Kestane karası kabusunuz olmasın!

Karadeniz sahillerinde denize girmeden önce bilmeniz gerekenler var. RİP akıntısı ya da kestane karası nedir? Akıntıya kapılınca ne yapmak gerekir? Boğulma tehlikesi geçiren birine nasıl yardım edilir? Eğer tatiliniz zehir olsun istemiyorsanız, AKUT’un sesine kulak verin!

17:48:40 | 2017-06-12

HABER: Eylem Selvi ARI

 

Ve yaz geldi. Ramazan’dan sonra hepimizin yapmak istediği tek şey; sıcak günlerde kendimizi serin sulara bırakmak. Kaldı ki bu konuda şanslı illerden biriyiz. Artık bizim de mavi bayraklı sahillerimiz var. Özellikle Karadeniz’e kıyısı bulunan Kandıra sahilleri yaz aylarında tatilcilerle dolup taşıyor.

Kefken, Kerpe, Cebeci, Sarısu, Kumcağız, Bağırganlı, Seyrek, güney sahillerini aratmıyor. Kandıra sahilleri yazın çok keyifli ama buralarda denize girmek bir o kadar da tehlikeli. Çünkü Karadeniz, akıntısı ve dalgası bol bir deniz.

Özellikle RİP akıntısı ya da kestane karası, en keyifli gününüzü kabusa dönüştürebilir. İşte bu yüzden Kandıra sahillerindeki riskli bölgelerde cankarturanlar görev yapıyor. Deniz sezonu başlamadan önce, Kandıra Kumcağız sahilinde görev yapan AKUT yetkilileri ile görüşerek tatilcilere yol göstermek istedik.

En tehlikeli sahiller neresidir, denizden uzak durmamız gereken zamanlar, RİP akıntısı ya da kestane karası nedir, akıntıya kapılınca ne yapmak gerekir, boğulma tehlikesi geçiren birine nasıl yardım edilir… İşte bu soruların yanıtını AKUT Kocaeli Ekip Lideri Recep Şalcı, kurumsal iletişim sorumlusu Oğuz Ergün ve öğrenci toplulukları başkanı Gökşan Şan’dan aldık.

 

Sahildeki en önemli iş gözlemcilere düşüyor. Kulede görev yapanlar, denizden gözünü ayırmıyor.

 

AKUT 2005 yılından bu yana sahillerimizde cankurtaranlık hizmeti de veriyor. 17 Haziran’da deniz sezonu açılıyor. Merak ediyoruz, sezona nasıl hazırlanıyorsunuz?

Gökşan Şan: Biz, Kandıra Kumcağız sahilinde sadece hafta sonları görev yapıyoruz. Hava kötü olursa ve gerekirse hafta içleri de destek oluyoruz. Kocaeli Su Kazalarını Engelleme Merkezi (KOSKEM) ile birlikte çalışıyoruz. Bu oluşumun içerisinde itfaiye, pek çok STK ve AFAD da var. Sezon için hazırlıklarımız kışın başlıyor. Toplantılar yapılıyor, ekibin katılım durumu analiz ediliyor. Sonrasında yaz boyunca bizimle görev yapacak kurtarma ekibi Gölcük, Derince ve Kocaeli Üniversitesi’nin havuzlarında antrenmanlara başlıyor. Bu antrenmanlar bizler için çok önemli çünkü Karadeniz sahilleri ciddi riskler barındırıyor. Sahilde görev yapan ekibimizi 1. ve 2. yüzücü, karacı, gözcü ve kuleci olarak ayırıyoruz. Haftanın bir günü yaptığımız havuz çalışması sonrasında tüm yüzücülerimizi Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu’nca belgelendiriyoruz.

Oğuz Ergün: Kaldı ki sahillerdeki bu proje Büyükşehir Belediyesi’nin projesidir. Bizden ricaları üzerine 2005’ten bu yana müşterek olarak bu projeyi yürütüyoruz. AKUT, Kocaeli’deki en tehlikeli ve su kazalarının en çok yaşanma ihtimali bulunan sahillerden sorumlu.

 

AKUT Öğrenci Toplulukları Başkanı Gökşan Şan, AKUT Kocaeli Ekip Lideri Recep Şalcı ve kurumsal iletişim sorumlusu Oğuz Ergün.

 

 

Peki havuz eğitimleri gruplar halinde mi yoksa birebir mi veriliyor?

