Kükreyen ejderin ülkesi; VİETNAM

PAYLAŞ

Türkiye’de sonbahar ve kış ayları yaşanırken; sıcak ve egzotik yerlere gitmek, değişik kültürler tanımak, değişik lezzetler tatmak istiyorsanız, Vietnam’ı es geçmeyin!

Hazırlayan: NİLÜFER ERGÜL

Bu kez istikametim bir Uzak Doğu ülkesi oldu. Dubai aktarmalı, 15 saat süren yolculuğun ardından motosikletleriyle, nükleer saldırı hissi uyandıran maskeli insanlarıyla, doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle, egzotik meyveleriyle kükreyen ejderin ülkesi; Vietnam’dayım. Baştan söyleyeyim, bu klasik bir gezi yazısı olmayacak… Vietnam denilince, akıllara gelen ilk şey maalesef Vietnam savaşı oluyor. Tabii, onlara sorarsanız, Amerikan savaşı. Ülkenin yakın tarihine baktığınızda, sadece Amerika değil, Çinliler ve Fransızlar tarafından da sürekli işgal edilmiş olduğunu görürsünüz. Bugün ise sanılanın aksine, Amerikalıları seviyorlar. Emin olabilmek için birkaç kez sordum aksine bir yanıt almadım. Sanırım kazandıkları zafer, kendi içlerinde durumu sindirmelerini kolaylaştırmış. Çinliler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, zira onlarla hala süregelen toprak kavgaları var.

MOTOSİKLET ÇILGINLIĞI

Yerel adı Druk Yul (Kükreyen ejderin ülkesi) olan Vietnam’da ilk durağımız başkent Hanoi. Ülkenin kuzeyinde bulunan bu yerleşim yerinde gözüme çarpan ilk şey, şehirdeki motosiklet çılgınlığı oldu. Vietnamlılar için motosiklet sadece bir ulaşım aracı değil, kelimenin tam anlamıyla bir yaşam biçimi. O kadar çok motosiklet videosu çekmişim ki daha seyahatin başında telefonumun hafızası doldu. 90 milyonluk ülkede 40 milyon motosiklet nasıl olur merak ediyorsanız, o zaman size Hanoi’de karşıdan karşıya geçmenizi tavsiye ederim. İşin ilginç yanı, bu çılgın kalabalıkta herkes bir şekilde yolunu buluyor. Motosiklete çoluk çocuk binenlere de rastlıyorsunuz, olmadık eşya taşıyanlara da… Fakat herkes kasklı ve maskeli Bir de bu kadar çok motosiklet olunca, doğal olarak bir tarz gelişmiş. Rengarenk ve değişik modellerde çok farklı kasklar mevcut. Bence her yıl değişen bir kask modası bile vardır Vietnam’da.

NEDEN MASKELİLER?

Yeri gelmişken, “Neden maske takıyorlar ki? Nükleer bir saldırı mı var?” sorusunun yanıtını da vermeli. Fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi Vietnam’da neredeyse tüm motosikletliler eski Amerikan filmlerinde kovboyların taktığı gibi maskeler takıyor. Bunun da nedeni, Vietnam halkının güzellik anlayışı. Vietnamlı kadınlar ve tabii ki erkekler, soluk bir teni, güneşten yanmış bir tene kıyasla çok daha güzel bulduklarından, korunmak için bu maske ve eldivenleri takıyorlar.

Bunun klasik bir gezi yazısı olmayacağından bahsetmiştim size, zira sebebi ziyaretim turistik geziden ziyade iş maksatlı. Aslında vaktimin çoğu, itiraf etmeliyim ki kırsallarda geçiyor ama fırsat buldukça gezilecek, görülecek yerleri keşfetmeye çalışıyorum. Onca yolun yorgunluğunu biraz hafifletmek lazım, değil mi?

AYAKKABILARA DİKKAT!

Hanoi’deki ilk iş müşteri ziyaretimi yine bizlere ilginç gelecek şekilde tamamladım. Son derece misafirperver bir halk. Güler yüzlüler ve sizleri memnun etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, eğer Vietnam’da bir iş yeri ziyaretine gidecekseniz, ayakkabılarınızı kapıda çıkaracaksınız. Ben aynı tecrübeyi bazı Arap ülkelerinde ve Bangladesh’te de yaşamıştım ama burası Müslüman bir ülkede değil! Biraz şaşırmakla beraber, hiç alışık olmadığım bir şey değil sonuçta. Çoraplarda patatesler yoksa sorun da yok.

Birçok iş yerinde ofis mobilyası, geleneksel tahta oymacılığı ile yapılmış. Epey emek harcandığı belli olduğu halde, bir o kadar da rahatsız. Evinde ve ofisinde bu tarz mobilyaların olması, kişinin ve iş yerinin zenginliğini ifade ediyormuş! Yani gösteriş bizde olduğu gibi burada da önemli. Sonra öğrendim ki dünyaca ünlü mobilya zincirlerinin üretim yerleri Vietnam’daymış.

