Mavi gözlü jön kıvamındaki yakışıklı kasap; Murat Pala

Mete Kasap & Izgara’nın sahibi Murat Pala bildiğiniz kasaplara benzemiyor, mekanı da alışılagelmiş ızgara salonlarından çok farklı

15:44:38 | 2018-03-17

RÖPORTAJ: GONCA BERKTAY KARAALP
FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Başiskele’de bulunan Mete Kasap & Izgara’nın sahibi Murat Pala, bildiğiniz kasaplara benzemiyor.
Yeşilçam filmlerinden fırlamış görüntüsüyle, farklı giyim tarzıyla, konuşmasıyla, tavrıyla ve aldığı eğitimlerle alışılagelmiş ‘kasap’ imajını yerle bir eden Murat Pala, hazırladığı yemeklerle de müşterilerini şaşırtmayı başarıyor.
Murat Pala’nın sahibi olduğu Mete Kasap & Izgara da bildiğiniz ızgara salonlarına benzemiyor.
Bu ızgara salonunda bir steakhouse’da bulabileceğiniz her türlü lezzeti bulmanız mümkün. İşletmesiyle de fark yaratan Murat Pala’yı daha yakından tanımak istiyorsanız, bu yazıyı mutlaka okuyun.

 Murat Bey, farklı bir ‘kasap’ imajıyla karşımıza çıktınız. Bu işe nasıl başladınız?

Ben bu işletmeyi 2013’ün mayıs ayında açtım. Gençliğimde etlerin içinde büyüsem de sıradan şeyler hiçbir zaman beni mutlu etmedi. Bu işe yarım kilo kıyma ya da 1 kilo pirzola tartmak veya ızgarada köfte pişirmek için girmedim. Mutfak Sanatları Akademisi’nde eğitim aldım, Günaydın Restaurant’ta staj yaptım. Bu işi Türkiye’de en iyi yapanların (Murat Türkoğlu) yanına gittim, onlarla çalıştım. Kendimi geliştirmek için sürekli araştırdım hala da araştırıyorum. Ben insanları mutlu etmeyi seviyorum. Ve lezzetli et yemek insanları çok mutlu ediyor. Daha ne isteyeyim? Ben olmak istediğim yerdeyim, o yüzden çok mutluyum.

Ama bu noktaya yoktan var ederek gelmek benim için çok daha kıymetli. Ben bu işletmeyi kurarken öyle sokağa atacağım param yoktu. Her kurşunum benim için çok kritikti ve hedefi vurmadığım olmadı. Çünkü işime aşığım, bu yüzden çok çalışıyorum. Allah emeğin karşılığını er ya da geç mutlaka veriyor.

Eti ben işliyorum, ben pişiriyorum, sunumunu ben hazırlıyorum, hatta ikramını bile ben yapıyorum. Ve bunları yaparken çok mutlu oluyorum. Hatta misafirlerime çaylarını bile ben götürüyorum.

 

Lokasyon olarak Başiskele’yi seçtiniz. İnsanlar buraya nasıl gelir diye düşünmediniz mi?

Mekanım daha merkezi bir noktada olabilir miydi? Evet, olabilirdi ama ‘yemek için insanlar yolunu değiştirir’ derdi bir büyüğüm. Çok haklıymış. İnsanlar yolunu değiştirerek buraya geliyorlar…

Bana ve işime yatırım yapmak isteyen çok kişi var. Çoğu kişinin geri çeviremeyeceği tekliflerle geliyorlar ama ben işimin patronu olmayı seçtim.

‘Ben, gülümsetmeyi çok seviyorum’ demiştim ya bu yüzden benim için sosyal sorumluluk projeleri çok değerli. Derneklerin özel gereksinimli çocuklar için düzenlediği projelere sponsor oluyorum, olmaya da devam edeceğim çünkü ben her şey olabilirim ama insan olmak ve insan kalabilmek öncelikli tercihim.

 

CANINIZ NE İSTERSE…
Belli bir menünüz yok bildiğim kadarıyla.

Benim menüm yok… Misafirlerimin canı ne istiyorsa onu pişiriyorum. Bazen kulağıma ‘fiyatlar biraz pahalı’ sözleri geliyor. Şunu söylemek istiyorum; başka yerlerde kişi başı 200 gram et geliyor masaya ve karşılığında 50 TL ödüyorlar. Benim dükkanımda bir porsiyonda 400-450 gram et oluyor ve 50-60 TL hesap ödüyorlar. Ayrıca tamamen el yapımı, ona yakın meze çeşidimiz var. İnsanların önüne meze olarak sadece kekikli zeytinyağı koymuyoruz.

Hem ucuz hem iyi et olamaz… Bizim porsiyon uygulamamız yoktu ancak kişi başı hesap ödemek isteyen misafirlerimize özel olarak bir çalışma yapıyoruz.


HİÇ UYUMADAN…
Etleri de siz mi seçiyorsunuz?

