Kendisini çocuklara adadı; Aytek Mete Elgün

Hayallerinin peşinden giden ve neredeyse tamamını gerçekleştiren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın başarılı oyuncusu Aytek Mete Elgün; yeteneğini ve enerjisini, tiyatro yoluyla çocukların hayatına dokunmaya adamış bir isim

13:45:45 | 2018-10-06

RÖPORTAJ: Eylem Selvi Arı

FOTOĞRAFLAR: İsmail Hakkı Timuçin

  

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın önce seyircisi, sonra öğrencisi, ardından oyuncusu, sahne direktörü ve en sonunda yönetmeni olan Aytek Mete Elgün, hayallerinin peşinden koşarak başladığı tiyatroda başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Genlerinden gelen yeteneğine ve oyunculuk alanındaki tecrübesine rağmen, onun mesleki hedefleri arasında ne adını herkesin bildiği bir oyuncu olmak ne de şan-şöhret sahibi olmak var.

Aytek Mete Elgün’ün en büyük amacı, aldığı tiyatro eğitimini zengin hayal dünyasıyla birleştirerek çocukların hayatına dokunacak, farkındalıklarını artıracak, onların eğitimine katkıda bulunacak projeleri hayata geçirmek.

Yakın zamanda baba olmaya hazırlanan ve meslek hayatında da kendisini çocuklara adadığını söyleyen Aytek Mete Elgün ile oyunculuk kariyerini, projelerini ve peşinden koşmaktan asla vazgeçmediği hayallerini konuştuk.

 

Aytek Bey, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1982, İzmit doğumluyum. İlk, orta ve liseyi İzmit’te tamamladım. Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden 2006 yılında mezun olduktan sonra Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda çalışmaya başladım. O gün bugündür buradayım. Şehir tiyatrolarının önce seyircisi, sonra öğrencisi, ardından oyuncusu, sahne direktörü ve en sonunda yönetmeni oldum. Aynı zamanda çocuk oyunları, masallar, öyküler yazıyorum. 3 ay önce benim gibi tiyatro oyuncusu ve masal yazarı olan Nergiz Elgün ile evlendim, şimdi bir bebek bekliyoruz.

 

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Lise yıllarımda Kocaeli Şehir Tiyatrosu’na oyun seyretmeye gelirdim. O dönem, Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenmekte olan Hamlet’ten o kadar etkilenmiştim ki tam 6 kez izlemiş, bununla da yetinmeyip oyunun Sabahattin Eyüboğlu tarafından dilimize çevrilmiş olan tekstini almıştım. O dönem, Kocaeli Anadolu Lisesi’nin tiyatro kulübü aktif değildi. Bir gün okuldaki edebiyat öğretmenime ‘Tiyatro kulübünü aktifleştirelim’ diye teklifte bulundum. Tiyatromuzun başarılı oyuncusu Aydın Sigalı, benim dayımdır, ondan yardım istedim. Aydın Bey okulumuza geldi, bizimle bir oyun çıkardı. Aynı dönemde Şehir Tiyatroları’nın kurslarına da başladım ama derslerle birlikte zor olunca devam etmedim. Liseyi bitirdikten sonra ise yetenek sınavlarına yine dayım ile beraber hazırlandım ve iyi bir puan alarak kazandım. Türk tiyatrosunun efsane hocası Cüneyt Gökçer’in öğrencisi olma şansına nail oldum. 12 yıldır Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda görev yapıyorum. 24 saat tiyatro yetmedi, 30 saat tiyatro yapayım diye de arkadaşım İlker Sevüker ile birlikte Sanat Destek Tiyatrosu’nu kurduk.

 

Şehir Tiyatroları’nda kaç oyunda rol aldınız?

Şu ana kadar 16 oyunda rol aldım. Çocuk oyunu olan Yusufçuk’ta başrol oynamıştım. Yalancı, Fareler ve İnsanlar, Küheylan, Guguk Kuşu ile Jan Dark rol aldığım oyunlardan bazıları.

 

Oyunculuğun yanı sıra eğitmenlik de yapmışsınız.

Evet, Kocaeli Üniversitesi’nde 3 yıl gönüllü tiyatro eğitmenliği yaptım ki gönüllü olarak yapılan işlere çok değer veriyorum. Bunun dışında halk evlerinde ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları’nda da eğitmenlik yaptım ama tiyatroyla birlikte eğitmenliği götürmek çok zor oluyor. Bu nedenle şu sıralar eğitmenliğe ara verdim.

 

Dizi projeniz oldu mu?

