İnsana kendini çok zengin hissettiren şehir... BELGRAD

Kısıtlı bir bütçeyle yurtdışına çıkmak, keyifli vakit geçirmek, harika yemekler yiyip sabahlara kadar eğlenmek mi istiyorsunuz... O zaman ilk tercihiniz Belgrad olmalı. Vize derdi olmadan gidebileceğiniz Belgrad’da fiyatlar o kadar ucuz ki kendinizi her an çok ama çok zengin hissediyorsunuz

14:22:09 | 2016-07-06

 

 

Haber: Sırma MUNGAN


 

selfie

Doğu ve Batı’nın kesişme noktasında yer alan Tuna ve Sava’nın, tıpkı iki sevgili gibi kavuştuğu harika şehir, Belgrad...

 

Sevgili arkadaşım Ece ile birlikte Belgrad’a gitmeye karar verdiğimizde büyük beklentilere girmeden ve vize almadan rahatça gidebileceğimiz, ucuz bir Avrupa şehri görmeyi planlıyorduk.

 

Uçaktan indikten sonra, valizlerimizi otele bırakıp önce minik bir şehir turu yaptık.

 

Otelimizi seçerken şehir merkezine yakın bir lokasyonda olmasına dikkat etmiştik.

 

Kaldığımız Queen Astoria da şehir merkezine 10 dakikalık yürüme mesafesinde, şirin bir oteldi.

 

Yemyeşil doğası, tertemiz havasıyla, geniş parkları ve caddeleriyle ilk anda bile beklentilerimizin üstünde olduğunu anladık, şehrin.

 

Muhteşem gezilecek yerler var, şahane müzeler gördük anlamında olmasa da şehrin ruhu bize bunu hissettirmeyi başardı.


 

EN TURİSTİK BÖLGE

 

İlk durağımız, otelimizden yaklaşık 15 dakika yürüyerek ulaştığımız Kalemegdan oldu.

 

Türkçe kökenli adından da anlayabileceğiniz üzere, Kale Meydan ismi Osmanlı döneminde verilmiş ama zamanla Sırpça’ya daha yakın bir hale gelmiş.

 

Şehrin en turistik bölgesi burası...

 

Belgrad Kalesi’ni görebileceğiniz, tepeden şehrin muhteşem manzarasını seyredebileceğiniz, yemyeşil doğanın içinde Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktayı izleyebileceğiniz bir yer.

 

Burada bayağı bir vakit geçirdik... Kalenin etrafını gezip, bol bol fotoğraf çektik.

 

Karnımız acıkmaya başladığında ise yavaş yavaş şehir merkezine doğru yürümeye başladık ve 5 dakika içinde kendimizi Knez Mihajlova Caddesi’nde bulduk.

 

 

 

cad

 

AYNI İSTİKLAL CADDESİ!

 

Burası Belgrad’ın en popüler caddesi.

 

Yurtdışında gördüğümüz her yeri Türkiye’de bir yere benzetmeden geçemeyeceğimiz için caddeyi görünce ilk tepkimiz ”Aa, burası bildiğimiz İstiklal Caddesi” demek oldu.

 

Türlü türlü mağazalar, pasaj restoranlar ve sanat galeriyle dolu caddeyi güzelce turladık.

 

İlk işimiz döviz bürosuna uğramak oldu, yanımızdaki Euro’ları RSD’ye dönüştürdük,

 

Ülkede kullanılan para birimi, Sırp Dinarı (RSD).

 

Ortalama 1 Euro 120 RSD’ye denk gelmekte.

 

1 Euro’yu 3 TL olarak düşünürsek, 1 TL 40 RSD.

 

3 gün boyunca fiyatları 40’a bölerek, bir Avrupa şehrinde olduğumuz için her seferinde fiyatlar karşısında hayrete düştük.

 

Belgrad’da fiyatların çok ucuz olmasından kaynaklı olarak da yeme içme konusunda resmen kendimizi kaybettik.

 

İlk günü Knez Mihajlova üzerindeki bir kafede atıştırmayla geçirsek de sonraki 2 akşam için yaptığımız seçimlerle bunu telafi ettik.


 

yemek

 

EN POPÜLER RESTORAN

 

İkinci akşam yemek için şehrin en popüler restoranı olan  Lorenzo-Kakalamba’yı seçtik.

 

İyi bir akşam yemeği için önceden rezervasyon yaptırmanız şart.

 

Dünya mutfağı ve lokal yemeklerle dolu menüden portakallı ördek, öncesinde de lokal bir çorba seçtim... İkisi de şahaneydi.

