Kocaeli’nin en şık centilmeni; Cengiz Sarıbay

Avukat Cengiz Sarıbay, mesleki kariyeri ve siyasi başarılarının yanı sıra; centilmenliği, şık giyim tarzı ve beyefendi kişiliğiyle de örnek bir isim

15:03:33 | 2018-03-09

RÖPORTAJ: Serpil ÇOLAK
FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

 

Cengiz Sarıbay bu kentin en karizmatik, en kibar, en centilmen, en beyefendi ve en başarılı avukatlarından biri. Aynı zamanda iyi bir eş, iyi bir baba, hatta torunlarına aşık bir dede. Her avukatın gönlünde yatan aslan olarak bilinen baro başkanlığı yapan, siyasette de CHP Kocaeli il başkanlığı gibi önemli bir görevi üstlenen ve hakkıyla yerine getirmeye çalışan bir isim. ‘Siyaset Dışı’ sohbetlerimize konuk olan Cengiz Sarıbay ile İzmit’e gelişinden Nurdan Hanım’la evlenmeye nasıl karar verdiğine, iş yaşamından zevklerine kadar her şeyi konuştuk. Özel yaşamının kapılarını Kocaeli Life’a açan Cengiz Sarıbay’ın en sevdiği ve en kızdığı şeyleri de öğrendik. Bu kente sevdalı olan, emeklilik hayalini bile bu kent üzerine kuran ‘Buradan gitmeye niyetim yok’ diyen Cengiz Sarıbay’ı daha yakından tanımak isterseniz, bu röportajı mutlaka okuyun!
Gerçi bu kentte sizi tanımayan yoktur ama bir kez daha dinleyelim mi, Cengiz Sarıbay kimdir?
1968 yılında, lise son sınıfı okumak üzere İzmit’e, ağabeyinin yanına gelen biriyim. 68 yılından beri İzmit’te yaşayan, burada kendisine bir yer edinen, kariyer yapmaya çalışan, siyasetle ilgilenen bir insanım.

 

 

‘İzmit’e geldim’ dediniz, nereden geldiniz?

Hatay’dan geldim. Lise 1 ve 2. sınıfı Hatay’da okudum, 3. sınıfı ise İzmit Lisesi’nde. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Üniversite eğitimim için İzmit’ten ayrıldım ancak daha sonra geri döndüm.

İstanbul’da yaşamak varken neden İzmit’e döndünüz?

Aslında memleketime, Hatay’a dönecektim ancak üniversitede Nurdan Hanım’la tanışmıştım ve geleceğe dair planlar yapmıştım. Okul bitince ‘Benimle Hatay’a gelir misin?’ diye sordum, gelmek istemedi. Fakat İzmit’e gelebileceğini söyleyince, evlenip İzmit’e yerleştik.

 

BİN KİŞİ ARASINDAN SEÇTİM

Nurdan Hanım’la okul arkadaşı olduğunuzu bilmiyordum.

Evet, okul arkadaşıyız. Ben, onu bin kişi arasından seçtim.

Nasıl seçtiniz?

Hukuk fakültesinin amfisi çok büyüktü. Bin kişilik bir amfi. Üst sınıfta Musa adında bir hemşerim vardı. Bize gelir giderdi. Bir gün ‘Amcaoğlu yeni gelen kızlar var, birine işaret koyalım’ dedi. O bir kıza işaret koydu, ben de Nurdan Hanım’ı seçtim. Henüz tanışmıyoruz ama Nurdan Hanım’ı sürekli izliyordum. Okula gelişini-gidişini takip ediyordum. Güzelliği, yürüyüşü, oturması, kalkması, konuşması, gülüşü dikkatimi çekmişti. Mağrur bir duruşu vardı. Ciddi bir kızdı, ‘Bununla evlenebilirim’ diye düşünüyordum.

Tanışma ne zaman gerçekleşti?

Bizim bir grubumuz vardı, ikinci sınıfa geçtiğimizde o gruba Nurdan Hanım’ı da dahil ettik. Henüz kendisiyle ilgili düşüncemden haberi yoktu, sınıf arkadaşı olarak aynı ortamlarda bulunuyorduk, sohbet ediyorduk. Üçüncü sınıfa geçtiğimizde ben yavaş yavaş ‘Annem gelecek, seninle tanıştıracağım’ falan diyordum.

 

 

SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE EVLENDİK

Sonunda açıldınız Nurdan Hanım’a…

Ben açıldım ama… Yine el ele tutuşma falan yok.