Öğrencilik yıllarımda TRT’de bir dizide oynadım. ‘Fikrimin İnce Gülü’ dizisinde de bir bölüm rol aldım. En son SEKA Film Platosu’nda çekilmiş olan ‘Bir Zamanlar Osmanlı-Kıyam’ dizisinde kötü bir karakteri oynadım, çok keyifliydi. Kötü karakterleri oynamayı çok sevdiğimi de söylemek isterim.

 

Kötü karakterleri canlandırmak oyuncu için risk midir?

Ben kötü karakterleri oynayınca, gerçekten oynamış gibi hissediyorum kendimi. Kötü rollerde üzerine bir şey katıyorsun. Kötü oynamanın şöyle bir güzelliği var; biz role çalışırken karakterin kötü oluşuna bakmayız; kötü olmasında bir sebep vardır aslında, onu haklı buluruz. Haklı bularak oynadığınızda, gerçek kötü çıkar ortaya; yoksa oynadığın rol maske gibi kalır.  O yüzden kötü rolleri çok severim.

 

ÇOCUK OYUNLARI YAPIYORUZ

 

Türk tiyatrosunda ya da sinemasında kötü adamı oynayan beğendiğiniz bir sanatçı var mıydı?

Mesela Erol Taş’ı çok severim, hatta babacan bir tarafı olduğu için dedeme benzetirim. O kötü adamı oynarken bile içinde sempati barındıran bir oyuncuydu. Ali Şen de öyledir... Kötü adamı oynardı ama sevimli karakterler çıkarırdı; kızamazdınız, gülerdiniz ona.

Kötüyü oynayan değil ama beğendiğim aktörleri paylaşayım; Şener Şen, Uğur Yücel ve Selçuk Yöntem’i beyaz perde ve ekranda; Bülent Emin Yarar ve Haluk Bilginer’i de sahnede çok beğenirdim.

 

Şehir tiyatrolarında seyirciyken kimleri beğenirdiniz?

Engin Benli, Serhat Tutumluer, dayım Aydın Sigalı, Tardu Flordun, Esra Bezen Bilgin’e hayrandım. Hatta ne yediklerini, ne içtiklerini, nasıl yaşadıklarını çok merak eder, bir araya gelmek isterdim. Hepsiyle tanışma imkanım da oldu ama en güzeli üniversiteyi bitirdikten sonra onlarla aynı sahneyi paylaşmaktı. Hala birçoğuyla beraber çalışıyorum.

 

Biraz önce Sanat Destek Tiyatrosu’ndan bahsettiniz…  Neler yapıyorsunuz?

Sanat Destek Tiyatrosu’nu İzmit’e bir özel tiyatro kazandırmak için kurduk. Tamamı profesyonel oyunculardan oluşan bir ekibiz. Çocuk oyunları yapıyoruz ama yakında yetişkin oyunlarına da başlayacağız. Hobi grupları açmak da planlarımız arasında. Çocuklara drama eğitimi, diksiyon ve konservatuvara hazırlık dersleri veriyoruz. Gruplara dans eğitimi, okullara dekor ve kostüm temini gibi geniş bir yelpazede çalışıyoruz.

 

Gelelim, şu sıralar neler yaptığınıza…

Son dönemlerde kendimi çocuklara adadım diyebilirim. Çocuklar için yaptığım işlerde daha arınmış hissettim kendimi, kaldı ki bana göre çocuktan daha değerli bir şey yok bu hayatta. Sanat Destek Tiyatrosu’nda ‘Tezcan’ın Düşleri’ diye bir çocuk oyunu yaptım. Ben yönettim ve oyun çocuklarla buluştuğunda aldığım geri dönüşlerden çok etkilendim. Oyunun sonunda bize sarılan, “oyunu bir daha getirin” diyen, oyuncularla iletişime geçip mesajlar yazan çocuklar… Bir gün dedim ki kendime; “ben mesleğimi yapacağım elbet ama çocuklar için bir şey yaparsam daha çok mutlu olacağım”. Bir de kendi çocukluğumda bizler için yapılan çocuk oyunlarını ya da çizgi filmleri hala unutmadığımı fark ettim. Çocuklarda farkındalık yaratmak, onlara mesajlar vermek, eğitim hayatlarına bir şeyler katmak hem bir oyuncu hem de bir baba adayı olarak beni heyecanlandırıyor. Gerekirse ömür boyu hep bir tiyatro emektarı olarak kalayım, adım sanım hiç duyulmasın ama çocuklar için bir şeyler yapayım.

 

 

MİNİK BULUT MİNNAK

 

Yeni sezonda da çocuklar için yazıp yönettiğiniz bir oyun var, biraz bahseder misiniz?