 

Gökşan Şan: Kocaeli AKUT olarak havuz çalışmalarımızı sezon boyunca sahillerde görev yapacak ekiple gerçekleştiriyoruz. 20 kişilik bir ekibiz. Görevli kişilerle tatbikat yapmanız çok önemli. Bununla ilgili güzel bir anımız da var.

 

Paylaşır mısınız?

 

Gökşan Şan: RİP akıntısı vardı ve sahilde birden fazla boğulma vakası yaşanıyordu. Önce jet ski, sonra kayalardan bir ekip yola çıktı. Bizler birbirimizle hiç konuşmadan birden fazla olaya aynı anda müdahale ettik. Herkes kendi kazazedesini aldı ve kurtarmayı tamamladı. İşte bu durum, ekibin birbirini tanımasından kaynaklanıyor.

 

Gönüllü cankurtaran olmak için yüzme bilmek şart mı?

 

Gökşan Şan: Yüzme bilmek şart değil.

 

Oğuz Ergün: Bu projede iki ayrı bölüm var. Deniz kısmında görev alacaklar ve karada olacaklar… Bize faydası olacak herkes gönüllü olabilir. Tabii cankurtaranlık belgesine sahip olacakların yüzme bilmesi şart.

 

 

 

EN ZOR ŞEY GÖRMEK

 

Peki, AKUT’ta gönüllü olmak isteyen bir kişinin süreci nasıl işliyor?

Recep Şalcı: Deniz ve diğer operasyon türleri biraz farklı. Kapıdan birisi girip gönüllü olmak istediğini söylediği zaman önce 6 aylık adaylık süreci başlıyor. Takım çalışmasına uygun mu, belli etik değerlere riayet ediyor mu diye bakıyoruz. Devam etmesine karar verdiğimiz arkadaşlarımız geçen 6 ay içerisinde eğitim alıyor. Branş ve uzmanlık eğitimleri 6 ayın sonunda veriliyor. Aday, seçtiği operasyon alanında (su, dağ, enkaz olabilir) çalışmalara başlıyor. Su biraz daha spesifik bir durum. Cankurtaranlıkta daha çok suya atlayan, yüzen insanlar ön plana çıkıyor ama sudaki en zor şey görmektir. Kıyıda iyi bir gözlemci, kimin boğulduğunu söylediği zaman bizim yüzücülerimiz hemen harekete geçer. Yüzücülerimiz çok yeteneklidir, iyi antrenman yaparlar, görüp de alamadığımız hiç kimse olmadı.

Görmenin öneminden bahsettiniz, göremediğiniz biri oldu mu?

Recep Şalcı: Bir kişi oldu. Keşke o da olmasaydı. Çok yüksek dalga vardı ve 3 kişi boğulurken biz 2 kişiyi gördük. Çok üzüldük.

Denizde sizi en çok zorlayan şey nedir?

Recep Şalcı: Bir kişi yüzmeyi iyi biliyorsa zaten ne yapacağını da bilir. Onlar hep kontrolümüzde yüzer, açılmasına izin veririz. Karadeniz’de sıkıntımız gençlerle. Kızların peşinde yüzmeye çalışanlarla çok uğraşıyoruz. Kız arkadaşına hava atmak için açılanlar da büyük sıkıntı yaratıyor. Yüzmeyi tam bilmeyen ama bildiğini zanneden kişiler bizim en çok problem yaşadığımız insan tipidir. Bir not düşmek isterim; boğulma vakalarının yüzde 80’ini Sakaryalılar oluşturuyor. Kilometrelerce uzaktan geldikleri için hava ne kadar kötü olursa olsun, deniz ne kadar dalgalı olursa olsun illa denize girmek istiyorlar, uyarılarımıza kulak asmıyorlar ve üzücü olaylar yaşanıyor.

 

EN TEHLİKELİ SAHİLLER…

 

Peki denize girilmesi en riskli bölge neresidir?

Recep Şalcı: Kumcağız ve Cebeci.

Neden riskli?

Gökşan Şan: İkisinin de sahili çok büyük ve ikisinde de RİP akıntısı mevcut. Kumcağız’ın zemini çok değişken. Sahilin İstanbul ve Sakarya tarafında büyük kuyular var. Kuyulara yakın bölgede su belinize gelirken bir anda boyunuzu geçebiliyor.

Bir vatandaş, RİP akıntısını nasıl fark eder?

