kocaeli , 23-09-2020

Kurduğu sistemle bir ilke imza attı; Hakan Şahin

Emlakfix Türkiye markasının sahibi, İzmitli başarılı emlak broker’ı Hakan Şahin; bayisine ekonomik güvence sağlayan franchise modeliyle sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir ilke imza atıyor

12:21:18 | 2020-09-02

RÖPORTAJ: Zeynep AKAR

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

 

Emlakfix Türkiye markasının kurucusu, başarılı emlak broker’ı Hakan Şahin, yaptığı çalışmalarla İstanbul emlak piyasasında yıldızı hızla yükselen bir isim.

Özellikle ticari gayrimenkul ve lüks konutlar alanında sektörün en güvenilir isimlerinden birisi olarak tanınan; verdiği eğitimlerle mesleki tecrübesini diğer meslektaşlarıyla da paylaşan Hakan Şahin, şu günlerde kurduğu sıra dışı bayilik sistemiyle yeniden gündemde.

Sahibi olduğu Emlakfix Türkiye markası çatısı altında, dünyada örneği olmayan bir bayilik modelini hayata geçirmeye hazırlanan Hakan Şahin, bayilerine ekonomik güvence sağlayan bu sistemle sektöründe heyecan yarattı.

İzmitli başarılı emlak broker’ı Hakan Şahin ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik, hem kendisini daha yakından tanıdık hem Emlakfix Türkiye hakkında bilgi aldık.

 

 

 

Hakan Bey, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İzmit doğumluyum. Elektronik ve haberleşme mühendisliği bölümü mezunuyum. Öğrenim hayatımı bitirdikten sonra uzun süre çeşitli firmalarda yöneticilik yaptım. Ardından ani bir kararla kurumsal hayata veda ederek gayrimenkul sektörüne geçtim.

 

Radikal bir karar olmuş…

Sanırım sürekli stresli ortamlarda, kapalı alanlarda, ağır sorumluluk altında çalışmaktan çok bunaldığım için… Hiç sosyal hayatım kalmamıştı, insanlarla iletişimim çok azalmıştı. Kendime ve aileme vakit ayıramıyordum. Bir gün yine masa başında çalışırken bir arkadaşım odaya girdi, ‘dışarıda yağmur yağıyor’ dedi. Aradan biraz vakit geçti, bir başkası ‘güneş açtı, dışarıda hava çok güzel’ diyerek geldi. Dışarıda yağmur yağıyor, güneş açıyor, mevsimler geçiyor, hayat akıp gidiyor; ben sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken bunların hepsini kaçırıyordum. Bu duygularla emlak danışmanlığı yapan bir arkadaşımın yanına gittim, o gün hayatımın dönüm noktası oldu.

 

Ne yaşadınız ki o gün?

Gittiğimde, arkadaşımın yanında iki kişi vardı ve ortam çok gergindi. O kişilerden biri alıcı, diğeri satıcıymış; aralarında çok küçük bir meblağ yüzünden problem çıkmış, sorun büyümüş, tansiyon yükselmiş. O gergin ortamda, arkadaşıma basit bir çözüm önerisinde bulunup yanlarından ayrıldım. Ben çıktıktan sonra söylediğim yöntemle problemi kolayca halletmişler. Daha sonra arkadaşım yanıma geldi, ‘Ben yıllardır bu işi yapıyorum ama bak sen sorunu farklı bir bakış açısıyla anında çözdün. Gel bu işi yap’ dedi. Hikaye böyle başladı…

 

Hiç bilmediğiniz bir sektöre geçiş yapmak sizi endişelendirmedi mi?

Elbette, endişelendirdi. ‘Ben ne anlarım, nasıl yaparım?’ dedim ama en sonunda denemeye karar verdim ve sonuçta kurumsal bir markanın franchise ofisinde emlak danışmanlığı yapmaya başladım.

 

Bu kadar farklı bir sektöre geçmek sizi zorladı mı?

