

Mezun olduktan sonra bir süre Kütahya ve İzmir’de muayenehane hekimliği yaptım. İzmit’e evliliğim nedeniyle geldim. Burada da 14 sene kadar muayenehane hekimliğine devam ettim. Şu anda diş hekimi arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz kliniğimizde çalışıyorum. 23 yıllık meslek hayatımın 17 yılını İzmit’te geçirdim; kızlarım İzmit’te dünyaya geldi.

Bu kadar çok şehir gezdikten ve uzun süre İzmir’de yaşadıktan sonra İzmit’e alışmakta zorlandınız mı?

İzmit’te tanıdığım hiç kimse yoktu ama çok fazla şehir değiştirdiğim için uyum sağlamakta bir sıkıntı yaşamadım. Önce Yuvam Akarca’da oturdum, sonra Arslanbey’e geçtim, oradan Yahya Kaptan’a geldim. İzmit’e ilk geldiğimde, bir gün kaldırımda yürürken birisiyle çarpıştık. Aslında o bana çarpmıştı ama özür dileyen ben olmuştum. Karşımdaki kişi hiç tepki vermedi, çok şaşırdım. Bu alışık olduğum bir şey değildi. İzmir’de aynı mahallenin insanları birbirlerini tanımasalar bile selamlaşırlar. Arada böyle bir fark vardı. Buradaki insanların birbirlerine karşı toleransının az oluşu beni biraz zorladı ama sonraları alıştım. Şimdi edindiğim çevreyi, arkadaşlarımı, hastalarımı, Kocaeli şehrini ve özellikle doğasını çok seviyorum.

 

 

BANA EN UYGUN MESLEK

 

Sağlıkçı bir anne ve hukukçu bir babanın kızı olarak sanırım meslek seçiminizde annenizin etkisi daha fazla olmuş...

Lise yıllarımda, kibrit çöplerini oyarak; saç tellerinden giysi detaylarına kadar ayrıntıları olan minyatür insan figürleri işlerdim. Resim ve el işlerinde becerikliydim. El becerilerimden yola çıkarak annemin bana yakıştırdığı bir meslekti diş hekimliği. O zamanlar çok bilincinde olmasam da annem sayesinde gerçekten de bana en uygun mesleği seçmiş oldum. Ebeveynler, çocuklarını yönlendirirken ya çocuklarını gerçekten çok iyi tanıyor olmalı ya da onlara güvenip özgür bırakmalı. Gençleri yapılarıyla uyuşmayan, ömür boyu mutsuz olacağı bir mesleğe itmek çok yanlış bence.

Peki, annenizin yönlendirmesiyle girdiğiniz bu bölümde severek okudunuz mu?

Şimdiki aklım olsa çok daha keyifli bir öğrenciliğim olurdu. Hem teorik hem pratik olarak zor bir okuldur diş hekimliği fakültesi. En çok yarım bırakılan fakültelerdendir çünkü bu bölümü seçenler, genellikle bu mesleğin el becerisi gerektirdiğini göz ardı ederler. Ayrıca, öğrencilerin bir kısmı da ‘anatomi, fizyoloji vs. gibi ağır tıp derslerini göreceksem, bari tıp okuyayım’ düşüncesiyle tıp hekimliğine geçiş yapar.

 

DOĞRU BAKIM ÖNEMLİ

 

Kevser Hanım, biraz da ağız ve diş sağlığımız hakkında konuşmak istiyorum… Bakım yaparak dişlerimizi korumamız mümkün mü?

Genetik özelliklerimizi değiştiremeyiz ama doğru bakımla dişlerimizi koruyabiliriz. Beslenme şeklimizi de değiştirmek bir yere kadar fayda sağlar ancak en önemlisi temizlik. Ağız sağlığımızı iyi hale getirmek istiyorsak oral hijyenimizi olabilecek en iyi seviyeye getirmek zorundayız.

Dişlerimizi korumak için rutin olarak neler yapmalıyız?

Ağzında çürük dişleri ya da plakları olan bazı hastalarımız, “Fırçalıyorum ama olmuyor” diyor. Burada önemli olan ağız temizliğimizi gereken özeni göstererek doğru yöntemlerle yapmak. Dişlerimizde plak oluşmazsa diş taşı oluşmaz; diş taşı oluşmazsa diş eti hastalıkları ileri boyutlara ulaşmaz. Genetik, değiştiremeyeceğiniz tek şey. Eğer şanslıysak hastanın genetiğinde çürük oluşumu daha az oluyor ama aksi durumda da bakımla mutlaka biraz daha iyi hale getirebiliyoruz.

 

DİŞLERİ SADECE FIRÇALAMAK YETMEZ

 

Dişlerimizi sadece fırçalayarak yeterli bakımı yapmış olur muyuz?