Gökşan Şan: RİP akıntısının dışarıdan fark edilmesi zor. Sizi açığa doğru sürüklüyor, belki bundan anlaşılabilir. Bazı vatandaşlarımız ‘Deniz beni dibe çekti’ der ama RİP akıntısı dibe çekmez, açığa sürükler. RİP akıntısının sizi açığa sürüklediğini fark ettiğiniz an kıyıya paralel olarak yüzerek kendinizi kurtarabilirsiniz. İyi bir yüzücü bile paletleri olmadan RİP akıntısından kıyıya doğru yüzemez. Çünkü kıyıya doğru yüzüp bir anda durduğunuzda akıntı sebebiyle yüzdüğünüz mesafe kadar geri gidiyorsunuz. Dalgalarla da boğuştuğunuz için yoruluyorsunuz ve batıp çıkmaya başlıyorsunuz. Sahile paralel yüzdüğünüzde akıntıdan kurtuluyorsunuz. Gücünüz yoksa ve yüzemeyecekseniz akıntının sizin açığa götürmesine izin verin, yardım isteyin.

Zorda kalan bir vatandaşın, cankurtaranın dikkatini çekmek için ne yapması gerekiyor?

Gökşan Şan: Filmlerdeki gibi çığlık çığlığa bağıran insanlar boğulmuyor. Boğulan insanda yaşanan değişim şu şekilde; gözleri büyür, ses çıkaramaz, tek amacı su üstünde kalmaktır. ‘Boğulan insan karşı tarafı boğar’ derler ama sizi boğmaya çalışmıyordur tek amacı su üzerine kalmaktır. Boğulacağını anlayan insan mutlaka bir işaret vermeli. Elini, kolunu kaldırıp indirmeli, ses çıkarabiliyorsa ses çıkarmalı.

Şunu da aktaralım; biz görev yapacağımız sahile sabah geldiğimizde ilk işimiz RİP akıntılarını ve kuyuları belirlemektir. İstasyonlarımızı RİP akıntılarının olduğu yöne doğru yönlendiririz. Sahili sürekli gözlemleriz. Bir de boğulma tehlikesi geçirecek kişileri önceden anlıyoruz.

Nasıl anlıyorsunuz?

Gökşan Şan: Yüzmesinden ya da kulaç atışından belli ediyor. Riskli bölgeye gidiyorsa zaten bir arkadaşımız hemen megafonla uyarıyor. Uyarılarımızı dikkate almaları için elimizden geleni yapıyoruz.

 

NASIL KURTARILIR?

 

 

Peki, denizdeyiz, yanımızdaki kişi bir anda boğulma tehlikesi geçiriyor. İşte o an ne yapmalıyız?

Recep Şalcı: Burada yapılacak en doğru şey; çok iyi yüzme bilmiyorsanız, boğulan kişi kardeşiniz ya da anneniz kim olursa olsun kıyıdan destek istemek. Çünkü suda kurtarma gerçekten çok zordur ve çok ciddi kondisyon ister. İkinci yapacağınız şey; kıyıdan yardımın gelmesini bekleyecek kadar vaktiniz yoksa sosis, makarna, şişme yatak gibi yanınızdakini yüzdürecek bir şeyi ona uzatmak ve onun suyun yüzeyinde kalmasını sağlamak. Kazazedeyi suyun üzerinde tutacak malzemeyi ona uzattığınızda kazazede sizinle uğraşmayacak, yüzeyde kalacak ve ekipler gelip onu alacaktır.

Cankurtaranların olmadığı sahillerde boğulma vakalarına nasıl müdahale etmek gerekiyor?

Recep Şalcı: Kıyıdan yüzer bir aparatla kazazedenin yanına gitmek ve onu o şekilde çıkarmak en doğrusu. Kurtaracak kişi profesyonel değilse, cankurtaranlık eğitimi almış ancak antrenmansız biri ise birebir kurtarmada zorlanacaktır.

Kaldı ki cankurtaranların olduğu bütün sahiller güvenlidir. Cankurtaranların olmadığı sahillerde küçük bir RİP akıntısı bile çok tehlikeli olabilir. Bu yüzden mümkün olduğunca güvenli sahillerde yüzerlerse iyi olur. Kaldı ki sadece AKUT değil, diğer cankurtaran birimleri de sahillerde çok özverili çalışıyor. Sahiller çok uzun. Bu nedenle cankurtaranların olduğu yerde yüzmek en güvenlisi.