Hem de çok zorlandım. Özellikle de ilk 3 ay… Sektörü tanımıyorum, nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum ve maaşlı çalışmaya alışmışım. Oysa bu sektörde maaş yok. Bir baktım ki çalışıyorum, ay sonu geliyor ama elimde hiçbir şey yok. Bu işte en önemli nokta insanlara telefonla ulaşmak ama benim öyle bir iletişim ağım da yok. Dahası yaratılış olarak insanlarla çok fazla diyalog kuran birisi değilim… Gerçekten oldukça zor bir süreç geçirdiğimi söyleyebilirim.

 

KENDİ MARKAMI YARATTIM

 

Nasıl atlattınız?

Bir süre sonra fark ettim ki ne kadar çok insana dokunursanız o kadar çok işlem yapıyor ve yola o insanların referansıyla devam ediyorsunuz. İlerleyen süreçte ödediğiniz bedellerin bir zaman sonra size geri dönmeye başladığını öğreniyorsunuz. Hayatın her alanında çıraklık, kalfalık ve ustalık evresi var. Hangi evrede olduğunuzu bilmeniz lazım. Çıraklık kısmında ne kadar bedel ödediyseniz o kadar kazanacağınızı bilmelisiniz. Bir gün bir bakmışsınız eski müşterileriniz sizi arıyor, artık iş kendiliğinden gelmeye başlıyor. Bir süre sonra markalaşıyorsunuz.

 

Emlak danışmanlığı ile ilgili eğitimler aldınız mı?

Elbette… Mesleğimle ilgili Türkiye’de verilen tüm ticari eğitimleri aldım. Ulusal ve uluslararası tüm sertifikalara, gayrimenkul sektöründe dünyanın kabul ettiği tüm ticari ve lüks konut eğitimlerinin belgelerine sahibim.

 

Gelelim, gayrimenkul sektöründe nasıl ilerlediğinize…

Yavaş yavaş sektöre alıştıktan sonra çevrem genişlemeye, rehberimdeki telefon numaraları artmaya başladı. Bu arada çalıştığım franchise ofisin sahibi olan kişi, ofisini kapatma kararı aldı. O dönemde bireysel olarak 100 daire üstü projeler satmaya başladım ve çok iyi işler yaptım. Ardından da kendi franchise markamı aldım. Bu ofisi hala işletiyorum ama artık kendi markamı oluşturmak  için yaptığım çalışmaları da tamamladım. Önümüzdeki günlerde Emlakfix Türkiye markasının franchise sistemini de kurmuş olacağım.

 

AĞIR BEDELLER ÖDENİYOR

 

Ülkemizde çok sayıda franchise markası var değil mi?

Yabancı franchise markaları Türkiye’ye yaklaşık 20 yıl önce girdi. Daha önce kurulmuş kendimize ait bir markamız vardı ama bir ödüllendirme ya da paylaşım yöntemiyle çalışmadığı için adını çok duyuramadı. Maalesef kongre, etkinlik, eğitim gibi faaliyetlerle bu işi ileriye taşıyacak vizyona da sahip değildi. Yurt dışı firmaları, bu açığı çok iyi değerlendirdi ve Türkiye’deki gayrimenkul pazarından en büyük payı alan onlar oldu.

 

Bildiğim kadarıyla bu markaların, franchise ofislerinden oldukça yüksek beklentileri var…

Yabancı firmalar, birkaç başarılı ofis ve bir elin parmağını geçmeyecek sayıdaki başarılı danışmanı örnek göstererek, ülkemizdeki yeni girişimcilere franchise sattı. Ancak ne yazık ki girişimciler bu işte istediğini bulamadı çünkü sistem onları çok hızlı büyümeye zorluyordu. Çok ciddi maliyetleri olduğu için bunu beceremeyen ofisler kapılarına kilit vurmak zorunda kaldı. Öyle ki Türkiye’de en ileri seviyede olduğunu söyleyen franchise firmasının dahi 20 yılda, 2 bine yakın ofisi kapandı. Bugün geldiğimiz noktada ise iyi işlem yapan birçok başarılı gayrimenkul danışmanı, kendi markasını oluşturup bu ağır bedellerden kurtulma yoluna gitmeye başladı.

