Kanseri bütüncül tedavi ile yenin

PAYLAŞ

Çağımızın hastalığı olarak nitelendirilen kanser, hepimizin korkulu rüyası. Erken teşhis edildiği takdirde tedavi edilebilir bir hastalık olan kanserle savaşırken, ‘bütüncül tedavi’ seçeneğini göz ardı etmemek ise hayati önem taşıyor

Röportaj: Semra ÇELİK

Hepimizin korkulu rüyası olan kanser, çağımızın hastalığı olarak nitelendiriliyor. Düzenli ve rutin kontrollerle erken teşhis edildiği takdirde büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olan kanserle savaşırken moral ve motivasyon çok önemli. Kanser cerrahisi, özellikle safra yolları kanseri alanında geliştirdiği tekniklerle tanınan ve geçtiğimiz günlerde Gölcük Rotary’nin başarılı bir organizasyonuyla ilimize gelen Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Aydın, kanser alanında adından sıkça bahsedilen bir isim. Prof. Dr. Ünal Aydın’a, kanser alanında ‘bütüncül tedavi’ yönteminin ne olduğu ve önemi konusunda merak edilenleri sorduk.

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1970’de Milas’ta doğdum. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi’ni kurdum. Bilim Üniversitesi’nde öğretim üyesiyim; ameliyatlarımı FlorenceNightıngle Hastanesi’nde gerçekleştiriyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım.

Öncelikle sormak istiyorum; hepimizin korkulu rüyası olan kanser nedir?

Vücudumuzda yaklaşık 8-10 katrilyon hücre var. Bu hücrelerin hepsi vücudumuzun işçileri ve emekçileri. Ancak vücudumuzun içindeki bir grup hücre doğar, büyür, ölür. Bu sırada sakat doğumlar, eğitimsiz hücreler söz konusu olabilir ve bunlar teknik olarak kontrolsüz bir şekilde terörize hale gelebilir. İyi niyetli, çalışkan, emekçi hücrelerin yanında bir anda terörist hücreler oluşabilir. Bu hücreler, vücudumuzun bir başka yerinde gelişir ama diğer organları da istila etmeye başlayabilir. İşte kanseri de vücudumuzdaki terörist hücreler şeklinde tanımlayabiliriz.

Prof. Dr. Ünal Aydın, kanser tedavisinde bilinçli ilerlemenin önemli olduğunu söyledi.

KANSER YENİLEBİLİR

Peki, söylendiği gibi kanser çağımızın vebası mıdır?

Kişiye kanser tanısı koyulduğu andan itibaren teknik olarak çok ciddi bir sıkıntı içerisine düşüyoruz. Hastamız da korkuyor, çevremizdeki akrabalarımız da. Bizim hayatımızı tehdit edecek ve yaşamımızı sonlandıracak diye korkuyoruz. Halbuki durum böyle değil. Kanser tanısı konulduğunda, aslında ironik bir şekilde şanslı oluyoruz. Bir de erken tanı konulmuşsa gerçek bir şekilde şanslıyız demektir çünkü tanısı konulmuş kanser, tanısı koyulmamış kansere nispeten her zaman için değerlidir. Şu anda vücudumda bir kanser olabilir, bunun tanısı konulmamış olabilir ve bu beni tehdit ediyor olabilir. O nedenle tanısı konulan kanser her zaman bir avantajdır. Bu yönüyle bakmak lazım. Kanser, mücadele edildiğinde yenilebilir bir hastalıktır. Bu nedenle kanserden korkmamalıyız.

Kanserden nasıl korunabiliriz?

Her şeyden önce çok sıhhatli ve düzgün beslenmemiz lazım. Bunun dışında doğanın bize verdiği en natürel, en sade yiyeceklerden tüketmeliyiz. Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklara dikkat ederek, uykumuzu düzenli bir şekilde alarak, sabahları en az 4-5 kilometre yürüyerek; ekstra yapay gıdalardan, radyasyondan, radyoaktif maddelerden uzak durarak kanserden korunabiliriz. Tamamen Robin Hood hayatı yaşayın demiyoruz ama günlük ritmimizi orijinal ritmimize adapte edebilmeliyiz. Sabah erken kalkıp yürüyüşe çıkmayı, akşam erken yatabilmeyi, daha çok güneş ışığıyla birlikte yaşayıp gece ışığında da istirahat edebilmeyi öğrenirsek kanserden korunmak için adımlar atıyoruz demektir. 

ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ

Güneş ışığı, bu kadar önemli mi?

Bugünkü teknolojiyle iletişim için kullandığımız aletlerin üzerimizde ne kadar kanserojen etkisi olduğu üzerine pek çok çalışma var. Diğer yandan bizim için ideal ışık, güneş ışığıdır. Güneş ışığıyla birlikte çalışıp güneş ışığı ile birlikte istirahate çekilsek acaba vücudumuz daha mı iyiye gider? Ne kadar doğal ritmimizde yaşarsak, kanserden o kadar çok korunabileceğimizi düşünüyorum.