İnanın cankurtaranlık çok zor. Vatandaş tüm gün oturup sahili seyrettiğimizi düşünüyor. Ama gerçek öyle değil. Biz de ilk başlarda ‘Akşama kadar oturuyoruz neden bu kadar yoruluyoruz?’ diye düşünüyorduk. Aslında cevap belli. Sürekli algılar açık. Birisinin boğulmak üzere olduğunu gördüğünüzde kalp atımlarınız çok yükseliyor, sonra tekrar düşüyor ve bu da vücudu çok yoruyor. Akşam olduğu zaman dayak yemiş gibi yorgun bir şekilde görevi tamamlıyoruz. Bu nedenle çok zor bir iş yapıyoruz.

Bir kurtarma çalışması nasıl gerçekleşiyor? Aranızdaki koordinasyonu nasıl sağlıyorsunuz?

Gökşan Şan: Boğulma vakası gerçekleştiği an öncelikle telsizden anons geçilir. ‘Birinci yüzücü’ dediğimiz kişi hızlı yüzen ve vakaya ilk gidendir. Temel görev kazazedeyi su üzerinde tutmaktır. İkinci yüzücü de kazazedeyi çekmek için sahile iple bağlı olan aparatı kontrollü bir şekilde karaya ulaştırmakla sorumludur. Gözlemci de kule devriyesi atar. İstasyon sorumlusu irtibattan sorumludur. İpçi ve gözcü dediğimiz arkadaşlarımız da sahilde bekler.

Birinci yüzücü; kurtarma aparatı, gözlük, şunorkel, paletlerini alıp kazazedeye doğru koşmaya başlar. Belirli bir derinliğe geldiğinde ekipmanını kuşanır ve kazazedeye doğru yüzmeye başlar. Onu su üzerinde tutar. O sırada sahilde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ambulansı da bekliyor oluyor. Bu arada jet ski de telsizden duyduğu ilk anonsla beraber olay yerine hızla ulaşır. Ve kurtarma operasyonu tamamlanır.

 

İLK 2 DAKİKA ÇOK KRİTİK

 

 

Vakayı gördünüz, ne kadar sürede müdahale edilmeli ki kişi hayatta kalsın?

Recep Şalcı: Çırpınıyorsa sıkıntı yok. Çırpındığı sürece 10 dakika da çırpınsa alırız. Dibe battığı andan itibaren de kritik süreç başlar, 2 dakika içerisinde onu almalıyız. 2 dakikadan sonra 6 dakikaya kadar şansı var. Kalp masajı vs. ile hayata dönebilir. 6 dakikadan sonra beyne oksijen gitmediği için kurtarılsa bile vücutta kalıcı hasarlar oluşabiliyor.

Hiç dibe batmadan kazazedeyi görmek ve almak bizim temel hedefimiz. Bunun çözümü de iyi gözlemlemek. Biz genelde şunu yapıyoruz; bir kişinin boğulacağını anladığımızda boğulmaya ramak kala müdahale ediyoruz. Bazen kazazede inatlaşıyor bizimle. Aynı gün içerisinde aynı insanın 3 kez boğulmak üzere olduğuna şahit olduk. Çünkü uyarılarımızı dinlemiyorlar…

Oğuz Ergün: Halkın denize girmek ve sonrasında yapılacaklar konusunda bilinçli olması lazım. Yaz mevsiminde kuyulara, baraja, dereye girenler oluyor. Bilinçsiz olunursa her türlü girişim hayatınıza mal olabilir. Yarım metrede de boğulabilirsiniz. Dışarıdaki etkenler de boğulmada etkilidir. Bu noktada vatandaş bilgilendirilmeli, uyarıları dikkate almalı. Bizim amacımız; müdahaleden önce halkın bilinçlendirilmesidir. Kandıra’daki kayalıkların çok cezbedici olması, gece saatlerinde özellikle denize girmek istenmesi, alkolün de o bölgede çok tüketilmesi vakaları artırıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın uyarılarımızı dikkate alması kendileri için hayati öneme sahip.

Alkollüyken denize girmemek önemli.

Recep Şalcı: Kesinlikle. Alkollüyken ve yemek yedikten hemen sonra denize girmemek gerekiyor.

Gökşan Şan: Bir de ufak çocuklara dikkat edilmeli. Ufak çocukların boğulması yetişkinler gibi olmuyor. Onlar direk batıyorlar ve kurtarılma süreleri bahsedilen 2 dakikadan daha kısa. Ebeveynler, çocuklarını denizde yalnız bırakmamalı.

Boğulma vakaları en çok hangi yaş aralığında oluyor?