 

Sizin gibi…

Evet, ben de uzun yıllar franchise sisteminin içerisinde kaldım, artı ve eksilerini yaşadım, nasıl işletilmesi gerektiğini gördüm. Devletin gayrimenkul ve danışmanlık sistemiyle ilgili attığı adımlar da bizi bir adım ileriye taşıyınca, kendi markamı ve franchise sistemimi kurmaya karar verdim. Yaklaşık iki yıllık bir planlama süresinden sonra dijitalde ve analogda alt yapı çalışmalarımızı tamamladık. Çok kısa bir süre içerisinde Emlakfix Türkiye markasıyla ülkemizin her yerinde bayilik sistemimizi hayata geçireceğiz.

 

 

DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK

 

Emlakfix Türkiye’nin yabancı franchise firmalarından farkı ne?

Bir kere kurduğumuz sistem asla Avrupa markaları kadar acımasız değil. Diğer markaların yaptığı tek şey franchise satıp ödüllendirme sistemiyle başarılı olanı tutmak, diğerlerini elemektir. Emlakfix Türkiye, bunun tam tersine her işletmeye destek verecek. Biz daha kullanılabilir, ofis maliyetlerinin daha düşük olduğu, girişimcinin ve danışmanların daha çok kazanacağı bir sistem kurguladık.

 

Biraz daha açar mısınız?

Siz bir bayilik sistemi kuruyorsunuz ve bayi, 5-10 yıl boyunca bu markayı sizinle beraber bir noktaya taşıma sözü veriyor. Bulunduğu bölgede varlığını sürdürebilmesi ve büyümesi için ona bir destek vermeniz gerekir. Emlakfix Türkiye bu bakış açısıyla bayilerine, reklam giderlerinden danışmanların eğitimine kadar çok geniş bir yelpazede destek verecek. Bizim sektörümüzdeki mevcut işleyişte, danışman sadece satış ya da kiralama yaparsa para kazanabilir. Kazandığı paranın yüklü bir miktarını da franchise aldığı markaya öder. Emlakfix Türkiye, bu konuda da girişimcilerin yanında olacak. Bayilerden gelen meblağlar bir havuzda toplanacak. Böylece işletme sahibi, herhangi bir kiralama ya da satış yapamadığı zaman bile evini geçindirebilecek gelire sahip olabilecek.

Girişimciye sağlanan ekonomik güvence, onun da birlikte çalıştığı danışmanları daha çok desteklemesine imkan verecek. Bu anlamda sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir ilke imza atacağız. Örneği olmayan bu sistemle ilgili tüm alt yapımızı planladık ve test aşamalarını başarıyla geçtik.

 

Hangi bölgelerde faaliyet gösteriyorsunuz?

Ticari olarak Türkiye’nin her yerine gidiyoruz ama bölgesel olarak İstanbul-Kocaeli-Bursa ağırlıklı çalışıyoruz.

 

Özellikle ilgilendiğiniz bir alan var mı?

Ben ticari gayrimenkul danışmanı ve emlak broker’ıyım. 20 kişilik bir ekibim var. Ağırlıklı olarak ticari gayrimenkul ve lüks konutlar alanında çalışıyoruz. Ticari kısımda sanayi arazilerinin ve üretim yapılacak fabrikaların alım-satımı var. Lüks konut ise belirli bir standardın ve tabii fiyatın üzerindeki konutların alım-satım ve kiralamasını kapsıyor. Ayrıca birçok kurumsal şirkete de gayrimenkul alanında danışmanlık yapıyorum.

 

Kurumsal firmalar sizden ne konuda destek alıyor?