‘Minik Bulut Minnak’ isimli oyunu yazdım ve yönetiyorum. Bu, Şehir Tiyatroları’ndaki ilk yönetmenlik deneyimim olacak. Çok severek yazdım ve çok güzel bir ekiple çalışıyorum. Oyunda ‘küresel ısınmanın önüne nasıl geçebiliriz?’ sorusuna yanıt arıyoruz. Kısacası doğa sevgisini, doğal hayatı korumayı anlatıyoruz. Çocuk oyunlarını 500 çocuk izliyor. Bu oyun 100 kez oynansa, 50 bin çocuk demek. Bu oyunla küresel ısınmayla mücadeleye katkıda bulunacağımıza da inanıyorum. Tiyatro belki her şeyi değiştirmez ama bazı şeylerin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Bu ümitle yola çıkıyorum. Sanat, geleceği güzelleştirmek için etkili bir savaşma aracı bence. Biz de elimizdeki bu enstrümanı en iyi şekilde kullanmaya çalışıyoruz ki çocuklar hayata dair umutlu olsun.

 

’Minik Bulut Minnak’ın öyküsü nasıl ortaya çıktı?

Eşim Nergiz, bir bulut görmüş ve fotoğrafını çekip, sosyal medyada paylaşmış. Paylaşımın altına da ‘Canım, sen büyüyünce yağmurlar yağdıracaksın’ gibi bir not düşmüş. Paylaşımı görünce ‘ne kadar güzel bir bulutmuş’ diye düşündüm önce.  Sonra arabayla giderken bir minik bulut da ben gördüm. Kendi kendime, ‘bu bir işaret olabilir mi? Bir minik bulutun öyküsü nasıl olur?’ diye düşünerek öyküyü yazdım.

 

Yazmak ne kadar zamanınızı aldı?

20 gün düşündüm, 2 günde oyunu yazdım ama tabii profesyonel yazar olmadığım için oyunun demlenme süresi 2-3 haftayı buldu. Tiyatrodaki arkadaşlarımla da teksti geliştirdik.

 

Çocuklar bu oyunla ne zaman buluşacak?

Kocaeli Şehir Tiyatrosu TIR Tiyatrosu’nda 1 Ekim’de sahnelenmeye başlayacak. Tiyatroya gelemeyen çocuklara gideceğiz. Köylere, okullara, mahallelere, ilçelere kısacası Kocaeli’nin her yerine gideceğiz. Bu beni çok heyecanlandırıyor. 17 Ekim’de de Süleyman Demirel Kültür Merkezi sahnesinde çocuklarla buluşacağız.

 

 

İSTERSEN BAŞARIRSIN

 

Çok hayal kurar mısınız?

Evet, kurarım ve hayallerimi de gerçekleştiririm. Kimi zaman hayal kırıklığı yaşasam da eninde sonunda o hayali bir şekilde hayata geçiririm. Bir insanın bir şeyi gerçekten isterse başarabileceğine inanıyorum. Başaramıyorsa yeteri kadar istemiyordur.

 

Tiyatroyla ilgili gelecek hedefiniz nedir?

Oyunculuğu bırakamam çünkü çok seviyorum ama Türk tiyatrosuna çocuk oyunları yazmak, kentimizde çocuk oyunlarının sayısını artırmak istiyorum. Çocuk tiyatrosu için black light (ışık) tekniğini öğrenmek üzere Prag’a gitmeyi düşünüyorum. Sonra devlet tiyatrolarında, şehir tiyatrolarında bu teknikle oyun çıkarmak istiyorum.

 

Tiyatronun geleceğiyle ilgili düşünceleriniz neler?

Tiyatronun geleceğini çok parlak buluyorum. Kocaeli Şehir Tiyatroları açısından bakarsak, 20 yıllık bir kurumuz biz. Oturmuş bir seyircimiz var. Kentin her kitlesini kucaklayan oyunlar yapıyoruz. Kalabalık bir oyuncu grubumuz var, aramıza her geçen gün yeni isimler, gençler katılıyor. Dizi ve sinemalarda rol almış, tanınan oyuncularımız var. İyi oyunlar yaptığımızı ve kentte karşılık bulduğumuzu düşünüyorum. Her yenilik güzel bir şeye yol açıyor hayatta. Birbirini tanıyan, dinamik bir ekibiz ve sahnede bu çok önemli. Birlikte yaşlanıyoruz, aramızdaki bağ kuvvetlendikçe yaptığımız işten daha çok zevk alıyoruz. Haliyle seyirci de oyun seyretmekten zevk alıyor.

