Kadınlar için erkeklere ithafen

16:08:02 | 2018-03-05
Hatice Kocaman
Hatice Kocaman      hatice@kocaelilife.com

Tevazu ne demekti?

İçinde yaşadığımız bu dünyada bir anlamı yok! Ama paralel evrende ‘güzel huy, alçakgönüllülük, gösterişsizlik, yalınlık’ karşılığı.


Düşünmeye zorladı bu kavram beni. Özellikle de kadın-erkek ikili ilişkilerini… Buyuralım bakalım bir kadın gözünden ‘bir kadın tevazu ile nasıl sevilmeli?’

Nefes alan her canlının, olmadı nesnelerin adını, aklını, huyunu, fıtratını, aşkını, duasını duy. Yeryüzünün yedi katmanında ne varsa; ölenler, doğanlar, henüz doğmamış olanlar, yaratılmakla ödüllendirilip unutulmuş olanlar… Kulağını kalbine koy ve hepsini dinle. Şükürlerini duy, isyanlarını duy, hüzünlerini duy.

Bir kadını tüm benliğinle sev. Ruhuna eş bir kadını; herkesi bir kenara bırak, dinle. Eğer hala bir nebze için sızlamıyorsa, kalbine oturan bir yumruk yoksa, neredeyse tüm duygularını kaybetmişsin demektir.

Bilecek ve anlayacaksın, eğer senin tanrıçan değilse o, yürü hemen. Boşa zaman harcama. Yalnızca bil ki kararın onunla bir ilgisi yok çünkü kim olduğuyla ilgili değil, ne zaman karşılıklı teslimiyet olacağıyla ilgili bu masal.

Hala mühründen çıkıp özgür olmak istiyorsan, tüm hücrelerinle bir kadını kendinin ötesinde sev.

★ ★ ★

Yapay gündemlerin ötesinde, nicelik kavramlarına yer vermeden, tartışılacak bir kırıntı bırakmadan sev. Kendi tanrıçanı bulma, yarat…

Çünkü gerçek özgürlüğün aşkına engel oluyor. Olmasın!

Diren! Neden mi?

Kimliğine eş değer canlıların anlattıklarını bırak, özgürlük ve aşk anlatıldığı gibi başka cephelerde savaşmaz, düşman değil ki onlar.

Bu düşüncelerin hepsini yak, yık, yok et.

Aşkla özgürlüğü iliştirmeyi bil. Her gökyüzünde süzülenin, telaş içinde derinlere dalanların, gökyüzündekilerin, yeraltındakilerin, su altındakilerin, açmaya yüz tutan çiçeğin övgülerini ruhuna yaz. Kulakların tıpkı Mozart’ın 000 Senfosini dinler gibi uzun uzun dinlendirsin özünü bütün yüzleriyle, bütün mevsimlerde.

Beraber fırtınalarda ve yemyeşil ormanlarda dans ederken kırılabilecek kadar cesaretli ol, izin ver varlığının yumuşak ve baş döndürücü yanlarını keşfetsin. Güçlü ve her daim yıkılmaz olmak zorunda değilsin.

Hep bilsin seni sarıp kucaklayabilir, başını okşayabilir, hatta seni koruyabilir… Sen de kollarına bırak kendini, seni tutacağından emin ol. Bundan önce binlerce kez düşmüş olsan bile ona teslim olarak teslimiyeti öğret.

Teslim olmadan, onu ölüm korkusunun ötesinde sev. Onu içindeki ‘anne adanmışlığı’ tarafından manipüle edilme korkunun ötesinde sev. Ona onun için öleceğini söyleme, onunla birlikte yaşayabileceğini söyle.

★ ★ ★

Ağaçlar dik, birlikte büyümesini seyret. İncinebilir güzelliğinde onun ne kadar güzel olduğunu söyle, kahramanı ol. Ona unutturma; ‘senin adanmışlığınla o senin tanrıçan’.

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev. Bütün yüzleriyle, bütün mevsimlerde. O seni şifalandıracak ve ikili zihnini, yarım kalbini…

O şizofreni ki senin ruhunla bedenini ayırır, seni daima dışarıya bakar kılar kendinden başka bir şeyi aramak için. Böylelikle de yaşamını değerli kılmak için. Sakın unutma yaşamı değerli kılan bu değil ki… Çünkü her zaman bir başka kadın olacak, sonunda o parlak olan da mat olana dönüşecek. Ve sen yeniden huzursuz olacaksın. Unutma, arabalar gibi kadınlar değiş tokuş edilemez. Tanrıça, arzunun son objesidir, satılamaz!

Erkeğin daha çok seçime ihtiyacı yok ki. İhtiyacı kadın… Dişil, sabırlı, şefkatli, nefes alan, köklere inen, birlikte yeryüzünü sarabileceği kadar kuvvetli bir kadın.

Sayfalarca yazılır, günlerce anlatılır dişil güç, sevgi, aşk, huzur, mabet, tanrıça… Hepsini unutsan da olur, sadece huzur ve barışı bulmak için bile.

Onunla ilk karşılaştığın bahçeye git, gökkuşağının altına git, kalbiyle birlikte hatırlanması gereken unutulmuş rüyasını bulmaya git. Birlikte tek bir ışık gibi yürüyerek dönüşü olmayan bir noktaya, yeryüzünün başlangıcına ve sonuna git.

Masalları kaldırımlara kazıyıp dünyayı, dünyanı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev. GERÇEKTEN SEV.

 




ETİKET :  

Tümü