İnsanların mülk sahibi olurken ortaya koyduğu kriterler konusunda ciddi bir tecrübeye sahibim ve bu da satışlarımı her geçen gün daha olumlu etkiledi. İnşaat firmaları da benden bu konuda destek alıyor. Firmalara, hayata geçirecekleri projeleri hangi kitlenin tercih edebileceği, bu yaşam alanlarında kimlerin yaşayabileceği konularında danışmanlık veriyorum.

 

Hakan Bey, ‘iyi gayrimenkul danışmanı’ denilince ne anlamalıyız?

Bizim işimizin en önemli noktası iletişim ve bilgi. Benim telefon rehberimde 7 bin kişi kayıtlı ancak iletişimden kastım, sadece konuşmak değil… Karşınızdaki kişiyi iyi tanımalı, dengeleri sağlayabilmeli ve güven tabanlı bir ilişki kurabilmelisiniz. ‘Gayrimenkul danışmanı’ denildiğinde insanların aklına ilk gelen 3 kişi ya da kurumdan biri olabilirseniz ancak o zaman başarılı olmuş sayılırsınız. Ayrıca, elimizde çok lüks, ciddi bütçeli mülkler olabiliyor. Eğer kişi, yerini sattığını duyurmak istemiyorsa ve biz herhangi reklam aracını kullanamıyorsak, burada profesyonelliğimiz ve network’ümüz devreye giriyor. İletişim bu gibi durumlarda da işimizi çok kolaylaştırıyor. Bununla beraber bizim işimizin temelinde bilgi var. Bulunduğunuz bölgeye yüzde yüz hakim olmalısınız. Çok iyi bir veri tabanınız olmalı. Yaptığınız satıştan 10 yıl sonra bile verdiğiniz mülkün kime ait olduğunu, ne aşamalardan geçtiğini bilmelisiniz.

 

Çok başarılı bir gayrimenkul danışmanı olarak sizin de sahada zorlandığınız zamanlar oluyor mu?

Gayrimenkul sektörünün zor yanları çok. Bir kere mülk, her gün alınan bir şey değil, insanlar ihtiyaçlarına göre alım yapıyor. Örneğin, dört kişilik bir aileye ev satmaya çalışıyorsunuz. Bu dört kişinin de evden beklentisi farklı olabiliyor. Evin hanımı mutfağı küçük buluyor, çocuklar bahçe istiyor, baba fiyatıyla ilgileniyor… Üstelik, müşteri zaten daha önceden çok iyi araştırma yapmış oluyor. İşte bu gibi durumlarda devreye yine iletişim beceriniz giriyor. Tüm aile fertlerini iyi tahlil edebilmeli, ne istediklerini anlayabilmeli ve onları ortak bir noktada buluşturabilmelisiniz. Kendi adıma konuşmam gerekirse, artık o kadar deneyimliyim ki benim için her müşteri, her satış veya kiralama yeni bir keşif ve keyif. Şunun da altını çizmek isterim ki aldığım eğitimlerin, iyi bir gayrimenkul danışmanı olmamda çok büyük etkisi oldu. Bu iletişim eğitimleri sayesinde insan tiplerini öğrendiğim için işim artık çok daha kolay.

 

Son dönemde lüks konutlara ilginin arttığını söyleyebilir miyiz?

Bir konut, size ihtiyacınızın üzerinde bir şeyler sunabiliyorsa, lükstür. Evin lüks olabilmesi için ebeveyn banyosundan saunasına kadar her şeye bakılır. Ekstra giyinme odaları, çocuk oyun odaları, teknoloji odaları, hobi bahçeleri, özel havuz; rezidanslarda kuru temizleme, terzi ve araç yıkama hizmeti, teknik destek hizmeti gibi kriterler lüks konuta girer. Bunun da bir sınırı yok. Sorunuzun cevabına gelirsek… Evet, artık insanların ihtiyaçlarının ötesinde bir lüks beklentileri var. Bir kere artık bina kültüründen site kültürüne geçildi. Aileler çocukları için güvenli, sosyal alanları ve havuzu olan, otopark sorunu yaşatmayan evlerde yaşamak istiyor.