 

Yemek sonunda sipariş ettiğimiz Cokoladinasfera ise muhteşemdi.

 

Yemeklerinin dışında da dekorasyonu ve hizmetiyle Lorenzo bizden tam not aldı.

 

Üçüncü ve son gün, otelimizden çıkıp yürüyerek önce şehri gezdik; Belgrad’ın küçük bir şehir olması sebebiyle yürüyerek rahatça dolaşabildik.

 

Ara sokaklarda gezerken 90’lı yılların ruhunu hissettik... Bol bol fotoğraf çektirip hediyelik alışverişlerimizi yaptıktan sonra şehrin en güzel bölgesi olan Zemun’a geçtik.


 

KENDİMİZİ ZENGİN HİSSETTİK

 

Tuna Nehri boyunca kurulu olan bu kasaba gün batımını izleyebileceğiniz, nehir kenarında yürüyüş yapabileceğiniz bir yer.

 

Nehir kenarındaki balık restoranları arasından tercihimiz, ‘Saran’ oldu.

 

Ne sipariş versek diye düşünüp, mekanla ilgili internette araştırma yaparken, Vedat Milör’ün de geldiğini ve burayı test ettiğini görünce onun tavsiyelerine uymaya karar verdik.

 

Nehir balıklarından balık çorbası, ana yemek olarak mürekkep balığı, tuna balığı ve Jumbo karides; yanında yine Vedat Milör’ün tavsiyesine uyarak sauvignon blanc sipariş ettik.

 

Yemekler, ambiyans ve hizmetin çok iyi olmasının yanında, iki kişi  150 TL gibi komik bir hesap ödedik.

 

Dediğim gibi Belgrad’da orta sınıf Türk insanının, kendini her an çok zengin hissetmesi mümkün.


 

bel1

 

Tuna ve Sava’nın, tıpkı iki sevgili gibi kavuştuğu harika şehir, Belgrad...


 

GELELİM GECE HAYATINA

 

Belgrad hiç bitmeyen, hareketli, capcanlı gece hayatıyla Avrupa’da oldukça nam salmış durumda.

 

Uçak yolculuğumuz esnasında rastladığımız 25-35 yaş arası, 5’li 6’lı erkek erkeğe gruplardan, bunu tahmin etmiştik.

 

Belgrad’daki iyi kulüpler, sezondan sezona farklılık gösteriyor.

 

Orada olduğumuz dönemde yazlık sezon açıldığı için biz  ilk gece Sava Nehri’nin üstünde yüzen kulüp teknelerden Freestyler’ı, ikinci gece ise Shake’n Shake’ı tercih ettik.

 

Freestyler, Shake’n Shake‘e göre daha turistik, daha piyasa bir mekan.

 

Shake’n shake ise anladığımız kadarıyla yerli halkın da tercih ettiği bir yer.

 

Gitmeden namını duyduğumuz selvi boylu sırp erkek ve kızlarına bolca rastladık burada.

 

Mekan, her defasında ayaklarının altında platform olduğunu düşündüğümüz insanlarla doluydu.

 

Sabahın ilk saatlerine kadar kulüplerde eğlenmeye devam edip, sabahın ilk saatlerinde eğlenceye parklarda devam edebiliyorsunuz Belgrad’da... Hayat 24 saat devam ediyor.

 

Büyük beklentilerle gitmememize rağmen, çok iyi vakit geçirip eğlendiğimiz, keyifli anılarla döndüğümüz bir yer oldu, Belgrad.

 

Alışveriş yapmak, müze gezmek gibi beklentilere girmeden 3-4 gün keyifli vakit geçirmek, harika yemekler yiyip sabahlara kadar eğlenmek isterseniz, vize derdi olmadan gidebileceğiniz bu şehir tam biçilmiş kaftan.


 

Kısa kısa...



    • Ulaşım için taksi çok uygun ve rahat bulunabiliyor. Gündüz tarife 1, geceleri ise tarife 2 üzerinden fiyatlandırma yapıyorlar.

 

    • Hemen hemen tüm kapalı mekanlarda sigara içilebiliyor.

 

    • Öyle bahsedildiği gibi Türkleri sevmiyor değiller... Türk olduğumuzu söylememize rağmen gayet sempatik ve yardımsever yaklaştı herkes.

 

    • Tüm restoran ve gece kulüpleri için rezervasyon yaptırmak şart.

 




ETİKET :   Belgrad

Tümü