Nurdan SARIBAY: O zamanlar flört etmek yoktu. Babamızın öğretmen oluşundan kaynaklı olsa gerek, bizim de örnek birer insan olmamız gerektiği düşüncesi hakimdi. Meslek sahibi olduktan sonra evlilik düşünülebilir, o niyetle bir arkadaşlık kurulabilirdi. Cengiz Bey bana ‘Kimseye söz verme’ demişti. Ben de söz vermeyi düşünmüyordum. Öğrenciyken beni koruması, kollaması bende bir hayranlık uyandırmıştı. Okulu bitirdiğimiz zaman ‘bu iş olur’ dedik.

Okul bitince?

Mezun olduktan sonra stajımı yapmak üzere İzmit’e geldim, Nurdan Hanım ise İstanbul’da stajını yaptı. Fırsat buldukça İstanbul’a gidip geliyordum, birlikte öğle yemeği filan yiyorduk. Staj bitince memleketime gittim, amacım yazıhane açmak için ailemden destek istemekti. Geldim, yazıhanemi açtım ve avukatlık yapmaya başladım. 1975 yılının ocak ayında nişanlandık, bir yıl sonra 14 Şubat’ta, Sevgililer Günü’nde evlendik.

Evlendikten sonra birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Nurdan Hanım, İstanbul’da bir bankanın avukatlığını yapıyordu. Evlendikten sonra İzmit’e geldiğinde aynı bankanın şubesinde devam etmek istedi ancak kadro yoktu. Bankada bir ay çalıştı, baktı olmuyor, ayrıldı. O gün bu gündür avukatlık büromuzda birlikte çalışıyoruz.

 

AKIL HOCAM, YAŞAM KOÇUM

Hem iş hem hayat arkadaşı olmak zor değil mi? Genelde eşler aynı iş yerinde çalışmak istemez.

Aksine o kadar güzel ki… İki insan birbirini seviyorsa, sevdiği kişinin hep gözünün önünde olmasını ister. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

Sürekli bir arada olmak sıkıcı değil yani…

Hayır. Zaten odalarımız ayrı, herkes kendi işini yapıyor. Birbirimizi her dakika görmüyoruz. Zaman zaman bir araya gelip, bir dosya üzerinde fikir alışverişinde bulunuyoruz. Büroda yalnız da değiliz, 5 avukatız.

İşte fikir ayılığına düştüğünüz oluyor mu?

Olabiliyor ama ‘patron benim’ diyorum. Zaman zaman beni ikna ettiği olur. Nurdan Hanım evde olduğu gibi iş yerinde de her şeye hakimdir. Benim giyim tarzımdan tutun da vatandaşlara davranışıma kadar her konuda beni eleştirir, uyarılarda bulunur. Nurdan Hanım benim akıl hocam, yaşam koçumdur. Sadece bana değil, birlikte çalıştığımız kızım Feyza’ya da, çalışma arkadaşlarımıza da yol gösterir, fikir verir.

 

 

 

Kaç yıldır evlisiniz?

14 Şubat’ta 42 sene bitti.

İki kızınız var, ikisi de avukat.

Büyük kızım Feyza, yazıhanemizde işin başında. Nurdan Hanım gibi o da benim yanımda. Küçük kızım Gizem ise akademisyenliği tercih etti.

Kızlarınızı avukat olmaları için yönlendirdiniz mi?

Kesinlikle yönlendirdim. Siyasetle uğraştığım için kapımı çalıp çocuklarına iş isteyen çok arkadaşım oldu. O zamanlar bir kişiyi işe yerleştirmek için Koç’a, Sabancı’ya ya da Sefa Sirmen’e gitmek gerekiyordu. Ben çocuğuma Sefa Sirmen’den iş istesem, Sefa Bey beni kırmazdı ama neden gideyim de birinden iş isteyeyim. Potansiyel var, müşteri portföyü var, arşiv var, dosya var, ismimiz de var… Gelsin, beraber çalışalım diye düşündüm. Ben, Feyza’dan önce de yanımda avukat çalıştırıyordum. ‘Birini çalıştıracaksam, kendi kızımla çalışırım’ düşüncesiyle Feyza’yı yönlendirdim.

Küçük yaştan itibaren işlemeye başladınız o zaman.

Evet, büyük kızım Feyza’nın hukuk okumasını, avukat olmasını istedim, öyle de oldu. Küçük kızım Gizem’e ‘Sen bilirsin’ dedim, Fransızca kamu yönetimi okumak istedi ancak olmadı hukuk fakültesini kazandı. Gizem okulu bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nden iş hukuku üzerine bir teklif aldı. İTÜ olduğu için ben de onay verdim, akademisyen oldu. Şu anda doktor, doçent olma çabasında.

 

TEK BAŞIMA GİTMEM

İş hayatı ve siyaset dışında Cengiz Sarıbay ne yapar, nasıl vakit geçirir?