HER YEMEKTE PİRİNÇ

Misafirlikten bahsederken, geleneksel Vietnam yemeklerine değinmeden geçemeyeceğim. Aslında hiç alışık olmadığım bir mutfak değil. Zira Amerika’da yaşarken de özellikle çorba konusunda ilk tercihimizdi Vietnam çorbaları. Ancak burada anladım ki yerel halkın hazırlamış olduğu çorbalar, bizim tecrübe ettiklerimizden biraz farklı. Çorbalar yurt dışına çıkınca biraz turistik bir hal alıp, evrim geçirmiş. Tabii, müşterimizin bizi götürdüğü ve masanın ortasında yanan ocaktaki tencereye kendi elleriyle tek tek attığı malzemelerle pişirdiği çorbayı yememek olmazdı. Küçük bir ayrıntı, bu malzemelerin içinde tavuk başı, ayakları her şey var. Bir müddet o baş bana ben ona bakıştık durduk ama sonra yemek olarak önüme konulunca, iş seyahati ile turistik seyahat arasındaki farkı hatırlayıp gerekeni yaptım. Sürekli minicik fincanlarda çay sunumu adetlerinden ama bizim gibi hijenik olduklarını söyleyemeyeceğim! Hanoi, sokak stantlarında satılan yemeklerde tam bir cennettir.

Neredeyse her köşede çam fıstıkları, pirinç, çeşitli et ve erişte satan bir stant görebilirsiniz. Pirinç ve pirinçli yemekler, Vietnam’ın vazgeçilmezleri. Pirinç, kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, tatlı, kısacası yenilebilen her şeyin içinde var. Pirinç pilavı, pirinç kâğıdı sargıları, pirinç püresi, meyveli pilav, kızarmış pilav, şişte pilavlı atıştırmalıklar ve pirinç şarabı bu lezzetlerden bazıları…

Mükemmel kahve, bira, sert likör vb. içecekler, Vietnam’ın her yerinde bulunabilir. Denemenizde fayda var.

EVLENMEDEN ÖNCE FALCIYA

Alışveriş meraklıları için imitasyon spor malzemeleri satan dükkanlar her yerde. Vietnam’da çeyiz olayı büyük önem taşıyormuş, hatta çeyizlik eşya satan dükkanlar için özel sokaklar var. Şimdi müşterimizin bana anlattığı kadarıyla, evlenmek için öncelikle falcıya gidiliyormuş. Falcı uygun görürse, beraber ay takvimine bakıp, bir tarih belirleniyormuş. Makbul olan, gelinin 30 yaşını, damadın ise 35 yaşını geçmemiş olmasıymış. Ayrıca, gelinin yaşının çift sayı olması, uğursuzluğa işaretmiş. Çay, tatlı, meyve, şarap, yapışkan pirinç gibi bilimum hediyelik eşyalar, kırmızı paketlerde hazırlanıyor. (Kırmızı renk, Çin’de olduğu gibi Vietnam’da da uğurlu kabul ediliyor.) Erkek tarafının tek sayıda paketi, yine tek sayılı kafilesiyle, kız tarafına gidiyormuş. İleride lazım olur mu bilmem ama biraz da Vietnam’ın ilginç geleneklerine değinmek fena olmaz değil mi?

NADİR KAPLUMBAĞALAR

Hanoi’nin merkezindeki ünlü nehir Hoam Kiem, birçok turist ve yerel halkın spor yaptığı, dinlendiği, evlenen çiftlerin gelip fotoğraf çektirdikleri, yürüyüş yaptıkları bir yer.

Bu nehrin tarihi ise bir kaplumbağa ile ilgili. Efsaneye göre 15. yüzyılda burada yaşayan bir kaplumbağa, Kral Le Loi’ye, sihirli bir kılıç veriyor ve kral bu kılıç sayesinde kral, Çinli lider Ming’i yeniyor ve savaşı kazanıyor.

Göl kenarında Jade Tapınağı bulunuyor. Burada nadir kaplumbağalar bulunuyor ve özel günlerde tapınak bazı performanslar için gezilebiliyor.

Tabii sadece akşam saatleri etrafı keşfetmeye vaktim olduğundan, ben içeriye giremedim ama önünde fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedim. Doğrusu sevimli kaplumbağaları görmek isterdim.

YAZ SICAĞINDA KIŞ

Hanoi’deki ziyaretimizi tamamladıktan sonra eski adı Saigon olan Ho Chi Minh City’e geçiyoruz. 2.5 saatlik bir uçak yolculuğu sonrasında bu kez Vietnam’ın güneyindeyiz. Dışarısı 35 derece ve söylediklerine göre Vietnam’da kış zamanı imiş! Otelin camları, kış manzaralarıyla süslü. Kar taneleri, Noel Baba ve geyikleri nerdeyse bütün vitrinleri, otel ve AVM camlarını süslüyor.

