Kendi lugatımı kendim yazdım

15:22:00 | 2017-05-09
Hatice Kocaman
Hatice Kocaman      hatice@kocaelilife.com

Kendi lugatımı kendim yazdım

Kainatı düşün… Onca şey tek başına mı çıkıverdi bir gecede? Ne-rede toz bulutları?

Ben bir böğürtlen olmak istemiştim 15’li yaşlarımda, herkes tu-haf tuhaf baktı yüzüme… Yazıyı okurken yaptığınız gibi.

Evet, evet! Ben yeşeren dalların minik böğürtleni olmak istemiş-tim…

Hayat bir kalıp öğretti sonra: ‘Her şeyin çoğu zehir, azı panzehir’.

40 yıldır konuşmadığı 4 dili, hala anadili gibi konuşabilen doğa üstü bir annenin çocuğuydum o zamanlarda. Sonra birden bire dünya değişiverdi; ışık saçan anne sevgisi, yerini sürekli düşünen bir kadına bıraktı.

Yeşeren dalları göremez oldum; güneş vardı ama sanki bizim ağaca hüzmesi bile düşmüyordu. 15 yaşında bir genç kızın annesi ile dertlerini, sevinçlerini paylaşamaması kadar acı bir şey daha olabilir miydi?

Düşündüm bulamadım, sonra karındaşımı anne belledim.

Ve sonra kendi kendine yetişen, kök salan bir ağaç olmayı seç-tim. Artık ağaç bendim ve benim dallarımda böğürtlenler açacaktı.

Kızlar, yeğenler, kardeşler, arkadaşlar… Sonrasında bunu keşfe-dince bir hümanistliğe kaptırıyor hatun kendini.

Koşulsuz, eğersiz, amasız sevmek başka bir kalp gözü açıyor ve sizi dibe çekecek kör bir kuyu. İyi ve kötü niyetleri ayırmak, ağaç sevgisi olmadan biraz zor.

Ağaç kök salarken topraklarda, dalları eğildikçe sağa sola, kay-bolma ihtimaliniz azalır çünkü. Nereye gitseniz o dalları görür, kendinize kılavuz edersiniz. Ben kendi lugatımı kendim yazdım, idrak irademi sıfırdan oluşturdum.

Bunları yaparken cinsiyeti benden ayrı, kalbi aynı bir hayratım vardı: Babam… Fakat varken hastalığı sebebi ile yok olan bir an-ne, anne ve baba kavramlarının yerini bana tam anlamıyla hatır-lattı.

Başım okşandı aşklarımın hüznü ile ama erkek kalbi babacığım, gözyaşlarımı silmeyi akıl edemedi ki… O da isterdi üzülmeyeyim ama kalbime işleyen, ruhumu temizleyecek sözler sarf edemedi ki…

★ ★ ★

Şimdi ben çok kıymetli bir ağaca sahip olan, külleriyle kendini inşaa etmiş yeni moda bir anneyim. Minik böğürtlenime yanaşır-ken neresinden tutacağımı bilemiyorum çoğu zaman.

Çünkü şu cümle çıkmıyor: “Annem de bana böyle söylemişti.’’ Oldukça zor fakat keşfetmesi cici bir yol annelik.

Kızım yeni nesil, ben yeni moda bir anne… Sevgisi içten beslen-miş ama ruhuna çok da işlenememiş bir kız çocuğuyum hala.

‘Annemi şimdi anlıyorum’ cümlesini, ancak Elis 15 yaşına gelene kadar kurabileceğim, sonrası koca bir boşluk. Ne zor!

Şimdi anneysem, anneliğe yakışan afilli cümleler kuracağım his-sederek tüm yeşeren dallarımla…

Minik böğürtlenlere öğüt;

“Nedensiz, bedenimizden, ruhumuzdan bir parça olduğunuz için seviyoruz sizi… Özü bu. Bu beraberinde neler hissettiriyor tahmin edemezsiniz.

Ağlıyorsunuz, kalbimize yumruk oturuyor; düşüyorsunuz korku-dan kulaklarımız uğulduyor; bir yeriniz kanıyor, kıyamadığımız-dan bakamıyoruz…

Size koca bir dünya açılıyor kalbimizde kalbimizle. Anahtarı ol-mayan koca bir dünya… İçinden geçip gidiyorsunuz, geçip gider-ken sevgimizi doyasıya yaşayın istiyoruz. Darlanacak kadar, kıza-cak kadar, “anne ya” diyecek kadar…

★ ★ ★

Tanrı bizi ödüllendirdi, anneyiz biz. Daha da ötesi ‘ne olursa ol-sun’ diyenleriz. Siz sağ olun da her derdi aşarız; sık sık zikredenle-riz.

Ziyadesiyle geçerken her gün, sömürünün bin bir türlüsünü ya-şayacaksınız, ‘HAYIR’ demeyi öğreteceğiz size. ‘HAYIR! Sevmiyor, istemiyor, hoşlanmıyor, kabul etmiyorum’ demeyi…

Kalbinizi yok yere kıracak bir sürü balkabağı çıkacak önünüze, onların suratına suratına ‘buna hakkınız yok’ demeyi öğreteceğiz.

Ahlaksız kimyaya sahip hürriyet düşkünlerini yok etmeyi öğrete-ceğiz. Hayatı sevme isteği, tahammül edebilme direnci aşılaya-cağız.

Her şeye göğüs germek için kalbinizi nasıl koruyacağınızı öğrete-ceğiz.

Kendi kendine dil öğrenebilen yetilere sahip anneme (ki bunun yerine stabil bir zekaya sahip olmasını tercih ederdim), onun yokluğunda ağacım olmayı kabul eden ablama, sonsuz şükranla-rımı sunuyorum.

Annesi olmaktan gurur duyduğum minik böğürtlenimin ışığı, aş-kı, yaşama sevinci olacağıma söz veriyorum…




ETİKET :  

Tümü