Jan Dark’lar her zaman olacak…

Kimi gün bir kafede göz göze geldik onunla, kimi gün Yürüyüş Yolu’nda selamlaştık. Bazen salaş bir balıkçı lokantasında rastlaştık, bazen bir çay bahçesinde... Televizyon dizilerinde izlemekten de keyif aldık ama biz Aydın Sigalı’yı, en çok Şehir Tiyatroları sahnesinde görmeyi sevdik.

12:25:12 | 2017-02-01


Zeynep AkarVehbi Kılıç


Başarılı oyuncu Aydın Sigalı, 1997 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu kurulduğundan beri İzmit’te.

20’den fazla oyunda rol aldı, pek çoğunu yönetti, öğrenciler yetiştirdi, ödüllere layık görüldü.

Kariyerinde hızla yükselirken, içinde bulunduğu dizi projeleri sayesinde ünü ilimizin sınırlarını aştı.

Oyunculuğuyla seyircisini kendisine hayran bırakırken, mütevazı kişiliğiyle de küçük büyük herkesin sevgisini kazanmayı başardı.

Şimdilerde Aydın Sigalı’nın hem kariyerinde hem de özel yaşamında yeni heyecanlar var.

Kısa bir süre önce hayatını güzeller güzeli moda tasarımcısı Dinçer Yılmaz ile birleştiren ünlü oyuncu; yeni bir oyun ve televizyon dizisine de aynı anda başladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın büyük yankı yaratan yeni oyunu ‘Jan Dark’ın seyircisiyle buluştuğu gün, biz de Sigalı çiftiyle buluştuk;

Hem ‘Jan Dark’ın hem de aşklarının hikayesini kendilerinden dinledik.

 

"Jan Dark’ın anlatmak istediği ana fikrin, dünyanın bugünkü konjonktürüne tam oturduğunu hissettik. Oyun, dünyanın her bölgesindeki ezilen insanlara, ‘kalkın, silkelenin, bir duruş sergileyin’ mesajını veriyor. İçinde çok güzel laflar var."



Aydın Bey, bu akşamki prömiyer için oldukça heyecanlı olduğunuzu görüyorum, bu yüzden hemen sormak istiyorum: Kimdir Jan Dark?

Evet, son üç aydır oyunumuz için yoğun bir tempoda çalıştık ve bu akşam seyircisiyle buluşturacağız, oldukça heyecanlıyız. Jan Dark’a gelince... 1400’lü yılların başında yaşamış, Fransız kadın halk kahramanı. Yüzyıl Savaşları sürerken ve Fransa, İngiltere hakimiyeti altındayken yaşamış. 16 yaşındayken, bazı Katolik azizlerin ruhlarıyla iletişime geçtiğini ve kendisine ülkesini kurtarmak üzere bir misyon verildiğini söyleyerek, dönemine göre çok riskli bir karar almış ve evinden ayrılmış. Fransız Kralı VII. Charles ile görüşmeyi ve onu ikna etmeyi başarmış; Fransız ordusuna katılmış. Ancak, savaşlarda bir dizi zafer kazandıktan sonra İngilizlere esir düşmüş. Engizisyon mahkemesinde yargılanarak, erkek giysileri giyip savaştığı ve bir kafir olduğu gerekçesiyle, 19 yaşındayken diri diri yakılmış. İşin ilginç tarafı Jan Dark, ölümünden neredeyse 500 yıl sonra, onu ölüme gönderen kilise tarafından ‘Fransa’nın Koruyucu Azizesi’ ve ‘Orleans Bakiresi’ ilan edilmiş.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda Jan Dark’ın sahnelenmesine nasıl karar verildi?

Bernard Shaw’ın eseri olan Jan Dark, çok bilinen bir hikaye olmasına rağmen, Türk tiyatrosunda belki de hiç sahnelenmemiş bir oyun. Çünkü çok zor ve uzun bir metne sahip. Ayrıca oynanması ve rejilendirilmesi de zor bir hikaye. Bu anlamda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu olarak bir ilke daha imza atmak istedik ve Jan Dark’ı sahnelemeye karar verdik.

 

YENİ JAN DARK’LAR ÇIKACAKTIR

Peki, neden bu kadar zor bir oyun seçtiniz?