Her gün ikisi ulusal, yedisi yerel olmak üzere dokuz gazete alırım ve hepsini okurum. Onları okumadığım gün kendimi eksik hissederim. Televizyonda haber programlarını takip ederim. İl başkanı olmadan önce saat 16.00-17.00 olduğunda ‘Haydi hanım, kaçalım’ derdim. Ya eve giderdik ya da İstanbul’a. Daha keyifli bir yaşantımız vardı. Ancak il başkanı olduktan sonra İstanbul’a gitmek zorlaştı. İş çıkışında partiye geçiyorum, akşam programı varsa ona katılıyorum. Eskisi gibi dışarıda bir hayatımız yok artık, genelde evdeyiz.

Gezmeyi çok sevdiğinizi, Nurdan Hanım’la sık sık yurt dışına gittiğinizi biliyorum. Şimdiye kadar kaç ülkeye gittiniz?

Avrupa’da gitmediğimiz ülke kalmadı. Roma, Paris ve Londra’ya bir çok kez gitmişizdir. Nurdan Hanım uzun uçak yolculuğuna dayanamıyor o yüzden uzaklara gidemiyoruz, daha çok Avrupa’da geziyoruz.

Birlikte gezmekten keyif alıyorsunuz…

Nurdan Hanımsız tatile gitmedim. Ne tek başıma ne de arkadaşlarımla yurt dışına çıkmadım. Yurt içi ya da yurt dışı tatillerine hep Nurdan Hanım’la birlikte gideriz.

 

SON SÖZÜ O SÖYLER

Cengiz Sarıbay en çok neye kızar, neye öfkelenir?

Aslında çok öfkelenen biri değilim ama samimiyetsizliğe kızıyorum. İnsanların olduğu gibi görünmesini, göründüğü gibi olmasını isterim. Ben öyleyim, samimiyim, açığım. Eleştirimi karşımdakinin yüzüne söylerim. Herhangi bir arkadaşım, bir vatandaşım ya da tanımadığım biri telefon açsın, beni eleştirsin kızmam, kırılmam. Çünkü insan sevdiğini eleştirir ama bu belden aşağı vurarak eleştirmek anlamında değil. Hem avukat hem siyasetçi olarak yanlışımızı fark etmek adına eleştirilere ihtiyacımız var.

Nurdan Hanım’ın sizi sık sık eleştirdiğini söylüyorsunuz, peki siz onu eleştiriyor musunuz?

Zaman zaman benim de eleştirdiğim oluyor.

Evde patron Nurdan Hanım galiba.

Tabi ki. Son sözü ben söylüyorum ama ‘Peki karıcığım’ diyorum. Her zaman, her konuda son sözü o söyler.

Sizin alışverişe tutkun olduğunuzu biliyoruz. Cengiz Sarıbay’ın bu tutkusu nereden geliyor?

Hepimiz yoksulluk içinde büyüdük. Üniversiteyi okurken benim lacivert bir takım elbisem vardı, bir de blazer ceketim. O takım elbise her gün ütülenir, öyle giyilirdi. Ertesi gün de takım elbisenin pantolonuyla diğer ceketimi giyerdim. Bütün arkadaşlarımın birer tane takımı vardı. Çok zengin birisi değildim ama giyimime dikkat ederdim. Ben alışverişlerimi kendim yaparım. Çok da severim. İndirim olmadan, sezonda alışveriş yapmam. Kravat mı beğendim, hemen almam şart değil, indirimi beklerim. Marka tutkum yok ama yeni bir şey almayı, yeni bir şey giymeyi çok severim. Yeni bir şey giydiğinde insanların kendisini beğenmesi gibi bir durum olur ya işte ben de böyleyim, o zaman kendime daha çok güvenim artıyor.

Genelde nereden alışveriş yapıyorsunuz?

İzmit’ten de alıyorum, İstanbul’dan da. Yurt dışına çıktığımda da alışveriş yaparım. İzmit’te genelde Derimod ve Vakko’nun outletinden alışveriş yaparım. Eskiden Beymen’in outleti vardı, oradan alırdım. Yurt dışına gittiğim zaman da outletlere mutlaka uğrarım. Roma’nın, Milano’nun outletleri çok güzeldir.

Damak tadınıza düşkün olduğunuzu biliyoruz, en çok hangi yemeği seversiniz?

Son zamanlarda balığı sevmeye başladık. İstanbul’a gittiğimiz zamanlar damatlar sağ olsunlar beni ocak başına götürürler. Onlar tabii genç, ben de onlara uyuyorum, yiyorum ama biz Nurdan Hanım’la son yıllarda daha sağlıklı beslenmeye yöneldik. Mutfak kültürümüzü değiştirdik. Eti de seviyoruz ama daha çok balığı tercih ediyoruz.

 

 

35 YILDIR AYNI YERDE YEMEK YERİZ

İzmit’te öğle ya da akşam yemekleri için tercih ettiğiniz bir yer var mı?