 

Peki, pandemi dönemi gayrimenkul sektörünü nasıl etkiledi?

İlk başta insanların eve kapanmasından, ekonominin pandemiden olumsuz etkilenmesinden dolayı tedirgin olduk ancak konut kredisi faizlerinin düşürülmesiyle beraber sektör hareketlendi. Aslına bakarsanız, pandemi hayatımızı değiştirdiği gibi tercihlerimizi de değiştirdi. Pandemi döneminde evlerine kapanan insanlar için ‘lüks’ dediğimiz o rezidansların hepsi bir hapishane haline geldi. Daha müstakil, nefes alınabilecek, bahçeli evlere duyulan ihtiyaç arttı. Elbette bu durum bizim sektörümüze de yansıdı.

 

Dijitalleşme süreci pandemiyle birlikte büyük bir hız kazandı. Bu durum sizin sektörünüzü etkileyecek mi?

İnternet ortamındaki gayrimenkul sitelerinde insanların kafasını karıştıran çok fazla sahte içerik ve bilgi kirliliği var. Bir arama yapıyorsunuz, aynı ilanı farklı şekillerde bir çok yerde görüyorsunuz; bunların hangisi gerçek, belli değil. Şimdi yeni atılan adımlarla bu durumun önüne geçilmeye çalışılıyor. Aslında temelde aradığımız tek şey ‘gerçek bilgi’. Mühendis kimliğimle şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki analogda çalışamayan hiçbir şey dijitalde de çalışamaz. Siz istediğiniz kadar teknolojiyi kullanın, bir yaşam alanı pazarlıyorsanız, insanlar o binanın içine girecek, duvarları elleyecek, ortamın kokusunu hissedecek. Ben, kendi sektörüm için dünyanın geldiği noktayı ‘eskiye dönüş’ olarak adlandırıyorum. Pandemiyle beraber insanlar şehir merkezleri dışını tercih eder oldu. Dijital dünya bizim işimizde sadece tanıtım anlamında kullanılıyor. İnsanlar fotoğrafa bakıp ev almıyor.

 

GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE GELİŞİM EĞİTİMLERİ VERİYORUM

 

Biraz önce iletişimle ilgili eğitimlerle yakından ilgilendiğinizi söylemiştiniz, biraz bahseder misiniz?

Bizim işimizde bilginiz ile hizmet kaliteniz çok önemli ve her şey ilk izlenimle başlıyor. Karşı tarafa verdiğiniz mesaj, duruşunuz, konuşmanız, kelime seçiminiz sizi anlatıyor. Ben kişisel gelişim eğitimleri almaya başladıktan sonra iletişim becerilerim ve hayata bakış açım çok değişti. Kendimdeki değişimle beraber eşimi adeta yeniden tanıdım, çocuklarımla ilişkilerim başka bir boyuta taşındı. Bu durum işime de en üst düzeyde yansıdı. Müşterilerimle ilişkilerim, onları tanıma hızım, ne istediklerini hemen anlayabilme yeteneğim geliştikçe başarı grafiğim de yükseldi. İletişim üzerine ve gayrimenkul sektörüne dair çok sayıda eğitim aldım, artık bu alanda eğitim de veriyorum. Hem iletişim hem de mesleki anlamda bir yandan öğrenmeye devam ederken, diğer yandan öğrendiklerimi aktarır haldeyim. Bundan büyük keyif alıyorum. Ayrıca şu sıralar gayrimenkul sektörü ve danışmanlığı ile ilgili bitirmek üzere olduğum iki kitap var.

 

Biraz bahseder misiniz?