Çünkü, Jan Dark’ın anlatmak istediği ana fikrin, dünyanın bugünkü konjonktürüne tam oturduğunu hissettik. Ortadoğu ve dünyanın belli bölgelerinde yaşananların; ezilenler, ezenler ve hak iddia edenler arasındaki o çatışmanın, Jan Dark hikayesinde de çok net bir şekilde görüldüğünü fark ettik. Bu bizi etkiledi. Oyun, dünyanın her bölgesindeki ezilen insanlara, ‘kalkın, silkelenin, bir duruş sergileyin’ mesajını veriyor. İçinde çok güzel laflar var. Jan Dark’ı seçmemizin nedenlerinin başında bu geliyor.

Oyunun yönetmeni Şehir Tiyatroları’nın dışından bir isim, değil mi?

Evet, yönetmenimiz Muzaffer Aksoy Almanya’da reji eğitimi almış genç ve oldukça zeki bir yönetmen; aynı zamanda oyunun çevirmeni. Genel sanat yönetmenimiz Mehmet Çevik, kendisini Bursa’da izleyip başarılı buldu ve İzmit’e davet etti. Muzaffer Bey, oyunun konseptini çok güzel oturttu.

Nedir oyunun konsepti?

Şu anda da dünyanın her bölgesinde bir çok Jan Dark var aslında. Oluştu, oluşmak zorunda kaldı. Bu Filistin’deki bir anne de olabilir, Gezi Parkı olaylarındaki kırmızılı kadın da... Oyun, dünyada bu tür olaylar yaşandığı sürece, yeni Jan Dark’lar çıkacaktır önsezisiyle rejilendirildi ve post modern bir konseptle sahnelendi.

 

OYUNCU SINAVLA SEÇİLDİ

 

 

 

Konsept hakkında biraz daha bilgi alabilir miyiz?

Bizim oyunumuz Ortaçağ’da geçtiği halde, içinde çok iyi tanıdığımız güncel markalar da var. Olayın günümüzde geçtiği algısıyla bu markalar tercih edildi, ancak hikaye ve kostüm tasarımı olarak dönemini de yansıtıyor. Çok zor bir metin, yönetmenimiz Muzaffer Akgün ve dramaturgumuz Sevil Koç’un doğru çalışmalarıyla iyi rejilendirildi. Biz de oyuncular olarak çok keyifli bir süreç geçirdik.

Oyunda Jan Dark’ı kim oynuyor?

Ondan özellikle bahsetmek isterim...  Başrol oyuncumuz, Esra Yaşar adında çok genç ve çok başarılı bir arkadaşımız. O da Almanya’da eğitim almış. Oyunun sahnelenmesine karar verildiğinde, Jan Dark’ı oynayacak oyuncu için ülke çapında bir sınav açıldı ve sınava yaklaşık 120 kadın oyuncu katıldı. Esra, çok başarılı bir performans sergileyerek rolü hak etti. Şu anda konuk sanatçımız.

Neden, Şehir Tiyatroları bünyesinden bir oyuncu tercih edilmedi?

Çünkü tiyatromuzda devam eden pek çok oyun ve belli bir yoğunluk var. Ayrıca, yeni mezun oyuncu arkadaşlara bir alan açmak istedik. Belki içlerinden bir iki tanesini yakalarız ve onlardan buranın geleceğinde doğru yararlanabiliriz mantığıyla hareket ettik.

 

GENÇLERİN ÖNÜNÜ AÇTIK

Gördüğüm kadarıyla Jan Dark için görkemli bir dekor tasarlanmış...

Jan Dark’ın dekoru ve kostümleri, televizyondaki Kösem Sultan, Diriliş gibi dönem dizilerinin konseptini de kuran Özüdoğru Cici’ye ait. Şu anda Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinin konseptini yapıyor. İstanbul’dan geldi.

Çok zor bir metin, yönetmenimiz Muzaffer Akgün ve dramaturgumuz Sevil Koç’un doğru çalışmalarıyla iyi rejilendirildi. Biz de oyuncular olarak çok keyifli bir süreç geçirdik.


Oyunda bir de koro var...

O da ilginç oldu. Koroya hem KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun arkadaşları hem de başrol sınavında Esra’yı geçemeyen ama hemen bir tık arkasında kalan oyuncu arkadaşları aldık. Ve ben şu anda onları hayretle izliyorum. Zaman zaman oyunun bile önüne geçen bir performans sergilediler. Biz de artık orta yaşlı oyuncular olarak, gençlerin önünü açmış olduk.

 

‘PAYİTAHT ABDÜLHAMİD’ GELİYOR 

Aydın Bey, tiyatro dışında devam eden bir projeniz var mı?

Evet, çekimleri yeni başlıyor. TRT 1’de yayınlanacak olan ‘Payitaht Abdülhamit’ dizisinde rol alacağım.