 

Peki, sahne üzerinde unutamadığınız bir anınız var mı?

Bir oyun için sahnedeyim ve o gün de çok hastayım. Seyirci oyuna adapte olmuş, oyunun ortasına gelmişiz ve bir anda sesim tamamen gitti. Ne yaptıysam sesim çıkmadı. O an ne yapacağımı bilemedim. Bir şekilde oyun tamamlandı ama hayatımın en kötü sahne anısıydı herhalde, kabus gibiydi. O günden sonra sesime daha çok dikkat ettim. Oyundan önce ballı ıhlamur içmeye başladım. Şekerli tatlılar sesi kıstığı için yemekten kaçındım, ayrıca sahneden önce ağır yemekler de yemiyorum.

 

 

DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEYİ

 

Özel hayatınızdan bahsedelim mi? Evlilik nasıl gidiyor?

Evlilik çok güzel gidiyor benim için. Aslında bu evlendiğin kişiyle alakalı. Evlilik kabus da olabilir, dünyanın en güzel olayı da. Benim için dünyanın en güzel şeyi Nergiz ile evlenmek oldu. Eşimi çok seviyorum.

 

Nasıl tanıştınız?

Eşim, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev yapıyordu. Bir arkadaş ortamında tanıştık. Bu arkadaşlığa bir an önce son verip sevgili olmamız gerekiyordu. Ben bu durumun gerekliliğinin farkına vardım ama açılmaktan utandım. ‘Olacağı varsa ellerimiz birleşir bir şekilde’ dedim ama baktım birleşmiyor eller, açıldım (gülüyor).

 

Ne dediniz?

‘Sana karşı bir şeyler hissediyorum, uykularım kaçıyor’ dedim. O da ‘Ben de sana karşı bir şeyler hissediyorum’ deyince atladım arabaya ve Ankara’ya gittim. O gün bugündür beraberiz, inşallah ömür boyu da beraber oluruz. Evlenince, eşimi kendi tiyatromuz olan Sanat Destek Tiyatrosu’na transfer ettim. Tiyatronun yanı sıra şu an çocuk gelişimi de okuyor. İleride hayata dair şöyle bir hayalimiz var: Tüm birikimimizi bir araya getirip çocuklar için anaokulu ya da sanat eğitim merkezi açmak istiyoruz. 

 

Sanatı küçük yaşta sevdirmek en doğrusu, değil mi?

Elbette. Çocukların çok tiyatro oyunu izlemesi gerekmiyor ama iyi tiyatro oyunu izlemesi şart. Yetişkin bir seyirci, oyunu izleyip beğenmezse başka bir oyuna gelir ama çocuk, kötü bir oyun seyrederse bir daha tiyatroya gelmez. Bizim gelecekteki seyircimiz çocuklar. Çocukları tiyatrodan soğutmak da sevdirmek de bizim elimizde. Bu nedenle çocuk oyunlarında interaktif bir yöntem kullanıyorum. Onların oyuna dahil olmasını, karar vermesini sağlıyorum. Küçük oldukları için hayalleri gerçekleşmeyecek diye bir şey yok. Birçok hayal çocuklukta başlıyor, biz de o hayallere ilham veren oyunlar çıkarıyoruz. Kişisel gelişimlerine katkıda bulunalım, tutuk bireyler olmasınlar, dertlerini anlatabilsinler, özgüvenli olsunlar, açık olsunlar, duygularını söyleyebilsinler diye uğraşıyorum.

 

Çocuk oyunlarında da kötü karakter kullanıyor musunuz?

Hayır kullanmıyorum. Kötü karakter olmadığından değil. Çocukların kötüyü öğrenmelerinden ziyade sorunları çözme noktasında gelişmesi gerektiğine inanıyorum. O yüzden yazdığım çocuk oyunlarında kötü karakterler yok, zor durumlar var.

 

Son olarak tiyatro seyircisi için yeni sezon başlıyor, siz de bir oyun yönetiyorsunuz, yine çeşitli oyunlarda rolleriniz olacak. Çocuk ve yetişkin seyircinize mesajınız ne olur?

Seyircimize güzel oyunlar yapmaya çalışıyoruz. Onların düşünceleri bizler için çok önemli. Oyunlarımıza gelsinler, salonlarımızı doldursunlar, oyunlarla ilgili düşüncelerini bizimle paylaşsınlar. Yaptığımız işin tek karşılığı var, o da seyircimizi mutlu görmek. 




ETİKET :   Aytek Mete Elgün Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tiyatro

Tümü