Mesela Nizam’ın lokantası vardır. 1979 yılında Bodrum’da, Nizam’da ilk yemeğimizi yedik. Nizam, 1982-1983 yıllarında buraya geldi, o günden beri Nizam’da yemek yeriz. Şimdi Nizam bıraktı, yardımcısı devraldı. Aşağı yukarı 35 senedir orada yemek yeriz. İlk tercihimiz orası, onun dışında Çınar’a gideriz. Behçet’in yanında ev yemekleri yapan bir yer var, bazen orada da yerim.

Biraz da eğlence anlayışınızdan bahsedelim, Cengiz Sarıbay nasıl eğlenir?

Ben gittiğim yerlerde rahat oturabilmeliyim. Nevizade gibi bir yere gideyim ya da Cadde’de Divan gibi bir yerde oturayım kahvemi içeyim, bana yetiyor.

 

MESLEKTE 44 YIL

Biraz da işten bahsedelim. Meslekte kaç yıl oldu? Hedeflediğiniz noktaya vardınız mı?

Meslekte 44 yıl oldu. Hedeflediğim noktaya da vardım. Bir defa her avukatın gönlünde yatan bir aslan olan baro başkanlığı yaptım. 40-45 yaşlarındaydım o zaman. Serbest avukatlık yapan bir insanın gelebileceği en yüksek mevkidir baro başkanlığı. Ben bugüne kadar bana gelen, hukuki yardım isteyen hiç kimseyi geri çevirmedim. Parası yoksa hiçbir ücret talep etmeden de bakarım davasına. Rahmetli babam; ‘Oğlum, kasesini uzatana suyum yok deme’ derdi. ‘Eğer biri sana kaseyi uzatıyorsa, ona yardımcı ol, koru’ diye konuşurdu. Bir insan benim yardımıma ihtiyaç duyuyorsa, geri çevirmem. Benim için hiç kimse ‘Cengiz Sarıbay param olmadığı için beni geri gönderdi’ diyemez.

Cengiz Sarıbay’ın hayat felsefesi nedir?

Ben insan sevgisiyle doluyum. Biraz da hoşgörüm fazla. Hatta hoşgörüm fazla olduğu için arkadaşlarım beni zaman zaman eleştirir. Karşımdakine ne kadar kızarsam kızayım onun ufak bir jesti veya ‘Ağabey kusura bakma’ demesi benim bütün sinirimi, kırgınlığımı, kızgınlığımı alır. Kin tutamam.

Sevdiğiniz bir söz var mıdır?

Ben şimdiye kadar olduğum gibi göründüm, göründüğüm gibi oldum. Ne olduğumdan fazla gösteririm ne de az. Her şeyimi herkes bilir. Halktan, eşimden, çocuğumdan gizlediğim hiçbir sırrım yok. Bu şehirde 44 yıldır avukatlık yapıyorum, hiç kimse ‘Benim davamı kötü takip etti’ diyemez, dedirtmedim çünkü. Dava kaybetmedik mi, elbette kaybettik ama kaybettiğimiz kişi de bilir ki Cengiz Sarıbay elinden geleni yapmıştır. Yani güzel şeyler yapıyorum, yaptım da. İzmit’te ne kadar çetrefilli, ne kadar büyük dava varsa, yarısından çoğu bana geldi, ben çözdüm.

 

BU KENTTEN UZAKLAŞAMAM

Meslekte 44 yıl olmuş, emekli olmayı düşünüyor musunuz? Emekli olduktan sonraki hayaliniz nedir?

Ben hep emekli olmayı düşledim ama bunu bir türlü gerçekleştiremedim. Kendime bir sınır koydum, 60- 65 yaşında emekli olacağım diye, olmadı. Uzun zamandan beri 07.00’de kalkarım, 08.30 gibi evden çıkarım, işime giderim. Duruşmam olsun ya da olmasın, 09.00’da ben yoldayımdır. Emekli olduğum zaman bu standardı tutturamam. Emekli olmam için vakit var gibi geliyor bana.

Emekli olduktan sonraki hayaliniz nedir?

Gönlüme göre takılabilmek ama siyaset yapmaya devam edersem, bu mümkün değil. Eğer siyasetten uzaklaşırsam, 3-4 ayda bir yurt dışına gitmek isterim. Haftada bir İstanbul’a, Cadde’ye gitmek isterim. Kendimi dinlendirmek isterim.

Ege’ye yerleşeyim diye bir hayaliniz yok galiba.

Bu kentten kopmak gibi bir niyetim yok. Hiç düşünmedik de. Yine bu kentte yaşarım çünkü bu kentin bir parçasıyım, uzaklaşamam.




ETİKET :  

Tümü