Hayır, tek başına fırçalamak yetmiyor. Mutlaka diş ipi de kullanmamız gerekir. Günümüz koşullarında, dişlerimizi en azından sabah akşam fırçalamalıyız ancak fırça diş aralarına yeteri kadar ulaşamaz. Bu nedenle günde en az bir kez de diş ipiyle temizlik yapmalıyız. Uzun süre, düzenli olarak diş ipi kullanan biri, buna  1-2 gün ara verdiğinde farkı anlayabiliyor. Bunun yanı sıra 6 aylık periyotlarla rutin diş bakımı yaptırmak, sorunların önlenmesi ya da erken tespit edilmesinde önemli.

Toplumsal olarak diş ipi konusunda alışkanlığımız yok, değil mi?

Maalesef yok, oysa el becerisi gelişmeye başladığı andan itibaren çocuklar diş ipine teşvik edilmeli. Tıpkı kitap okuma alışkanlığı gibi. Önce ebeveynler diş ipi kullanmalı ki çocuklar da onları görerek tekrar etsin.

En çok karşılaşılan diş sorunu nedir?

Diş eti hastalıkları. Zannedildiğinin aksine, diş eti sorunlarıyla çürükten fazla karşılaşıyoruz. Bunun sebebi de hijyen eksikliği.

 

 

MUCİZE GİBİ BİR ŞEY

 

Sizin ilginç bir paten hikayeniz olduğunu duydum… Bizimle paylaşır mısınız?

atenle bırakın kaymayı, üzerinde düşmeden durabilmek bile benim en büyük çocukluk hayalimdi. Küçük yaşlarımdan beri paten kaymak için yaptığım bütün denemeler başarısızlıkla sonuçlandığı için uzun süre önce pes etmiş, denemekten vazgeçmiştim. Daha sonra kızlarım büyüdü ve yaklaşık 7-8 yıl önce patene merak sardılar. Onlarla beraber benim hevesim de yeniden depreşti. Gittik, 3 tane paten aldık. Onlar birkaç denemede vızır vızır kaymaya başladı ancak ben yine beceremedim. Baktım düşe kalka sakatlanacağım, bir kez daha vazgeçtim.

 

Ama ben kaydığınızı gördüm…

Bu benim için hayatta hiçbir şeyden vazgeçmemek gerektiğine örnek olacak bir deneyim. Kimileri için bir anlam taşımayabilir ama ben kişisel gelişime inanıyorum. ‘Ben oldum’ demek, en büyük yanılgı. İnsan sınırlarını ve kendisini keşfetmeli. Hayatını kendisine dayatılanlarla sürdürmemeli ki çoğu şeyi alıştıklarımızdan vazgeçemeyerek biz kendimize dayatıyoruz aslında. Değişmek, gelişmek güzeldir. Benim babam hakim, annem ise yatılı okul disipliniyle yetişmiş bir hemşireydi. Müthiş sevgi dolu bir ailede yetiştim ama bizim evimizdeki kurallar, her zaman diğerlerinden bir tık fazlaydı. Bundan şikayetçi değilim çünkü o kurallar benim sorumluluk sahibi, çalışkan ve başarılı birisi olmamın temelini hazırladı. Ancak diğer yandan sınırlar ve katı kurallar, beraberinde gereksiz kaygı ve korkuları da getirebiliyor. Benim olayım buydu ve bunu 3 yıl önce katıldığım bir nefes terapisi sonrasında keşfettim. Bu terapi sayesinde sınırlarımı genişlettim. Terapiden sonra yapabileceğimi hissettim ve çocukluğumdan beri üzerinde durmayı bile beceremediğim patenle daha ilk denememde kaydım. Mucize gibi bir şeydi… Elbette, olimpiyatlara katılabilecek düzeyde değilim ama şimdi keyifle kayabiliyorum.

 

DENGEYİ SAĞLAMAK LAZIM

 

Sanki bu paten kayma işi sizin için eğlenceli bir spordan daha fazla anlam taşıyor gibi…

Paten kaymakla hayat birbirine çok benziyor aslında. Patende de hayat gibi düşmek de var kalkmak da… Ve ikisinin temelinde de denge var. Bedeninin dengesini sağlayamıyorsan, tekerleklerin üzerinde duramazsın. Yaşam da öyle değil mi? Hayatındaki ögeler arasındaki dengeyi sağlayamıyorsan, tökezleyip duruyorsun. Uçlarda yaşamak sıkıntılı… Aşırı kendine güvenmek ya da hiç güvenmemek başarısızlık getiriyor. İkisinin ortasını bulmalıyız.

Bahsettiğiniz nefes terapisi gibi etkinliklere sık sık katılır mısınız?

Dedim ya ‘ben oldum’ demek, en büyük yanılgı. Gerek mesleki gerekse kişisel anlamda her zaman kendimi geliştirmem gerektiğini düşünürüm. Hayat, kendimize kattığımız değerlerle güzelleşiyor. Bu düşünceyle bu tip etkinliklere katılmaya çalışıyorum.