Etrafa baktığınızda, mont ve uzun kollu giyecekler tercih sebebi. Sanırım bir kışı yaşama ve yaşatma isteği hakim. Kış 35 derece olunca, merak edip yazları kaç derece olduğunu sordum. Aldığım yanıt, 38 ile 40 derece arası oldu.

1946 yılında liderleri Ho Chi Minh, Fransa ile anlaşarak ‘Indochina Federasyonu’ ve ‘French Union’ içerisinde ‘Vietnam’ın bağımsızlığını ilan etmiş. Daha sonra 1954 yılında Demokratik Vietnam’ın ilk başbakanı olmuş. Eski ismi Saigon olan şehre 1975 yılında Ho Chi Minh’in onuruna ‘Ho Chi Minh City’ (Çok yerde HCMC olarak geçer) adı verilmiş.

24 SAAT YAŞAYAN ŞEHİR: SAIGON

Vietnam’da para birimi olarak Vietnam Dong’u kullanılıyor. 22.500 Vietnam Dong’u 1 USD ediyor. Her şeyi önce dolara, sonra TL’ye çevirince kafalar fena karışıyor ama genel olarak yemek ve içmek son derece uygun. Vietnam’da asgari ücret 150 dolar civarında imiş.

5.3 milyon nüfusa sahip HCMC, Vietnam’ın en büyük metropolü ve ticaret şehri. Saigon; 24 saat yaşayan, kozmopolit, temiz ve güzel bir şehir. Küçük, sevimli kafeler ve restoranların yanı sıra tanınmış zincir markaların olduğu bir harman sanki. Özellikle gençler, gruplar halinde geç saatlere kadar meydanlarda bir arada. Ayrıca, meydanlarda yerlerde oturmak ve bir arada yemek yemek bir kültür olmuş gençler arasında. Sokak satıcıları hem daha ucuz hem de çok çeşitli seçenekler sunması bakımından tercih sebebi. Daha önce de belirttiğim gibi 24 saat yaşayan bir şehir burası. Büyük otellerin teraslarının yanı sıra çevrede çok lüks barlar ve restoranlar var. Oldukça uygun fiyatlara hem yemeğinizi yiyebilir hem içkinizi içebilir hem de canlı müzik dinleyebilirsiniz.

200 KM’LİK TÜNELLER

Nguyen Hue Meydanı trafiğe kapalı, geniş bir cadde. Turistik bir nokta olan Saigon Merkez Postanesi de burada. Benim gibi akşam üstü giderseniz, yürümekte bile zorluk çekebilirsiniz.

Caddede şarkı söyleyenleri, çeşitli enstrümanlar çalanları, yerlerde yemek yiyenleri bolca görebilirsiniz.

Saigon’u önemli kılan, akıllarda kalmasını sağlayan Vietnam savaşı hemen HCMC’nin dışındaki kırsal alanda en yoğun şekilde yaşanmış.

Viet Kong’ların ormanlık alanda Amerikalılara karşı verdikleri gerilla savaşı esnasında kazdıkları, toplam uzunluğu 200 kilometrenin üzerinde olan tüneller (Cu Chi Tünelleri) burada bulunuyor. Cu Chi Tünelleri şehir merkezine sadece 30 kilometre uzaklıkta ama buraya ulaşmak inanılmaz trafik düzeni nedeniyle 1,5-2 saat sürüyor. Gitmenin bazı yolları var. Turizm şirketleri tek yön 5 USD’ye buraya otobüsler kaldırıyor. Ancak ben çok istememe rağmen buraya gidecek zamanım olmadığından maalesef göremedim. Fakat, müşterimizin bize verdiği bilgiler dahilinde burayı görmenizi tavsiye ederim. Vietnam burayı çok güzel ve turistik bir şekilde düzenlemiş. Önce savaş hakkında orijinal görüntülerden oluşan bir video seyrediliyormuş. Sonra sadece rehber eşiliğinde ve grupla (giriş ücreti olan 5 USD’ye dahil) bölge geziliyor ve gezi yaklaşık 1.5 saat sürüyormuş. Bu esnada gizli tünel girişleri, havalandırma sistemleri, gizli mutfaklar, gizli baca sistemleri, bubi tuzakları, elde silah yapımı gibi birçok konu ve yer örneklerle, modellerle uygulamalı olarak gösteriliyormuş.

İsteyenler tünellerin belli kısımlarından geçebiliyormuş. Vietnam’da ülke nüfusunun yüzde 45’i yerli inançlara bağlı, yüzde 16,4’ü Budist, yüzde 8,2’si Hristiyan, yüzde 29,6’sı inançsız. Ben yol üstünde bir tapınakta durup biraz gezme fırsatı yakaladım. Burada monkların ibadet saatleri dışında, halka ücretsiz meditasyon dersleri veriliyor. Bu geziyle Vietnam benim için bitmedi, aksine daha yeni başlayacak gibi görünüyor. Umarım bu yazı sizler için de daha kapsamlı planlar yaparak, bu güzel ülkenin keyfini çıkarmayı planlayacağınız bir ilham kaynağı olmuştur.

Bir Cevap Yazın