Meydanlara katıl

15:19:10 | 2017-01-04
Hatice Kocaman
Hatice Kocaman      hatice@kocaelilife.com

hatice-kocaman

Finlandiya’daki Kuzey Yıldızı aklımı çelmişti geçmiş zamanın birinde. Gökyüzünde de hüzünlü bir şeyler olduğu besbelliydi. Çünkü ancak hüzün ve acıyı içtenlikle hissedenler zamanla bu kadar parlayabilirdi, biliyordum.

Olsa olsa yine bir sevda masalı vardı ya hayırlısı! Ayın Güneş’e olan sevdasıyla başlamıştı her şey. Çevresinde dönerek yüzyıllarını harcadı da bir kez umursamadı Güneş. Gökyüzündeki bu karşılıksız aşk elbette yalnız değildi. Parlamakta emsali olmayan bir Kutup Yıldızı vardı aynı gökyüzünde.

Hemen de akla düşen soru ‘Karanlıkta bile fark edildiğinden en çok acıyı o mu çekmişti, çekiyordu?’

Milyonlarcasının içinde en çok parlayanıysa, vardır bir bildiği. Öğrenmeli öyleyse;

Ağladıkça güzelleşen bu yıldızın tek derdi Ay’a kendini beğendirebilmekmiş. Ne muhteşem bir aşk, ne acı bir aşk bu yıldızınki. En sevdiğin en sevdiğinin etrafında döne dursun, sen kendini fark ettirmek için olduğun yerde hem ağla hem parla.

Sevdiği usanmadan her gün aynı rotada dönerken içi acır, kendisi ademoğluna yol gösterir usanmadan her gün aynı yöne bakıp ama kendisine çare olamaz.

Gökyüzünde bile acı bu kadar arşa ermişken biliriz ki tüm bu düzen aşk üzerine kurulmuş.

***

Aşk üzerine kurulan düzen, bencilliğe mahkum. Afilli dünyada yaşamak için ihtiyacımız oksijen değil ki! Bencil dünya savaşını tetikleyecek olan, kaçınılmaz duygu aşkın getirdiği huzur ve huzursuzluk.

***

Öyleyse olduğu gibi bırakıyoruz;

Hayatına aniden giren insanları, yürürken rengine vurulduğun çiçeği, çok sevdiğinden seni yanıltanları, tüm içtenliğinle kabul buyurup belan mı, cezan mı muhakemesine vardığında hayatın tadı ayaklarına bir mucize gibi serilir.

O vakit dışarıdan gelen seslere sağır ol.

Çünkü artık bilirsin ki o upuzun yol, daima havası temiz, toprağı bereketli, manzarası güzel olandır.

İşte o zaman kır çiçeklerine basmadan yürümeyi başarır, güzel cümleler kurar, ışıltılı kadehlerden şarap yudumlar, en berbat sesinle kafiyesini bile bilmediğin seslere eşlik edersin...

İhtimaldendir; yaşamaya mecali kalmayanların ölmesi, ölmeyince güçlenmesi.

Güçlendiğinde; çok sevdiğin bir şarkıya eşlik edeni, sevdiğin kitabı okuyanı, izlemekten bıkmadığın bir filme aşık olanı, kucak dolusu sarmalayıp, bir demet çiçek sunacağın anlar dolu dolu gelmiş demektir.

Tüm bunlar olurken Finlandiya’da Kuzey Yıldızı umutsuz aşkıyla daha da parlayıp, Balkanlar’daki tütün tarlaları işçi kızların aşkıyla kaynayıp, aşka dair kalp çarpıntıları yeryüzünde huzurlu huzursuzluklara sürüklerken tüm kainatı, eve dönüş yolunda neden bir avuç taze çilek toplamadığını düşünüp durursun.

Yapılacak tek şey motorları maviliklere açıp, yağan yağmurda şemsiyesiz ıslanıp, bulduğun her su birikintisinde ayaklarını şapırdatıp, yaşam aşkının gücüyle meydanlara katıl.

Meydanlara katıl; aşkınla, gücünle, günahınla, mutsuzluğunla, umutsuzluğunla, sevincinle, şehvetinle...

Kasten, bilerek, isteyerek, inadına, var gücünle, tüm benliğinle;

Meydanlara katıl.




ETİKET :  

Tümü