Ben cumartesi günleri saat 23:00’te dükkanı kapatıyorum. Eve gidiyorum, üstümü değiştirip saat 24:00 gibi evden çıkıyorum. Bayrampaşa’da Megacenter diye bir yer var. Orada İtimat Et firmasına gidiyorum. Bu firma gece 200 adet dana kesiyor. Etler saat 02:00 gibi buzhaneye inmiş oluyor. Ben de saat 03:00 gibi buzhaneye giriyorum ve elimde elektrikli testereyle hepsini tek tek gezerek, (200 dana 800 parça et demek oluyor) bakıyorum. Beğendiğim etleri testeremle ayırıyorum. Bu işlem 05:30’a kadar sürüyor. Sonrasında etleri aracıma yükleyip, dükkana getiriyorum. Sabah 07:00 gibi evde oluyorum. Kahvaltımı yapıp, tekrar dükkana geliyorum. Misafirlerim taze ve kaliteli et yesin diye bu ritüeli her hafta hiç uyumadan yapıyorum.

İzmit’te tek olduğunuzu söylüyorsunuz. Sizi diğer kasaplardan ve ızgara salonlarından ayıran özellik nedir?

İzmit’te tekim çünkü burası steakhouse değil. Evet, steakhouse tatlarını yapıyorum ama burası ızgaracı. Bu yüzden ben bu şehirde tekim. Biz mangal kültürüyle büyüyen bir toplumuz. Pirzolayı ateşe atarsın ve yanmadan alırsın, biz böyle öğrendik. Biz, eti bıçakla keserken kan çıkan etler yemeğe alışkın bir millet değiliz ama Türkiye bazı markalarla bilinçlenmeye başladı. Cuma günleri bir kuzu kapama yapıyorum, efsane bir lezzettir, tavsiye ederim. Spagetti et yemeğimi yemeden damağınıza diğer tatlarla eziyet etmeyin derim. Sarımsak ve tereyağı sosuyla hazırladığım, başka hiçbir yerde yiyemeyeceğiniz bu lezzetin yanında banmanız için ekmek de veriyoruz. Evet bu kötülüğü yapıyoruz. Buna kötülük derseniz… Kaçamaksa niyet, şansınızı bu lezzetle deneyin derim. Bir de yüzde yüz doğal ilikli et suyu hazırlıyorum. Müşterilerim evlerinde kullanmak için periyodik olarak almaya geliyor.

 

Steakhouse kültürünü biraz açalım mı, ne dersiniz?

Dananın bel kısmı kemikli olarak kesildiğinde bunun adına FLETO denir. Fletonun üst kısmı kemiksiz olursa kontrfile diye bir et çıkıyor oradan. Danaların böbrek yatağı dediğimiz yer bonfile; buraya LOKUM deniyor. Bunu kemikli keserseniz sonrakilere T-BONE deniyor. T-bone steak, hem bonfile hem de kontrfile parçasına sahip tek et çeşididir. Ondan sonrakilere de DALLAS deniyor. Kontrfileyi kalın keserseniz ve kemiksiz olursa NEWYORK deniyor.

Sizin bir de sürekli olarak yaptığınız bir hareket var. Nereden çıktı bu hareket?

Şimdi aklınızdan ‘Hareket yapma modasına bu kasap da uydu’ diye geçiriyor olabilirsiniz. Yaptığım hareket şöyle ortaya çıktı: Firmanın logosunu ben tasarlamıştım. Logodaki tik işaretinden ilhamla bu hareket ortaya çıktı. Güler yüzümle, esprili yönümle farklı bir algı oluşturuyorum aslında. Hepsi bir bütün oluyor ve bu detaylar misafirlerimin de çok hoşuna gidiyor. Marka yaratmak dedikleri böyle evriliyor galiba…

TATMAYAN KALMASIN
İşinizi severek yapıyorsunuz, ileriye dönük hedefleriniz var mı?

Ben et işini çok iyi yapıyorum, bu konuda mütevazı olmayacağım. Bunun yanında misafirlerim benim için çok kıymetli ve yumuşak karnım diyebilirim. Onların burada kendilerini güvende, huzurlu ve rahat hissetmeleri bizim iş modelimiz belki de. Bu yüzden etin en iyisi ve hizmetin en iyisi burada.

İlk aşamada İzmit’te benim tatlarıma bakmamış kimse kalmasın istiyorum. Sonrasında sınırlarımızın dışına çıkmak istiyorum. Çünkü ben lezzetlerimi tadanların yüzündeki o ‘işte bu tat vazgeçilmez’ gülümsemesini görerek yaşama bağlanıyorum.

 

İLETİŞİM
Adres: Barbaros Mahallesi, Millet Caddesi, No:33/A, Başiskele/Kocaeli

Telefon: 0 262 343 37 27

facebook.com/mrtpala

instagram.com/muratpalaa

facebook.com/metekasapizgara

instagram.com/metekasapizgara




ETİKET :  

Tümü