Yine bir dönem dizisi...

34. Osmanlı Padişahı Sultan 2. Abdülhamid Han‘ın hayatını anlatan bir dönem dizisi. ‘Payitaht Abdülhamid’in şubat ayıında ekranda olması planlanıyor.

Sizi hangi rolde izleyeceğiz?

Gazi Osman Paşa karakterini oynayacağım. Gazi Osman Paşa, bir Plevne kahramanı. Abdülhamit’in sağ kolu denilebilecek, çok sevdiği, saygı duyduğu ve güvendiği isim. Büyük bir prodüksiyon ve İzmit’te Seka Platosu’nda çekiliyor.

 

Önceleri kaygımız vardı


Kadroda, hangi oyuncular var?
İçinde Ahmet Yaşar Özveri, Ufuk Aşar, Şafak Karaali, Nuri Karadeniz, Volkan Dinç ve benim gibi isimlerin bulunduğu, yaklaşık 25-30 kişilik bir oyuncu kadrosu var. Teknik ekiple birlikte yaklaşık 60 kişiyiz. Şöyle söyleyeyim, İzmit uzun yıllardır böyle büyük bir projeyle karşılaşmamıştı.

Siz hangi karaktere can verdiniz?
Ben, Jan Dark’ı ateşe gönderen Fransız başpiskopos Puşon karakterini oynuyorum. Oyunda bu karakteri biraz, bugün ‘dünyanın üst aklı’ dediğimiz o görünmez güce çektik ve oyunculuk biçemi olarak da oradan beslendik. Yani Puşon’un oyunda bir din adamı, bir siyasetçi ya da soylu olması önemli değil. Onu, bir karanlık güç olarak yorumladık. Provaları seyircilere açtık ve çok olumlu izlenimler aldık.

Peki, kişilerin ve dönemlerin bu kadar iç içe kurgulandığı bir oyun, seyirciye ulaşabilecek mi? Yani biz bu oyunu anlayabilecek miyiz?
Önceleri öyle bir kaygımız vardı, aslında ama işte burada devreye yönetmenin başarısı giriyor. Doğru bir konsept kurdu. Ben seyircinin çok seveceğini düşünüyorum. Tabii ki bu bir dram. Alışılagelmiş tiyatro zevklerinin biraz daha derininde, dikkatli izlenmesi gereken bir oyun... Ama bir sinema görselliği var. Özellikle seçilen görüntüler ve oyunculuk biçemi son dönemde alışık olmadığımız türden.

 
Rakamlarla tiyatromuz

Şehir Tiyatroları kurulduğu günden bu yana tam 112 farklı oyun sahneledi; 10 bin sayfadan fazla ezber yapıldı ve tahmini 1 milyon 200 bin kişi oyunlarımızı izledi…

Ayrıca, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının en başarılı projelerinden biri olan tır tiyatrosu da 9 sezonda 15 farklı oyun ve 189 temsille 100 binden fazla seyirciye ulaştı.

 

 

 

‘Seni evlendiriyorum’ dedi... Evlendim!

Dinçer Hanım, sizi tanıyabilir miyiz?

Ben, moda tasarımcısıyım. Lisede resim bölümünde okudum ve sonrasında da yüksek tahsilime devam edecektim ancak, okula kaydımı yaptıracağım gün ünlü moda tasarımcısı Cemil İpekçi ile tanıştım ve 2 gün sonra onun yanında işe başladım. Uzun yıllar, çok yoğun bir şekilde onunla birlikte çalıştım. Böylece direk tasarımcı oldum.

Sadece kıyafet mi tasarlıyordunuz?

Cemil Bey’in yanında takı da tasarlamaya başladım, çünkü kendisinin o dönem bir pırlanta firmasıyla anlaşması vardı. Hem moda tasarımcılığına devam ettim hem de bu işi öğrendim. Neticede, Cemil Bey’in ‘beni iyi taklit eden tasarımcı sensin’ dediği kişi oldum. Bir süre sonra tasarladığım elbiseleri hiç kontrol etmeden podyuma çıkarmaya başladı.

Bu arada bir de defileniz olmuş bildiğim kadarıyla...

Cemil İpekçi, 2006 yılında kendi öğrencisi olan 5 tasarımcıya, hepsinin kendi adı altında defileler düzenledi. Cemil Bey’in kumaşlarını kullanarak ‘Dilek Ağacı’ isimli bir defile yaptım ve çok beğenildi.

 

ÇAY İÇMEYE İKNA OLDUM

Aydın Sigalı ve Dinçer Hanım’ın aşkı, Sigalı’nın bu fotoğrafı görüp beğenmesiyle başlamış.