Recep Şalcı: 18-25 yaş arası. Bu yaş aralığı sınırları zorlamayı seviyor.

Kocaeli’de 2005 yılından bu zamana boğulma vakalarının istatistiği nedir?

Recep Şalcı: Kumcağız için konuşabiliriz, hafta sonları müdahale ettiğimiz kişi bakımından; 2013 yılında 160 kişi, 2014’te 85 kişi, 2015’te 90 kişi ve 2016’da 134 kişi kurtarıldı. Bu arada boğulma tehlikesi geçirmeden uyardığımız insan sayısı çok fazla. Boğulma sayısı artıyor mu azalıyor mu bu tamamen hava koşullarıyla ilgili. Şöyle bir durum var; vatandaş oraya geldiği sürece muhakkak yüzmesi gerektiğini düşünüyor. Hava kötü olsa bile. ‘30-40 kilometre uzaktan geldim mutlaka yüzeceğim’ diyor. Karadeniz için özellikle ters dalga ve RİP varsa suya girilmemesi gerekiyor. Bir de Karadeniz’in günleri vardır. Bir tanesi ‘kestane karası’dır. Bizim kabus günümüzdür. O başladığı andan itibaren suda 50 kişi varsa 50’si de kazazededir. Dizlerine kadar olan suda kıyıya çıkamazlar. Biz o havalarda sürekli uyarıyoruz.

 

KESTANE KARASI

 

Nedir bu kestane karası dediğiniz olay?

Recep Şalcı: Yüksek dalgadan daha ziyade ‘üçleme’ dediğimiz dalgalar oluyor. Bel seviyesinde dahi kıyıya çıkamıyorsunuz ve kum alttan gidiyor. Sizin 3 dakika önce dizinize gelen yer 3 dakika sonra boy seviyenizi geçebiliyor. Dalgalar bir anda büyümeye başladığında da çok tehlikeli oluyor.

Sizden bir kurtarma anısı dinlemek isteriz

Gökşan Şan: Benim doğum günümdü, sahile yeni gelmiştik ki o gün göreve erken başladık. Kumcağız’ın, Sakarya tarafına doğru olan yerde büyük bir akıntı vardı. Sahile indik, ikinci yüzücü arkadaş malzeme dağıtıyordu. Birden iki kardeşin akıntıya ve dalgalara kapıldığını gördük. Açığa doğru sürükleniyorlardı. Büyük kardeş biraz daha kenardaydı, daha yavaş sürükleniyordu. Kurtarma malzemesini aldım ve çıkış yaptım. Önce yakın olanı kıyıya teslim ettim. İkinci vakaya doğru giderken fark ettim ki dalgadan dolayı kurtarma aparatının ipi kopmuş. O an birebir kurtarma dediğimiz hadiseyi yapmam gerekiyordu. Denize dipten girdim çocuğun tam arkasına çıkacağım, akıntı bayağı kuvvetliymiş ayağımdaki paletimin biri çıktı. Tek palet, 4 yaşında bir çocuk ve akıntı ile baş başa kaldım. İstasyon şefimiz çok tecrübeliydi, hemen destek istemiş. Ben birinin gelip bizi almasını bekliyorum ki mutlaka birinin geleceğini biliyorum. Ekibin en güzel yanı da budur. Her yüzücü bilir ki suda kalırsa arkasından mutlaka birileri gelir. Bir baktım Recep abi geliyor. O an bana doğum günü hediyemi vermiş oldu. Hepimiz sapasağlam çıktık denizden.

 

KENDİNİZİ KUMA GÖMMEYİN!

Denizde karşılaşabileceğimiz diğer tehlikeler nelerdir?

Recep Şalcı: Ayağa kramp girmesi, kayalıklardan atlarken kafanın yarılması, alkol alıp sahilde güneşlenirken uyuyakalınması ve güneş çarpması, tekneyle açıldığının farkında olmadan açıkta kalmak, denizanalarına çarpıp zor durumda kalanlar var… Bunun gibi daha pek çok olay. Belki bunlar arasında en ciddilerinden bir tanesi kumsalda kendini kuma gömme. Bununla ilgili geçtiğimiz yıllarda ölümlü bir vaka da yaşandı. Kumsalda ATV ile gezinti yapılıyor ve ATV sürücüsü kendini kuma gören vatandaşı göremeyebiliyor. Bu nedenle vatandaşlarımız çok dikkatli olsun.

 

 

 




ETİKET :   akut kestane karası

Tümü