Bu etkinlikler size ne kattı?

Paten örneğini verdim zaten. O benim için mucizeydi. Mesleki ve özel yaşantımda olumlu birçok başka değişim de yaşadım. Öncelikle egzersiz ve meditasyon hayatımın rutini oldu. Bunun sonucunda kendimle ve çevremle ilgili farkındalığım arttı; iletişim becerilerim daha da gelişti. En başta, iki ergen kızım var. Bu eğitimleri almadan önceki bakış açımla, onlarla bu denli sağlıklı iletişim kuramayabilirdim. Oysa şimdi kızlarımla samimi, sevgi dolu ve uyumlu bir ilişkimiz var. Bunun yanı sıra diş hekimleri en çok korkulan insanların başında gelir. Bizim esas işimiz dişi tedavi etmekten önce, bu korkuyu aşarak hastayla sağlam bir ilişki kurabilmektir. Benim için aldığım eğitimlerden sonra bunu sağlamak daha da kolaylaştı.

 

 

 

HAYATI BİZİMLE MODELLİYORLAR

 

Ailenizden hiç bahsetmedik…

Biraz önce de bahsettiğim gibi iki kızım var; Elif ve Eda… Elif, Güzel Sanatlar Lisesi resim bölümünde okuyor. Eda ise Doğa Koleji’nde, liseye hazırlanıyor. Bu yıl sınava girecek. Yani şu anda iki kızım ve minik kedimiz Peynir ile  birlikte yaşıyorum.

Kızlarınızla birlikteyken neler yaparsınız?

Onlarla birlikte zaman geçirmek en büyük zevkim. Çalışan bir anne olarak bebekliklerini doya doya yaşayamadım ama şimdi birlikte daha çok vakit geçiriyoruz. Şu an ikisi de ergen ve bu dönemi ikinci bebeklik dönemi diye düşünüyorum. Kaçırmamak için uğraşıyorum.

Birlikte sahil yürüyüşleri yapmayı, bisiklete binmeyi, film izlemeyi seviyoruz. Televizyon bizim evimizde neredeyse hiç izlenmez. Okul dönemi olduğu için şu an onlar ders çalışırken, ben de yanlarında kitap okuyorum. İki kızım ve ben, farklı zamanlarda dans, müzik ve spor faaliyetlerinde bulunduk. Artık üç arkadaş gibiyiz. Yakın zaman planlarımız arasında, bunları üçümüzün birlikte olduğu ortamlarda yapmak var.

 

ŞANSLI İNSANLAR GRUBUNDAYIM

 

Kevser Hanım, boş zamanlarınızda neler yaparsınız?

Kitap okumak en büyük tutkum. Benim çocukluğumda kütüphaneler ve onlara üye olmak çok yaygındı. Kim daha fazla okuyacak diye yarışırdık kendi aramızda. Haftada  bir kaç kitap okuduğumuz olurdu. Üniversiteye başlayıncaya kadar bir çok klasiği bitirmiştim. Üniversite sonrası, bunlar yerini mesleki kitaplara ve eğitimlere bıraktı. İş hayatı ve annelik, kitap okuma rutinime biraz hız kestirse de hala okumaya çalışıyorum. Şu an bile çantamda iki kitap var. Gün içinde okumaya zaman bulamasam da yanımda olmaları bana iyi geliyor.

Sosyal medyayı kullanıyor musunuz?

Sosyal medya artık çağımızın gerekliliği. Ben daha çok bilgi almak ve gündemi takip etmek amaçlı kullanıyorum. Sosyalleşme noktasında da artık olmazsa olmazlarımızın arasında… Ancak sosyal medya kullanımında, bir yerde bir yanlış olduğunu düşünüyorum. Uzun süredir şeklimiz şemalimiz, yediğimiz içtiğimiz, gezdiğimiz gördüğümüz her şeyi sosyal medyada paylaşıyoruz. Bunun amacı mutluluğu paylaşmaksa hiçbir sözüm yok ama kişi mutluluğunu paylaşmakla değil de sosyal medyada aldığı beğenilerin sayısıyla ilgileniyorsa orada bir durup düşünülmeli bence…

Kevser Hanım, bundan sonraki amacınız nedir?

Şükürler olsun ki ben, temel ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilen şanslı insanlar grubundayım. Sahip olduğum maddi herhangi bir şeyin daha iyisini edinmek için çabalamak, hayat amacım değil. Sahip olduklarımla mutlu olmayı başarabilen bir insanım ben. Keşfedilecek çok fazla güzellik ve öğrenilecek çok fazla şey var dünyada. Bundan sonraki amacım büyük bir keyifle, başta kendimi sonra hayatı keşfe devam etmek.




ETİKET :   kevser edibe yıldız kapak konuğu kapak konusu diş hekimi hobi paten şanslı röportaj mucize izmit kocaeli

Tümü