Bu arada takı tasarımları da devam ediyor muydu?

Evet, Cemil İpekçi Atölyesi ile eş zamanlı olarak Osmanlı Takı’da da çalışıyordum, çünkü aralarında böyle bir anlaşmaları vardı. Cemil Bey ile yollarımız ayrıldıktan sonra, Osmanlı Takı çatısı altında Barış Manço takılarını da tasarladım. Büyük bir koleksiyondu...

Aydın Bey ile nasıl tanıştınız?

Ben o dönem İstanbul’da büyük bir takı firmasında tasarım yapıyordum ve sektörle ilgili bir fuarda stant açmıştım. Ama fuar o kadar boştu ki canım sıkıldı ve sık yapmadığım bir şey yaparak Facebook sayfama bir fotoğraf koydum. Aradan biraz zaman geçti, arkadaşım Gökmen beni aradı ve ‘seni evlendiriyorum’ dedi.

Nasıl yani?

Gökmen Kasabalı, benim çok eskiden beri tanıdığım bir arkadaşım. Kendisi hem aktör hem dansçı hem de manken. Gökmen aynı zamanda, Aydın’ın Şehir Tiyatroları’ndan çok eski bir öğrencisiymiş. Facebook fotoğrafımı görünce Aydın’a göstermiş, o da çok beğenmiş. İnternetten Aydın’ın fotoğraflarına bakmamı, bizi tanıştıracağını söyledi. Neticede, beni Aydın Bey ile çay içmeye ikna etti.

 

 

FALINDA AŞK ÇIKTI

Hemen buluştunuz mu?

Ben çay içmeye ikna oldum ama sonra tanımadığım birisiyle buluşacak olmaktan çok çekindim. 10 kere arayıp iptal etmeye çalıştım ama olmadı. Ertesi gün üçümüz buluştuk.

Anlaşılan, buluşmadan pek pişman olmadınız...

Ben o dönem Fransız Sokağı’nda oturuyordum, hep beraber oraya gittik. Sadece çay içmek için buluşmuştuk ama birlikte akşama kadar vakit geçirdik. Aydın o gün benim hayatımdaki en önemli kişilerle tanıştı ve onların onayını aldı. Üstelik, evleneceğimiz, o gün bakılan bir falda çıktı.
Stant açtığım fuarda canım sıkılınca, Facebook sayfama bir fotoğraf koydum. Aradan biraz zaman geçti, arkadaşım Gökmen, beni aradı ve ‘seni evlendiriyorum’ dedi.

 

Dinçer Yılmaz Sigalı’nın ‘Dilek Ağacı’ isimli defilesinden...

 

Nasıl oldu bu iş?

Aydın, yemekten sonra kahve içti, fincanı kapattı. Benim abla gibi sevdiğim ve aynı zamanda bulunduğumuz mekanın sahibi olan Güzide Abla, bunu görünce Aydın’ı aldı ve yine çok sevdiğimiz, fal bakan bir tanıdığımıza götürdü. Falında hayatına yeni birisinin gireceği ve her şeyin çok güzel olacağı çıkmış. Biz de falcıyı yalancı çıkarmadık. İlişkimiz devam etti ve geçtiğimiz yaz evlendik.

 

YENİ BİR MARKA GELİYOR

Uzun yıllar İstanbul’da yaşamış biri olarak İzmit’e gelirken hiç endişe etmediniz mi?

Asla endişe etmedim. Nakliye şirketini çağırdım, eşyaları yükledim ve geldim. İyi ki de geldim.

 

Dinçer Yılmaz Sigalı, uzun yıllar ünlü modacı Cemil İpekçi ile birlikte çalışmış.

 

 

Şu anda neler yapıyorsunuz?

 

Şu anda dinleniyorum ve yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum. Eşimle ve evimle ilgilenmemin yanı sıra yeni insanlarla tanışıyorum, yeni projeler üretiyorum. Aklımda, İzmit’te konsept bir mağaza açmak ve bunu bir dünya markası yapma fikri var.
"Aydın’ın benimle tanıştığı gün baktırdığı falda, hayatına yeni birisinin gireceği ve her şeyin çok güzel olacağı çıkmış. Biz de falıcıyı yalancı çıkarmadık. İlişkimiz devam etti ve geçtiğimiz yaz evlendik."

 

 

 

 

 

 




ETİKET :   Aydın sigalı Dinçer Sigalı Güzel Sanatlar Jan Dark KOÜ Şehir Tiyatroları

Tümü