Vücudumuzda kanser oluştuğunu anlayabilir miyiz?

Kanser çoğu zaman çok sinsi oluyor. Hayati organlarımızı tıkayıp, bu organların çalışmasını etkilemediği sürece; ciddi bir ağrıya sebep olmadığı sürece ya da ciddi bir şişkinlik ve kitle oluşturmadığı sürece kanseri kavramamız çok zor olabiliyor. Kendi hücrelerimizden oluşan bir kitle olduğu için çoğu zaman fark edemiyoruz. O nedenle kanserin geliştiğini ancak erken teşhisle anlayabiliriz. 40 yaşından sonra en kötü koşullarda 2 yılda bir, 50 yaşından sonra yılda bir kez check-up yaptırmamız kanserin erken fark edilmesi için en önemli yöntemlerden biridir. Bununla birlikte ailesel bir kanser riski taşıyorsak, o kanser türüne karşı tarama işlemlerini daha sıkı yaptırmak kanserden korunmamız ve erken tanı için önemlidir.

TEDAVİDE BÜTÜNCÜL ANLAYIŞ

Bir kanser tanısı koyulduysa kemoterapi ve ameliyat dışında ne yapılabilir?

Tamamen teslim olmayacağız. ‘Eyvah ne oluyor! Ölecek miyim?’ demeyeceğiz. Kanser tanısı konulduğu andan itibaren ilk işimiz bilinçlenmek olacak; kanseri tanımak zorundayız. Doktor olmasanız bile bununla ilgili bir ön çalışma yapmalı, vücudun nasıl çalıştığını öğrenmek zorundayız. Bütüncül tedaviyle ilgili fiziksel, farmoko kimyasal ve biyolojik tedavi seçenekleri hakkında ciddi bir öğrenme işlemi yapmalıyız. Daha sonra bütüncül olarak tedaviyi takip etmemiz ve kendimize çok iyi bir co-pilot yani danışman seçmeliyiz. Diyelim ki doktordan hastalığımla ilgili fikir aldım ve doktor ciddi, genel bir tedavi önerdi. Bu yeterli değil, tek bir fikir asla yetmez. Muhakkak başka bir hekimden de fikir almamız gerekiyor. İkinci doktordan aldığınız fikir de sizi tatmin etmiyorsa, doktor hastalığınızla ilgili iyi şeyler söylemediyse, üçüncü bir fikre baş vurmalıyız.

Bütüncül tedavi nedir?

İnsan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak bir bütündür. Bütüncül tedavi ise cerrahiden farmoko kimyasal yöntemlere, biyolojik yöntemlerden psikolojik yöntemlere kadar tüm yöntemleri kendi oranı nispetince ve her hastaya özel yaklaşımlarla kullanabildiğimiz tedavi alternatiflerinin tamamıdır. Tüm tedavi seçenek ve söylemlerinin toplu olarak hastaya en uygun yöntemle sunulma işidir. Bunu toplu olarak en uygun şekilde sunduğunuzda hasta için avantaj sağlayabilirsiniz. Her hastanın tüm ruhunu tanımayabilirsiniz, o nedenle her hastanın bir yakını olmalıdır. Biz buna hasta koçu diyoruz. Hasta koçu, hastayı çok iyi tanıyordur ve biz de bütüncül tedaviyi uygulayabilme adına hasta koçuyla iş birliği yaparak önce hastayı tanımaya çalışırız. Daha sonra yine hasta koçluğunda hastaya özgü tedavi yöntemleriyle tedavi etmeye çalışırız. 

HASTA KOÇU NE YAPMALI?

Bütüncül tedavi sürecinde hasta ve hasta koçu ne yapmalı?

Kanserle ilgili çok iyi ekiplerle tanışmaya gayret etmeliyiz. Gerek televizyonlarda gerek sosyal medyada, ‘Bir hasta şu adamın verdiği, şu ilaçla kanseri yendi’ şeklinde gürültülü haberler yapılabiliyor. İnsanlar da buna ümit bağlayabiliyor. Kanser tedavisinde ‘Ünal Hoca bir ameliyat yaptı ve iyileştirdi’ diye bir şey yoktur. Bütüncül bir anlayışı araştırsınlar. Tek kişilik tedavileri kabul etmesinler.

Bütüncül tedaviye başlanmadan önce hangi kriterler göz önünde bulunduruluyor?

Hastamızın sosyal performansını, çevresiyle olan ilişkilerini; sosyal ve entelektüel olarak hangi yaşam alanı içerisinde olduğunu; çevresinde ne türtabular ve kültürel çatışmalar bulunduğunu; sağlıkla ilgili ne kadar hurafeler içinde yaşadığını; modern tıbba ne kadar yakın olduğunu hasta koçunun ve hastamızın bilmesi gerekiyor. Hastamızın sosyoekonomik kapasitesini, tedaviyi almak için ulaşım şartlarını bilmesi lazım. Hastanın yaşını, kendisiyle ilgili açmazlarını bilmesi gerekiyor.

Bir Cevap Yazın