Aslında bu bir kılavuz. Gayrimenkul danışmanlığı bireysel yapılan bir iş olduğu için sektöre girenlerin yaşadığı en büyük sorunu yalnız kalmaktır. Evet, insanlar emlak sektörüne girerken bir eğitim alıyor ama bu eğitimle çok iyi şeyler yapılabileceğini düşünmek büyük bir yanılgı. Gerçekle, sahaya indiklerinde yüzleşiyorlar ve son sürat giden bir arabanın duvara çarpması gibi dağılıp gidiyorlar. Ben, bu işi yapmak isteyen kişiler için bir yol haritası hazırlamak istedim. Gayrimenkul danışmanlığına nereden başlanması ve adım adım nasıl ilerlenmesi gerektiğini anlatan bir kitap. Sadece yeni başlayanlar değil, mesleği uzun süredir yaptığı için atalet duygusuna kapılanlar için de bir yolculuk kılavuzu. Bir nevi deneyim transferi. Onları da basıp bu işi yapan insanlara ulaştırdığımda, kendimi sektör adına iyi bir şey yapmış sayacağım.

 

Bugün geldiğiniz noktada ‘iyi ki bu işe girmişim’ diyor musunuz?

Kesinlikle diyorum. Artık çok daha geniş bir çevrem, Türkiye’nin her yerinde tanıdıklarım var. Eskiden yaşadığım kapalı hayatın aksine çok daha sosyal birisiyim. Her şey bir yana, gayrimenkul sektöründe daha iyi işler yapabilmek için aldığım mesleki ve iletişim eğitimleri beni çok farklı bir yere taşıdı. Elektronik alanında devam etseydim kendimi bu kadar geliştirmem imkansızdı.

 

İzmitli olduğunuzu söylemiştiniz… Kentimize ne sıklıkta geliyorsunuz?

Ailem ve pek çok yakın dostum İzmit’te yaşıyor, o nedenle sık sık geliyorum. İşim gereği sürekli bir koşturmanın içinde olduğum için sevdiğim insanları durak olarak kullanıyorum. Kısa sürelerle de olsa dostlarımın yanına uğrayıp onlarla sohbet ediyorum, bana çok iyi geliyor.

 

Biraz da iş dışındaki yaşamınızdan bahsedelim mi?

Elbette… İzmitliyim ama işim dolayısıyla İstanbul’da yaşıyorum. Evliyim, İrem ve Mustafa Kaan adında iki çocuğumuz var. İrem, bu yıl psikolog oluyor, Mustafa henüz 10 yaşında. Eşim uzun süre özel sektörde çalıştıktan sonra emekli oldu, şu anda oğlumuzla ilgileniyor. Sade ve keyifli bir aile yaşantımız var.

 

TARIMLA UĞRAŞIYORUM

 

Ailenizle birlikteyken neler yaparsınız, hobileriniz var mı?

Dediğim gibi oldukça sade ve sakin bir yaşantımız var. Genellikle evdeyiz ve birlikte olmayı, arada dışarıya çıkıp güzel bir yemek yemeyi, birbirimize bir şeyler aktarmayı severiz. Benim için en büyük mutluluk çocuklarımla vakit geçirmek. Denizi çok severim, küçük bir teknem var, denize açılıp balık tutuyorum. Bir dönem de Yelken Kulübü’nde yöneticilik yaptım, çocukların bu konudaki eğitimlerine destek verdim. Son zamanlarda ise toprağa yöneldim. Tarımla ilgilenmeyi ekip biçmeyi seviyorum.

 

Hakan Bey, son olarak şunu sormak istiyorum: Ticari veya lüks konut almak, satmak, kiralamak ya da Emlakfix Türkiye’nin bayiliğini almak isteyenler size nasıl ulaşabilir?

İletişim kurmak isteyen herkes bana 0 216 457 68 68 numaralı telefondan veya iletisim@emlakfix.com mail adresinden ulaşabilir.

ETİKET :   emlakfix hakan şahin gayrimenkul emlak alım satım konut villa arsa iş insanı iş adamı kocaeli